KOMİSYON KONUŞMASI

YILMAZ HUN (Iğdır) - Evet, ben de teşekkür ediyorum sevgili hocalarıma, emeklerinizden dolayı teşekkür ediyoruz.

Ben de kısa kesmeye çalışacağım, malum üç saattir buradayız. Taner Hocama bir iki soru kısa kısa soracağım. Bildiğiniz gibi okullarda bir MESEM uygulaması var, MESEM uygulamasını biliyorsunuz, çocuklar haftanın bir günü okula gidiyor, geri kalan altı günü de iş yerinde ya da sağlıksız koşullarda çalışıyorlar. Yani bunun etkisi nedir? MESEM de okuldan uzaklaşmadır, öğretmenlerden uzaklaşmadır, eğitimden ve rehberlik sisteminden uzaklaşmadır; bunun etkisi nedir? Bir ikincisi, mesela okul dışında kalan çok ciddi bir öğrenci kitlesi var, bunları ölçebiliyor muyuz; mesela, bunun etkisi nedir şiddet olaylarında? Hani okul dışında kalmış veya okuldan atılmış ya da okuldan kaçan, okul dışında kalan Türkiye'de çok ciddi bir kesim var.

Diğer bir şey, mesela, Batuhan Hocama bir iki tane soru soracağım. Okullardaki rehberliğin eksik ve yetersiz olduğunu söylediniz; bunu bizler de kabul ediyoruz. Şimdi, bir de Türkiye'de silaha erişim noktasında birkaç internet üzerinden, dijital medya üzerinden söz ettiniz ama bunlara gerek kalmadan da Türkiye'de silaha erişim, en kolay ülkelerden bir tanesi. Mesela, siz aynı zamanda güvenlikçisiniz, buradaki, Urfa'daki çocuk 5-6 tane silahı beraber kullanabiliyor, üzerinde taşıyabiliyor; bunun örnekleri çok fazla. Bunun önlenmesi noktasında fikriniz nedir, mesela nasıl önlenebilir? Bu fikrinizi öğrenmek isteriz. Sadece dijital ortamda değil her tarafta silah bulunabiliyor, bu noktada fikrinizi öğrenmek isteriz.

Son olarak da Nurdan Hocama da eğer isterlerse bir iki sorum var. Şimdi "Sosyal çalışmacı eksik." dediniz, doğru. Şimdi, okullarda bir de ÇEDES programları var, biliyorsunuz, manevi danışmanlar altında pedagojik yeterliliği olmayan insanlar tarafından ÇEDES programları yapılıyor ve bunlar eğitime giriyorlar, birçok noktada öğrencilerle yüz yüzeler. Mesela, manevi danışmanlık adı altında bunların şiddeti önlediğine ya da artırdığına yönelik bir etkisini biliyor musunuz, bir veriniz var mı? Çünkü bunların yerine biz daha çok pedagog, PDR'ci, sosyal çalışmacı atanması gerektiğini düşünüyoruz; buradaki fikrinizi öğrenmek isteriz.

Son olarak da şunu söyleyeyim: Yani tüm hocalar da ulusal veri ihtiyacından söz etti. Doğru yani buna yönelik bizim önerimiz DEM PARTİ olarak çocuk bakanlığının bir an önce kurulması çünkü çocuklar birer özne, çocuklar farklı bir grup, ihtiyaçları farklı, toplumun çeşitli kesimlerinden farklı bir kurum; bunun özel olarak incelenmesi ve bunun üzerinde de çözümlerin geliştirilmesi için çocuk bakanlığının kurulmasını da düşünüyoruz diyoruz.

Teşekkür ediyoruz.

Aynı zamanda son bir şey daha ekleyeyim. Hocalarda mesela şiddetsiz eğitim bazı yerlerde geçti. Mesela şiddetsiz eğitim, iletişim olmalıdır, nasıl olmalıdır; bunun üzerine kafa yormamız gerekiyor ve barış kültürü geliştirmemiz gerekiyor. Barış kültürünün ve şiddetsiz iletişimin de çocuklarda bir çarpan etkisi yaratacağını da düşünüyorum.

Kısaca böyle ifade edeyim, teşekkür ediyorum.

DÜZCE ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. TANER ATMACA - Teşekkürler Sayın Vekilim.

İsterseniz öncelikle ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerle başlayalım. TÜİK'in resmî verilerine göre, kontrol ettim az önce, 2024 yılında bu oran yüzde 22 iken 2025'te yüzde 23'e yükselmiş yani 1 puanlık bir yükseliş söz konusu. Bu bir risk faktörü elbette yani okul aynı zamanda bir gözetim alanıdır gençler için ya da istihdamda olmaları aynı zamanda bir gözetim alanıdır yani güvenli bir yerde ya da en azından takip edilecek bir alanda olduklarını gösteriyor. Her iki alanda da olmamaları bir risk faktörüdür ve suça bulaşma riskini elbette ki artırıyor. Burada gençlerin eğitimden uzaklaşmalarını ya da istihdama kavuşamamalarını ortaya çıkaran faktörleri bertaraf etmek elbette ki en önemli hususu oluşturuyor. Niye bu gençler okulda olması gerekirken okulda değiller? Kendi iradeleriyle mi okul dışına çıkıyorlar ya da herhangi bir sistem sorunundan kaynaklı terk mi söz konusu, bunu bulup bertaraf etmek gerekiyor. Elbette ki suça bulaşmalarında bir yatkınlık oluşturabilir çünkü bir boşluğun içerisinde oluyorlar, dolayısıyla da eğer örgün eğitim içerisinde olmayacaksa bu gençler bir şekilde değerlendirilmeleri ve istihdamın içerisine dâhil edilmeleri gerekiyor.

MESEM uygulaması nispeten yeni bir uygulama, eski çıraklık eğitimi biliyorsunuz. Bu, iyi düşünülmüş ama sistem içerisinde bazı açıkları olan ve uygulama hataları olan bir uygulama; bana göre özellikle mesleki eğitimin desteklenmesi ve sürdürülmesi açısından, erken yaşta meslek edinimini sağlamak açısından fena olmayan bir uygulama. Hataları elbette ki vardır, açıkları ya da birtakım yolunda gitmeyen durumlar söz konusu olabilir, buna elbette ki iyileştirmeler gerekiyor ama bütün öğrencileri akademik öğrenmeye ya da akademik başarıyı biraz daha önceleyen kurumlara yönlendirmek aslında Türkiye'nin geleceğiyle ilgili sıkıntılar da meydana getiriyor çünkü bazı alanlarda meslek elemanı bulunamıyor ya da teknik eleman bulunamıyor. Ondan kaynaklı MESEM'lerin süreç içerisinde yapılarının, sistemlerinin iyileştirilmesi, takiplerin iyileştirilmesi, bunları kontrol edecek kişilerin ya da yöneten kişilerin ya da süreç içerisinde gündeme de yansıyan, gelen birtakım ihlallerin ortadan kaldırılmasına olanak sağlayacak iyileştirilmelerin olması koşuluyla ben MESEM'lerin fayda sağlayacağını düşünüyorum. Elbette ki kusurları var şu an yani yolunda gitmeyen hususlar var ama ben özellikle genç yaşta, erken yaşta mesleki eğitimin daha profesyonel şekilde yapılması konusunda bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Elbette ki birdenbire bir Alman modeline geçilemez ama zaman içerisinde belki evrilebileceği ümidini taşıyorum; aksi hâlde, herkesi Anadolu lisesi ya da fen lisesi öğrencisi yapmak aslında geleceğimizle ilgili bir sıkıntı meydana getirecektir.

Teşekkür ederim Sayın Vekilim.

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Taner Bey, teşekkür ediyorum.

Hocalarım, lütfen biraz kısa kısa cevaplandırırsanız memnun oluruz, hiç ara vermeden çalışıyoruz.

Evet, Batuhan Bey, buyurun.

ULUSLARARASI SİBER GÜVENLİK FEDERASYONU BAŞKANI BATUHAN TOSUN - Başüstüne Başkanım, çok kısa cevaplayacağım.

Sayın Vekilim, verdiğim örneklerin tamamı aslında hep dijital platformlar üzerindeydi farkındaysanız. Ben konuya şöyle yaklaşıyorum: Bu, açıkçası uygulanabilirlik anlamında yurt dışındaki ülkelerin de uyguladığı bir model günün sonunda. Okullara x-ray cihazı koyamayız yani her okula x-ray cihazı koyamayız, her okula güvenlik de koyamayız. Bu Amerika'da, Kanada'da ya da diğer ülkelerde uygulanan bir model de değil açıkçası yani olan yerler, kampüsler var, olmayan yerler var; bu biraz daha demografik duruma dayalı bir durum, burada asıl konu merkezî olarak bunun yönetilmesi.

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Hocam, buyurun.

SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. NURDAN DUMAN - Tamam Sayın Başkanım.

Şimdi, bana manevi danışmanların okulda görev almasıyla ilgili soru sormuştunuz Sayın Vekilim. Tabii, farklı bir meslek olduğu için bu konudan çok detaylı olarak ben haberdar değilim. Tabii, tam emin değilim ama belki bir ihtiyaca binaen olmuş olabilir. Tabii, onların rol ve fonksiyonları ile sosyal hizmetinki birbirinden farklı yani bizim odağımız çok daha farklı olduğu için, onların çalışma alanı bizimle alakalı değil. Ben o soruyu muhatap olarak cevaplamanın uygun olmayacağını düşünüyorum.

Biraz önce Suat Vekilimizin ve diğer hanımefendi vekilimizin sorduğu soruyu unuttuğumu fark ettim, izin verirseniz hemen çok kısa onu cevaplamak isterim. Rol çatışması olduğunda nasıl çözülecek, bunun nasıl üstesinden gelinebilir? Tabii, burada, her zaman için bu söz konusu ama aslında başından itibaren bir arada çalışma barışı sağlanabilirse, roller kesin olarak belirlenirse olacaktır.

Suat Vekilimizin söylediği önemli bir şey vardı "Bazı şeyleri ben PDR'nin de psikolojinin de yapabileceğini düşünüyorum." diye. Aslında bu branşlar normalde benzer kuramlardan yararlanırlar ama odakları birbirinden farklıdır. Mesela, PDR öğretmeni bir çocuğun ders çalışması için ders programı hazırlayabilir, onun eğitim başarısını güdülemek için çalışmalar yapabilir ama sosyal hizmet uzmanı daha çok çocuk ve aile odağındaki çalışmaları yapar ve bütün konuşmamda fark ettiyseniz ben hiç "öğrenci" kelimesini kullanmadım çünkü benim için o çocuk, sosyal hizmet bakış açısıyla; onun eğitim başarısından çok psikososyal sağlığı çok önemlidir benim için; tabii ki eğitim başarısı da önemlidir ama önce sağlıklı bir kişilik geliştirmesi, iyi bir yetişkin olarak topluma kazandırılması ve toplumda iyi bir fonksiyonellik sağlanması önemlidir. Mesleki bakış açılarının farklılıkları aslında gündeme geliyor; davranışı, ekolü PDR de kullanıyor, psikoloji de sosyal hizmet de psikiyatri de kullanıyor, krize müdahaleyi bütün bu meslekler kullanıyor ama hangi yaklaşımla kullanıyoruz, bu yaklaşımları biz mesleki olarak hangi ayırtlarda kullanıyoruz? Aslında herkes kendi mesleğine özgü o sınırı çok iyi biliyor diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim.