KOMİSYON KONUŞMASI

OKAN KONURALP (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

1 ve 26'ncı maddeler bağlamında ben de özellikle teklifin 19, 24 ve 25'inci maddeleriyle ilgili görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Toplam 30 maddelik kanun teklifinin az önce andığım maddeleri doğrudan üyesi olduğum Dijital Mecralar Komisyonunun konusudur çünkü bu teklif içinde yer alan 3 madde dijital dünya bağlamında ülke nüfusumuzun neredeyse tümünü doğrudan etkileyebilecek köklü değişikliklerin temelini atıyor. Ancak Dijital Mecralar Komisyonuna yönelik bu yetki gasbından öncelikle rahatsız olması gereken bizatihi Dijital Mecralar Komisyonunun Başkanı olmaması gerekirken sesini çıkarmıyor oluşunu kabul edilir bulmadığımı kayıtlara geçirmek isterim.

Bu bağlamda, peki, ilgili maddeler bize ne söylüyor? Maddeler öncelikle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun yani BTK'nin çok önemli yetkilerinin Siber Güvenlik Başkanlığına devredilmesi nedeniyle Türkiye'nin dijital düzenini değiştiren bir güç transferidir. Devletler kalelerini dışarıya karşı inşa ederler, sınırlarını dışarıya doğru korur ve kollarlar fakat bu düzenlemeyle yurttaşlarımızın etrafında dijital bir kale örme amacı öngörülmüş, anahtarını da yürütmeyi veriyor, bir nevi gardiyanlığını da Siber Güvenlik Başkanlığını devrediyor bu düzenleme. Güvenlik duvarı kurduğunuzu söylüyorsunuz ama duvar dışarıdan gelecek saldırılardan çok içerideki vatandaşlarımızın önüne dikiliyor. Birtakım süslü cümlelerle gerekçelendirilmeye çalışılan bu düzenleme yoluyla -ki İfade Özgürlüğü Derneği'nin de dikkat çektiği gibi- erişim engelleme, içerik denetimi, altyapı müdahalesi yetkileri piyasa düzenleyici bir kurumdan alınıp doğrudan güvenlik ve istihbarat mimarisiyle iç içe geçmiş bir yapıya devrediliyor. Örneğin, kanun teklifinde "tedbir" kavramının ne olduğu tanımlanmıyor. Müdahalenin türü ve sınırları tamamen Siber Güvenlik Başkanlığının takdirine bırakılıyor. Bu açık uçlu tanımsız yetki dijital dünyaya yönelik bir olağanüstü hâl yetkisidir. Adı ve sınır belli bir koruma tedbiri yerine idarenin içeriğini bizzat kendisinin dolduracağı keyfî bir mekanizma inşa edilmek istenmektedir. Oysaki hukuk devleti belirlilik ilkesi üzerine kurulur. Belirsiz yetki ise hukukun değil, keyfîliğin dilidir. Bu teklifle sınırı kanunla çizmek yerine, sınırı idarenin takdirine bırakıyorsunuz. Hangi dijital müdahalenin uygulanabileceğini kanunun değil, idarenin yorumunun belirleyeceği dijital bir düzen inşa ediyorsunuz.

Sayın milletvekilleri, teklifin sakıncalı bir diğer yönü de dijital dünyaya yönelik sansür uygulamasının tümüyle kanunilik sınırın dışına çıkarılması. Yine, İfade Özgürlüğü Derneği'nin değerlendirmesiyle aktarmak gerekirse bant daraltma yaptırımının bugüne kadar ki tek açık yasal dayanağı olan 60'ıncı maddenin onuncu fıkrasını doğrudan yürürlükten kaldırıyorsunuz. Bunun yerine ise türü, sınırı ve içeriği tanımsız, tedbir yetkisini içeren 60-A maddesi ikame edilerek mevcut -dar da olsa- tanımlı bir hukuki zemin ortadan kaldırılmakta, yerine idarenin içeriğini bizzat dolduracağı sınırsız bir çerçeve konulmaktadır.

Özetle, bu teklif yıllar içinde verilmiş mücadeleyle elde edilmiş cılız kazanımları dahi tehdit etmektedir yani idareye "Artık bant daraltma yaptım." demek ve bunu belirli bir fıkraya bağlamak zorunda dahi kalmadan, aynı sonucu isimsiz bir tedbir olarak üretebilmektedir. Bu modelde yargısal denetim, ifade ve haberleşme özgürlüğünün ağır bir müdahale yapılmasıyla ve telafisi güç zararlar doğurduktan sonra devreye girebilecek bir hâle dönüşüyor. Karşımızda hem kararı veren hem de o kararın niteliğini ve gerekçesini gizleme kudretini de tek elde toplayan bir kara kutu dikilmek isteniyor.

Teklifin 25'inci maddesiyle de 5651 sayılı Kanun'daki "trafik bilgisi" tanımında yer alan "port bilgisi" ifadesi kaynak ve hedef port bilgisi olarak genişletiliyor. Bu genişletme, yaş doğrulama ve hesap kimlik eşleştirme düzenlemesiyle birlikte değerlendirildiğinde ortaya şu tabloyu çıkartıyor: Kimin, hangi hesabı kullandığını değil, kullanıcının hangi dijital hizmetlere nasıl bağlantı kurduğunu da izlemeye elverişli, tam teşekküllü bir dijital gözetleme, dijital hapishane kurma girişimi... Sonuç olarak teklifi yalnızca bir yetki devri olarak değil, düzenleyici devletten güvenlik devletine, çoğulcu dijital yönetişimden merkezî dijital tahakküme geçişin yeni aşaması olarak görüyor ve reddettiğimizi ifade ediyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.