| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 24 .06.2026 |
NURETTİN ALAN (İstanbul) - Sayın Başkanım, gece saat ilerlediği için çok uzun açıklamayacağım, kısaca açıklamak istiyorum.
Şimdi, çalışma gücünün azalmasından ve destekten yoksun kalan tazminat davalarında uygulamada ikili bir ayrımla hesaplama yapılıyor. Bu nasıl ikili bir ayrımla yapılıyor? Haksız fiilin vuku bulduğu veya çalışma gücünün kaybedildiği tarihten itibaren kararın verildiği tarihe kadar hatta uygulamada karara en yakın tarihteki asgari ücret katsayısıyla -bilinen dönem deniyor buna Yargıtay uygulamasında- bilinen dönem ayrı hesaplanıyor.
Bir de kişinin muhtemel ömrü hesaplanarak bilinmeyen dönemdeki tazminat hesaplanıyor.
ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Tamam, buraya kadar sıkıntı yok.
NURETTİN ALAN (İstanbul) - Tamam, işte, oraya geliyorum.
Şimdi, buradaki hesaplama... Örnek üzerinden gidelim, beş yıl önce bir cismani zarar meydana geldi.
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Trafik kazası olsun.
NURETTİN ALAN (İstanbul) - Trafik kazası veya başka sebeplerle.
Beş yıl önceki asgari ücret katsayısı, asgari ücret bin lira, bugün karar verildi, bugünkü asgari ücret katsayısıyla hesaplanarak karar veriliyor. Karara en yakın tarihteki asgari ücret katsayısıyla hesaplanarak veriliyor. Bu bilinen dönem.
Geriye kalan bilinmeyen dönemi de bu kişi 70 yaşına kadar yaşardı, 2070 yılında vefat ederdi, bugünkü asgari ücret katsayısıyla 2070'e kadar bilinmeyen dönemdeki zararı da hesaplanıyor.
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Bugünkü asgari ücrete göre ama...
NURETTİN ALAN (İstanbul) - Bugünkü asgari ücrete göre evet.
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Oradaki artış sayılmıyor.
NURETTİN ALAN (İstanbul) - Dolayısıyla, şimdi, biz burada ikili ayrımı şunun için yapıyoruz, diyoruz ki: Bilinen dönemde kişinin alması gereken, yaşadığı dönemde alması gereken bir parası vardı, bu parayı alamadı. Bu paraya haksız fiil tarihinden veya zarar gördüğü tarihten itibaren bir faiz işletiyoruz, bu paraya kavuşamadı ama bilinmeyen dönem dediğimiz, adamın 2050 yılında alacağı bir paraya kavuşamamasına geriye doğru gidip haksız fiil tarihinden faiz işlettiğim zaman hem asgari ücret katsayısının bugüne getirerek, değerleyerek, güncelleyerek getirmiş olacağım hem de -şu an kanuni faizi yüzde 31'lere çıkarıyoruz- yüzde 31 faiz işleteceğim; bu bir taraf için yıkıcı bir maliyet oluşturuyor. Yani, burada altından kalkılamaz rakamlar ortaya çıkıyor.
Burada hangi olaylarda uygulanabileceği... Trafik kazalarında yani bir trafik kazasında bugün sigorta limiti 4 milyon lira. Eğer yani 50 milyon, 100 milyon tazminatın çıkmaması elden bile değil. Hele hele de burada şöyle bir şey daha var: Zaman aşımı ceza zaman aşımına tabi olduğu için kişi davayı açmadı, açmadı, sekizinci yıl dava açtı; sekizinci yıldaki asgari katsayısıyla zarar hesaplanacak, sekiz yıl önceye doğru gidecek, faiz işletilecek yüzde 30'dan, hem asgari güncellemesi hem faiz güncellemesiyle parası katlanarak artacak. Dolayısıyla, biz burada ikili ayırma gittik. Bilinen döneme faiz işlettik, bilinmeyen dönemde, gelecekte olduğu, henüz gelmediği, muaccel olan bir alacağı oluşmadığı için, karar tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar faiz işletilecek burada da.
ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Mağdur açısından öngörülmezliğin önüne geçiyor.
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Bir de orada zaten sigorta şirketlerinin lehine de olmuyor aslında bu durum çünkü poliçeye de bağlı kalıyor; hâliyle o poliçe miktarının üstünde olan kısmı şey olmayacak.
NURETTİN ALAN (İstanbul) - Arkadaşlar, ben bunu üç saat anlatabilecek şeydeyim, sıkıntı yok ama burada şöyle bir şey daha var: Şu anda diyelim ki sigorta şirketlerinin cismani zararlarda poliçe limiti 4 milyon lira. Bu dava on yıl sürdü, bu davalar da uzun sürüyor. Sebebi de şu: Birincisi, zararın kesin olması yani iş gücü kaybının, kişideki vücut bütünlüğündeki kaybın raporunun kesin rapor olarak oluşması gerekiyor. O da bazen iki üç sene tedavisi oluyor, üç sene sonra zarar kesinleşiyor. İkincisi, burada maluliyet oranlarına karşı uygulamamızda maluliyetin tespiti davası diye bir yöntem var. Yeni bir dava konusu edebiliyorsunuz, o dava kesinleşinceye kadar bu dava bekletici mesele yapıyor, sekiz on sene bekleyebiliyor. Burada da diyelim ki on sene önce sigorta poliçe limiti 4 milyondu, zararınızın yüzde 100'ünü karşılıyordu varsayalım. On sene sonra sigorta limitin yine 4 milyonun üzerinde faiz işleyerek zararını karşılıyor çünkü kararlar şöyle kuruluyor: "Sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere." diyor, oysa on sene sonra ödemeniz gereken borç 40 milyona çıkıyor. Yüzde 10'unu karşılıyor sigorta bu defa, ilk gün yüzde 100'ünü karşılayan sigorta on sene sonra yüzde 10'unu karşılıyor. Burada da -ikinci bölüm aslında, maddenin ikinci bölümünü anlatmış olalım- eğer sigorta bir ödeme yapmış ise bunu da faizlendirilerek düşersek 4 milyona faiz işletiyorum mahsup ederken, 10 milyona veya 8 milyona çıkıyor. 40 milyonun 10 milyonunu düştüğüm zaman 30 milyon kişiye borç kalıyor. Eğer oransal mahsupla düşersem 4 milyon borcun yüzde 100'ünü eğer oluşturuyor ise ben 40 milyona çıksa bile diyorum ki "Bunun yüzde 100'ü ödenmiş." veya yüzde 100 olmasın 3 milyon ödesin, yüzde 75'ini ödesin, 40 milyon yüzde 75'i 30 milyondur. "Ben 10 milyon ödeyeceğim." diyor. Yani, burada Yargıtayın iki dairesinin farklı bir uygulaması var. Bir tanesi faizlendirilerek mahsup ediyor, bir tanesi oransal mahsup ediyor; orada ciddi farklılıklar oluşuyor. Biz bu farklılıkları ortadan kaldırmak için yeknesaklığın sağlanması için...