KOMİSYON KONUŞMASI

ADALET KAYA (Diyarbakır) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bürokratlar; herkesi saygıyla selamlıyorum.

Yine birbirinden alakasız 30 maddenin bir torbaya atıldığı ortaya karışık bir kanun teklifini görüşüyoruz. Sayenizde her kanun teklifinde farklı toplumsal kesimlerle irtibat kurma şansına da erişiyoruz. PTT çalışanlarından turizm emekçilerine, ehliyet affı bekleyenlerden yerel yönetimlere toplumun farklı ve geniş kesimleriyle irtibata geçiyor ve onların fikirlerini alıyoruz. Önümüze hazır gelen bu kanun teklifine bizim çalışmamız, bizim hazırlanmamız günler sürüyor. Ben merak ediyorum: Teklife imza atan vekiller çok sayıda uzmanlık gerektiren bu teklifler için ne kadar süre hazırlanıyorlar? Ya, bunu neden merak ediyorum? Çünkü günlerce çalışma gerektiren bu teklifler bir günde komisyona geliyor; iki, bilemediniz üç günde de Genel Kuruldan geçirerek hemen yürürlüğe alma gibi bir hızlı hareket etme derdiniz var. Bunu da merak ediyoruz yani bizim de kendimize göre bunu değerlendirdiğimiz taraflar var elbette.

Şimdi, daha önce görüştüğümüz kanun teklifinde olduğu gibi bu torbada da ülkenin içinde bulunduğu ekonomik buhran, tamtakır kuru bakır mutfaklar, açlık sınırının altında gelirleriyle hayatta kalma mücadelesi veren milyonlar yok sayılmış, bu teklifin içinde yok. Boşalan kasayı doldurmak, bunu gene yoksulun, gene emekçinin sırtına bindirmek gibi bir dert var. Meclis çalışmalarına NATO Zirvesi arası verilmeden hemen önce Genel Kurulda bütün partiler emekli maaşlarının asgari geçim sağlayacak düzeye yükseltilmesi için öneride bulunduk, iktidar bu önerilerin tamamını reddetti. Şimdi ret gerekçeleriniz ne bizi ne de yurttaşları ikna etmedi. Bu teklifte de en düşük emekli aylığını 23.500 liraya yapmayı hedefliyorsunuz. Şimdi, burada açlık sınırını, yoksulluk sınırını belirlediğiniz emekli aylığı ve asgari ücretin bunların altında kaldığını çokça anlattık ve buna dair pek çok kurumun verileri var. Hadi diyelim, siz bu araştırmaları yayınlayan kurumların verilerine güvenmiyorsunuz, olabilir, buna da "olabilir" diyelim. Ya değerli arkadaşlar, gerçekten çarşıya pazara çıkmıyor musunuz? Kira ödemiyor musunuz? Ya da eviniz varsa kiraya verip ne kadar kira talep ediyorsunuz? Ya da siz hangi dünyada yaşıyorsunuz? Şimdi, ayda 23.552 lirayla bu ülkede insanca nasıl yaşanabilir? Yani gerçekten bunu merak ediyorum. Seçim bölgemde Diyarbakır'da aylık 25 bin, 30 bin liradan aşağıya ev bulmak mümkün değil yani Diyarbakır bile böyle. Büyük metropolleri İstanbul'u, Ankara'yı İzmir'i düşünemiyorum. En düşük emekli aylığı kira ödemeye dahi yetmiyor. Şimdi, gıda, kira, enerji ve sağlık gibi emeklinin en temel harcama kalemlerindeki gerçek enflasyon resmî rakamların katbekat üzerindeyken bu sefalet ücretini kabul etmemizi nasıl bekliyorsunuz? Bu teklif yetişmeseydi yaklaşık her 3 emekliden 1'i 20 bin liranın altında maaş almaya mahkûm kalacaktı. Aslında zaten temmuz ayında yetişmeyecek yani 15'iinden sonra daha sonra ödenecek zam farkı ama yine 20 bin liranın altında maaş alacaklar, bu durum mevcut emeklilik sisteminin nasıl çöktüğünü de gösteriyor.

Bizim acilen kök ücret adaletsizliğini çözmemiz gerekiyor. Şimdi, fazla gün çalışan, yüksekten prim ödeyen ile taban sınırda çalışan ve asgari ücretten prim ödeyenin emekli maaşları arasında anlamlı bir fark kalmadı. Bu adaletsizliği gidermemiz gerekiyor en başta.

Şimdi DEM PARTİ olarak Komisyona sunduğumuz ek madde ihdası önergemizle talep ediyoruz. En düşük emekli maaşı derhâl ve gecikmeksizin en az yoksulluk sınırının yarısına yani asgari insani yaşam düzeyine eşitlenmelidir. Sadece emekliler değil, çalışanlar da benzer şekilde darboğazda. Yılda tek bir kez belirlenen asgari ücret yüksek enflasyon karşısında daha ilk aylarda tamamen eridi gitti. Bugün asgari ücretle çalışan milyonlarca yurttaş işe gidecek yol parası dahi bulamıyorlar, ayın sonunu getirmekte zorlanıyorlar, kredi kartlarının birine borçlanıp diğerinin asgarisini ödeyerek günü kurtarmaya çalışıyorlar. Şimdi, bu şartlar altında birazdan -verdik aslında ama yeniden düzenleyeceğiz- vereceğimiz önergemizi kabul etmenizi ve asgari ücretin de insanca yaşanabilecek bir düzeye yani yoksulluk sınırının en az yarısına eşitlenmesini gerekli görüyoruz.

Bir diğer konu, yine bu teklifin içerisinde olan PTT emekçilerinin hak talebi, hak mücadelesi, günlerdir eşitlik mücadelesi veriyorlar. Görüştüğümüz kanun teklifinde yer alan ilgili maddelerinin eksik olduğunu belirtiyorlar. Günlerdir bunun için açıklama yapıyorlar. Bizlere de çok sayıda e-posta gönderdiler. HABER-SEN üyesi posta emekçileri dün Amed'de Mersin'de, Adana'da, İzmir'de, Türkiye'nin dört bir yanında alanlara çıkarak haklı taleplerini haykırdılar. Şimdi, biz de onların sesi olmak istiyoruz ve bu Komisyonda onların taleplerini ifade etmek istiyoruz. Şimdi, PTT bünyesinde çalışan personelin 657 sayılı Kanun ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname güvencelerinden koparılarak "idari hizmet sözleşmesi" adı verilen esnek, güvencesiz ve ne yazık ki kölece çalışma düzenine zorlanmasını kabul etmiyorlar ve biz de bu talebi burada iletiyoruz. PTT bünyesinde tam on bir yıldır görevde yükselme sınavı açılmamış, boşalan kadrolara liyakatten uzak ne yazık ki yandaş atamalar yapılmış. Görevde yükselme sınavı derhâl açılmalıdır, böyle bir talepleri var ve atamaların liyakatle yapılmasına dair taleplerini burada yine iletelim. Başka kamu kurumlarına nakledilecek personelin kendi mezuniyetlerine uygun kadrolara objektif kriterlerle atanması sağlanmalı. Şimdi, dağıtıcı personel başka bir kuruma dağıtıcı personel olarak değil, memur olarak geçmek istiyor, bu unvanı almak istiyor. Böyle bir talepleri var, bu görülmeli, PTT'de kalmak isteyen 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye tabi personelin adil geçiş hakları ve mevcut statüleri yasal güvence altına alınmalı ve getirilmek istenilen yüzde 50'lik kontenjan sınırı ve adaletsiz öncelik kriterleri tamamen ortadan kaldırılmalıdır. İş güvencesini tamamen ortadan kaldıran, en ufak bir sarsıntıda iş sözleşmesinin feshinin önünü açan İHS Yönetmeliği'nin 108'inci maddesi kaldırılmalı, zorlu arazi şartlarında sağlığını yitiren dağıtıcıların işten atılmasına neden olan 107'nci madde derhâl değiştirilmelidir. Çalışanların sırtındaki iş yükünü artıran, onları birer robot gibi gören insanlık dışı performans sistemi derhâl sonlandırılmalıdır. İşe alım, sözleşme yenileme, mali ve disiplin işlemleri PTT Yönetim Kurulunun keyfî inisiyatifinden ve takdirinden çıkarılarak genel kamu personel rejimine ve 657 sayılı Kanun güvencesine tabi tutulmalıdır.

Şimdi, İHS'li çalışanların Emekli Sandığı, 4/C kapsamındaki hakları sonuna kadar korunmalı, mali ve sosyal hakları toplu iş sözleşmesiyle güvenceye alınmalıdır. Yani, dağıtıcı emekçilere fiili hizmet süresi zammı yani yıpranma payı ile yeşil pasaport hakkı tanınmalıdır.

Şimdi bir diğer maddeye geçmek istiyorum izninizle.

Değerli vekiller, 21'inci maddeyle yerel yönetimlerin, halkın oylarıyla seçilmiş belediyelerin genel bütçe paylarında yapılacak genel aydınlatma gideri kesinti oranlarını büyük şehirlerde yüzde 10'dan yüzde 30'a çıkararak yerel demokrasiyi ve yerel yönetimlerin bütçelerini fiilen gasbediyorsunuz. Üstelik, kanun teklifi gerekçesinde, yerel yönetimlerin yükünü hafifletmek için aydınlatma giderlerine merkezî bütçeden verilen desteğin sürdürüleceğini söyleyerek bunu yapıyorsunuz. Evet, merkezî bütçeden destek sürüyor ama yerel yönetimlerden toplanan vergi artıyor yani yerel yönetimin bir cebine destek diye verdiğinizi diğer cepten alıyorsunuz; böyle bir şey olmamalı, yerel yönetim yani yerel demokrasi açısından bu doğru değil, bunu da onaylamıyoruz.

Biz parti olarak, bu halkı sefalet ücretine mahkûm eden bütçe anlayışını, PTT emekçilerinin güvencesizleştirilmesini ve yerel yönetimlerin kaynaklarının gasbedilmesini, yine, siber sansür düzenlemesini onaylamıyoruz, onaylamayacağımızı belirteyim; halkın doğrudan bütçe hakkını, emeğin ve emekçinin onurunu savunmaya devam edeceğimizi ifade edeyim.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.