KOMİSYON KONUŞMASI

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Evet, çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Öncelikle teşekkürler sunum için.

Şimdi, arkadaşlar, biz bu Komisyonda nasıl olur engellenebilir bu işler, ne yapabiliriz diye siyasetüstü düşünerek çalışıyoruz, başından beri de böyle çalıştık ama Millî Eğitim Bakanlığının değerli bürokratlarının sunumu açık söyleyeyim beni hiçbir şekilde tatmin etmedi, sizleri de etmedi biliyorum, tatmin etmedi arkadaşlar. Daha önceki sunumlar çok daha dolu doluydu, çok daha böyle bir şeyler öğreniyorduk. Şimdi, arkadaşlar bir anlamda savunma yapmaya gelmişler. Yani her şey çok güzel anlaşıldı Millî Eğitimde, kimsenin suçu yok, Ankara il Millî Eğitim Müdürümüzün dediği gibi "genetik sebepler, aile yetiştirilme tarzı ve medya" suçlu, Millî Eğitimin hiç kabahati yok, Millî Eğitimin hiç yanlışı yok, kusuru yok, eksiği yok. Doğru medyanın kabahati var, dizi meselesini burada defalarca hep ben dile getirdim, konuştuk.

Aile; tabii ki ailelerin kabahati var. Aile çocuğunu doğru düzgün yetişirse Maraş örneğindeki durum, bunlar olmaz belki de yani çocuğa sahip çıkmamış baba da anne de. Anne "Aman boşver, zeki benim oğlum, diğer çocuklarım da zekiydi, düzeldi; bu da düzelir." demiş. Millî Eğitimin de işte, rehberlik öğretmenliğiyle ilgili sıkıntısı var; rehber öğretmen yok, eksik var, olan rehber öğretmenler 32 kez, 29'unda biri görüşmüş, bir eksiklik var Millî Eğitimde, bir buton lazım, bir erken uyarı lazım, bunu yapmak gerekir ama çıkıp da eğer siz yahu Millî Eğitimde istatistikler, raporlar, şunu yaptık, TEKNOFEST'e gittik şunu yaptık derseniz, burada biz verim alamayız arkadaşlar. Amacımız üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil ki. "Sayın Bakan harıl harıl çalışıyor." dediniz. O zaman şimdi siyasetini yapayım, harıl harıl çalışıyor da Kurtuluş Savaşı'yla mücadele için mi çalışıyor? Kurtuluş Savaşı'nı çıkarttık artık "Millî Mücadele" diyeceğiz. Niye? "Biz kimden kurtulduk, Osmanlı'dan mı kurtulduk?" diyor Sayın Bakan. Hayır efendim, Osmanlı'dan değil düşman işgalinden kurtulduk biz. Düşman işgali vardı, Yunan vardı, İtalyan, Fransız vardı, onlardan kurtulduğumuz için "Kurtuluş Savaşı" diyoruz. Müfredattan bu çıkacakmış. Yahu birazcık şu cumhuriyetle uğraşmayı bırakıp da millî eğitime baksak belki daha farklı olacak. Yani ilk kez siyasi bir şey konuşuyoruz farkında mısınız arkadaşlar? İlk kez ben Komisyonda siyasi bir şey söylüyorum çünkü tatmin etmedi beni. Yani bize gelen bu sunum bizi meşgul edemedi, o yüzden de eksik kaldı, eksik duruyor. Okullar; Millî Eğitimin suçu yok. Ayser Çalık okuluna gittik. Ben Kahramanmaraş Milletvekiliyim, benim ilimdeki en iyi eğitim veren okullardan birisi, doğru. Gittik okula, Sayın Başkanım ve milletvekili arkadaşlarım, hepimiz gördük arkadaşlar. Ya o sınıf, camlar buzlanmış, ufacık sıralar, ortaokul talebesi çocuk yapılı, işte katil zanlısı gibi, sığmaz oraya, cezaevine girmiş gibi sınıfa giren, hücreye girmiş gibi. Ya öyle sınıf olur mu, camlar buzlanır mı? Kapkaranlık gibi. Böyle okulların fiziki şartlarında eksiklik yok mu? Var. Bu Millî Eğitimin kabahati arkadaşlar, Millî Eğitimin bu işleri düzeltmesi gerekiyor. Yani biraz üzüldüm.

GİZEM ÖZCAN (Muğla) - Okullarda yangın merdiveni yok.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Yangın merdiveni yok dediği gibi, yok yani okulda yangın merdiveni olmaz olur mu Allah aşkına? Yani şuna üzüldüm, sizden ben şunu bekliyordum biliyor musunuz: "Rehber öğretmen konusunda bizim eksiğimiz var, lütfen raporunuza bunu da yazın." Çocuk 32 kez rehber öğretmeniyle görüşmüş, Millî Eğitime yazı gitmiş, Millî Eğitim cevap vermiş, demiş ki "Çocuğu tekrar kazanalım." Mesela, bu yanlış arkadaşlar. 4'ten, 5'ten, 6'dan sonra -bilmiyorum sayıyı, kaçtan sonra olursa, 2'den sonra diyor vekilim- Millî Eğitime gidecek, 4'ten, 5'ten sonra Aile Bakanlığına gidecek. 9, 10'dan sonra tehlike var demek ya, eyvah, eyvah! Emniyete gitmesi gerekiyor, o çocuğun alınması gerekiyor, ailesinin alınması gerekiyor, anlatılması lazım, bu çocuğun tehlikeli olduğu saptanması lazım; psikologsa psikolog, psikiyatristse psikiyatriste gitmesi gerekiyor. Şimdi, bu bir eksiklik, bu okulun eksikliği, bu Millî Eğitim Bakanlığının eksikliği maalesef, yoksa ben Millî Eğitim Bakanlığımızı niye eleştireyim ki hepimizin çıktığı, eğitim aldığı, devlet okulunda okuduğumuz yerler. Başka eksiklikler de var yani okul müdür yardımcıları görevden alındı Maraş’ta, çokça tartışıldı. Alınma sebepleri saçma sapan. "Efendim, çocukların notunu yükselttiler, şunu yaptılar, bunu yaptılar." Öyle olmadığını hepimiz biliyoruz. Bütün okullarda öğretmenlerin müdürlerin, müdür yardımcılarının şifresini kullanarak zaman zaman düzeltmeler yaptığını biliyoruz. Özel okullarla yarışsınlar diye yapılıyor genelde bu düzeltmeler de. Özel okulda veriyor çocuğa 90'ı, 95'i; Millî Eğitimdeki başarılı çocuk 85’te kalıyor, hâlbuki başarılı; öbür çocuğun 50'sini 90-95 yapmış özel okul. Ya, o çocuk da ona yetişsin diye yapılıyor bu. Burada da bir eksiklik var mı? Var. Eğitim politikamızın yanlışı yine. Müdür yardımcıları alındı görevden. Müdür yardımcılarından dinledik, en azından Maraş’taki çocuğu tanıyorlardı. Yeni gelen müdür yardımcısı ve müdür bize diyor ki "Biz okula yeni gelmiştik, tanımıyoruz ki kimseyi bu çocuğun ne yapacağını bilmiyorduk ki. Biz çocuğun öğrenci olduğunu bilmiyorduk." Müdür yardımcısı diyor ki "Ben görünce öğrenci olduğunu düşünmedim; iri yapılı, boylu poslu bir çocuk." Öğrenci hâlbuki okulda, öğleden sonra gelmiş, sabahçı. Yani o müdür yardımcılarının değişmesi yanlıştı. Bununla ilgili sorum: Ne yaptınız? Neden değişti bunlar ve burada bir sorumluluk duyuyor mu Bakanlık? İl Millî Eğitim Müdürü görevden alındı, doğru bir şey yapıldı ama bu olay yüzünden alınmadı arkadaşlar, bir kadına attığı WhatsApp mesajları yüzünden alındı, bir öğretmene attığı.

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Ali Bey, özel şeylere girmeyelim.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Öyle oldu efendim, medyaya düştü bu, bundan dolayı alındı. İlçe Millî Eğitim Müdürü niye alınmıyor?

İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Alındı.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Başta alınmadı, sonradan alındı; okul müdürü sonradan alındı, baskı yaptık da alındı, konuştuk da alında arkadaşlar, anlattık ya "Böyle bir şey olur mu? Niye alınmıyor bunlar?" dedik de alındı. Yani burada bir eksiklik var, bu eksiklikleri görmemiz gerekiyor. Burası bir araştırma komisyonu, bir rapor yazacak, Meclise önerilerde bulunacak, işte "Silah sayısı düşürülsün. Rehberlik öğretmenleriyle ilgili şu yapılsın, bu yapılsın." gibi önerilerde bulunacağız biz sadece. Bu kapsamda benim size sorum şu olsun: Bir erken uyarı sistemi düşünülüyor mu? Yapmak gerekir mi? Nasıl yaparız? Buna ilişkin bir çalışma yapıyor musunuz?

Teşekkür ederim.