KOMİSYON KONUŞMASI

CAVİT ARI (Antalya) - Değerli milletvekili arkadaşlarım, değerli bürokratlar, Sayın Bakan Yardımcılarımız; öncelikle Komisyonumuza hoş geldiğimizi, iyi çalışmalar diliyorum.

Burada torba yasa mantığını tartışmaya gerek yok çünkü defalarca bunu söyledik, söylemeye de devam ediyoruz ama değişen bir şey olmadığı için burada birbiriyle alakası olmayan birden fazla kanun teklifinin bir torba içerisinde toplanarak getirilmiş olmasının doğru olmadığını bir kez daha söyleyerek devam edelim. Biraz önce ifade ettim, tekrar söylüyorum: Millî Eğitimi ilgilendiren, Millî Eğitim Komisyonunu ilgilendiren bir konu bugün o Komisyon orada çalışacakken burada görüşülmesinin doğru olmadığını tekrar etmek istiyorum. Millî Eğitim Komisyonu Başkanı bu düzenlemenin kendi Komisyonlarında görüşülmesine gerek olmadığına dair cevap göndermiş, bu doğru değildir. Sizlere tekrar söylüyorum, konunun ilgilisi olan Komisyonda millî eğitim konuları görüşülmedi.

Şimdi, değerli arkadaşlar, sunumunuzu dinledik, çok farklı bir sunum oldu, onu ayrıca değerlendireceğiz. Özellikle emekli maaşının 2002'de 40 dolar gibi, böyle enteresan bir rakamı ilk kez duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. 2002'de en düşük emekli aylığı -ben size söyleyeyim- 40 dolar değil, 1,4 asgari ücrettir yani bugünün parasıyla çarptığınızda yaklaşık 32-33 bin lirayı geçen bir paradır, o da bugün baktığınızda 500-600 dolara tekabül eder. Bu sunumunuzun doğru olmadığını sizlere ifade etmek istiyorum.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Nasıl buldun? Nasıl hesapladın? Ya 500'dür ya 600'dür.

CAVİT ARI (Antalya) - Şimdi, değerli arkadaşlar, bu düzenleme içerisinde... Önce şunu anlatayım: Değerli arkadaşlar, kanun teklifinizde sinema sektörünün desteklenmesiyle ilgili bir öneriniz var, biz de bu öneriyi sinema sektörüne yapılacak bir destekleme olacağı için önemli görüyoruz. Ancak kanun teklifinde Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında yer alan desteklerin Kültür ve Turizm Bakanlığı döner sermaye kaynaklarından yapılabilmesine yönelik bu düzenleme teklifi varken şimdi size soruyorum, burada Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerine de soruyorum: Türkiye'nin en büyük sinema festivali olan Antalya Altın Portakal Film Festivali ki bu yıl 62'ncisi düzenlenecek. Altmış iki yıldır bu ülkede çok sayıda farklı iktidar geldi geçti, çok sayıda Turizm Bakanı geldi geçti ve çok sayıda farklı partiden Antalya Büyükşehir ve Antalya Belediye Başkanları geldi geçti. 2022 yılından bu tarafa Bakanlığınız, iktidarınız Antalya Film Festivali'ne hangi yardımı yapıyor, hangi desteği veriyor ben size soruyorum. Mademki sizin niyetiniz sinema sektörüne destek, alın size işte Antalya Film Festivali'nin bu yıl 62'ncisi düzenlenecek, ne maddi yardım yapıyorsunuz ne de oraya Bakanlık temsilcisi ne de oraya Bakanlığı temsil edecek bir bürokrat ve hatta yereldeki resmî bürokratlar dahi gelmiyor. Sizin sinemaya bakışınız işte ancak bu kadar. Eğer sinemaya destek verecekseniz... En son desteği siz 2022'de yapmışsınız, üstünden bu yılla beraber dört yıl geçiyor, Antalya Film Festivali'ne maddi desteğiniz de yok, manevi desteğiniz de yok, açılışında da yoksunuz, ödül töreninde de yoksunuz. Böyle mi sizin sinema sektörüne olan desteğiniz? Sizden bu yılki film festivaline gerçekçi bir destek bekliyoruz, o zaman sizin samimi olduğunuzu ancak görebiliriz.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKAN YARDIMCISI NADİR ALPASLAN - Komite bize destek talebinde bulunsun, destek talebi yok.

CAVİT ARI (Antalya) - Var, destek talepleri var.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKAN YARDIMCISI NADİR ALPASLAN - Bize ulaşmadı.

CAVİT ARI (Antalya) - Hiçbirini özellikle de siz yapmıyorsunuz, ben biliyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlar, 9'uncu maddede İşsizlik Sigortası Kanunu gereğince imalat sanayisine destek yapılmasıyla ilgili geçmişten bugüne kadar gelen bir düzenleme var. Aynı düzenlemenin şimdi turizmde de yapılmasına dair bir teklifle karşı karşıyayız. Ben şunu söyleyeyim: Biz işçiye desteğe karşı değiliz, tam tersine destekliyoruz ve önemsiyoruz. Ancak burada hep söyledik ve söylemeye de devam ediyoruz, İşsizlik Sigortası Fonu sadece işverene destek amacıyla kurulmuş bir fon değildir. O nedenle eğer işçiye destek yapacaksak, işverene destek yapacaksak bunun genel bütçeden yapılması gerektiğini bir kez daha söylüyorum. Bakın, bunları defalarca söyledik ama siz İşsizlik Fonu'nu sadece işverene destek amacıyla kullanılan bir fon hâline dönüştürdünüz. Bir Antalyalı olarak şunu söylemek istiyorum: Turizm sektörüne yapılacak olan her türlü desteğin yanında olduğumuzu ifade etmek isterim, öncelikle onu söyleyeyim. Dolayısıyla, bu destek, işverene de yapılsa turizm sektörüne yapılmış bir destektir, turizm işçisine yapılmış olsa da yine aynı şekilde bir destektir. Bununla beraber, burada belli dönemleri kapsayan işveren desteğiniz var. Belli dönemi kapsayan yani özellikle turizm sezonunu kapsayan bir işveren desteği var. Bu ülkenin turizm yönüyle baktığımızda en önemli sorunlarından biri kalifiye elemandır yani kalifiye personeldir. Kalifiye personeli sektörde tutabilmenin yolu da özellikle turizm sezonu dışındaki dönemlerde işçinin sektörden çıkışının önlenmesi amacıyla yapılacak desteklerdir. Özellikle bu yönüyle işçiye destek verilmeli ve turizm işçisinin sektörden çıkmasının önüne geçmeli. Yoksa turizm işçileri yılkı atı gibi; bir dönem çalışıyor, ertesi dönem ara ki bulasın, çoğu tekrar sektöre gelmiyor, memleketine gidiyorsa geri gelmiyor; dolayısıyla da kalifiye eleman yetişme sorunu maalesef devam etmekte.

Değerli arkadaşlar, şimdi, 21'inci maddede belediyelerin ve yerel yönetimlerin -özel idare de dâhil- genel aydınlatma oranlarıyla ilgili bir destekten bahsedilmekte. Şimdi, kanun teklifine baktığımızda efendim, sanki daha önce hiç yerel yönetimlere bu anlamda bir destek payı yoktu, şimdi getiriliyormuş gibi bir durumdan bahsedilmekte çünkü sebebi, zamanında bu düzenleme yapılmadığı için şu an destekle ilgili olan bölüm geçerliliğini kaybetmiş gözüküyor. O nedenle, yeni düzenlemeyle sanki yeniden yeni bir düzenlemeymiş gibi getirilse de zaten mevcutta genel aydınlatmalarla ilgili bir destek oranı var. Şimdi, bu sürenin geçmiş olmasından fırsatla, bakın, "Belediyelere, özel idarelere destek yapıyor." kararıyla birlikte burada farklı bir durum var, bu durumu tekrar dikkatlerinize sunmak istiyorum. O da nedir? Oranlar değişiyor. Bu kanun daha önce uygulanırken buradaki il ve özel idarelerdeki oranlar -yüzde 10 olan oran yüzde 30'a, yüzde 5 olan oran yüzde 15'e- artırılmış durumda. Değerli arkadaşlar, zaten belediyeler, özellikle de muhalefetteki belediyeler sizin bugüne kadarki "Silkeleyin." talimatınızdan sonra SGK borçlarının kesilmesi, Maliye borçlarının kesilmesi ve desteklerin azalması nedenleriyle zaten sıkıntıda. Şimdi, genel aydınlatmanın oranlarının artırılmasıyla belediyelerin üzerine binen yük artırılmaktadır. Evet, genel aydınlatma paylarına belediyelerin, özel idarelerin katkısı olsun ama bu oran artırılmadan daha önceki oran gibi devam ettirilsin, artırılmasın diyorum.

Maddelerle ilgili eleştirilerimizi daha sonra yapacağız.

Şimdiden teşekkür ediyorum.