| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 14 .07.2026 |
ORHAN YEGİN (Ankara) - Şimdi "yine torba yasa, torba yasa" deniliyor, birçok eleştiri yapılıyor. "Çok kapsamlı bir kanun, şu kadar madde var, şu kadar maddeyi ilgilendiren teklifler var. Enerjiden de anlıyorsunuz maşallah Ersan Bey, postadan da anlıyorsunuz, sigortadan da..." Kardeşim, biz burada farklı konularda uzmanlığı olan veyahut da uzmanlığı olmayıp farklı konularda ihtisası olan insanlarız, her birimiz; her birimizin ayrı bir konuda bilgisi var. Toplumun sorunları var, ihtiyaçları var; kamu kurumlarının sorunları, ihtiyaçları, talepleri var; millet için beklenen çözümler var. Dolayısıyla bazen sahada geziyorsunuz; insanların, sivil toplum örgütlerinin talepleri oluyor, onları topluyorsunuz, değerlendiriyorsunuz, kamu kurumlarından gelen talepleri değerlendiriyorsunuz, bunları harmanlıyorsunuz; uzmanlarıyla, kurumlarla, sivil toplumla, hepsiyle görüşüyorsunuz ve bunu bir teklife dönüştürüp buraya getiriyorsunuz. Siz istiyorsunuz ki her bir maddeyi kod kanun gibi, temel kanun gibi görüşelim; geneli üzerinde konuşalım; bölümüne dönelim, yirmi dakika daha konuşalım, on dakika daha konuşalım. Şimdi, şu en düşük emekli aylığının artırılması maddesi; hadi bunu gelin, kod kanun olarak görüşün, temel kanun olarak teklif edin hadi. Geçen bizim verdiğimiz teklifte bir madde vardı. Orman alanlarında devlete ait rehabilitasyon merkezleri ve yaşlı bakım merkezleri açılmasıyla ilgili bir imkân açmak için zaten var olan bir maddenin içerisine sadece şu ifadeyi ekledik: "Rehabilitasyon merkezleri ve yaşlı bakım merkezleri." "Hadi gelin, bunu kod kanun olarak görüşün; hadi buyurun, temel kanun olarak görüşün." Ya arkadaşlar, Allah'ınızı severseniz yani her toplantıda "Yine bir torba kanunla karşı karşıyayız." Dolayısıyla, bu ezberleri artık bırakalım, daha güzel cümlelerle, daha böyle nitelikli cümlelerle gelelim.
Şimdi "Emek düşmanı, sermaye dostu iktidar..." Yine, aynı ezberler dönüp dönüp duruyor. Bu emek düşmanı iktidar ne yapmış 2002'de iktidara geldiğinde? 21,5 milyon çalışan varmış, istihdam varmış ülkede ve istihdam oranı yüzde 44,4'müş. Bu emek düşmanı iktidar, bugün 2026 yılında, bu istihdam sayısını 32,5 milyona, oranı da yüzde 48,5'e çıkarmış. Sizin "emek düşmanı" diye "Çalışılacak alanı, istihdam edilecek alanları artırmayan iktidar" diye eleştirdiğiniz iktidar bunu yapmış arkadaşlar. "Gelin, bu sefer sermayeden yana olmayın." Nasıl sermayeden yana olmuşuz? İşsizlik Fonu'ndan sermaye sahiplerine para... Arkadaşlar, bu İşsizlik Fonu dediğiniz Fon istihdamın fonudur. Yeri gelir istihdamı korumak için harcanır, yeri gelir istihdamın niteliğini artırmak için harcanır, yeri gelir istihdamı çeşitlendirmek için harcanır, yeri gelir istihdam ortadan kalktığında herhangi bir yerde işini kaybeden insanın gelirini belli bir süre ayakta tutmak için vardır. Bu Fon istihdamın fonudur, patronun fonu değildir, patrona peşkeş çekilen bir fon değildir. Patrona verilen, işte tekstil sektöründe 3.500 lira gibi rakamlar, imalat sanayisinde, turizmde, şimdi bugün turizmde genişletilen bu destekler orada iş yerleri kapanmasın ki istihdam olsun diye verilen desteklerdir. Dolayısıyla istihdama verilen destektir. Bizi emek düşmanı, sermaye dostu bir iktidar olarak istediğiniz kadar döndürün, döndürün, durun; çevirin, çevirin, söyleyin buna kimseyi inandıramazsınız çünkü işin gerçeği başka.
"Palyatif tedbirler" bu istihdamla ilgili verilen tedbirlere "Fondöten ekonomisi" gibi bir kavram kullanıldı ve eleştirildik. Ya, biz aktif iş gücü politikalarını desteklemiyoruz, üniversiteleri desteklemiyoruz, üreticiyi, sanayiciyi desteklemiyoruz, yatırımı desteklemiyoruz, bunlara destek ayırmıyormuşuz, sürekli günü kurtarmak için işverene palyatif desteklerle çözümler üretmeye çalışıyormuşuz. Arkadaşlar, bu ülkede ihracat yapan şehir sayısı artmış. 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan şehir sayısı AK PARTİ'den önce 5'miş, bugün 21'e çıkmış. Bu rakam 2002'de nasıl söyleniyordu biliyor musunuz? Şimdi, ben dedim ya "1 milyar doların üzerinde ihracat yapan il" diye. TİM bu rakamları 2002 yılında 100 milyon doların üzerinde ihracat yapan iller olarak veriyordu. Ben bugün bu rakamı size 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan il sayısı olarak veriyorum. İktidara geldiğinde 36 milyar dolar ihracat yapan bir ülkeyi sadece 2026 yılının ilk altı ayında 136 milyar dolar ihracat yapan bir ülke hâline getirmiş bir iktidara "Siz sanayiye destek vermediniz." "Üretime destek vermediniz." "Ona destek vermediniz." "Sadece inşaata, betona para döktünüz." diye istediğiniz kadar söyleyin, söyleyin, durun; çevirin, çevirin, durun; döndürün, döndürün, durun; arkadaşlar, inandıramazsınız çünkü rakamlar ortada, gerçekler ortada.
ADALET KAYA (Diyarbakır) - Sokağa da mı çıkmıyorsunuz? Gerçekten, insan hayret ediyor. Sokağa çıkmıyor musunuz? Alışveriş yapmıyor musunuz?
ORHAN YEGİN (Ankara) - Şimdi, eğer şehirlerinize gitseydiniz -tam onu söyleyeceğim- oralarda kurulan organize sanayi bölgelerini, ihtisas bölgelerini, teknoloji geliştirme merkezlerini, teknoloji merkezlerini, bütün bunları, bütün bunların hepsini görürdünüz ama gitmediğiniz için görmüyorsunuz. Konuşmalarınızda dinledim, aranızda epeyce oturup dizi izleyen, yabancı dizi izlemeye vakit ayıran arkadaşlar var. Tamam, izlemeyin demiyorum, eyvallah, onu da yapın ama kardeşim, biraz sahaya inin, illerinizi gezin, dolaşın; neler olmuş illerinizde, neler yapmış bu iktidar, vatandaşla, milletle, sivil toplumla, sanayiyle, çalışanla, sendikayla el ele verip neleri başarmış görün. Sabah akşam dizi izleyip durmayın.
ADALET KAYA (Diyarbakır) - Siz izliyorsunuz herhâlde.
ORHAN YEGİN (Ankara) - 2025'te şehir aydınlatmalarıyla ilgili, genel aydınlatmayla ilgili "Belediyelere Hükûmetin verdiği bu Hükûmetin karşılama işi bitecek, belediyeler artık karşılamaya başlayacak." diye bir düzenleme yapılmış. Bu arada belediyeler yüzde 10 katkı yapıyor yani bir belediye 100 lira elektrik, genel aydınlatma gideri yapıyor, 10 lirasını ödüyor, 90 lirasını devlet ödüyor ve 2025 yılında bu bitecek. Para ödemiyor ya, vara yoğa, her yere aydınlatma koyuyor. Tasarruflu aydınlatma mı, değil mi, projektör mü, led mi hiç umurunda değil, ne de olsa devlet ödüyor, hazine ödüyor, her yeri aydınlatma yapıyor. Hele, birkaç tane de -sizin adamlar bilir o işleri- tanıdık şirket varsa onlardan alıyor ürünleri doğrudan teminle, şununla bununla, her yer aydınlatma. Niye? Devlet ödüyor, kasasından para çıkmıyor. Devlet demiş ki: "Kardeşim, 2025'te bu iş bitecek." 2025'te bitmemiş, bir yıl daha uzatmış "2026'da bitecek." demiş. Şimdi, 2026'da bitecek işi 2030'a uzatıyor devlet burada, Mecliste hep beraber uzatıyoruz, bütün masrafını yine devlet karşılamaya, hazine karşılamaya devam edecek ama demiş ki: "Sizin de ödediğiniz payı artırayım. Yüzde 10'dan yüzde 30'a, 2 kat, yüzde 5 ödeyenleri de yüzde 15'e çıkarayım."
CEVDET AKAY (Karabük) - Ama 2 katta yüzde 60'a çıkıyor Vekilim, zamanı değil şuan, zamanı değil.
ORHAN YEGİN (Ankara) - "Vay efendim, belediyelerin bütçeleri kesiliyor, CHP'li belediyeler çalışamazsın, iş yapamasın diye paralarımız kesiliyor, işte, bilmem, ona para bulamadınız, buna kaynak bulamadınız. Belediyelerin bütçelerini alıp kaynak üretiyorsunuz." diye diye diye neler söyleniyor. Arkadaşlar, aydınlatmalarınızın paralarını bir parça daha fazla ödeyeceksiniz.
CEVDET AKAY (Karabük) - Ya, gelirlerinin yüzde 60'ı gidecek.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Bu eğer belediyelerinizin zoruna gidiyorsa başkanlarınıza söyleyin, belediyelerinize doldurdukları enişte, bacanak, baldız, kayın birader, çalışmadan maaş verdiği birçok adamlar var, bunların hepsini çıkarsın, iş yapanı tutsun, neyse, iş yapmayana boştan para vermesin, çıkarsın, buradaki aydınlatmaların paralarını ödesin.
CEVDET AKAY (Karabük) - Ben sayayım mi şimdi kamu kurum ve kuruluşlarını tek tek, oralara girmeyelim, zararlı çıkarsınız Vekilim.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Dolayısıyla kaynak oralarda var. Başka başka şeyler de var, basına yansıyan Uşak'taki şeyler, onun üzerinden de çok görkemli cümleler kurmak mümkün, girmeyeceğim oraya, girmeyeceğim oraya.
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Mehmet Akif Ersoylar var...
ORHAN YEGİN (Ankara) - Dolayısıyla onu söylemiş olayım.
Emekliyle ilgili meseleye gelelim. Biz "Emekli maaşı yeter, şudur, budur." demiyoruz, artırmak için, sabit gelirli kesimlerin de emeklinin de bu ülkede yaşayan herkesin de; etnik köken ayrımı yapmadan, mezhep ayrımı yapmadan, yaşam tarzı ayrımı yapmadan herkesi ülkenin vatandaşı görüp herkesin refahını artırmaya çalışıyoruz. Bunu başardık, son birkaç yıldır hem bölgesel sorunlar hem küresel sorunlar, birtakım sorunları fazlaca yaşadık, pandemiden bugüne birçok sorun oldu. Bugün biraz hassasiyet var, hayat zor, geçim zor, kabul ediyoruz ve bunu kolaylaştırmak için büyük bir mücadele veriyoruz ama yok Cumhurbaşkanı bir yere ziyarete gitmiş, orada gelen polislere, başka illerden gelen polislere, korumalara, oradaki güvenlik görevlilerine yemek ikram edilmiş, bunun rakamı 13 milyon tutmuş "Ben size emeklinin maaşını artırmanın fonunu söyleyeyim, işte, fon burada, 13 milyon burada..."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Buyurun.
ORHAN YEGİN (Ankara) - O 13 milyonun hesabına yapan, "O 13 milyon üzerinden 16,5 milyon emekliye ayda 55 milyon lira para verirdiniz." diye hesap yapan arkadaşa ben de şunu söyleyeyim: Yaptığı çok ayıp ama illa bir hesap yapacaksa otursun Muş'tan sipariş ettikleri İstanbul Büyükşehir Belediyesindeki 95 milyon liralık doğrudan teminle alınmış baklavanın hesabını yapsın. O da yetmiyorsa yine belediyelerinde imar artışlarını imar rantına dönüştürerek yaptıkları o imar artışlarından belediyenin kasasına değil kurdukları ekosisteme aktardıkları paraların hesabını yapsın. O da yetmediyse başkan yardımcılarının baklava kutularında odalarında sergiledikleri dövizlere, dolarlara, eurolara baksın. Daha daha niceleri var, kamuoyuna yansıyan çokça şey var, burada anlatıp çok kafanızda şişirmek istemiyorum. Bize yolsuzluk, bize hırsızlık, bize aymazlık yakıştırmaya çalışan kimse amacına ulaşamayacak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Teşekkür ediyorum.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Yirmi altı yıldır bu millete hizmet ediyoruz, Allah'ın izniyle hizmet etmeye de devam edeceğiz.