KOMİSYON KONUŞMASI

SADULLAH KISACIK (Adana) - Teşekkür ediyorum Başkanım.

Şimdi, yine, bugün toplam 16 farklı kanun ve 2 kanun hükmünde kararname olmak üzere, 18 çerçeve kanunda değişiklik öneren torba kanun teklifini görüşüyoruz. Bakın, ama 18 ayrı çerçeve kanununu içeriyor.

Şimdi, burada, istihdam desteklerinden kamu personel rejimine, kültür politikalarından siber güvenliğe, ulaştırma mevzuatından sosyal güvenliğe kadar birbiriyle doğrudan bağlantısı olmayan yine birçok düzenlemeyi görüşüyoruz.

Tabii, benden önce de bahsedildi, bu kanun yapma tekniği yasama kalitesini düşürmektedir. Ben bu kanun yapma tekniğinin yanlış olduğunu zaten iktidarın da AK PARTİ Grubunun da bildiğini ya da gördüğünü görüyorum ama...

ERSAN AKSU (Samsun) - Yıllardır var.

SADULLAH KISACIK (Adana) - Yani ama değiştirmek lazım o zaman; Başkanım, bir şekilde değiştirmek lazım, yani bu şekilde biz kaliteli bir yasama yapamayız. Acaba diyorum ki: İktidar bu kanun tekliflerinin enine boyuna tartışılmasını istemiyor mu? "Bunların hepsini bir torbaya dolduralım; nasıl olsa Plan Bütçede siber güvenlikten anlayan azdır; özel öğretim kurumları görevinde, burada öğretmen kaç kişi var; polis, Emniyet güçleriyle ilgili kaç kişi var?" deyip de "Hepsini bir yerden geçirelim." mi deniyor? Yani bunu, bu tekniği bir değiştirmemiz lazım diyoruz.

İşte bunlardan bir tanesi, işte, 1'inci madde, bugün konuşacağımız 1'inci madde. 2018'e kadar üst kademe kamu yöneticilerinin atanmasında sekiz, on, on iki yıl vardı; işte bu 2018'den sonra beş yıla indirilmişti, şimdi ne yapıyoruz? Tekrar on yıla mı çıkarıyoruz? On yıla çıkarıyoruz. Şimdi, demek ki ne olmuş? Enine boyuna tartışılmamış. "Ya, biz bunu beş yıl yaptık ama kamu yöneticilerinde liyakat düştü, tecrübe düştü, bilgi düştü, birikim düştü; olmuyor, yürümüyor, gitmiyor." dedik de acaba bu ondan dolayı mı tekrar şimdi düşünüyoruz. Peki, 2018'den bugüne kadarki sekiz yılda ne oldu? Bunun bedelini kim ödedi? Bu yanlış düzenlemenin bedelini ödedik de şimdi onu düzeltmeye çalışıyoruz ama olan o sekiz yıla oldu. İşte, onun için, kanunları uzmanların, bu işin içinde olanların, bu işin içindeki derneklerin, paydaşların enine boyuna tartışması çok önemli. Gerçekten bunu siyaset için söylemiyorum, siyaset olsun diye söylemiyorum. Yani yasama kalitesi ülkenin yönetim kalitesini belirliyor, yönetim kalitesi de bu milletin refahını belirliyor; gelin şu işi, şu düğmeyi baştan düzgün ilikleyelim, buradan tekrar bunun çağrısını yapıyoruz.

Şimdi, yine, burada, madde 2'de, birtakım sinema platformlarının net satışları üzerinden yüzde 2 olarak bir kesintinin sinemanın desteklenmesi için aktarılması öneriliyor. Tabii, şu anda sinema ve dizi sektörümüz bayağı önemli bir yol katetti, uluslararası anlamda da önemli yerlere geldi. Ama ben burada yine Kültür Turizm Bakanlığı ve Sinema Genel Müdürümüz de buradayken şunu net bir şekilde söyleyeyim: Şimdi, ben diğer ülkelerin dizilerini de izliyorum bazılarının ama bunu Mecliste de hep tartışıyoruz, gerçekten son zamanlardaki sinema ve dizilerimizdeki ahlaki altyapının gittikçe dibe vurduğunu görüyorum. Hatta, mesela, ben Kore dizilerini izledim, tamamen konu odaklı ama bizdeki dizlere baktığınız zaman fitne fücur var, fuhuş var, her şey var yani. Ben başka ülkelerde bu kadar görmüyorum; bir konu var orada, bir konu işleniyor ama bizde hep böyle çarpık ilişkiler vesaire. İlk önce biz, destek aktarmadan önce, şu ahlaki altyapıyı bir düzeltelim, Allah rızası için düzeltelim, bakın, Allah rızası için düzeltelim. Yani şimdi şunu net söyleyeyim: Sokrates bir ara devlet yönetiminde ülkedeki hikâyelerin gözden geçirilip bazı hikâyelerin kaldırılmasını istemiştir. Hangi hikâyeler bunlar? O hikâyede işte annesine karşı gelen, babasını döven ya da kardeşini öldüren gibi hikâyeler. Yani demiştir ki bugün bu hikâyeleri okuyan çocuklar yarın bunun aynısını yapar demiştir. Şimdi, bugün bu dizileri, bu filmleri izleyen çocuklara, gençlere biz yarın nasıl sahip çıkacağız? Bakın, buradan rica ediyorum: İzleyin başka ülkelerdeki dizileri platformlardan, bir de bizim dizileri izleyin. Yani fitnede, fücurda, çarpık ilişkilerde bizim üstümüze yok, onu da söyleyeyim. Yani diğer ülkeler de bunları istiyorsa onlara da yol gösteriyoruz. Onun için, bakın bir an önce bunun altyapısının düzenlenmesini buradan... Gündüz kuşaklarını defalarca söylüyoruz. Bakın, gündüz kuşakları defalarca söylüyoruz ama yine iktidara yakın kanallarda, en çok reklam alan iktidara yakın kanallarda bu gündüz kuşaklarının aynı şekilde devam ettiğini de görüyoruz. Bakın, bunlara dikkat etmemiz gerekiyor, bunları buradan öneriyoruz.

Şimdi, her zaman şunu söyledik: Son zamanlarda gelen kanunların hepsi vergi, ceza, harç artırma; vergi, ceza, harç. İşte, burada yüzde 2'yi alıyoruz, tamam sinemaya aktarıyoruz ama platformlar ne yapacak? O yüzde 2'yi bize aktaracak, halka aktaracak. Yani aslında bunu platformlar ödemiyor, halk ödüyor. Yani siz halktan şu anda... Zaten platformlar yüzde 1,5 RTÜK payı ödüyor, yüzde 7,5 dijital hizmet vergisi ödüyor, şimdi bunu da ödediği zaman otomatikman yarın göreceksiniz hemen aylık aboneliklere güncelleme gelecek, yine bu para halkın cebinden çıkacak.

Şimdi, burada madde 22'de PTT istihdam rejimi yeniden düzenleniyor. Bir kere PTT ülkenin göz bebeği bir kurumdu ama son zamanlardaki yıllarca yanlış yönetim yüzünden bakın artık şu anda yeni bir personel rejimine geçiyor. Lojistiğin geliştiği bir dönem yaşadık, lojistiğin geliştiği, krizlerden fazla etkilenmediği, pandemi vesaire gibi şeylerden bile fazla etkilenmediği bir süreç yaşadık ama buna rağmen PTT hâlâ zarar etmeye devam ediyor. PTT burada personel rejiminde köklü bir değişikliğe gidiyor ama burada bakın beklentimiz şudur: PTT personeline vefalı olmalı yani "Ben bu düzenlemeyi yapıyorum." deyip de PTT personeline "Başının çaresine bak." dememeli. Örnek vereyim: Şimdi, burada personele diyorsunuz ki "İdari hizmet sözleşmesi imzala." Tamam. Şimdi, idari hizmet sözleşmesi imzalarsa memur hakkını kaybediyor yani istediği zaman işten çıkar, yarın çıkartılacak. İşte, bu personele vefasızlık yani bunca yıl çalışmış, sonra idari hizmet sözleşmesi imzalamış ama sözleşme gereği diyorsunuz ki: "Artık özel hükümlere tabisin dolayısıyla çıkarabiliriz." İşte, en azından personelin burada iş güvencesinin, mevcut çalışan personelin iş güvencesinin bu anlamda sağlanması lazım olduğunu düşünüyoruz.

Şimdi, yine, idari hizmet sözleşmesi imzalayan personelin sigortası üst kademeden yatıyor ve diyoruz ki: "Sen memur değilsin yani memur haklarına sahip değilsin." Ama emekli olurken de diyoruz ki: "Senin tazminatını en yüksek memur kademesinden öderim." Bu da haksızlık. Madem senin tüm memur haklarını almışsam ben yatırdığı sigorta primi yani maaşı neyse o sigorta primi üzerinden tazminatının da hesaplanması lazım. Yani hem orada memur haklarını alıyoruz ama öbür taraftan diyoruz ki: "Emekli tazminatını verirken ben seni memur olarak değerlendiriyorum." Bu da yanlış, bence bu da hakkaniyetli değil. Bunun da bu anlamda gözden geçirilmesini talep ediyoruz.

Şimdi, yine bu kanun teklifinde idari hizmet sözleşmesinde Cumhurbaşkanına yetki verilmiş bir üst sınır var maaşlarda ama bir alt sınırı yok. Yani bunun bir alt sınırının da olması lazım. Yani şimdi bu personel.. Hep burada keseri PTT kendine vurmuş, hiç personeli düşünmemiş. Yani yıllarca emeği çeken, çileyi çeken, cefayı çeken o personelin tüm hakları hep böyle belirsiz. Alt sınır yok, "Tazminatı duruma göre bakarım." "İdari hizmet söyleşmesiyle memur haklarını elinden alırım." "Yarın küçüldüğüm zaman seni çıkartırım" Ya da en azından şunu ekleyelim oraya: "Küçüldüğüm zaman başka kurumlara nakil ederim." diyelim madem çıkarmayacaksak da. Bakın, bunlar önemli. Biz bunları PTT personeli kapsamında talep ediyoruz. Bu anlamda birçok sendika başkanlarıyla görüştük, sendikalarımızın ve çalışanlarımızın ortak talebidir. Bunu siz değerli yetkililere burada iletiyoruz.

Şimdi, diğer taraftan, yine bu kanun teklifinin en önemli...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SADULLAH KISACIK (Adana) - Tamamlıyorum Başkanım.

Bu kanun teklifinin 15'inci maddesi en düşük emekli aylığının 20 bin TL'den 23.552 TL'ye yükseltilmesi. Yani gerçekten bir milletvekili olarak, ne zaman emekli aylığının görüşülmesiyle ilgili bir kanun teklifi gelse ben bir milletvekili olarak utanıyorum, utanıyorum. Yani hani 23.552 rakamını şurada konuşmaya, tartışmaya utanıyorum, emeklilerimiz adına utanıyorum. Şimdi, bakıyoruz, 2026 yılı Haziran itibarıyla açlık sınırı olmuş 35.759 TL, bakın 35.759 TL olmuş. Yoksulluk sınırı 116.478 olmuş, bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 46.248 olmuş. Şimdi rakamlar buyken bizim emeklimize 23.552 TL önermemiz vallahi de vicdana sığmaz, billahi de vicdana sığmaz. Hangi vicdana sığar, hangi matematiğe sığar, hangi yaşam standardına sığar? Valla ben bunu anlamıyorum. Bakın, şu anda verdiğimiz bu emekli maaşı 23.552 lira açlık sınırı olan 35.759 liranın sadece yüzde 65'ini karşılıyor, açlık sınırının yüzde 65'ini karşılıyor. Zaten yoksulluk sınırı bu ülkede lüks olmuş yani yoksul olmak lüks, yoksulluk sınırı 116.478, onun yüzde 20'sini karşılıyor, asgari ücretin yüzde 83'ünü karşılıyor. Ya değerli arkadaşlar, bakın, elimizi vicdanımıza koyalım, bulalım buluşturalım, fondan alalım, ne yaparsak yapalım, şu emeklimize insanca yaşayabileceği bir maaşı verelim, son yaşlarında şu huzurla geçireceği bir maaşı verelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Lütfen tamamlayın.

SADULLAH KISACIK (Adana) - Büyük devlet olmak buradan geçer. Ben şunu söylüyorum: Bakın, açlık sınırının altında emekliye maaş vermek zulümdür. Yine açlık sınırının altında emekliye maaş vermek sosyal devlet ayıbıdır. Emekliye insanca yaşanabilir bir maaş vermek, ömrünü ülkeye adamış insanlara onurlu bir yaşam hakkı sunmak bu devletin namus borcudur, şeref borcudur. Net söylüyorum, eğer biz emeklimize namus borcumuzu, şeref borcumuzu ödeyeceksek insanca bir maaşı, en azından, en azından asgari ücret, adı üzerinde asgari ücret bir maaşı vermeliyiz ya, bunu vermeliyiz. Aksi hâlde bizim buradaki yaptığımız çalışmaların hiçbir önemi yok, büyük devletiz demenin hiçbir önemi yok biz eğer emeklimizi burada açlığın altına mahkûm ediyorsak diyorum.

Diğer maddelerde detaylı anlatacağım.

Teşekkür ediyorum Başkanım.