KOMİSYON KONUŞMASI

YILMAZ HUN (Iğdır) - Kanun teklifinin 6'ncı maddesiyle azami öğrenim süresini doldurmuş son sınıf öğrencilerine ek sınav hakkıyla uygulamalı eğitimlerini tamamlama imkânı tanınmaktadır. Düzenleme eğitimi yalnızca birkaç dersle uygulamalı eğitim nedeniyle tamamlayamayan öğrencilerin mezuniyetine olanak sağlaması bakımından olumlu bir adımdır. Bununla birlikte teklif yükseköğretimde uzun süredir devam eden eğitim hakkı sorunlarını çözmek bakımından oldukça sınırlı bir kapsam taşımaktadır. Düzenleme yalnızca azami öğrenim süresini doldurmuş son sınıf öğrencilerini kapsamaktadır. Oysa Türkiye'de çok sayıda öğrenci ekonomik kriz, artan yaşam maliyetleri, barınma sorunu, yetersiz burs, kredi imkânları, çalışmak zorunda kalma, sağlık sorunları, deprem ve diğer afetler ya da ailevi nedenlerle eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalmıştır. Bu öğrencilerin önemli bir bölümü son sınıfa ulaşamadıkları için düzenlemeden yararlanamamaktadır. Bu yönüyle teklif, aynı nedenle eğitim hakkından mahrum kalan öğrenciler arasında yalnızca bulundukları sınıf esas alınarak farklı bir hukuki sonuç doğurmaktadır. Eğitim hakkı bakımından benzer durumda bulunan öğrenciler arasında bu ölçüde dar bir kapsam belirlenmesi, Anayasa’nın 10'uncu maddesindeki eşitlik ilkesi ve 42'nci maddesindeki eğitim ve öğrenim hakkı bakımından tartışmalara neden olabilecek niteliktedir. Nitekim kamuoyunda da teklifin en fazla tartışılan düzenlemelerinden biri öğrenci affına ilişkin hükümler olmuştur. Basında yer alan değerlendirmelerden düzenlemenin binlerce öğrencinin üniversiteye dönüşüne imkân sağlayacak olumlu bir adım olduğu belirtilmekle birlikte kapsamının önceki aflardan yararlanmamış olma şartı ve belli öğrenci gruplarıyla sınırlandırılmasının önemli bir eksiklik olduğu yönünde eleştiriler de dile getirilmiştir. Öte yandan maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların tamamen Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenmesi öngörülmektedir. Eğitim hakkını doğrudan etkileyen temel hususların kanunla açık ve öngörülebilir biçimde düzenlenmesi gerekirken kapsamının büyük ölçüde idari düzenlemelere bırakılması hukuki belirlilik ilkesi bakımından da değerlendirilmelidir. Bu nedenle, düzenlemenin kapsamının genişletilerek azami öğrenim süresini doldurmuş bütün öğrencileri kapsayacak şekilde yeniden ele alınması, eğitimini ekonomik, sosyal, sağlık ve afet gibi nedenlerle yarıda bırakmak zorunda kalan öğrencilerin eğitim hakkını güvence altına alacak daha kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmesi, eğitim hakkı, fırsat eşitliği ve sosyal devlet ilkesi bakımından daha uygun olacaktır Sayın Başkanım.

Teşekkür ediyorum.