KOMİSYON KONUŞMASI

PERİHAN KOCA (Mersin) - Herkese merhabalar.

Ben de bütün değerli hazırunu saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Kanun teklifinin geneli üzerinde görüşlerimi aktarmadan evvel Komisyonumuzun nihayet toplanmış olması üzerine birkaç hususu dile getirmek istiyorum. Öncelikle, Sayın Başkan, ülkemizde bu kadar eğitim alanıyla ilgili sorun alanımız varken eğitim hem öğrenciler hem öğretmenler hem veliler açısından gerçek manada kanayan bir yaraya dönüşmüşken Millî Eğitim Komisyonu gibi bu kadar elzem, bu kadar önemli bir komisyonun bu kadar atıl olmasını, bu kadar işlevsiz kılınmasını açıkçası ben kendi adıma asla ve asla kabul etmediğimi ifade ederek başlamak istiyorum. Çünkü Sayın Başkan, 28'inci Dönemde yani bu koca üç yıl içerisinde Komisyonumuz en son Temmuz 2024 yılında ÖMK kanunu dolayısıyla bir araya gelmiş durumda. Bakın, ben 2024 yılı sonunda bu Komisyona dâhil olan Komisyon üyelerinden birisiyim, siz de -biraz önce teyit ettirdim görevli arkadaşlara- 17 Haziran 2025 tarihinde Başkanlık koltuğuna seçilmişsiniz yani eğitim alanının sorunlarıyla ilgili ana sorumlulardan, muhataplardan bir tanesisiniz. Ancak bu kadar koca bir zaman dilimi içerisinde bu kadar önemli sorunlara yer vermek yerine göstermelik bile olsa bir toplantı dahi yapmamışsınız Sayın Başkan. Bu gerçekten inanılır gibi bir şey değil, bunu ifade etmek istiyorum. Bizler, tabii ki uzun zamandır özellikle muhalefet vekilleri olarak elbette ve ne yazık ki bu Meclisin sarayın noter makamına dönüştürüldüğünü ve Meclisin, bu yasama organının giderek işlevsizleştirildiğini biliyoruz, bunun bilincindeyiz ve ne yazık ki bunun tanıklığını yapar vaziyetteyiz. Ancak bir yasama organı bu kadar ayaklar altına düşürülemez, bunu özel olarak, altını çize çize ifade etmek istiyorum ve bunu kabul etmediğimizi özel olarak söylüyorum, tarihe de not düşmek istiyorum.

İkincisi, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz, 1.611 mülakat mağduru öğretmen ve özel sektör öğretmenleri hak ettikleri atamaların yapılması için ve taban maaş hakları için, bu hakkın bir yasal yaptırıma, bir yasal güvenceye kavuşturulması için çok uzun zamandır çok önemli ve çok yaşamsal bir mücadele dersi de veriyorlar, bir mücadele yürütüyorlar. En son biliyorsunuz, 14 Haziran tarihinde bir kez daha Ankara'ya geldiler. Kendilerine 2024 yılında yani bu Komisyonun son toplantısında sizlerin huzurunda Komisyon üyeleri tarafından çeşitli sözler verilmişti taban maaş hakkıyla ilgili. Daha sonra yapılan görüşmelerde mülakat mağdurlarına çeşitli sözler verilmişti bizzat Bakanlık temsilcileri tarafından ve bu Komisyon tarafından yani Türkiye Büyük Millet Meclisinin en önemli, eğitimle ilgili en yaşamsal komisyonu olması gereken bir komisyon tarafından. Ancak yetkililer bu sözleri yerine getirmek yerine ne yazık ki bir kez daha yine ve yeniden üç maymunu oynamayı tercih ettiler 14 Haziranda öğretmenlerimiz haklı talepleriyle buradayken ve NATO gerekçesiyle Ankara'nın göbeğinde, tüm dünyanın hatta gözleri önünde işkenceye, şiddete, zulme uğrarken ve bizler oradaydık Sayın Başkan, bizler oradaydık öğretmen arkadaşlarımızla birlikte, eğitim emekçileri olarak öğretmen arkadaşlarımızın haklı taleplerinin yanındaydık. 14 Haziranda ülkenin dört bir yanında bu talepleri haykıran öğretmen arkadaşlarımız, değerli öğretmenlerimiz Ankara'ya geldiler ve ilk andan itibaren NATO gerekçesiyle defalarca ters kelepçeye maruz kalarak işkenceye uğradılar, defalarca gözaltına alındılar ve bizler bu Komisyonun üyeleri olarak görev ve sorumluluklarımızı yerine getirmek üzere, onların sorunlarını dinlemek üzere bizzat yanlarındaydık, sokakta da yanlarındaydık ve Millî Eğitim Komisyonu üyeleri olarak defalarca çağrıda bulunduk. Makamlarınızı açmadınız, telefonlarınızı açmadınız Sayın Başkan -sizlere sesleniyorum- öğretmenleri ne yazık ki gündeminize dahi almadınız, ne yazık ki gündeminize dahi almadınız ve bu işkenceye, bu vahşete seyirci kalmayı ne yazık ki tercih ettiniz.

BAŞKAN AYŞEN GÜRCAN - Cevap hakkımız olacak.

PERİHAN KOCA (Mersin) - Komisyonun toplanması için -bu Meclisin anayasası var, "İç Tüzük" dediğimiz anayasa var- bizler bir kez daha yeter sayıda imzayla dilekçe verdik, Komisyonu olağanüstü toplantıya çağırdık, Komisyonun toplanması için bu bir zorunluluktu, bu bir hukuk gereğiydi ama siz Meclisin yasalarını, Meclisin hukukunu, Meclis İç Tüzük'ünü tanımadınız, yok saydınız. Talimatla mı, başka bir şeyle mi, biz bunu bilmek istiyoruz, açıklayın. Çünkü yapmanız gereken tek şey vardı o dilekçeden sonra, derhâl ve derhâl öğretmenlerin bu sorunlarına kulak verip, Millî Eğitim Komisyonu üyelerinin çağrısına kulak verip bu Komisyon toplantısını yapmaktı; somut, net, açık, başka bir şeyi yok ve aynı zamanda bu bir tercih değildi, bir zorunluluktu ama siz buna uymamayı ve ne yazık ki -özel olarak söyleyeyim- suç işlemeyi tercih ettiniz, siz suç işlediniz Sayın Başkan, Meclis İç Tüzük'ünü tanımayarak suç işlediniz Sayın Başkan.

BAŞKAN AYŞEN GÜRCAN - Suç duyurusunda bulunabilirsiniz, çok iyi savunacağımdan emin olabilirsiniz.

PERİHAN KOCA (Mersin) - Ama bakın, bugün çok ciddi konulardan bahsediyorum, çok ciddi bir feryattan bahsediyorum, gülerek karşılık vereceğiniz bir konudan bahsetmiyorum Sayın Başkan. Çok öfkeliyiz, çok öfkeliyiz, çok öfkeliyiz.

BAŞKAN AYŞEN GÜRCAN - Onlarla yüzleşelim kimlerle görüşmüşler.

PERİHAN KOCA (Mersin) - Aynen öyle, ona da mecbur kaldınız.

BAŞKAN AYŞEN GÜRCAN - Ne mecburiyeti?

PERİHAN KOCA (Mersin) - Mecbur kaldınız ama orada da ne yazık ki -amiyane tabirle söyleyeyim- top çevirmeye devam ettiniz.

Ama bakın, öğretmenlerimiz NATO gerekçesiyle günlerdir burada işkenceye uğramalarına rağmen illerine, yerellerine geri döndüler. Ülkenin dört bir yanında, bakın, Edirne'den Hakkâri'ye, bütün bölgelere kadar her yerde sokaklara çıktılar, seslerini duyurmaya devam ettiler ve bugün de öğretmenlerimiz bir kez daha buradalar. Bu Komisyon vesilesiyle buradalar, biraz evvel kendileriyle birlikteydik, yanlarındaydık Kezban Konukçu Vekilimizle birlikte, buraya çağrıda bulunuyorlar öğretmenlerimiz. Bakın, biz bu topraklarda öğretmenlerin, öğretmenlik mesleğinin itibarlı olduğu, değerli olduğu, kutsal sayıldığı bir coğrafyanın içerisindeyiz ama ne yazık ki siz ve sizin iktidarınız, öğretmenlik mesleğinin itibarını yerlere çalmayı bile isteye tercih ettiniz; bu bizim kabul edebileceğimiz bir durum değil. Öğretmen arkadaşlarımız şu anda bu Komisyona, bu Komisyon üyeleri başta olmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine çağrıda bulunuyorlar değerli hazırun. "Öğretmenlerin esas gündemi taban maaş hakkıdır." diyorlar. "Öğretmenlerin esas gündemi mülakat mağduriyetinin giderilmesi, atamaların yapılmasıdır." diyorlar. Aylar aylardır bunu ifade ediyorlar ve verilen sözlerin tutulmasını, Komisyonun artık sorumluluk almasını, somut adım atılmasını, buranın bir çözüm mekanizmasına dönüşmesini talep ediyorlar. Ve bakın, onca baskıya, onca şiddete, onca zulme rağmen hâlâ öğretmen arkadaşlarımız öğretmenlik mesleğini itibarlı gösteren bir yerden "Biz bunun için katkı sunmaya hazırız." diyorlar, "Her türlü katkıya hazırız, çözüm için göreve hazırız." diyorlar. Biz de öğretmen arkadaşlarımızın bu haklı mücadelelerinin, haklı taleplerinin yanlarında olduğumuzu bir kez daha burada sizlerin huzurunda ifade etmek isteriz. Öğretmenlerin özel okul patronlarının kulu kölesi yapılmasına asla ve asla müsaade etmeyeceğiz. Mülakat mağduriyetinin de sistematik bir işkence olarak devam ettirilmesine, sermaye rejiminin ihtiyaçları gereği devam ettirilmesine izin vermeyeceğiz.

Dolayısıyla bu toplantıdan yani yıllar yılıdır ilk defa toplandığı için bu toplantıdan talebimiz şudur: Buradan bu kanayan yarayla ilgili bir somut öneri, önerge, toplaşma tarihi çıkmak durumundadır. Bir öneride bulunmuyoruz, bu bir zorunluluktur, buradan artık... Eğer tabii ki sizler, bu görevi yapmak istemiyorsanız, eğitimin sorunlarıyla ilgili, öğretmenlerin sorunlarıyla ilgili gülüp geçeceğinizi zannediyorsanız, lütfen, derhâl o koltuktan -zaten hiç toplamadınız bu Komisyonu, hiç çalıştırmadınız bile- istifanızı verin.

SEDA GÖREN (İstanbul) - Ne hadsiz bir cümle bu ya!

PERİHAN KOCA (Mersin) - Hadsizlik değil, gerçekleri söylüyorum.

SEDA GÖREN (İstanbul) - Hadsizlik bu!

PERİHAN KOCA (Mersin) - Gerçekleri söylüyorum.

SEDA GÖREN (İstanbul) - Haddinizi bilin!

PERİHAN KOCA (Mersin) - Ben haddimi gayet iyi biliyorum. Siz, halka karşı ve öğretmenlere karşı haddinizi bileceksiniz, yurttaşlara karşı haddinizi bileceksiniz!

KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Had bildirme makamı değilsiniz.

PERİHAN KOCA (Mersin) - Aynen, kendinizi hak bildirme mercisi...

NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Siz de had bildirme makamı değilsiniz Hanımefendi. Kendinizde gördüğünüz hakkı başkasına burada...

KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Siyasi eleştiri yapılıyor.

PERİHAN KOCA (Mersin) - İstifa isteme makamıyız arkadaşlar biz.

NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Bu üslubu düzeltmeniz lazım. Bu üslupla bu Komisyonda konuşmanız bu Komisyonun mehabetini bozuyor.

PERİHAN KOCA (Mersin) - Öyle mi? Güzel güzel nezaket içinde konuşalım o zaman arkadaşlar, güzel güzel konuşalım, top çevirmeye devam edelim. Öğretmenler, öğretmenler...

NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Eleştirebilirsiniz ama Sayın Başkanı istifaya çağırma hakkınız yok!

PERİHAN KOCA (Mersin) - Nasıl yok? Nasıl yok? Görevini yapmayanlar istifa etsinler! Ne işi var?

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Sizinle Komisyonda muhabbet etmeye falan gelmedik!

NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Sana ne oluyor Suat Bey?

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Ben de istifaya davet edeceğim!

NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Böyle bir üslupla konuşursa bu tepkiyi gösteririz!

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Ben de bu üslupla konuşacağım, göreceksin birazdan!

PERİHAN KOCA (Mersin) - Vallaha nezaket içerisinde bir top çeviremeyeceğiz, kimse kusura bakmasın, kimse!

(Gürültüler)

PERİHAN KOCA (Mersin) - Yurttaşların haddi göreve çağırmaktır, görevi yapmıyorsanız bırakacaksınız kardeşim koltukları, bırakacaksınız!

BAŞKAN AYŞEN GÜRCAN - Arkadaşlar... Sakin olalım lütfen.

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Haddinizi bileceksiniz! Muhabbetle burada toplanmaya gelmişiz!

NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Bana had bildirme, hakkın da yok, yetkin de yok!

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Ben seninle burada muhabbete gelmedim, 1 milyon atanmayan öğretmenin hakkını savunmaya geldim, seninle muhatap olmaya gelmedim!

PERİHAN KOCA (Mersin) - Sayın Başkan, devam etmek istiyorum.

NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Eleştir ama üslubuna uygun konuşacaksın. Burada senin maraban yok Beyefendi!

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - İç Tüzük'e uygun davranacaksınız! Kafanıza göre İç Tüzük'ü uygulayamazsınız!

NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Senin maraban yok burada!

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Görürüz birazdan!

NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Sen Vekilsen ben de Vekilim! Burada Komisyon Başkanı milletvekillerinin oylarıyla seçiliyor, istifaya çağırma yetkisi kimsenin yok!

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Komisyon Başkanı bu Komisyonu İç Tüzük'e göre yönetecek, kafasına göre yönetemez!

NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Neye göre yönetiyor, sana göre mi yönetiyor? Tabii ki İç Tüzük'e göre yönetiyor.

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - İç Tüzük'e göre yönetecek, o kadar! Hiç öyle değil, yüz yıldır yanlış yapılıyor öyle mi? Bak, burada dilekçe var, dilekçe! Bak, burada dilekçe var, dilekçe, dilekçe var, öyle yok!

KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Eleştiriye bu kadar kapalı olmayın.

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Siz kendi istediğinizi yapacaksınız, muhabbetle Komisyon... Muhabbete falan gerek yok.

BAŞKAN AYŞEN GÜRCAN - Yalnız sırası gelen konuşursa daha iyi olacak.

PERİHAN KOCA (Mersin) - Sayın Başkan, sözlerime devam etmek istiyorum.

BAŞKAN AYŞEN GÜRCAN - O zaman beş dakika ara veriyorum.