| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 14 .07.2026 |
GİZEM ÖZCAN (Muğla) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Ben de sunumlar için teşekkür ediyorum. Yalnız, öncelikle belirtmek isterim, psikososyal destek hizmetleri sunumunu dinlerken açıkçası, özellikle bu Maraş'ta yaşanılan hadiseden sonra isterdim ki şu noktada eksiklikler tespit edilmiş. buna ilişkin şöyle çözüm önerilerimiz var ya da bunları şu şekilde yapmak istiyoruz ama sanki öyle bir tablo çizdiniz ki psikososyal destek hizmetlerinde şu an Türkiye'de bütün okullarda -öyle bir his yarattı Komisyonda- her şey işliyor, her öğrenciyle bire bir görüşülüyor, bütün raporları tutuluyor, onlar aile sosyal politikaları iletiliyor, veliyle iletişime geçiliyor, veliyle iletişim bittikten sonra çözülemezse bir üst aşamaya geçiyor gibi ama oysaki karşımızda Maraş'ta yaşanan hadisede defalarca öğrenci psikososyal destek almak için görevli öğretmenle görüşmüş, hepsinin raporu tutulmuş, yetmemiş, okul müdür yardımcısı -sizin biraz önce söylediğiniz- aileyi çağırmış, aileyle görüşmüş, aile dışarıdan bunu destek aldığını ifade etmiş ve iş orada bitmiş. İşte sorun aslında bu tıkanan yerde ne olduğu? Ve bir de şu an okullarda 300 civarı öğrenciye 1 rehber öğretmen düştüğünü biz biliyoruz. Tam rakam nedir? Siz biraz önce 44.304'ü telaffuz ettiniz. Yani Bakanlık "Her 100 öğrenciye 1 rehber öğretmen düşecek, atayacağız." demişti. Bunun hayata geçeceğini ifade etmiştiniz. Bu neden olmadı, neden hayata geçirilmedi?
Bir diğer sorum: Neden okullara sosyal hizmet uzmanı ataması yapmıyorsunuz bunları değerlendirecek? Ve dediniz ki: Bütün öğretmenleri de aslında rehberlik hizmetinin bir parçası görmek lazım. Şu açıdan bakarsak, ön tespit, önleme bakımından, öğrenciyle ilk temas kuran öğretmenin onu sevk etmesi, tespit etmesi noktasında bakacaksak doğru ama burada her öğretmeni biz böyle görürüz ve o sorunun çözümünü getirecek kişidir gibi yorumlamak bilimsellikten uzaklaşmak olur özellikle vurgulamak istedim buradaki eksikliği, hani bunu şöyle algılamış olmayalım, netleşsin diye sizin söylemek istediğiniz eğer oysa, o manada söylüyorum. Rehber öğretmenin yeterli sayıda atanması lazım, sosyal hizmet uzmanlarının atanması lazım. Atamakla da yetmez, daha sonra bu öğretmen-veli ilişkisine bağlı kalmamalı çünkü öğretmen orada mekanizma olarak bir sıkıntı yaşıyor. Bir süre sonra aileyle bu süreci götürmeye başlarsa oradan bir sonuç alamıyor, bunu gördük. Bunun bir üst şekilde eğer orada aileyle de görüşülmüş, çocukla da defaatle görüşülmüş ama bir netice alamamışsa artık Bakanlık bünyesinde sistemin işlediği, işletildiği bir yapıya, mekanizmaya emanet edilmesi gerekiyor. Daha önce de ifade etmiştim çünkü çocuğun üstün yararı tam da böyle bir şey, yerine göre aileden de ailesinden de eğer ilgilenmiyorsa, ihmal edilmişlik varsa çocukta onu da korunması gereken bir sistem ve bunun kesinlikle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığıyla da entegre götürülmesi gereken bir sistem.
Bir diğeri, şimdi müdür bey bazı açıklamalar yaptı, tabii, katılmadığım çok çok nokta var hatta çoğu ama biz aslında şu soruyu sormalıyız: Yani bugün diyoruz ya, öğretmen "Velide böyle bir sorun var, veli işte okula geliyor, çocuklar böyle oluyor." diyor ama şunu sormamız gerekiyor: Biz eğitimde neyi kaybettik? Bu soruyu sormazsak aslında bu soruların gerçek bir çözüm ve sorunun köküne inme ihtimalini de yitirmiş oluruz. Biz eğitimde ne kaybettik? Yani toplumsal olarak şiddet niye arttı? Bugün sağlıkta da aynı şeyi hekime olan şiddette de görüyoruz, keza öğrenci, işte suça sürüklenen çocukta da bu rakamların arttığını görüyoruz, toplumsal şiddet seviyesinin giderek bu rakamlar, bu veriler ne yazık ki bize bunu veriyor. Her alanda şiddeti görür hâle geldik dolayısıyla aslında burada eğitim sisteminin niteliğiyle ilgili çocuklara yani ÇEDES Projesi, demek ki çocuklara sadece bunu göstermekle yetinen bir şey değil. Yani oraya gittiğinizde o manevi değeri o şekilde vermiş olmuyorsunuz öğrenciye. Böyle bir gerçeklikle karşı karşıyayız. O yüzden, daha somut, daha köklü, daha bilimselliği öne alan ve sorunun kök nedenlerini araştırıp bulan ama bütün bunların çerçevesinde entegre bir yapıyla bu sorunların ancak aşılabileceğini düşünüyorum.
Teşekkür ederim.