| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 14 .07.2026 |
TAHSİN OCAKLI (Rize) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, Komisyonumuzun değerli üyelerini, konuk heyetimizi saygıyla selamlayarak sözlerime başlayayım.
Yine aynı, yine aynı, 30 maddelik bir torba yasa geldi. İçinde emeklilik, PTT, siber güvenlik, turizm ve eğitimden yerel yönetimlere kadar bir sürü ayrı ihtisas komisyonunun görüşlerinden oluşması gereken bir teklif yine, bir torba yasa olarak önümüze geldi. Alt komisyonlarda görüşülmemesi meselesinde, aslında hem Komisyon Başkanımız hem de AKP üyeleri görüşülmesini kabul etmelerine rağmen, bunda ısrarda ne yazık ki devam ediliyor.
Değerli milletvekilleri, teklifin içeriğine bakıyorum -herkesin başı önünde, sosyal medyaya bakıyor ama Yaşar Kırkpınar Vekilim burada, Harun Mertoğlu da burada, görüyorum, Ersan Aksu da burada- önümdeki bu teklifin içinde 15'inci madde var. 15'inci madde emeklilerle ilgili, herkes konuştu, ben de onlarla ilgili biraz anlatayım. Ne oldu? Açlık sınırı ne kadar arkadaşlar? 36 bin lira. Ortalama kira bedelinin Türkiye'nin herhangi bir ilinde 25 bin liradan aşağı olabileceğini söyleyen milletvekillerimiz varsa Komisyondan ya da teklifi verenlerden bir el kaldırsın, görmek isterim, birileri görür. Şu ana kadar yok, demek ki bunda olumlandık. Yoksulluk sınırımız zaten 115 bin lira, buna da kimsenin itirazı yok. Ya, arkadaşlar, bu teklifi verirken, en düşük emekli maaşının 20 bin liradan 23.552 liraya çıkarılmasını teklif ederken yahu, vicdanınız sızlamadı mı, hiç "Dışarıdan bizi eleştirirler arkadaş." demediniz mi? yoksulluğun, enflasyonun bu kadar yüksek olduğu bir yerde yani yoksulluk sınırının 35 bin lirayı, 36 bin lirayı bulduğu bir yerde "Yahu, bu emeklilere bu para yetmez arkadaş!" diyemiyor musunuz? Buna vicdanınız yok mu ya? Diyeceğinizi biliyorum. Diyeceğiniz ne? "Kaynak yok, emeklilere kaynak yok." Şimdi, sevgili Mertoğlu da orada oturuyor, bir kaynak söyleyeyim size: Sayın Cumhurbaşkanı Rize'ye geldi. Üç günlük bayram tatili için koruma, polis memurlarına alınan iaşe bedeli 13 milyon; konaklama transferleri, onlar dâhil değil.
Başka bir şey anlatacağım size "Kaynak yok."la ilgili. Rize'de her ilde vardır bu. Hepimizin yani Türkiye'deki dolaylı vergiler yoluyla hazinenin yüzde 65'ini oluşturan vatandaşlarımızın oluşturduğu vergilerden Tarım Bakanlığı eliyle hibe kredi veren şirketler var, hibe kredi alan şirketler var. Ne kadar? 4,5 milyon dolar. Neresi için? Rize için. Bu şirketler bana dokunulmazlığımın kaldırılması için dava açan şirketler. Şimdi size soruyorum: Rize'de yaşayan 115 bin emekli için bu demin saydığım hibe krediler veya Cumhurbaşkanının koruması için harcanan giderlerin Rize'deki 115 bin emekliye ayrılması durumunda emekliye kişi başı ortalama 50-55 bin lira para verebilirdiniz. Niye vermiyorsunuz bunu? Niye bir şirketin orada su ürünleri ticareti yapabilmesi için bir vali çıkıp "Ben bunu kurduracağım, bir tane kafes kurduracağım, sonra da kaldırtacağım; size söz veriyorum." diye o köylüye teminat veriyor, ona hibe kredi temin ediyor da emekli için çalışmıyorsunuz? Buyurun, sorumu cevaplayın şimdi.
Emeklilere sizin "Bütçeden ayrılacak payımız yoktur." gibi bir gerekçe sunmanızın hiçbir anlamı yoktur. Bir şey anlatayım size: 2010 yılında -sene- 286,9 milyar lira bütçe giderleri olmuş yönetimin. Bu yıl ne olmuş değerli arkadaşlar? 18,9 trilyon olmuş. Yani ne olmuş: 66 kat artmış bütçe 2010 yılından bu yıla kadar. Peki, geliri 66 kat artırdığınız yerde -şimdi, bu emeklileri ilgilendirdiği için söylüyorum- en düşük emekli aylığındaki artış ne kadar olmuş? 26 kat. Yani emeklinin aylığından 40 katını çaldınız. Dolayısıyla, bunun adı, emeklinin yoksullaştırılmasından başka bir şey değildir arkadaşlar. Oysa, dolaylı vergi yoluyla size vergileri ödeyenler; bu, emeklidir, çalışandır, beyaz yakalıdır, vesairedir. Sizin o savunduğunuz şirketlerin gayrisafi millî hasıla içindeki payı yüzde 11. Bu yüzde 11'in içinde de maden şirketleri veya bu kredi verdiğiniz şirketlerin payı ise yüzde 1'dir. Dolayısıyla, halktan yana olmak lazım. Emeklilerin durumu içler acısı. Bunu yeniden düzenleyip, bir daha gözden geçirip hiçbirimizin utanmayacağı bir hâle getirmemiz gerekiyor. Kaynak var, Türkiye'nin kaynakları var; yeter ki tercihleri doğru kullanalım.
Evet, arkadaşlar, PTT personeli meselesi 22 ve 23'üncü maddede, rejimi yeniden düzenliyor ve idari hizmet sözleşmesine dayalı yeni bir yapı oluşturuyor. 20 binin üzerinde olan PTT çalışanlarının iş güvencesi ve kazanılmış hakları bu teklifle aslında geriye alınıyor. Yeni getirdiğiniz teklif, aslında, halkın refahını artırmıyor, çalışanların özlük haklarını ne yazık ki daraltıyor; tersine, iş güvencesini zayıflatıyor, haklarını buduyor. Devleti şirket mantığıyla yönetmek... Bir şirket, çalışanlarının iş güvencesini tanımadığında çalışanların haklarını korumak, Türkiye Büyük Millet Meclisinin güvencesi altında olmalıdır. Ama buraya gelen teklif böyle değildir.
Siber güvenlikle ilgili, yine, yetkileri genişletiliyor "Gecikmesinde sakınca bulunan hâller için tedbir almam lazım." diyerek kişisel hak ve özgürlükleri daraltması düşünülen düzenlemeler yapılması endişe vericidir. Siber Güvenlik Başkanlığının yetkilerini genişleten bu düzenleme Anayasa’nın haberleşme hürriyeti ve mülkiyet hakkı başta olmak üzere temel hak ve özgürlükleri zedeleme riski taşımaktadır. Yargı denetimini baypas ederek idareye temel hak ve özgürlükleri sınırlama yetkisi verilmesi doğru değildir. İfade özgürlüğü üzerinde sansür yetkisi oluşturan bu düzenlemenin de geri çekilmesi, yeniden değerlendirilmesi uygun olacaktır.
Turizm işletmelerine sigorta primi desteği, imalat sanayisine yönelik teşviklerin azaltılması ve sinema sektörünü yeni finans modeli gibi ekonomik desteklerin öngörüldüğü 13'üncü maddede sinema sektörüne sağlanan teşviklerin azaltılıp artırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanına yetki verilmesi de her kanunda olduğu gibi yanlışlardan bir tanesidir. Aktif siyasetin içinde yer alan Cumhurbaşkanına böyle bir yetki verilmesi siyasi tarafgirlik ilişkisiyle bu yetkinin kullanılmasının yolunu açabilir. Anayasa’nın kanun önünde eşitlik ilkesini kaldıran bu maddenin kabul edilmesi mümkün değildir. Peki, nasıl olmalıdır? Cumhurbaşkanına tanınan yetkiyle değil kanunda yazılı olan şekliyle uygulanması doğru olandır.
Yerel yönetimlerle ilgili genel aydınlatma giderlerinin -yine bu salonlarda konuşmuştuk- merkezî bütçeden karşılanması yerine elbette ki belediyelerimize yeni bir yük getirmesi belediyelerimizin elini kolunu bağlamaktan başka bir şey değildir. Bu da yine saray rejiminin kontrol mekanizmasını elinde tutmak ve güçlü tutmak için kullandığı donelerden bir tanesidir.
Eğitimle ilgili özel eğitim kurumlarında öğretmen istihdamı, sürücü belgesi uygulamaları Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda teknik değişiklikler de teklif kapsamında bulunuyor. "Millî Eğitimde mülakatı kaldırdık." diye Akademiyi kurdunuz, bu kanunu yaparken özel okulları katmadınız hesaba, şimdi de "İstihdamı bu şekilde yapacağız." diyorsunuz ama özel okul öğretmenleri sendikalarının burada günlerce yaptıkları eylemde, hak talebinde hiçbiriniz yoktunuz, gözünüz kapalıydı.
Sonuç: Birbiriyle ilgisiz çok sayıda düzenleme geldi, bu, yasamanın kalitesini düşürüyor. Personel rejimi, siber güvenlik, kamu yönetimine ilişkin önemli değişikliklerin kapsamlı müstakil kanunlar yerine torba yasa içinde getirilmesi uygun değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Tamamlayalım.
Buyurun.
TAHSİN OCAKLI (Rize) - Ekonomik düzenlemeler, enflasyon, gelir dağılımı, alım gücü gibi sorunlara kalıcı çözümler bu torba yasada da yoktur. Bu torba yasa PTT'nin personelinin statüsü, Siber Güvenlik Başkanlığının yetkileri, emekli aylığının düzenlenmesini içeren maddelerin yeniden değerlendirilmesi ve o vergilerini aldığınız yüzde 65'lik dilimine, vatandaşlarımızın vergi dilimine hitap edecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Cumhurbaşkanına subjektif ilave yetkiler vermek yerine nesnel teşvik sisteminin geliştirilmesi gerekmektedir, getirilmesi gerekmektedir.
Yeniden değerlendirileceğini düşünmüyorum ama emekliler için ne diyeceğinizi de merakla bekliyorum.
Teşekkür ediyorum.
Saygılar sunuyorum.