KOMİSYON KONUŞMASI

ERHAN USTA (Samsun) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tabii, şimdi önemli bir konu bu. Ben de 3 tane ihdasa ilişkin tek bir şeyde düşüncelerimi ifade etmek istiyorum. Etki analizinin olmaması tabii çok kabul edilebilir bir şey değil. Bu kadar önemli bir meselede bunun etki analizi derken de sadece mali boyutu, bize olan maliyeti değil de onun dışındaki unsurlarıyla birlikte bir en azından neyle karşılaşacağımız konusunun söylenmesi gerekirdi Parlamentoya.

Diğer bir husus, burada Maliye Bakanlığının temsilcisinin de mutlak surette olması gerekir yani üst düzey temsilcisinin. Bilmiyorum Maliye Bakanlığından kim var? Çünkü maliyeyle ilgili yani ciddi bir vergi kaybına uğratacak bir konuyla ilgili bir düzenleme yapıyoruz. Enerji Bakanlığı talep edebilir, Sayın Bakan Yardımcısı burada, saygıyla karşılıyoruz. Elbette onlar talep edecek ama işin diğer tarafı Maliye Bakanlığı olduğuna göre burada Maliye Bakanlığının temsilcisinin olması lazım. Niye yok temsilcisi? Maliye Bakanlığının bu konuda farklı bir düşüncesi mi var? Bunu da bizim bilmemiz gerekiyor. Bilmiyorum arkadaşlar da herhâlde merak ediyordur. Bu da önemli bir husus.

Şimdi, burada ilkesel olarak meseleye şöyle bakmamız lazım, şeyin koyduğu bir ilke var değil mi Hükûmet de koydu bunu aslında. Hemen hemen bütün siyasi partiler de söylüyoruz, diyoruz ki vergi harcamalarını en düşük seviyede tutmak. Bu birinci ilkemiz, Hükûmetin ilkesi de bu, Mehmet Şimşek'in getirdiği şeylere bakarsak ne derler kanun tekliflerinde ya da destekledikleri kanun tekliflerinde hep bunu söylüyor. Şimdi, burada tam tersi yapılıyor, vergi harcaması getiriliyor. Diğer bir husus, bana göre ikinci ilke şu olması lazım: Mevcut bir şey yapmak gerekebilir, uzun vadeli bir yatırım var burada, insanlar önünü görmek istiyor olabilir, buraya yatırım yapacak firmalar. Dünyada zaten çok fazla sayıda yok. Bunları da biliyoruz. Bunlar biraz istisnai yatırımlar, nükleerle ilgili kısım için söylüyorum. Burada çok fazla firma yok. Dolayısıyla yapılmamış, önümüzde müzakere edilen sözleşmeler için bir kısım kolaylıkların getirilmesi bir yönüyle anlaşılabilir. Niye anlaşılabilir? Yani ben bunu, kolaylığı söyleyeceğim, bunu net bir şekilde ortaya koyacağım. Bu da benim pazarlık gücümü arttıracak, işte maliyetimi düşürecek anlayışıyla hareket edebiliriz. Bunu da hani bir yönüyle makul görebiliriz. Ama mevcut sözleşme yapılmış, fiyatı bağlanmış, iş yani müzakere anlamında bitmiş, işte yatırım başlamış olan işlere onları etkileyecek, ihaleden sonrasını etkileyecek bir düzenlemenin yapılması, onlara herhangi bir vergi avantajı sağlanması konusu kabul edilebilir bir şey değil. Buradan böyle bir şeyin olmaması lazım, böyle bir şey çıkmaması lazım.

Şimdi, hem vergi gibi düşünmüyor ama örtülü sermaye de aslında vergi yani örtülü sermayedeki o limiti aşağı çekerek ne yapmış oluyoruz? Yani normalde vergiye takılan, şimdi Ruslar vergiye takılıyor, Rusları vergiye takılmaktan kurtarıyoruz, stopaja takılıyor. Yani ben bunu çok doğru bulmuyorum işin doğrusu arkadaşlar. Yani bir kamu şirketi yapıyor yatırımı, öbür bir kamu bankası da buna destek veriyor. Yani kredi olarak vereceğine bunu getirsin o kamu şirketinin sermayesi olarak bir kısım şey transferi yapsın, bunun önünde bir engel yok. Ama kredi olarak getirdiği zaman bu belli bir limitin üzerinde olması durumunda bu kurumlar vergisi mevzuatımızdan kaynaklanan örtülü sermaye giriyor. Oradan da bir yüzde 10'luk stopaj vergi alınması gerekirken şimdi biz burada bir vergi avantajı getiriyoruz. Ben bunu doğru bulmam, yapılmış bir iş, yapılmış bir sözleşme. Bakın, şimdi, bunu yeni yapacağımız yatırım için hani ilkesel anlamda yine yanlıştır belki ama hani söylerseniz o anlaşılabilir, "Ben sana her türlü şu kolaylığı getireceğim, bu kolaylığı getireceğim. Kardeşim, bana buna göre fiyat ver." diyebilirsin. Ama olmuş bitmiş bir iş için bu avantajın sağlanmasının bu anlamda doğru olduğunu düşünmüyorum.

Tabii, temel sorunumuz değerli arkadaşlar, özellikle bu kadar uzun vadeli hem yapım süresi hem de işletme süresinin çok uzun 30-40 yılları bulduğu bir yatırımda insanların aslında esas istediği şey gerçekten istikrar ve güvence.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERHAN USTA (Samsun) - Bitiriyorum Başkanım.

Yani o mülkiyet güvencesini görmek istiyor. Yarın bir gün Türkiye'nin politikaları değişirse, Türkiye yönünü daha fazla Amerika'ya dönerse Rusya diyor ki: "Benimle ilişkileri nasıl olur?" Veya şimdi Çinliler olabilir, Fransızlar olabilir. Kim neden ne anlıyor, onu bilmiyoruz. Tamam mı? Bunu görmek istiyor. Şimdi, dış politikamızda yaşanan bu zikzaklar aslında burada bir güvensizlik yaratıyor ve bize maliyet olarak dönüyor. Bakın, bu bize bir maliyet olarak dönüyor, daha pahalı almak zorunda kalıyoruz bunları yaşadığımız, yaşattığımız istikrarsızlıklardan dolayı. Dolayısıyla güveni artırıcı tedbirlerin alınması lazım, mülkiyet güvencesinin öne çıkması lazım. Dış politikamızda dengeli bir dış politikanın sürmesi lazım. O zaman bu işler daha kolay olacaktır. Yani vergi teşviklerinden ziyade aslında maliyeti düşürecek olan şey yani oradan alım maliyetlerimizi düşürecek olan şeyin bu söylediğim unsurlar olduğunu düşünüyorum. Bu çerçevede konunun değerlendirilmesi lazım. Dolayısıyla buradaki çekincelerimizi ben bu vesileyle ifade etmek istedim.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.