KOMİSYON KONUŞMASI

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın, Başkan, değerli arkadaşlar; şimdi, bu 8'inci maddede, bunun bunu çözmüş değilim, hatta, maddenin sonunda, eğer uygun görürseniz, Komisyon Başkanı bize bir açıklama yapsın. Ben, yaklaşık yirmi yıla yakın 2942 sayılı Kanun'la uğraştım uygulamada da. Bunu neye göre getirildiklerini çözemedim. Hatta, dedim ki herhâlde Trump geliyor, orayla alakalı bir mülkiyet sorunu var falan. Anlıyorum ki herhâlde yok, hiç ses çıkmadı ama hangi gerekçeden, bunu bir açıklarsanız, gerçekten merak ediyorum. Yani, bana hukuki açıdan birisi Genel Kuruldan önce şunu bir açıklasın. En iyi bildiğim konulardan biri hasbelkader.

Şimdi, arkadaşlar, 46'ncı madde kamulaştırmayı düzenliyor Anayasa'da. Anayasa diyor ki: "Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde..." Kamu yararı olmasa zaten buna "çökme" derler. Yani, kamu yararıyla alakalı, devlet zor gücü kullanarak vatandaşın yerine kamu yararından kaynaklanan... Kamulaştırmanın temeli o, geliyor, onu alıyor? Şimdi, burada bir düzenleme getiriliyor. Düzenlemede diyor ki: "Fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkullerin ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır." Şimdi, biraz önce konuşmamda da söyledim, Kamulaştırma Kanunu'nda 2001'de bir değişiklik yaptılar, o dönemin koşullarında dediler ki: "Bu devletin ekonomik sıkıntı çekmesinin nedenlerden bir tanesi şu Kamulaştırma Kanunu'ndan çıkan özellikle Karayolları ve DSİ ödemeleridir." Vatandaşa tebligat yapılıyordu. Otuz gün içinde vatandaş eğer bir beğenmezse bir tezyidi bedel davası açıyordu. Şimdi bunu kaldırdılar ve o dönemde de Sayın Bakan hatta çağırdı, benden yardım istediler, sağ olsunlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığında, bu düzenlemede. Sonra ikinci bir şeye geçti. Şimdi bütün güçler devletin elinde. Devlet kendi kıymet takdirini yapıyor, süresi içinde bildiriyor. Eğer uygun görmezse davayı devlet açıyor, vatandaş açmıyor daha. Buna karşı da Sayın Başkanım, adli yargı yoluna başvuruluyor bedel artırımından dolayı. Ama bir de bunun dışında kamu yararıyla alakalı bir olay var, o da idari yargıya konu. Diyor ki: "Benim yerime geldin, devlet, karar aldın. Burada kamu yararı kararı yoktur. Okul yapacaksın, cami yapacaksın, bilmem başka türlü bir şey yapacaksın, ortak donatı alanları veya işte 18 uygulamasına ilişkin bazı şeyler yapacaksın. Burada kamu yararı kararı yoktur, ben idari mahkemeye başvururum ve dava açarım." Bu düzenlemede şeyi yapamazsınız, kamulaştırma kararının tahsil tarihinden çektiğiniz zaman, buna ilişkin idari dava yolunda kamu yararını gerekçe göstererek başvuramazsınız. Açıkça şunu diyorsunuz: "Ben bunu geri tarihe çektim -oradaki süreler hak düşürücü süreler, otuz günlük süreler- vatandaş hiçbir şekilde, eğer bir kamulaştırma işlemi yapılmışsa buna karşı idari dava yoluna yani kamu yararı kararının iptaline yönelik olarak herhangi bir şekilde başvuru yapamaz." Bunu lütfen not alın. Bakın, çok tarihî bir hata yapıyoruz şeyle alakalı. Muhtemelen bir anayasal yargı denetiminden geçecek. Oradaki raportörler muhtemelen bu aynı düzenlemeleri verecekler. Yapamazsınız bunu, kamu yararı kararını geriye çekemezsiniz; şey özür diliyorum, buna ilişkin o tarihte kamulaştırılmış sayılma tarihini ve o tarihteki bedelleri hükme esas alarak işlem yapamazsınız. Böyle bir şey olamaz yani. Bunu niye yapıyorsunuz? Ben anlamış değilim. Bakın eğer bir sıkıntı varsa alırsınız, eğer Kamulaştırma Kanunu'ndaki o hükümler size yetmiyorsa acele kamulaştırma hükümleri var, tebligatları çıkartırsınız, buna ilişkin hükümler yaparsınız. Tamam, ona bir lafım yok ama burada bunu yaparak idari davaya başvuru yolunu bir anlamda kapatıyorsunuz. Arkasından zaten o bedel artırımına ilişkin şeyler de tartışmalı, onlar da muhtemelen zaman aşımına uğrayacak. Niye? Çünkü tahsis kararı alıyorsunuz, tahsis edilmiş bir yeri siz 2942'nin mevcut koşullarına uymadığı için yeni bir defakto durum yaratarak bir fiilî durum ortaya çıkarıyorsunuz. O nedenle bu benim anladığım bir durum değil. Eğer uygun görürse Sayın Başkan bize burada yazanın dışında -yani şurada yazılanı ben anlıyorum- hangi gerekçeyle buna ihtiyaç duyulduğuna ilişkin bir somut, bize Bakanlık yetkilileri açıklasınlar. Niye bunu yapıyorsunuz yani? Hangi somut gerekçe? Yani Türkiye'nin hangi yerinde böyle bir yer var da siz getiriyorsunuz. Yani ilginç bir düzenleme getiriyorsunuz, gerçekten çok merak ediyorum. Lütfen Bakanlık yetkilileri yani bunu okuyarak, bana maddeyi okuyarak değil, hangi somut gerekçeyle böyle bir talepte bulunuyorsunuz?

Teşekkür ederim.