| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Osmaniye Milletvekili Seydi Gülsoy ve Burdur Milletvekili Mustafa Oğuz ile 64 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3669) |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 06 .05.2026 |
ERHAN USTA (Samsun) - Önergeyi bilelim, ondan sonra konuşalım Sayın Başkan.
Evet, ben önergeden bağımsız bir şekilde düşüncelerimi ifade edeyim. Şöyle: Şimdi, ihracatçılar, gerçekten makroekonomik program nedeniyle, makroekonomik uygulamamız, istikrarsızlık, belirsizlik, kur politikası nedeniyle ihracatçı çok zor durumda, bunu biliyoruz; aslında bunu da çok fazla gündem olmadan, yani Türkiye Büyük Millet Meclisinde defalarca söylemiş, bütçe görüşmelerinde, daha önceki konuşmamızda söylemiş bir kişi olarak söylüyorum. Mutlak surette ihracatçılarımız için, üreticilerimiz için, sanayicimiz için ve ihracatçımız için bir şeyler yapmak durumundayız ama yapmamız gereken şey bu mu, ben bundan emin değilim arkadaşlar. Bunun birkaç tane sıkıntısı var. Şimdi ne yapıyoruz? Üretici ihracatçı olursan vergi yüzde 9, kurumlar vergisi normalde 25; işte, üretici ihracatçılarda 5 puan düşüktü, herhâlde 20, şimdi yüzde 9'a çekiyoruz; ondan sonra, işte, sadece ihracatçı olursa yüzde kaçtı, 14'e mi çekiyoruz? Yüzde 14'e çekiyoruz. Yani, şimdi ihracatçının problemi kazanamamakta, ihracatçının problemi hayatını sürdürememekte; yoksa kazanıyorsa, kazandığından herkes nasıl vergi veriyorsa ihracatçı da versin, sanayici de versin. Yani dolayısıyla, bizim bu insanların para kazanmasını sağlayacak, üretimini yapmasını ve ülkeye döviz girdisi getirmesini sağlayacak tedbirleri almamız lazım. Bu makroekonomik istikrardan geçer, bu belirsizliklerin azalmasından geçer, bu kur politikasından geçer. Hadi bunları düzeltemiyorsunuz; bakın, mesela, ben burada kaç defadır söylüyorum, bir yıldan fazla süredir "Bu döviz dönüşüm desteğini hiç olmazsa yüzde 3'ten yüzde 8'e çıkartalım." diye söyledik. Bu niye önemli? Çünkü Türkiye'de enflasyonla mücadele yapmak için kuru tutmanız gerekiyor; Türkiye'nin enflasyonla başarı hikâyesi budur, kuru tuttuğu zaman enflasyonu belli bir ölçüde başarmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ERHAN USTA (Samsun) - Bu seferki programda kuru tutmasına rağmen enflasyonla mücadeleyi başaramıyor, enflasyonu düşüremiyor; bu da daha vahim bir durum.
Şimdi, başlangıçta kur politikasını eleştirip kurun hiç olmazsa, hadi bir miktar daha, uygun bir şekilde ilerlemesini önerebilirdik ve önerenler de oldu ama şu anda o da geçti, artık onu da yapamazsınız; çünkü 200 milyar doların üzerinde şu anda reel sektörün açık pozisyonu var. Yani kurun artması durumunda zaten bu firmalar da batacak. Dolayısıyla, bir enstrüman daha Türkiye'de elimizden gitti. O zaman ne yapabiliriz? İşte, ikili kur uygulaması aslında bu dediğimiz şey. Bu, ilkel toplumlarda uygulanan bir şey ama yüzde 3'ü uyguluyoruz. Bu yüzde 3'ü hiç olmazsa bir miktar yüzde 8-10'a çıkarmış olsak bu insanlar rahatlar, bunlara farklı bir kur uygulamış oluruz bu süre için. Şimdi, biz bunu Ticaret Bakanlığında da gündeme getirdiğimizde, bize daha sonradan, el altından veya hani dostane bir şekilde "Ya Başkanım, bunu öneriyorsunuz da yüzde 3 de şey oluyor; zaten bunda hile var, yüzde 8 yaparsak hile daha da fazla artar." Kardeşim, o zaman hile olanı yapmayın, yani yüzde 3'ü de yapmayın o zaman hile varsa, insanları hileye sevk ediyorsa; yüzde 8 olunca tabii, hile elbette artacaktır.
Şimdi, değerli arkadaşlar, sayın teklif sahibi, sayın bürokrat arkadaşlarım; şimdi bana şunu söyleyin Allah aşkına, hani ihracatçıyı teşvik edelim filan diyoruz da... Ne dedik az önce? İhracatçının beklentisi, kâr edince vergi vermekten kaçınmak değil, ihracatçı "Ben kâr edemiyorum, ben hayatımı sürdüremiyorum, buna bakın." diyor bize. Şimdi, biz bir de bu insanları da hileye sevk edeceğiz. Çünkü bizim bir gelirin ne kadarının yurt içi satıştan kaynaklandığını, ne kadarının ihracat yapmaktan kaynaklandığını ayrıştıracak bir muhasebe sistemimiz yok; benim bildiğim kadarıyla dünyada böyle bir muhasebe sistemi de yok. Ama biz sürekli bunun üzerinden politika üretiyoruz, indirimli kurumlar vergisinde olduğu gibi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ERHAN USTA (Samsun) - İşte, tevsi yatırım yaparsan, 5 makinen var, onun yanına 1 makine daha koyarsın, o makine nedeniyle elde ettiğin gelirden indirimli kurumlar vergisi uygularım diye yani çok ileri gelir idarelerinin dahi uygulamayacağı işler uyguluyoruz. Dolayısıyla, burada bunun denetimi de zor, burada hile yapma şeyleri de çok yüksek. Ben sordum, mesela, bugün yine yeminli mali müşavir arkadaşlarla konuştum "Bu işi nasıl yapıyorsunuz?" dedim, "Bu iş böyle hesaben yapılıyor; şu kadar gider var, bunun şu kadarı ihracattan kaynaklanmıştır, bu kadarı yurt içi satıştan kaynaklanmıştır, gelir şöyledir." diye hesaplarla yapılıyor. Şimdi, idareden korkan düzgün mükellef bu hesabı biraz itinalı yapar ama gözünü karartan mükellef bu hesabı itinalı yapmaz, hele hele şimdi bu kadar cazip olurken; bir tarafta vergi yüzde 9, bir tarafta yüzde 20 varken biz herkesi hileye sevk ederiz ve bunu denetleyemeyiz. Bunu denetlemeye çalışırsak buna da insan gücünü yetiremeyiz. Dolayısıyla, bu yanlış bir şeydir; gelin buraya ayıracağımız kaynağı döviz dönüşüm desteği şeklinde -onun da elbette bir maliyeti var- oraya verelim. Orada birtakım hani suistimale açık yerler varsa onların tedbirini alalım, artık bu çağda bunların olmaması lazım.
Özetle şunu söylemeye çalışıyorum: Biz ihracatçıların desteklenmesine karşı değiliz, tam tersine, bu konuyu yani içi yana yana dile getiren -eski bir bürokrat- bir milletvekiliyim. Ama yapmamız gereken bu değil yani çözümü yanlış yerde arıyoruz. Bunu yaparsak ben bunun hem suistimalleri artıracağını, içeride de rekabet eşitsizliği sağlayacağını da düşünüyorum. Şimdi, bir firma tamamen yurt dışında çalışmıyor ki yurt içinde de çalışıyor; vergi planlamasını yapacak, gelirini ihracattan gösterecek, kaydıracak; çifte faturayı hepimiz biliyoruz yani bu fatura yüksek, ihracat faturası, öbür ülkeden girişi daha düşük olacak filan, neyse, bunları da yapacaklar. Hem hileye sevk edeceğiz hem de oradan elde ettiği bir kısım finansal rahatlamayla da içeride yüzde 25 vergi veren firmalarla haksız bir rekabet edecek. Bana göreyse, nereden bakarsak bakalım, bu yanlış bir şeydir.