KOMİSYON KONUŞMASI

ERHAN USTA (Samsun) - Evet, şimdi, burada gerçekten bir teknik bilgi ihtiyacımız var. Yani nasıl bir çalışmaya istinaden böyle bir düzenleme getiriliyor? Burada pozitif mütekabiliyet diyoruz yani yapılan şey şu arkadaşlar: Biz pazarımızı daha fazla yabancılara açacağız, söylediğimiz şey bu. Niye? Çünkü biz onlara açmazsak onlar da bize yasak koyabilir gibi bir anlayıştan şey yapıyoruz ama yani nihayetinde bu pazarda işte, hangi sektörlerde nasıl varsa bu yerli üreticiler korunuyor esasında. Yerli üreticiler korunurken şimdi o korumadan, yerliyi korumadan vazgeçiyoruz.

Şimdi, dolayısıyla, bizim önümüzde herhâlde bir çalışma olması lazım. Hangi sektörlerde nasıl bir sıkıntı var, hangi sektörlerde bunlar açılacak? Öyle ya, Cumhurbaşkanına yetki veriyoruz, sektör ve ülke bazında yetki veriyoruz değil mi? Dolayısıyla, buna bakmak lazım. Yani, özetle şunu söyleyeyim, önce bu bilgiyi alalım, ondan sonra da değerlendirmemi yapacağım. Ne tür bir çalışma yapıldı, nasıl bir çalışmaya istinaden bu önümüze getirildi? Ersan Bey, sizin dediğiniz gibi olmayabilir tam tersine, içeride yani kamuya mal ve hizmet tedarik eden yerli üreticiyi korumaktan vazgeçmiş oluyoruz, onu öbür tarafta yabancıyla rekabete açıyoruz, bizimkiler de diğer taraftan ihale alsın diye bunu yapıyoruz. Yani, amacı anlayabiliyorum da bunun nasıl çalışacağına ilişkin nasıl bir çalışma yapıldı? Tersine mi çalışacak, sizin dediğiniz şekilde lehimize mi çalışacak, bunun bir etki analizi var mı bize anlatırsa arkadaşlar sonra yorumlarımızı yaparız.

Sayın Güleç, buyurun.

KAMU İHALE KURUMU BAŞKANI HAMDİ GÜLEÇ - Tekrar saygılarımı sunuyorum sayın vekillerim.

Kamuoyuna da yansıdığı üzere Avrupa Birliği bugünlerde sanayi hızlandırma yasası taslağını hazırladı ve bunu görüşe açtı kendi içinde. Bu taslağa göre Avrupa Birliği menşesi isimli bir politika aracı üretti. Buna göre, Avrupa Birliği menşeli ürünlerin Avrupa Birliğinde daha fazla kamu alımları aracılığıyla desteklenmesini istiyor fakat aynı zamanda da Avrupa Birliği ürünlerinin ya da firmalarının başka ülkelerde dezavantajlı hâle gelmesine de yaptırımlar getiriyor. Mesela, şimdi Çin'e uyguluyor bunu ciddi şekilde, bizim firmaların da bu yaptırımlarla karşılaşması yani "Ben senin ülkende bir ihaleye girersem benim firma yerli firma olmadığı için, fiyat avantajından yararlanamayacağı için kendi ülkemde Türk firmalarını devre dışı, değerlendirme dışı bırakabilirim." deme hakkına sahip bir pozisyona geçmeye çalışıyor ve geçecek. Bunu önlemenin yolu ya Dünya Ticaret Örgütünün ikili serbest ticaret anlaşmasına taraf bir ülke olmak veya gümrük birliği içinde mal dışında hizmet ve yapımları da ekleyebilmek veya Avrupa Birliği ülkeleriyle ikili uluslararası ticari anlaşmalar yapmak. Bu süreçler belli bir vakit alacağı için ileride Türk firmalarının girmiş olduğu pazarlarda sıkıntı yaşamaması için mesela İtalya'da bir ürün teklif edilecek Cumhurbaşkanlığı makamına tanınan yetkiyle şu sektörde, şu ürünler Türkiye'de Avrupa Birliği menşeli firmalarca teklif edilirse yerli firma ya da yerli ürün addedilir diye bir karar hızlıca üretme şansı olacak. Aksi durumda, şimdiden sektörleri ve ürünleri sayarsak ileride bu taslak ne şekilde tüzük ya da direktif hâline gelecek, ne şekilde uygulanabilir öngöremediğimiz için sektörleri ve ürünleri belirlemekten özellikle kaçındık ama özellikle enerji sektörü, çelik sektörü gibi şeyler veya tıbbi cihaz sektörü gibi şeyler gözüküyor. Hareket alanı sağlanırken ayırımcılık yaptığımıza ilişkin -yaptırım demeyeyim- Türk firmalarına yönelik bakış açısını ortadan kaldırmaya çalışıyoruz.

ERHAN USTA (Samsun) - Vallahi, yetki zaten...

KAMU İHALE KURUMU BAŞKANI HAMDİ GÜLEÇ - O, duruma göre. Mesela, İtalya bu işi yapıyor diyelim, bir Türk firmasına problem çıkarıyorsa sadece ben İtalya için bir tedbir alayım, tüm Avrupa Birliği üyeleri için direkt almayayım.

ERHAN USTA (Samsun) - Anladım da şimdi, böyle problem çıkartır, sorunu çözersek her biri problem çıkarmaya başlar, her birini yapmış olursun. O zaman tam bir düzenleme yapalım. Şimdi, problem çıkarana ödül verirseniz, her biri problem çıkartır.

KAMU İHALE KURUMU BAŞKANI HAMDİ GÜLEÇ - Şimdi, Avrupa Birliğinde en son direktifler 2014'te yürürlüğe girmişti Sayın Vekilim, şimdi tekrar görüşe açtılar, bu 3 tane direktifi var; klasik alımlar, sektörel alımlar ve imtiyazlar direktifi. Onu bile şimdi değiştirecek görüşü sundular yani o kadar hızlı değişiyor ki, bugünkü bakış açısıyla yeşil enerji öne çıkıyor, ona göre bir şeyler yapılıyor. Yani, bizim kanunda donuk bir şekilde, katı bir şekilde bir şeyleri belirlememiz o kadar zor hâle geldi ki, yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanına konular raporlandığında hızlı bir şekilde düzenleme yetkisi vererek mütekabiliyeti sağlamak. Ben İtalyan firmayı da Türk firması kabul edeceğim dediğimizde çözülebilecek durumda bazı şeyler, böyle bir esnek hareket sağlamak için bu yola gidildi.

ERHAN USTA (Samsun) - Şimdi, Sayın Başkanım, anlıyorum yani onlar korumacılık yaparken, aslında biz korumacılığı azaltıyoruz. Niye? Onların korumacılığına karşı kendimizi korumak için. Şimdi, bu doğru olabilir, yanlıştır demiyorum mutlaka ama bunu, aramızdaki bu tartışmayı ne çözer? Objektif yapılmış teknik bir çalışma yani şu anda, bana göre, şu andaki söylediğimiz kadarıyla söylüyorum, hani, altında bir çalışma vardı, ona istinaden söylüyorsanız onu bilmem ama benim söylediğim bir teknik çalışma yok, sadece hissiyatımı söylüyorum. Yani şimdi herkes korumacılığını artırırken biz mevcut olan korumalarımızdan vazgeçiyoruz çünkü onların bize karşı korumacı tavır içerisine girmesini engellemek için. Bu tamamen tersine de çalışabilir. Yani, artık yerlilere yaptırdığımız, kamu olarak yerlileri avantajlı kılarak verdiğimiz işlere daha fazla yabancılar gelebilir. Neyle karşılaşmış oluruz? Onlar kendi ülkelerini, kendi firmalarını korurken biz kendi pazarımızı onlara daha fazla açmış oluruz.

KAMU İHALE KURUMU BAŞKANI HAMDİ GÜLEÇ - Pozitif mütekabiliyet şartıyla yani Türk ürünü İtalya'da İtalyan ürünü sayılacaksa, ben de İtalyan ürününü Türkiye'de Türk ürünü sayacağım.

ERHAN USTA (Samsun) - Hayır, zaten şu anda şöyle çalışıyor olması lazım mekanizmanın: Zaten onlarda herhangi bir problem yok, bizim firmalarımız oraya giriyor ama onların firmaları bize gelemiyordu, gerekçeyi falan okursak o şekilde, zaten başlangıç hareket noktamız bu yoksa diğer türlü değil. Şimdi, onlar bir korumacılık eğilimi içerisine girdiler tamam mı, biz de onlara karşı ihracatçımızı koruyalım, oraya mal, hizmet satalım diye bir gayret içerisine girdik. Yani o yüzden söylüyorum yani bir kısım bununla ilgili mutlaka bunu sektörel bazda, ülke bazında çalışılmış olması lazım ve bu çalışmalara istinaden bunun yapılması lazım. Yoksa yarın bir gün işte, Sayın Cumhurbaşkanı, Ticaret Bakanı veya Enerji Bakanı bir ülkeye gidiyor, o ülkeye bahşiş vermek için hadi gelin, sizin mallarınızın şeylerini kaldırdım -Amerika'yla falan oldu ya- gibi bir noktaya gitmemesi lazım. Bunların teknik çalışmaya dayalı olması lazım yoksa diğer türlü gerçekten bu iş iki gün sonra bahşişe döner, ben size söyleyeyim, iyi ilişkilere döner, ikili ilişkilere falan dönmeye başlar, korkum o. Bu sefer de firmalarımız kaybeder.

KAMU İHALE KURUMU BAŞKANI HAMDİ GÜLEÇ - Bir şey ekleyebilir miyim? Sayın Vekilim, henüz daha Avrupa Birliği taslak aşamasında yani ortaya çıkan... Ama bunu yapmazsak Türkiye'ye karşı o taslakta bir sıkıntı çıkma riski var. Yani taslak ne şekilde direktif ya da tüzük hâline gelerek yürürlüğe konulacak şimdiden öngöremiyoruz.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Başkanım, gayet iyi anlaşıldı, Kifayetimüzakere yapabilir miyiz?

ERHAN USTA (Samsun) - Sayın Başkanım, bakın, ben Hamdi Bey'in söylediklerini anlamaya çalışıyorum, bu yetkiyi alarak yarın bir gün o düzenlemeleri yaparken Avrupa Birliğinin bizim üzerimize daha fazla gelmesini de sağlamış oluyoruz çünkü şunu diyecekler: "Siz parlamentodan yetki de aldınız kardeşim, bana karşı o zaman bu şeyleri yap, kolaylaştırmayı yap." diye daha fazla üzerimize gelecek. Yani, bakın, bu bir şey değil yani gerçekten hepimiz ülke için çalışıyoruz, bence daha dikkatli üzerinde durmak lazım, bir daha düşünmek gerekir diye düşünüyorum.

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Evet, başka söz talebi var mı? Burada Sayın Usta'nın endişelerini...

SADULLAH KISACIK (Adana) - "Kanun ve diğer kanunlar kapsamı" derken...

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Hamdi Bey, buna da bir cevap verelim.

KAMU İHALE KURUMU BAŞKANI HAMDİ GÜLEÇ - Sadece 4734 sayılı Kanun'da yok "yerli istekli" "yerli malı" gibi kavramlar. Onun dışında, işte yap-işlet-devret veya kamu-özel iş birliklerinde de bu kavramlar geçiyor ise her bir kanuna özel bir hüküm koyarak çözmek yerine genel bir konu bu çünkü Avrupa Birliği menşe kavramından çıkıyor mevzu, bu şekilde Cumhurbaşkanına bu kanun vesilesiyle de yetki tanınsın diye ifade edildi.

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Evet, teşekkür ediyorum.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 12'nci madde kabul edilmiştir.

14'üncü maddeyi müzakereye açıyorum.

Sayın Aksu...

ERSAN AKSU (Samsun) - Değerli Başkanım, Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan kaynak aktarımı uygulamasının birleştirilmesine ilişkin bir düzenleme. Özellikle 2008'de sağlık sigortası priminin dörtte 1'i nispetinde devlet katkısı verilmesi yönünde bir düzenleme getirilmiş idi. 2026 yılı Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesine de bu amaçla 1 trilyon 162 milyar TL tutarında ödenek tefrik edilmiş durumda. 2025 yılında da 888,7 milyar TL yine devlet katkısı, yine açık finansman yoluyla da 75 milyar gibi bir ödeme söz konusu olmuştu. Bu kapsamda, aynı mahiyetteki bütçeden yapılan ödeme unsurlarının teke indirilerek sadeleştirilmesi söz konusu oluyor düzenlememize. Bütçe kalemlerinin izlenebilirliği ve değerlendirme süreçlerinin yine etkinliğinin artırılması amacıyla getirdiğimiz bir düzenleme, öğleden önceki geneli üzerindeki değerlendirmelerde de yine paylaşmıştık.

Arz ediyorum.