| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 17 .06.2026 |
ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Evet, teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sendikalarımızın çok değerli yöneticilerine Komisyonumuza hoş geldiniz diyorum .
Sayın Başkanım, bahsettiğiniz gibi, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da çalışmalarımızı yaptık, geldik. Şimdi, bu Komisyon niye var? Bizler ne çalışması yapıyoruz? Öğrencilerimiz daha sağlıklı olsunlar, öğretmenlerimiz daha sağlıklı olsunlar, cinayetler işlenmesin, katliamlar olmasın, eğitin önde olsun diyoruz. Peki, bugün geldiğimiz noktada, az önce Türkiye Büyük Millet Meclisinin Çankaya kapısının önünde özel sektör okul öğretmenleri dayak yediler, maalesef birkaç gündür eylemdeler; ne istiyorlar? "Taban maaşımız artsın." diyorlar. 1965 yılında bir kanun çıkmış, diyor ki: "Özel sektördeki okullardaki öğretmenler devlet okullarındaki öğretmenlerin aldığı maaştan az alamazlar." Bu ne zaman değişti? 2014'te. Kimin zamanı? Müsteşar Yusuf Tekin. "Hayır, asgari ücret alabilir." diyor. Arkadaşlar, asgari ücreti bir öğretmene layık görüyoruz. 60'lı yıllarda "Devlet memuru, öğretmenin aldığından az olamaz." deniyor, bugün "Asgari ücret alsın." deniyor.
Başka ne var? 1.600 öğretmen de mülakat mağduru. Bu çocuklar, bu öğretmenler KPSS'ye girmiş, yeterli notu almışlar, mülakatta bir şekilde elenmişler ve 1.600 öğretmen atama istiyor. Şimdi, Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; Türkiye Cumhuriyeti'nin yurttaşları Türkiye Büyük Millet Meclisinden ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin önünde hak aramayacaklar da nerede arayacaklar? Millî iradenin tecelligâhı burası değil mi? Buraya gelecek öğretmen, burada hakkını arayacak ve diyecek ki. "Ey vekillerim, oy verip seçtiğim ey milletin vekilleri, benim haklarımı bana verin." Niye? "Ben öğretmenken aklım başka yerde olmasın, açlıkla boğuşarak ben çocukları eğitemem. Kafamda evimi geçindirmek varken ben bu çocuklara sağlıklı yetiştiremem." diyor bu öğretmenler. Ama ne oluyor? Bu benim kişisel tespitim. Biliyorum, pek çok arkadaşımızın da tespiti aynı. İşte, Şanlıurfa'daki olaylarda polisin ihmali; olan, öğretmenlere, okul müdürüne, müdür yardımcısına falan. Orada ihmalden çocuklar ölüyor; öğretmenler suçlu, günah keçisi ilan ediliyor. Aynı öğretmenler geliyor, Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde polis tarafından dayak attırılıyor. polise bir şey demiyorum, devletin memuru. Talimatı veren belli. Yazık! Gerçekten biz burada niye konuşuyoruz ki? Niye bu Komisyonu kurduk? Eski tas, eski hamam. Burada bir rapor yazsak, söylesek ne olacak sanki Sayın Başkanım? Ya, öğretmenini döven bir devlet olur mu, öğretmenini döven bir hükûmet olur mu arkadaşlar?
Maalesef, ben bunu kayıtlara geçmesi için başında dile getirmek istedim. Kınıyorum. Az sayıda öğretmenimiz gelmiş, kaç gündür gözaltılar, dayaklar... Yahu, içerisinde MHP'lisi var, AK PARTİ'lisi var, CHP'lisi var, DEM'lisi var, her partiden öğretmenler var, siyasi düşünceleri farklı farklı insanlar. Tek istekleri hak aramak, siyasi bir eylem yapmıyorlar ki. "Bize taban maaş verin." diyorlar. Yani "Devlet okulundaki öğretmen kaç para alıyorsa ben de onu alayım." diyor ama bunu reva görmüyoruz. Reva görülen nedir? Dayaktır, coptur, gözaltıdır biber gazıdır, falan filan.
Bunu kınamak için söz aldım. Keşke Komisyon olarak desek ki: "Hep beraber gidelim öğretmenlerimizin yanına, öğretmenlerimizle dayanışma gösterelim." Ama bunun mümkün olmadığını da siyasetin gerçekliğinde biliyorum. Ama en azından tutanaklara geçmesi için söz talep ettim.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.