| Komisyon Adı | : | MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU |
| Konu | : | Çorum Milletvekili Yusuf Ahlatcı ve Antalya Milletvekili İbrahim Ethem Taş ile 85 Milletvekilinin Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3705) |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 11 .06.2026 |
EYLEM ERTUĞ ERTUĞRUL (Zonguldak) - Sayın Başkanım, Değerli Komisyon üyeleri, değerli bürokratlar, çok kıymetli Silahlı Kuvvetler mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, 1'inci maddeyle ilgili itirazımız ve önereceğimiz nokta şu: Birinci olarak, özellikle askerî doktorların ve diş hekimlerinin çalışma şartları ve Silahlı Kuvvetlerde kalmalarını sağlamayla ilgili geçmişten beri gelen bir anlayış var. Bu anlayış, zorla, cezalandırmayla bu insanları Silahlı Kuvvetler bünyesinde tutmak üzerine kuruluydu. Geçmiş dönemde çeşitli yöntemlerle işte, firar ederek, Sağlık Yeteneği Yönetmeliği'nde artık Silahlı Kuvvetlerde görev yapamaz hâle gelecek kadar kilo alarak veya işte, yabancı uyruklu kişilerle evlenerek insanlar Silahlı Kuvvetlerden bir şekilde kendilerinin ayrılmalarını sağlıyordu. Niye böyle yapıyorlardı? Çünkü çok ciddi bir mecburi hizmet süresi sıkıntısı var. Yani bir askerî hekim altı yıllık bir tıp fakültesi eğitiminden sonra on beş yıl mecburi hizmetle görevlendiriliyordu ve eğer uzmanlık yaparsa -uzmanlık eğitim süreci de uzmanlık branşına göre dört ile beş sene arasında- bu, mecburi hizmet süresinden sayılmıyordu. Yani kişinin önüne baktığınız zaman yirmi yıla yakın bir mecburi hizmet süresi geliyordu. Maddi anlamda, kamuda çalışan diğer hekimlerle kıyaslandığı zaman ciddi bir gelir kaybı vardı. Silahlı Kuvvetlerdeki rütbe anlamında da gene aynı rütbedeki insanların arasında en az maaşı hekimler alıyordu. Bunlarda düzeltmeler yapıldı zaman içerisinde, sağlık tazminatı geldi, mecburi hizmet süresi azaltıldı fakat gene de bu süreçlerin önüne yeterince geçilemedi. Şimdi, buradaki birinci sıkıntı şu: Bizim insanları kanunen cezalandırarak Silahlı Kuvvetlerde daha uzun süre görev yapmasını sağlama mantığından uzaklaşmamız lazım. Ne yapmamız lazım? Bu insanların, bir, özlük haklarını daha iyi hâle gelmesini sağlamamız gerekiyor, çalışma şartlarının daha iyi hâle gelmesini sağlamamız gerekiyor. Şunun bilincindeyiz -aynı az önceki fırkateyn örneğinde olduğu gibi- Silahlı Kuvvetlerin mevcut on yıllık diyelim veya yirmi yıllık süre içerisinde ne kadar tabibe ihtiyacı olacak, ne kadar diş hekimine ihtiyacı olacak, bunların planlamaları yapılıyor ve bu insanlar da buna binaen Silahlı Kuvvetler adına okutuluyor ve göreve başlıyorlar ama burada bizim ana mantığımız şu olmalı: Biz bu insanların Silahlı Kuvvetlerde nasıl kendi isteğiyle daha fazla görev yapmasını sağlarız? Bunu sağlamanın yolu da bahsettiğim gibi, özellikle özlük haklarının iyileştirilmesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve gerekli noktalarda akademik kariyer yapabilmelerinin de önünü açmak. Bu daha fazla istekli bir şekilde Silahlı Kuvvetlerde görev yapma oranını ve isteğini artıracaktır.
Bir de bu maddeyle ilgili Anayasa Mahkemesinden dönmesinin sebebi şu: Zaten bir maddi tazminat uyguluyorsunuz bu kişilere. Bir yandan da kişinin hem kamuda hem özel sektörde belli bir süre içerisinde mesleğini icra etmesini engelliyorsunuz. Bunu sadece tabip subaylar için yapıyorsunuz, diş hekimleri için yapıyorsunuz ama Silahlı Kuvvetlerde görev yapan bir mühendis aynı şartlarla ayrıldığı zaman yapmıyorsunuz veya daha başka uzmanlık gerektiren teknik meslek mensupları ayrıldığı zaman bunu yapmıyorsunuz. Bu çok yanlış bir uygulama, gene Anayasa Mahkemesinden dönecektir çünkü Anayasa Mahkemesinin verdiği kararın aslında arkasından dolaşıyoruz. Burada Anayasa Mahkemesi hem orantılılıkla ilgili bir itiraz sunuyor hem de zaten maddi bir şekilde kişiden tazminat alıyorsunuz, neden bu insanın mesleğini icra etmesine engel oluyorsunuz? Hadi engel oluyorsunuz, ya, kamuda bari engel olun, sivilde neden kişinin mesleğini icra etmesine engel oluyorsunuz? Bu noktada sıkıntı büyüktür. O yüzden bu maddenin kaldırılmasını istiyoruz.