| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 14 .07.2026 |
CEVDET AKAY (Karabük) - Teşekkürler Başkanım.
Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri, çok kıymetli bürokratlar; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Söz konusu kanun teklifi 18 kanun ve 2 kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapan 30 maddeden ibaret bir torba yasa teklifi. Yine bir torba yasa teklifiyle karşı karşıyayız. Anayasaya uygunluk denetimiyle ilgili de önergemizi vereceğiz. Anayasaya aykırı maddeler olduğunu bir kez daha bu kanun teklifinde belirtiyoruz.
Şimdi, her kesimin gözünün üstünde olduğu bir düzenleme de var tabii, burada emeklilerimize yönelik 15'inci madde, en düşük emekli aylığının düzenlemesi bu 15'inci maddeyle yapılıyor. 5510 sayılı Kanun'un ek 19'uncu maddesinin birinci fıkrasında en düşük emekli aylığının 20 bin TL olduğu ifade ediliyor. TÜİK'in açıkladığı enflasyon oranlarına göre de yüzde 17,76'lık bir artış yapılıyor. Kök aylığı bunun altında olanlarla ilgili de Hazineden destekle bu tutarın aktarılması sağlanacak. İkinci altı aylık dönem içinde 79 milyarlık bir bütçeye ek maliyet olarak etki analizinde belirtilmiş. Şimdi, açlık sınırının 35.759 TL olduğu, yoksulluk sınırının 116.478 TL olduğu bir ortamda TÜİK'in açıkladığı enflasyon oranına göre -ki hissedilen enflasyon oranını çok daha yüksek açıklayan bilimsel kuruluşlar var, yüzde 50'nin üzerinde yıllık enflasyon açıklıyorlar- buradaki en düşük emekli aylığının bu tutarlara çıkarılması kabul edilemez. Yani insanlar zor şartlarda hayatını devam ettirmeye çalışırken hiçbir refah payının bu düzenlemede yer almaması, bizdeki buradaki Komisyon üyelerinin hiçbirinin kabul ettiği bir durum olmasa gerek diye düşünüyorum. Bu kanun teklifi bu Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken buradaki düzenlemenin mutlaka yapılması lazım. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bizim defalarca hem Plan ve Bütçe Komisyonunda verdiğimiz çeşitli önergeler var, hem Meclise sunduğumuz kanun teklifleri var. Şunu ifade ediyoruz: Bu 5510 sayılı Kanun'un ek 19'uncu maddesinin birinci fıkrasındaki en düşük emekli aylığının güncel net asgari ücrete bağlanmasını hem kanun teklifi olarak verdik hem önerge olarak verdik. Daha yeni bir kanun teklifini milletvekilleri imzaladı, verdi. Yani bundan sonra böyle her altı ayda bir gelip yeni bir düzenlemeyle emekli aylıklarının, en düşük emekli aylıklarının ne olacağını konuşmaktansa güncel asgari net ücret neyse otomatik olarak ona bağlansın. Peki, asgari ücret yeterli mi, 28.075 TL? Tabii ki yeterli değil, asgari ücrete de ek ara zam talebimiz hâlen geçerli, işverenler de desteklenerek.
Şimdi, biz hesaplamalara ve önceki tekliflere göre baktığımız zaman net asgari ücretin de 45.800 TL olması gerektiğini ifade ediyoruz ve en düşük emekli aylığının da bu tutara endekslenmesini bir kez daha buradan vurguluyoruz. Şimdi, yılbaşından bu yana enflasyon oranı nedeniyle zaten asgari ücrette 5 bin liraya yakın bir erime olmuş, yine en düşük emekli aylığında da 3.552 TL'lik bir erime olmuş. Siz bu kaybı şu anda sadece telafi ediyorsunuz, refah payı vermiyorsunuz. Ortalama emekli aylığı da 24.200 TL civarında. Şimdi, en düşük emekli aylığı ile ortalama emekli aylıklarının tabanda birleşmeye doğru gittiğini görüyoruz; bu da çok vahim bir durum. Çalışanlar ile emekliler arasındaki uçurum zaten giderek artmıştı, burada da artarak devam ediyor. Çalışanlara verilen seyyanen zam emeklilere verilmemişti. O 8 bin liralık seyyanen zamdan bahsediyorum, şimdi bunun güncel değeri de 25 binler civarında. Seyyanen zammın da gerekli olduğunu, bütçe imkânlarının -nerelere neler aktarıldığını biz biliyoruz- emekliler için de mutlaka kullanılması gerektiğini ifade ediyoruz. Altı aylık faiz gideri 1 trilyon 429 milyar olmuş, hazinenin dışarıya ödediği borçla ilgili faiz tutarı 24,5 milyar dolar olmuş; bunlar çok ciddi tutarlar. Bütçe borç ve faiz yükü altında ve kur farkı gideriyle ilgili boğuşurken ekonomik düzenlemelerin yapılmaması, yapısal düzenlemelerin yapılmaması önümüzdeki dönem içerisinde bütçeyi çok büyük külfet altına sokacak ve kaynakların da etkin ve verimli kullanılmamasıyla, daha doğrusu dar gelirlilere, emeklilere, işçilere, çiftçilere, esnafa aktarılmaması durumuyla karşı karşıya bırakılacak. Bir kez daha bu talebimizi buradan vurguluyoruz; yol yakınken burada, Komisyonda refah payıyla ilgili ve seyyanen zamla ilgili düzenlemelerin mutlaka yapılması gerektiğini bir kez daha buradan ifade ediyoruz.
Yapılması gereken başka düzenlemeler de vardı. O düzenlemeler burada yapıldı mı, bu kanun teklifinde var mı? Maalesef yok. Vatandaşlık maaşıyla ilgili bir çalışmadan bahsediliyordu, burada görmüyoruz; taşerona kadro verilmesiyle ilgili bir düzenleme görmüyoruz, kademeli emeklilikle ilgili bir düzenleme yok. Staj ve çıraklık mağdurlarıyla ilgili insanlar haykırıyor, sigortalılık günüyle ilgili işe başlama tarihi de dikkate alınsın diye ifade ediliyor; bununla ilgili bir düzenleme yok. Burada söz verilmişti BAĞ-KUR prim gününün 9000'den 7200 güne indirilmesiyle ilgili, bununla ilgili bir düzenleme yok. Yine, ehliyet affını bekleyenler var, ev hanımlarının emekliliğine yönelik düzenlemeler konuşuldu; hep bunlar kamuoyunda beklenen fakat düzenleme şeklinde bu torba yasada önümüze gelmeyen hususlar. 3600 ek göstergeyle ilgili ilave düzenlemeler bekleniyor, bir de intibak yasasıyla ilgili düzenlemeler; hiçbiri yok. Bunları defalarca milletvekilleri olarak hem Komisyonda hem Genel Kurulda dile getiriyoruz, getirmeye de devam edeceğiz.
Maddeler üzerinde detaylı mutlaka konuşacağız. Burada imalat sanayisinin ve turizm sektöründe sağlanan destek önemlidir çünkü işsizliğin had safhada olduğu bir ortamda istihdama yönelik önlemlerin alınması, işverenlerin de rahatlatılması mutlaka önemli. Şimdi, bakın, çok büyük gruplarda artık işten çıkarmalar almış başını gitmiş. İsim deklare etmeyeceğiz ama 22 bin kişiyi işten çıkaran büyük bir grup var. Yan sanayiyle birlikte yani burada sektöre mal temin eden, mal tedarik eden firmalardan da 4 bin civarında işçi çıkarılmış. Demek ki istihdamla ilgili bir sorun var. Atıl işsizlik oranı yüzde 29 ila yüzde 31 arasında devam ediyor. Şimdi, sektörde istihdama yönelik destekler önemlidir fakat bu desteğin bütçeden yapılması gerekir, Bakanlık bütçelerinden. İşsizlik Sigortası Fonu'ndan bu ödemelerin yapılması doğru değil çünkü İşsizlik Sigortası Fonu, işsiz kalan çalışanlara yönelik, dar günde bunların imdadına yetişmesi için oluşan bir fon. Bu fon büyüklüğü mart itibarıyla 678 milyarı bulmuş, şimdi 700 milyarın üstüne geçmiştir diye tahmin ediyorum, 750 milyar civarında ama bunların ne kadarı çalışanlara yani işsizlere ne kadarı da teşvik olarak işverene kullandırılıyor? İstihdama yönelik kullandırılanlar mutlaka önemlidir, biz onlara yönelik bir engel olsun istemiyoruz ama bunun bütçeden karşılanması gerektiğini ifade ediyoruz. Biz yine ifade etmiştik, İşsizlik Sigortası Fonu'ndaki devlet katkı payının yüzde 1'den binde 5'e indirilmesinin yanlış bir uygulama olacağını söylemiştik. O zaman için yıllık devlet katkısı -yine hepimiz buradaydık- 130 milyar TL olarak hesaplanmıştı yani 65 milyar bir tasarruf sağlanması düşünülmüştü. Şimdi, buradan baktığımız zaman, devletin katkı payından sağlanan tasarrufun İşsizlik Sigortası Fonu'ndan imalat sanayisine ve turizm sektörüne aktarılması söz konusu. Yani işsizlere siz yüzde 31 civarında elde edilen gelirden... 2025 yılında 342 milyar sigorta ve prim geliri oluşmuş İşsizlik Sigortası Fonu'nun, bunun 83 milyarı devlet katkı payı, diğeri de işçi ve işveren katkı payı. Bunun yüzde 31'ini siz işsizlere kullanıp geri kalan yüzde 70'e yakın kısmını işverene kullanıyorsanız, teşvik olarak veriyorsanız burada bir yanlış uygulama var. Bu Fon'un amacı, kuruluş sebebi nedir? Sektördeki işsizlik arttığı zaman işsiz kalanların imdadına yetişmekti. Bunun şartları da çok ağır. Yani bir kere, şartlarını tek tek saymak istemiyorum. İşte, burada, en son, dört ay -yüz yirmi gün- mutlaka çalışmış olması lazım, son üç yılda 600 gün prim ödemesi lazım. Böyle olsa bile yani altı ay, dokuz ay ve on aylık ücretlerle hayatlarını devam ettirmeye çalışıyorsunuz. Bir de yüzde 40'ı veya asgari ücretin yüzde 80'ini aşmayacak şartlar öne sürüyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN ORHAN ERDEM - Lütfen tamamlayalım.
CEVDET AKAY (Karabük) - Evet, süremiz bayağı hızlı bitti.
Bu Fon'un mutlaka randımanlı bir şekilde kullanılması lazım. Maddeler üzerinde konuşacağız.
Genel aydınlatma giderleriyle ilgili -burada bizim 2 kere reddettiğimiz, yine önümüze gelen- belediyeleri mali külfete, sıkıntıya sokacak uygulamalar var; 3 kat artış öngörülüyor, yüzde 10'dan yüzde 30'a. Şu anda yüzde 20 olarak bir kısmı uygulanıyor, diğeri de yüzde 10 olarak uygulanıyor. Bir de Sayın Cumhurbaşkanına verilen yetkiyle 2 kata kadar çıkıyor yani yüzde 60'lık bir belediyelerin ve il özel idarelerinin vergi gelirleri payından kesinti yapıp belediyeleri daha da iş yapamaz hâle getireceksiniz. Belediyelerin dağılımında da Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin çok daha fazla olduğu düşünüldüğünde buradaki bu genel aydınlatma giderleriyle ilgili uygulamanın, sürenin uzatılması, yapılması lazım fakat bu katkı payının aynı şekliyle kalması ve artırılmaması gerekiyor.
Maddeler üzerinde devam edeceğiz.
Teşekkür ederim, sağ olun.