| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 14 .07.2026 |
ERHAN USTA (Samsun) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, basın mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, tabii, torba kanunun genelini konuşmak hep zor olmuştur, bugün de yine aynı zorluğu yaşayacağız çünkü genel diye bir şey yok ancak mümkün olduğu kadar bazı konuları genelleştirmeye çalışarak düşüncelerimi ifade edeceğim ama daha detayları da maddelerde söyleyeceğiz.
Şimdi, tabii, bu gerekçelerde, madde gerekçelerinde -şimdi az önce Ersan Bey'in ben sunumunda da gördük- bir enteresanlık var, aslında itiraflar var, onu bir söylemek lazım. Bizim eleştirdiğimiz şeyleri burada aslında bugün hem gerekçeler söylüyor mesela hem de Ersan Bey söyledi, ne dedi? İşte "PTT'de sistem çok karmaşıklaşmıştı, onu düzeltiyoruz." Kim karmaşıklaştırdı bu sistemi PTT'de, hangi hükûmet döneminde oldu veya "Ehliyet ve liyakate önem vereceğiz daire başkanları, il müdürleri ve bölge müdürleri atanmasında." dedi. Kim yaptı bunları? Bu vardı, on yıl şartı vardı, istisna falan değildi, belli şartlar aranıyordu buralara atamalarda. Sekiz yıl boyunca bunları yaptınız, ehliyetten, liyakatten uzaklaştığınızı itiraf ettiniz, teşekkür ederim. Şimdi yenisini yapmak için, aslında eski hâle getirmek için gerekçelendirirken de "Ehliyet ve liyakat konusu önemli, dolayısıyla biz buraya önem veriyoruz, bu düzenlemeleri bu nedenle yapıyoruz." diyorsunuz. Dolayısıyla enteresan bir durum var.
Şimdi, bu personel rejimiyle ilgili... Burada hem PTT var hem de işte, az önceki daire başkanları meselesi ve il, bölge müdürleri meselesi var. Şimdi, tabii, şunu bir tespit etmek lazım: Burası Plan ve Bütçe Komisyonu olduğuna göre bunun temel işlerinden bir tanesi personel rejimi meselesidir. Türkiye'de gerçekten personel rejimi karmakarışık oldu. Ha, bu zaten karışıktı, yıllar içerisinde hep karmaşıklaşmıştı ama iyice karmakarışık oldu, iyice dengesiz oldu yani statü farklılıkları, ücret farklılıkları... Arkadaşlar, aynı odanın içerisinde çok farklı ücrette insanlar var, çalışıyor, bunların hepsi kamu görevlisi. Ya, hiç uzağa gitmeye gerek yok, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çay ocağına bir gidin, oradaki statü farklılığını, ücret farlılığını, aynı işi yapan, bize hizmet eden arkadaşlarımızdaki farklılıkları gidip bir tespit edin. Türkiye İstatistik Kurumuna gidin, hemen şurada; 666 sayılı KHK'den önce Türkiye İstatistik Kurumuna girmiş olan bir istatistikçi ile 666'dan sonra Türkiye İstatistik Kurumuna girmiş ve gelmiş olan -öbüründen daha kıdemli bile olabilir, başka bir kurumda çalışmıştır, diyelim ki on yıl görev yapmıştır, gelmiştir, diğer taraftaki bir yıllıktır- ondan bile daha kıdemli olan istatistikçilerin arasındaki maaş farkına bakın. Gidin, BDDK'ye, EPDK'ye, BTK'ye; oralardaki 666'dan önce ve sonra girenlerin, aynı odada çalışan, aynı işi yapan, belki kuruma girişte aralarında sadece bir gün fark olan insanlar arasındaki maaş farklarına bir bakın. Yani buradan sonra böyle bir şeyde biz nasıl bir iş barışı bekleriz? Bunları kim yaptı ama? Bunları siz yaptınız arkadaşlar, bunu 666 yaptı, işte, bunu hiç bütünlüğü olmayan, böyle rastgele, birilerinin bastırıp çıkardığı kanunlarla her defasında siz yaptınız. Ha, sizden önce mükemmeldi falan demiyorum ama gerçekten bundan daha iyiydi, karmakarışık oldu. Ha, çok şükür, şimdi "En azından bir tanesini düzelteceğiz." diyorsunuz.
Ha, tabii, bu PTT'yi yeri gelmişken maddelerde onu detaylı konuşacağız. Şimdi öyle "PTT'yi standardize ediyorum, böyle bir yeknesaklığa kavuşturuyorum." falan derken de öyle kazanılmış hakları falan da bir tarafa atamazsınız. İnsanlar bu devlete hizmet etmiş, işi yapmış, birtakım haklar kazanmış; şimdi onların hiçbirini görmezden gelerek "Bir statü farklılığını gideriyorum." gibi bir anlayışı da zaten kabul etmek mümkün değil. Mesela, geçmişte de vardı, kamu işçileri ile orada çalışan beyaz yakalılar, idareciler arasındaki maaş farklılıkları. İşte, biz elbette "Kamu işçileri almasın." falan demiyoruz, bakın, bunu falan da söylemiyorum yani devlete yıllarca hizmet etmiş eski bir bürokrat olarak söylüyorum. Arkadaşlar, devlette bir denge kurmak durumundayız yani müdüründen fazla para alan çalışanı olamaz, genel müdüründen fazla para alan çalışanı olamaz, daire başkanından fazla para alan çalışanı falan olamaz; bunları düzenlemek lazım. Geçmişte bu sıkıntılar vardı, bunlar düzeltilmişti 2002 yılında, o özellikle Ecevit Hükûmeti döneminde, DSP-MHP Hükûmeti döneminde ama bunların hepsi tekrar bozuldu ve bu iş barışını bozuyor. Yani mühendis oradaki kendisine hizmet eden insanların yarısı kadar orada maaş alamıyor. Bakın, diğerinin maaşının yüksekliğini söyleyemiyorum, vurgulamak istediğim şey mühendisin efendim oradaki uzmanın, uzman yardımcısının, müfettişin maaşının düşüklüğünden bahsediyorum. Nedir? Türkiye'yi asgaride, en kötüde, en düşükte en vasatta buluşturmak, eşitlemek gibi bir politikası olduğu için AK PARTİ hükûmetlerinin şimdi her şeyin en düşüğünü konuşuyoruz. Yıllarca devlet memurluğu yaptık "en düşük memur maaşı" diye bir şey duymamıştık, hiç duymamıştık neredeyse. "En düşük emekli maaşı"nı yani kırk yılda bir duyardınız, şimdi, her şeyi en düşükten konuşuyoruz; işçiyi asgari ücretten konuşuyoruz, emekliyi en düşük emekli maaşından, memuru en düşük şeyden konuşuyoruz. Yani en düşüklerin ülkesi hâline Türkiye getirildi.
Şimdi hazır bu emekli maaşı meselesine girmişken, 5 milyonun biraz üzerinde -5 milyon 17 bin miydi- en düşük emekli maaşı alan emeklimiz var. Şimdi, 23.352 lira yapılıyor. Açlık şeyi ne kadar? Haziran ayı daha, temmuz çıkmadı, açlık sınırı ne kadar 35.759 lira; 12 bin liradan fazla açlık sınırının altında bir en düşük emekli maaşı var. Yıl sonuna kadar bu fark 15bin lirayı bulacak çünkü temmuzda artırdığımız maaş yıl sonuna kadar devam edecek. 15 bin lira arkadaşlar, 15 bin lira. Açlık sınırının altında 5 milyon kişiye emekli maaşı veriyoruz, en düşük emekli maaşı var. Bu, kabul edilebilir bir şey değil. Bakın, en düşük emekli maaş üzerinden konuşmanın da yanlışlığını da özellikle vurgulamak istiyorum ama tabii burada durum daha vahim olduğu için... Ancak yani daha öncesinde yüksek prim yatırmış insanlar var, bir sürü hizmet etmiş, kırk-kırk beş yıl çalışmış insanlar var, onların da hepsi en düşüğe doğru yaklaştı. Dolayısıyla, en düşüğü konuşuyoruz ama en düşüğe vereceğimiz artışın tamamı bütün emeklilere vermek kaydıyla bunu konuşuyoruz. Şimdi, şu tablo Strateji ve Bütçe Başkanlığının zamanda Genel Müdürken benim başlattığım bir şeydir, çok şükür yirmi yıldır falan sürüyor, bir haftalık ekonomik sunumdur, çok güzel bir sunumdur, tavsiye ederim, her şey var orada. Şimdi, bakın, burada... Çalışan ve emekliler arasındaki makas da çok fevkalade açıldı. Yapmayalım, bu devlete hizmet etmiş insanları bu hâle getirmeyelim; bu devlete müsteşarlık yapmış, genel müdürlük yapmış, müfettişlik yapmış, uzmanlık yapmış veya memurluk yapmış insanları. Eğer bu adamlar çaldıysa zamanında bunların zaten bu emekli maaşına ihtiyacı yok arkadaşlar, dürüst insan bu emekli maaşına ihtiyacı var ve biz çok dürüstlerini de biliyoruz. Bakın, o insanları nasıl mağdur ettiğimizi ben buradan size Bütçe ve Strateji Başkanının tablosundan söyleyeceğim. En düşükten gidelim yine, en düşüğe siz çok meraklısınız, en düşük Emekli Sandığından aylığı -bakın, Emekli Sandığı için söylüyorum, en düşük emekli değil- aylık alanların yine en düşük memur maaşına oranı 2002 yılında yüzde 96'ymış Emekli Sandığından en düşük aylık alan ile en düşük memur maaşı yüzde 96, neredeyse 1'e 1 miş. Bu oran şu anda kaç biliyor musunuz arkadaşlar? Temmuz 2026 itibarıyla yüzde 43; yüzde 96'dan yani en düşük emekli aylığı ile Emekli Sandığı maaşıyla en düşük memur maaşının oranı bire bir aynıyken şimdi yarısının altına düşmüş. Buna ne hakkımız var? Veya ortalamadan söyleyelim: Ortalama Emekli Sandığında, ortalama Emekli Sandığı aylığı alan ile ortalama memur maaşının oranı yani ortalama da Emekli Sandığından aylık alanların çalışanlara oranı yüzde 86,7'ymiş 2002 yılında, 2026 Temmuzunda bu yüzde 45,7'ye düşmüş. 40 puandan fazla düşmüş arkadaşlar. Benzer durum işçide de var. SSK aylığı. Yine aynı tablodan söylüyorum: En düşük SSK aylığı alanların asgari ücrete oranı. Asgari ücretle çalışan en düşüğü dolaysıyla SSK'liler için söylüyorum, en düşük emekli maaşı ile en düşük işçi maaşı arasındaki oranı söylüyorum: 2002 yılında 1,39'muş yani yüzde 39 üzerindeymiş en düşük SSK aylığı alanlar asgari ücretten fazlaymış, yüzde 39 üzerinde maaş alırken şu anda yüzde 86,6'sına düşmüş yani yüzde 14 civarında altına inmiş. Ya, bu emekliyle zorunuz ne arkadaşlar ya? Nedir yani bu emekliyi bu kadar mağdur etmenin gerekçesi bana birisi söylesin burada? Böyle bir şey olamaz, bu kabul edilebilir bir şey değil. Bu insanlar çalışmış, hizmet etmiş, prim yatırmış -girmeyeceğim oraya- prim yatırmayanların maaşlarında yüksek artışlar var ama prim yatıran insanların, özellikle emeklileri çalışanlarla mukayese et, asgari ücretle mukayese et, kimle mukayese ediyorsan mukayese et veya efendim, açlık sınırıyla mukayese et; ciddi bir mağduriyet yaşatıyoruz. "Efendim, sayı çok fazla, bütçe imkânlarımız yok -ondan sonra- ne yapalım, buradan kısmak durumundayız." Çalmasaydınız arkadaş! Bütçenin geçmişte, 2002'de imkânları vardı da niye şimdi imkânları yok?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Buyurun.
ERHAN USTA (Samsun) - Bir ekonomide bu kadar yolsuzluk olursa şimdi gelirsiz, bütün faturayı emeklinin üzerine yıkarsınız. "Emekli sabretsin, emekli tahammül etsin, emekli beklesin." Olmaz böyle bir şey, böyle bir şey kabul edilemez.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Erhan Bey, kim çaldı?
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Kim çaldı, kim çaldı?
ERHAN USTA (Samsun) - Niye böyle bozuldu? Sıran gelince konuşursun, "Çalmadık da şundan dolayı bozduk." diye söylersin. Ben bunu söylüyorum: Kötü yönetim, verimsizlik ve hırsızlıktır bu ülkenin sorunu.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Böyle bir iftira olabilir mi ya! Biraz üslubunuza dikkat edin ya!
ERHAN USTA (Samsun) - Bakın, en son paylaştım; bakın bakalım, Irak petrolüyle ilgili 1,5 milyar dolar hırsızlıkları yüzünden, orada birileri hırsızlık yapacak, cebine para koyacak diye benim devletim tazminat ödeyecek, daha 30 milyar dolar da turpun büyüğü de heybede bekliyor.
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Yalan yanlış şeyleri burada savunuyorsun.
ERHAN USTA (Samsun) - Kimse kusura bakmasın, burada anlattım, 53 milyar dolar EPDK'nin yaptığı yolsuzluğu Excel dosyasını vererek anlattım; biriniz çıkıp bir şey söyleyebildiniz mi? EPDK Başkanı buradaydı, cevap verebildi mi? Enerji Bakanı buradaydı, cevap verebildi mi? Bu kadar çalarsanız ondan sonra olacak iş bu olur.
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Yanlış, yanlış, yanlış! Olayı bilmiyorsun, yanlış! Ben sana onu ispatlarım yani yanlış!
ERHAN USTA (Samsun) - Çalmayacaksınız kardeşim, çalmayacaksınız! Hırsızlık yapıldı, bu hırsızlığın sonucunda, bu kötü yönetimin sonucunda bütün fatura getiriliyor, emekliye kesiliyor.
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Bilgi sahibi olmayanlar sana yalan söylüyor, sen bunu gelip burada konuşuyorsun.
ERHAN USTA (Samsun) - Şu rasyolara bir itirazınız var mı? Yaşar Bey, Bütçe ve Strateji Başkanlığının rakamlarını söylüyorum, bu başka ne olabilir? O zaman keyfinizden vermiyorsunuz, o zaman bütçede var da vermiyorsunuz; bu daha kötü. Şimdi, ne diyorsunuz? "Efendim, bütçede yok, devletin imkânları yok." filan diyorsunuz. Devletin imkânları...
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Erhan Bey, hayır, bildiğiniz bir şey varsa savcılığa suç duyurusunda bulunun.
ERHAN USTA (Samsun) - Ben milletvekiliyim, benim yerim Parlamento, ben bunları Parlamentodan söylerim. Durun şimdi benim konsantrasyonumu bozmayın.
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Bulunuyoruz, savcılık kale almıyor!
ERHAN USTA (Samsun) - Şimdi, dolayısıyla bu emekli aylığı meselesi önemlidir arkadaşlar, tamam mı? Bu emeklileri bu kadar mağdur etmeye kimsenin hakkı yok. Bütçede paranız varsa da vereceksiniz yoksa da vereceksiniz. 2002'de bu para vardı, şimdi niye yok; bana birisi bunu söylesin.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Erhan Bey, lütfen tamamlayın.
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Emekli sayısı kaçtı?
ERHAN USTA (Samsun) - Elbette bir ülkede nüfusun...
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Emekli sayısı kaçtı?
ERHAN USTA (Samsun) - Çalışan sayısı kaçtı, nüfusun kaçtı? 60 milyondu nüfus, 86 milyon oldu. Elbette olacak, olmayacak mıydı insanlar emekli?
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Nüfus 66 milyondu, şimdi 85 milyon; emekli 6,5 milyondu, şimdi 17 milyon.
ERHAN USTA (Samsun) - Emekli sayısı... O zaman ölsünler emekliler! Bakın, AK PARTİ'nin Uşak milletvekili diyor ki: "Emeklilerin sayısı fazla." diyor. Ne yapsın, ölsünler mi emekliler?
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Öyle bir şey demedim.
ERHAN USTA (Samsun) - Seni vatandaşa şikâyet ediyorum, öyle konuşma. "Fazla yaşıyorlar." diyenler de vardı zaten.
(Gürültüler)
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Arkadaşlar, lütfen karşılıklı konuşmayalım, söz vereceğiz. İsmail Bey, lütfen...
ERHAN USTA (Samsun) - Bütçe dışına...
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - EYT'nin...
ERHAN USTA (Samsun) - EYT doğru bir karardı, EYT doğru bir karardı. Evet, EYT'nin arkasındayım, bu ülkede EYT'nin çıkmasının en büyük mimarıyım ben, EYT doğru bir karardı. Hırsızlıktı yanlış olan, hırsızlık! Çalmalarınız yanlıştı, evet.
Şimdi, bütçe dışına kayma şeyi var.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - "Karşıyım." diyordun, şimdi savunuyorsun ya!
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Sayın Bahçeli'nin de oldu, Bülent Ecevit'in de oldu. 1999 yılında çıkan kanuna niye o zaman itiraz etmedin, niye?
ERHAN USTA (Samsun) - Ya, hoplama, hoplama; birazdan kendin güzel güzel anlatırsın bunları, senin de süren var.
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Niye itiraz etmedin?
ERHAN USTA (Samsun) - Ya, ne istiyorsun? "Emeklilere verilmesin." mi diyorsun? Zaten vermiyorsunuz ya, niye itiraz ediyorsun?
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - İsmail Bey, söz alın, sonra şey yapın.
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Yanlış politikaları dayatıyorsunuz bu ülkeye!
ERHAN USTA (Samsun) - Şimdi... Hiç yanlış politika yok, doğru politika. Yani 35 bin lirayı geçmiş açlık sınırı, emekli maaşı artsın diyorum, buna "Yanlış politika dayatıyorsun." diyor.
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Hayır, ona demiyoruz, EYT'yle ilgili...
ERHAN USTA (Samsun) - İşte, bu, AK PARTİ zihniyeti arkadaşlar, AK PARTİ zihniyeti bu. Bunların cevabını vatandaşa verirsin sen. Emeklilerin maaşının yüksek olduğunu söylüyor AK PARTİ Uşak Milletvekili.
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Biz "Emekli maaşı yüksek." demiyoruz. "Çaldı." dediğinize itiraz ediyoruz. EPDK'yle ilgili iddialarının yanlış olduğunu söylüyorum ben sana.
ERHAN USTA (Samsun) - Sayın Başkan, şimdi, bütçe dışına kayma teamüllerini ben sürekli görmeye başladım. Bakın, özellikle bu yanlış daha önceden de yapıldı. Bunlar personel çalıştırma esnasında yapıldı, bizim Maliye Bakanlığının bu konuda -orada kim var, bilmiyorum şimdi- epeyce bir kabahati var, onu da söyleyeyim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Buyurun.
ERHAN USTA (Samsun) - Şöyle: "Eleman ihtiyacım var." diyor üniversiteler, diyor ki: "Döner sermayeden al." Hâlbuki kadro versek belki 1 kişiye vereceksin kadro, adam döner sermayeden 5 kişi aldı -tamam mı- ondan sonra da bunların hepsine kadro vermek durumunda kalındı tabii ki normal şartlarda. Bu döner sermayeye görev kaydırma, bütçeden döner sermaye dışına kaydırma işi yanlış. Bakın, 2001-2002 yıllarında biz "reform" adı altında döner sermayeleri azalttık, sayılarını azalttık, hacimlerini daralttık, bunların mümkün olduğu kadar bütçeyle ilişkilendirilebilecek kısımlarını bütçenin içerisine aldık. Şimdi, aynı eğilim tekrar bütçe dışında yani bütçe dışında yeni sistem yaratma eğilimini görüyorum. Bakın, burada yapılanın, bu sinemayla ilgili yapılanın, Türk sinemasının, yerli sinemanın desteklenmesinin yanlış olduğunu falan söylemiyorum, o desteğe katılıyorum ama niye bunu bütçeye döner sermaye üzerinden yapmaya çalışıyoruz? İtiraz noktam o; spesifik olarak buraya itiraz ettiğim için değil, ilkesel, bütçe ilkesi anlamda bir şey söylüyorum. Bütçenin kaynaklarını, gelir ve harcama anlamında kaynaklarını daha fazla bütçe dışına taşıracak, döner sermayelere kaydıracak eğilimlerden kaçınmak lazım, yoksa burada desteklenmesi fikrine karşı değilim.
Şimdi, ikinci bir husus -yine, döner sermayelerle de alakalı- bakanlıkların normal şartlarda yaptığı işlerden bedel alınması uygulaması da yaygınlaşmaya başladı. Yine, burada görüyoruz, ek (1) sayılı liste konulmuş oraya yani bunların bir kısmı daha önceden de vardı ama bir kısmı yeni. Zaten bakanlıklar bu hizmetleri vermek durumundayken bu hizmetlerden vatandaştan bedel alınmasından -değişik şekillerde bir vergi veya harç benzeri şeyler getiriliyor- kaçınmak lazım. Vatandaşın durumu zaten sıkıntılı hem gerçek kişiler anlamında sıkıntı var, hem de firmalar anlamında sıkıntı var. Dolayısıyla onlara daha fazla yük getirme konusundan -şimdi detaylarına girmeyeceğim, madde geldiğinde konuşacağız- kaçınmamız lazım.
Diğer bir husus, bu imalat sanayisinin desteklenmesi meselesi, kişi başına 3.500 lira yardım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Erhan Bey, lütfen tamamlayın.
ERHAN USTA (Samsun) - Bu doğru bir karardır, uzatılması da doğru bir karardır.
Bir kısım arkadaşlardan farklı düşünüyorum, bence turizmde de konaklama tesislerinde ciddi sıkıntı var, mayıs-aralık dönemi için oranın desteklenmesinin de ben doğru bir karar olduğunu düşünüyorum ama buradaki yanlış, bunun işsizlik sigortası fonundan yapılmasıdır. Bakın, bu yanlıştır. Niye buradan yapıyoruz? Bizim bu fona ihtiyacımız olacak, aynı mantıkla yapıldı geçmişte de; işte, bütçe emeklilik sistemi yeni kurulmuştu. Hani arkadaş diyor ya "Emekli sayısı kaçtı?" Kardeşim, bu ülkede zaten emeklilik sistemi kurulalı kaç yıl oldu? Elbette bu zaman içerisinde artacak. Oraya bakarsan 1960 yılında hiç emekli yoktu bu memlekette belki, anlatabildim mi? Elbette insanlar çalıştıkça emekli sayısı daha da artacak, hem nüfusun arttıkça artacak hem de insanlar yirmi-otuz yıl çalışacak ki ondan sonra emekli olmaya başlayacak. Tabii, bu işi bilmeyenlerin böyle sıradan itirazlarını aslında dikkate almamak lazım.
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Siz çok iyi biliyorsunuz, çok iyi biliyorsunuz!
ERHAN USTA (Samsun) - Şimdi, dolayısıyla bu meselelere uzun vadeli bakmak gerekiyor Ersan Bey. Şimdi "İşsizlik Sigortası Fonu'nda para var." diyoruz, tamam mı? Ama bu paralara ihtiyacımız olacak. Geçmişte de "Emekli Sandığının, SSK'nin parası çok." dediler, otel aldılar, şunu aldılar, bunu aldılar, şu anda ne kadar büyük açık verildiğini biliyoruz.
Bir şey daha, tebrik ederim sizi, şu prim ile devlet katkısı birleştiriyorsunuz ama bu eleştiriyi en fazla biz yapıyorduk biliyor musun? Çalışma Bakanlığından Adnan Bey nereye gitti? "Bizim sosyal güvenlik açığımız çok düşük." diye nasıl diyecekler? Şimdi, çalışma bakanları böyle açıklama yapıyordu. Ya, yanlış açıklama kardeşim, devlet katkısı adı altında açığın finansmanı yapılıyor, tamam mı? Bu varken sizin açığı, sadece orada açık olarak gözüken rakamı açık olarak sunmanız kamuoyunu yanıltmaktır diye biz eleştiriyorduk. Şimdi, aynı bizim eleştirimizi teşekkür ederiz siz kabul ettiniz, devlet katkısını kaldırıp "Açık, net olarak gözüksün." diyorsunuz ama bunu yapan da sizsiniz yani bir anlamda daha önceden yapan sizsiniz ama önemli değil, en sonunda geç de olsa doğruyu bulmak önemli. O yüzden o maddenin o kısmını da desteklediğimizi ifade etmek istiyorum.
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Lütfen selamlayalım.
ERHAN USTA (Samsun) - Son konuyu hemen şey yapıyorum.
Bu özel eğitim kurumlarındaki, özel okullardaki öğretmen meselesi Türkiye'nin kanayan bir yarası hâline gelmiş durumda.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ERHAN USTA (Samsun) - Onu gerçi Ersan Bey'e soracağız, hatta, şimdi bile sorabilirim. Madde hiç açık değil, mesela, biz arkadaşlar ikiye bölündük. Bu akademi mezuniyeti şartını özel okullardaki öğretmenler için arıyor musunuz, aramıyor musunuz?
ERSAN AKSU (Samsun) - Aramayacağız.
ERHAN USTA (Samsun) - İşte, maddeye, gerekçeye bakınca bir kısım arkadaşlar "aranacak" gibi okuyor, anlıyor bir kısım arkadaşlar "aranmayacak" diye. Onu düzeltmek lazım yani maddeyi sarih yazmak lazım. Daha sonra bir madde daha getireceksiniz. "Açıklık kazandırma amacıyla bu düzeltmeyi yaptık." diye madde getirmeyin bize diye şimdiden ikaz ediyorum. Fakat daha önemlisi şu: Burada, biliyorsunuz, geçmişte maaşlarına bir asgari sınır getirilmişti "Kamudaki taban maaşın altında olamaz." diye. Gerçekten çok ciddi bir mağduriyet var, bu sınırı tekrar getirmemiz lazım. Özlük hakları başka olmak üzere, çalışma şartları... Ağır mobbing altındalar, iş güvenceleri yok. Özel okulların ne kadar yaygın olduğunu biliyoruz yani bu kadar mobbing altında olan, düşük ücretle çalışan öğretmenlerimize biz çocuklarımızı teslim ediyoruz, çocuklarımız onların rahleitedrisi altından geçiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ERHAN USTA (Samsun) - Son olsun Başkanım...
Dolayısıyla buraya eğilmemiz lazım. Gelin, burada bugün hayırlı bir iş yapalım, tekrar bu şartı koyalım yani kamuda çalışanlara... Bizim onunla ilgili bir önergemiz de olacak, oradaki taban maaşın, tamam ek dersleri filan katmayalım ama taban maaşın altında özel okullardaki öğretmenlere maaş verilemeyeceğine ilişkin bir düzenlemeyi yapmak lazım. Çünkü, yine sağ olsunlar, tabii, istekli çalışıyorlar ama isteklerini, motivasyonlarını burada artırmamız gerekir, aksi takdirde yanlış bir iş yapmış oluruz çünkü bu insanlar çocuk yetiştiriyorlar. Dolayısıyla, özel okullarda çalışan öğretmenlerin mağduriyetleri de üzerinde durması gereken diğer bir husustur. Daha detayları maddelerde konuşacağız.
Teşekkür ederim Sayın Başkan.