KOMİSYON KONUŞMASI

CUMHUR UZUN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Şimdi, idarenin borçlu olduğu dosyada idareye ilamın kesinleşmesinden itibaren -ki idare genelde kesinleşmeyi ilamının niteliğine göre arıyor, bazen o sebeple bekletiyor- ilamın icraya konulması için otuz günlük bir idari başvuru zorunluluğu yani ön koşul getiriliyor. Kime getiriliyor? Daha önceden idareye "Senden benim bir alacağım var." demiş fakat idare tarafından karşılanmamış; karşılanmadığı için, haklılığına inandığından dava yoluna gitmiş, davası birkaç yıl sürmüş, o birkaç yılın sonunda ilamla haklılığını tescil ettirmiş kişinin ilamı icraya koymadan önce idareye bir kez daha "Benim mahkeme ilamındaki alacağımı, sübut bulmuş olan alacağımı öde; otuz gün süre veriyorum." diyor. Ne uğruna diyor? Doğacak vekâlet ücretinin ve icra takip masraflarının önüne geçmek üzere. Alacaklı kim? Yurttaş. Burada teklifte korumaya çalıştığımız kim? İdare yani devlet. Ya, vatandaştan daha mı fakir devletimiz? Vatandaştan daha fakir de biz devleti korumak için hüküm mü düzenliyoruz; bir.

İki, düzenlediğimiz hüküm nedeniyle devleti koruyoruz, vatandaşı dışlıyoruz ama vatandaşın borçlu olduğuyla, idarenin alacaklı olduğuyla ilgili denkliği Anayasa’nın eşitlik maddesi gereğince hiç gözetmiyoruz. Olabilir mi böyle bir şey? Biraz önce örnek verildiği gibi kısmen kabul, kısmen ret. Hem idarenin alacağı var hem yurttaşın alacağı var. İdare icraya veriyor, vatandaş veremiyor. Bir de bu para özü itibarıyla yurttaşın parası, icraya verse de içeriği de icradaki vekâlet ücreti de yurttaşın parası. Bizim Avukatlık Kanunu "Aksine bir sözleşme yoksa avukatındır." der. Dolayısıyla, belki aralarında aksine sözleşme var, yurttaşın parası o. Kaldı ki yurttaş o hakkına erişmek için avukat görevlendirmek ve masraf yapmak durumunda kaldı, onları geri alıyor. İcraya verirken de benzer şekilde parasının zamanında verilmemesi nedeniyle icraya veriyor ve onu almak için avukata ücret ödüyor, onu geri alıyor. Bakın Yalova'da kamu avukatı, SGK avukatı ilamı yurttaşa icraya verdi, yurttaş o icra nedeniyle gitti avukat arkadaşı vurdu, öldürdü; hepiniz biliyorsunuz. Eğer devleti veremeyen, yurttaşı verebiliyor hâlde bırakırsanız yurttaşı dışlamış, devleti korumuş olursunuz. Yurttaşı korumak yerine devleti korumak şeklinde düzenleme yaptığının siyaseten ne anlama geldiğini hepiniz çok iyi biliyorsunuz siyasetçi olarak, biz öyle bir devlet değiliz.

Bir şey daha söyleyeceğim: Şimdi, bu bir ön koşul. Siz gittiniz, idareye dilekçeyi verdiniz otuz gün içinde "Hesap numaram da ibanım da bu." dediniz. İdare ödemedi yine, icra takibi açabiliyorsunuz ya, icra müdürlüğüne gittiniz, ilamsız icra takibi talebini ilettiniz, icra müdürü "Burada ön koşul var -bizim şimdi çıkaracağımız kanun sıra sayısını göstererek- idareye başvurduğunu ve ödenmediğini bana kanıtla." diyecek. Siz elinizde bir başvuru dilekçeniz var, götüreceksiniz dilekçeyi, icracı diyecek ki: "Bu yetmez, senin idareye bunun girdiğine dair bana kayıt numarasını da göster." diyecek, "Ödenmediğine ilişkin şerhlerini de göster." diyecek. Siz idareden o dilekçenize şerh alacaksınız, üstüne "Falan tarihinde tarafımıza geldi, bütçemiz yetersiz, ödeyemedik, bir dahaki yılın bütçesine ödenek koydurduk." denecek, bunun uygulamadaki hâli bu, böyle olacak. Bunun sonucu, gene alamayacak parasını, icra takibine vermek zorunda kalacak, üstüne şerhi verme konusunda da baraj olacak, kendisinin yapamadığı bir şeyi saklama ihtiyacı doğacak idareden. Onu da vermeyecek, başvuramayacak, icracı da icra talep emrini reddedecek.

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Ama sahibini kesin kayıt altına...

CUMHUR UZUN (Muğla) - Ama ödenmediğini de soruyor ya, belki ödendi, idare makbuz ibraz edebilir, ödenmediğinde şerh edilmesini ister icra müdürü.

SAFFET BOZKURT (Zonguldak) - İcrayı ilgilendirmez ki.

CUMHUR UZUN (Muğla) - Hayır, ilgilendirir. Önkoşul var, önkoşul olduğu için isterler.

Bu nedenle, bunun burada düzenlenmesi... Bir kere biz yurttaşa karşı devleti, yaptığı yargılama gideri nedeniyle geri istediği yargı giderleri ve vekâlet ücreti yönünden böyle bir zorunluluğun altına sokamayız. İdareden adam haklı çıkmış haklı, önceden verseler zaten mevzu hiç dava konusu bile olmayacak.

Bir de burada Nurettin Vekilim, edebiyat ve dil kullanma konusunda kutlarım, diyor ki: "Kamu kaynaklarının etkin kullanılması." Kamu kaynaklarının etkin kullanılması "Oraya parayı vermeyin, o para başka yerlere getsin." diyorsunuz. Siz buraya en iyisi ne yazın biliyor musunuz? "Yüzde 99,5 yanılmayla yaptığımız Zafer Havalimanını kapatalım, bunlara gerek kalmaz. Oraya verdiğimiz parayı buraya harcarsak bütçe, fazlasıyla yeter." deyin.

NURETTİN ALAN (İstanbul) - Yüzde 150 karşılayanlar var, onları da söylerseniz adaletli olur.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Ortalamasını mı alacağız hepsinin? Balıkesir Havaalanını ne yapacağız?

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Acayip bir mantık.

CUMHUR UZUN (Muğla) - Ben sadece, kamu kaynaklarının etkin kullanılmasının böyle bir konuyla değil de çok somut örneği olan Zafer Havalimanı üzerinden örneksedim. Başka yerlerden de kamu kaynağı rahatlıkla kullanılabilir, bu yanlış, bu hâliyle yanlış. O nedenle, tekliften çekilmesini talep ediyoruz.