| Komisyon Adı | : | MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 14 .07.2026 |
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Madde üzerinde itirazımız, yabancı uyruklu uzmanlık öğrencilerine döner sermaye ek ödemesi yapılmayacağı konusundaki düzenleme yerine Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmuş olması için de tam tersine bir düzenleme yapılarak kutsal olan emek hakkı önceliği yönünde bir düzenleme yapılmasıdır. Dili, dinî, ırkı, aidiyeti ne olursa olsun her insan nasıl ki insan hakları anlamında eşitse emek hakkı da kutsaldır, alın teri de kutsaldır, bu yönde bir düzenleme gereklidir. Bir milletvekili, aynı zamanda bir hekim olarak, bu arkadaşlarımızın bu iş kolunda ne kadar büyük bir emekle mücadele ettiğini bilen da biri olarak buradaki emeğin göz ardı edilmemesi ve daha sonra yine Anayasa Mahkemesinden dönecek bir kararın olmaması için şimdi burada bu düzenlemenin yapılması lazım.
Madde üzerindeki itirazımdan sonra kalan vaktime de hazır Millî Eğitim Komisyonu olarak bir araya gelmişken -iki grup- ücretli öğretmenler ve mülakat mağduru öğretmenlerle ilgili birkaç konuyu ifade ederek devam etmek isterim.
BAŞKAN AYŞEN GÜRCAN - Süre vermedik ama...
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Ben geneli üzerine konuşmamıştım, burada beş dakikam içerisinde bunu değerlendirmek istiyorum Başkanım.
BAŞKAN AYŞEN GÜRCAN - Peki.
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Öğretmenlerin istihdam türlerine göre bölünmesi ve iş güvencesinden yoksun bırakılması bir ülkenin eğitim sistemine yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir. Ücretli öğretmenlik uygulaması, mülakat sisteminin yarattığı liyakat kıyımı sadece öğretmenleri değil onlara emanet edilen milyonlarca öğrencinin nitelikli eğitim hakkını gasbetmektedir.
Ücretli öğretmenlerin karşılaştığı sorunlara kısa notlarla değinmek isterim: Açlık sınırının altında bir ücretlendirme var. Girdikleri ders saati başına ücret aldıklarından aylık geliri asgari ücretin bile çok altında olmaktadır. Ek ders ve hazırlık ücreti alamıyorlar, SGK primleri yarım yatıyor, iş güvencesi yok. Hiçbir iş güvencesi bulunmayan bu öğretmenler okula kadrolu bir öğretmenin atanması durumunda ertesi gün işsiz kalabilmektedir. İzin hakları yoktur. Ücretli öğretmenlerin hastalık, mazeret, doğum veya ölüm izni gibi temel insani hakları ücretli olarak karşılanmaz; hastalandıklarında veya okula gitmediklerinde hem o günkü yevmiyeleri kesilir hem de sigorta primleri kesilir. Yine mesleki itibar kayıpları var; öğretmenler odasında bir ücretli ve kadrolu ayrımı var. Veli ve öğrenci gözünde bile bu durum öğretmenin statüsünü bozmaktadır. Öğrenci-öğretmen bağının kopması; dönem ortasında bir kadrolu atama yapıldığında ücretli öğretmenin ekonomik şartlara dayanamayıp işi bıraktığında da yine öğrencilerin öğretmenleri değişmektedir. Tüm ücretli öğretmenlerin bu sorunlarını gidermek için tek tek düzeltmeler yapmak yerine hepsinin kadrolara atanması bu sorunu temelden çözecektir. Mülakat mağduru öğretmenlere gelince, mülakat mağduru öğretmenlerin istihdamda KPSS puan üstünlüğü yerine komisyonlarca gerçekleştiren sözlü sınavların belirleyici kılınması kamu vicdanında onulmaz yaralar açan mülakat mağduriyetleri kavramını doğurmuştur. Ölçme ve değerlendirme objektifliği kaybolmuş; on beş dakikada Türkiye 1'incisi veya 10'uncusu olsun, mülakatta komisyon üyelerince tamamen kişisel takdirlerle verilen düşük puanlar yüzünden kontenjan dışı kalabilmekteler. Bölgesel ve komisyonlar arası puan uçurumları var, mülakat komisyonları arasında bir standart ölçme durumu yok. Yine, denetlenme sorunu var, sözlü sınavlarda kamera kaydı ve ses kaydı uygulaması genel bir standart hâline getirilmediğinden itiraz süreçleri de işlevsiz kalmaktadır. Hukuki ve sistemsel çelişkiler var. Yargı kararları ya gecikiyor ya uygulanamıyor. Kazanılan davalara rağmen idare tarafından yeni mülakat düzenlenerek adaylar tekrar elenebilmektedir. Güvenlik soruşturması ve mülakat karmaşası var. Bazı adayların mülakatlarda elenme sebebi haklarında kesinleşmiş hiçbir yargı kararı olmamasına rağmen istihbari bilgilere dayandırılmaktadır. Gelecek kaygısı ve travma; yıllarını üniversite eğitimine, KPSS hazırlığına veren bir gencin hakkıyla kazandığı puanın masabaşında elinden alınması gençlerde ağır bir psikolojik travma, çaresizlik ve depresyon doğurmaktadır. Mülakat sistemi toplumda "Dayısı olan atanır." ve torpil, kayırmacılık algısını pekiştirmekte, liyakate dayalı bir kamu personel rejimine ve devlete duyulan güveni kökünden sarsmaktadır.
Mülakat mağdurlarının acil talepleri şunlardır: Öğretmen atamalarında mülakat, sözlü sınav sisteminin yasal bir düzenlemeyle derhâl ve tamamen kaldırılması, atamalarının yalnızca merkezi KPSS puan üstünlüğüne göre yapılması, mülakatlarda komisyon üyelerinin alan uzmanlarından oluşması, ses ve görüntülerin kayıt altına alınması, geçmiş mülakatlarda KPSS'de derece yapıp elenen adayların dosyalarının bağımsız bir kurul tarafından yeniden incelenip mağduriyetlerinin giderilmesi.
Teşekkür ediyorum.