KOMİSYON KONUŞMASI

ÜMİT ÖZLALE (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, basınımızın değerli emekçileri, bürokratlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, size bir soru sormak istiyorum: Vergiye gönüllü uyumu nasıl sağlarsınız yani "vergiye gönüllü uyum" dediğiniz zaman aklınıza ne gelir? Şu gelir: Vergi oranlarını düşürürseniz insanlar vergiye uyum sağlarlar, vergi mevzuatını kolaylaştırırsanız insanlar vergiye uyum sağlarlar, ödenememiş vergiler için bir vergi yapılandırması getirirseniz insanlar vergiye uyum sağlarlar ama varlık barışının vergiye uyum sağlamayla hiçbir ilgisi yok arkadaşlar, hiçbir ilgisi yok. "Varlık barışı" dediğiniz şey şu: On sekiz senede 9'uncu kez kaynağı belli olmayan, kazancın kaynağı belli olmayan varlıkları siz affediyorsunuz. Şimdi, on sekiz senede 9'uncu kez varlık barışı getiriyorsanız insanları vergiye gönüllü uyuma hazırlayamazsınız, tam tersi olur. Düşünebiliyor musunuz, iki senede bir siz "Vergiden kaçındığınız, vergilendirmediğiniz, yastıkaltında tuttuğunuz, beyan etmediğiniz varlıkları siz getirin, ben bunlardan herhangi bir şekilde hesap sormayacağım, vergi de almayacağım." diyorsunuz. Böyle bir ortamda, on sekiz senede 9'uncu kez varlık barışının geldiği bir ortamda insanları, şirketleri vergi vermeye, doğru bir şekilde vergiyi ödemeye gerçekten ikna edebilir misiniz? Hayır. İki sene sonra bir tane daha varlık barışı gelecek, ondan iki sene sonra bir tane daha varlık barışı gelmiş. O yüzden de yani "vergiye gönüllü uyum" terimini bulan arkadaşı gerçekten tebrik ediyorum, bendeki izlenimi tam tersidir.

İkincisi, Sayın Gülsoy sunumunda şunu söyledi: "Atıl duran kaynakları ekonomiye kazandırmak." "Atıl duran kaynak" dediğiniz zaman aklınıza ne geliyor? Çalışmayan bir makineyi üretime kazandırabilirsiniz, atıl iş gücünü üretime kazandırabilirsiniz ama buradaki "atıl kaynak"tan kasıt, hepimiz de biliyoruz ki vergilendirilmeyen, ondan sonra, bir şekilde devletten kaçırılan bir varlık, ona "atıl duran kaynak" denmez. Arkadaşlar, bu kayıt dışı paradır ki Hazine ve Maliye Bakanlığının çok değerli yetkilileri de burada yani "Kayıt dışıyla mücadele ediyorum." deyip, ondan sonra kayıt dışı paraya "atıl duran kaynak" deyip onunla beraber de bir varlık barışına gitmezsiniz.

Ondan sonra, başka ne demişiz? "Kayıt dışında kalan varlıkların millî ekonomiye katkısı." İyi, güzel. Peki, gerçekten şu ana kadar vergisi verilmeyen, kazancı beyan edilmeyen bir faaliyet ne kadar millîdir arkadaşlar? Millîlik bu kadar ucuz bir şey midir? Değildir. Dolayısıyla, bu varlık barışı meselesini on sekiz senede 9 defa getiriyorsunuz ve 2008 yılından beri "Açıklayacağım." deyip açıklamadığınız vergi cennetlerini yine açıklamıyorsunuz ve daha sonrasında o vergi cennetlerinden buraya gelen paranın kaynağını sormuyorsunuz. Bakın, on sekiz yıl önce Sayın Cumhurbaşkanı vergi cennetlerinin kaynağını, vergi cenneti olan ülkeleri açıklayacaktı ve buradan bir yüzde 30 stopaj da buraya o paranın getirilmesine imkân verecekti. On sekiz senedir bu ülkede vergi cenneti olan ülkeler açıklanmıyor ve maalesef de görüyorum ki bu yapılan düzenlemeyle beraber Türkiye bir nevi bir vergi cenneti hâline geliyor. On sekiz senede 9 defa siz varlık barışına gidip kaynağı belli olmayan kazançları vergilendirmezseniz, "Gel barışalım." derseniz bunun adı bir şekilde, üstü örtülü bir şekilde "vergi cenneti" olur.

Bunun dışında, başka şeyler de var. Mesela, diyelim ki 50 milyonunu getirdi arkadaş, bir şirket getirdi 50 milyonunu, daha sonrasında da dedi ki: "Ben varlık barışından yararlanmak istiyorum." Ondan sonra incelemeye alındı, 40 milyon lira kayıt dışı bir kazanç tespit edildi. O arkadaş diyecek ki: "Ya, ben zaten paramı getirdim, bu kayıt dışı kazancı tespit etsen ne olur, tespit etmesen ne olur?" O bakımdan, o zaman sizler gerçekten burada vergisini zamanında ödeyen ya da hakikaten çok zor duruma düştüğü için, yanlış ekonomi politikalarından dolayı vergi ve prim borcu yapılandırmasını bekleyen esnafı, küçük, orta ölçekli işletmeyi mağdur ederken öte yandan kazancını hiçbir şekilde beyan etmeyen, parasını yurt dışına kaçırıp daha sonra buraya getiren insanlara barış getirdiğiniz zaman vergide bir adalet ya da toplumda bir adalet maalesef sağlamış olmuyorsunuz.

Şimdi, bakın, sadece geçen ay Hazine ve Maliye Bakanlığı 16.400 kişiye yazı gönderdi ve dedi ki: "Sizin harcamalarınızla, kredi kartı harcamalarınızla beyan ettiğiniz vergi uyumlu değil." Ve ondan sonra, bugün vergi ve prim borcu yapılandırması bekleyenler aylık tam yüzde 3,7 faiz ödüyor. Böyle bir ortamda bu 16.400 kişiye senin kredi kartı harcaman ya da harcamanla beyan ettiğin gelir uyumlu değil derken sonra varlık barışıyla beraber geliyorsunuz. Arkadaşlar, burada belli ki tekrardan sıkışmış bir ekonomi var ve iki yılda bir aynı sebeplerden dolayı siz normalde "Kayıt dışıyla mücadele edeceğim." deyip kayıt dışına kaçmayı özendiren bir kanun teklifiyle geliyorsunuz.

Şimdi, burada bizim öğrenmek istediğimiz ve tutanaklara geçmesini istediğimiz şeylerden bir tanesi de şu: Yurt dışından getirilen para, bununla ilgili bir kara para incelemesi yapılacak mı? Bununla ilgili mutlaka tutanaklara geçecek olan bir açıklama istiyoruz çünkü bu, bizim için önemli.

Şimdi, bir başka nokta da şu: Bütün dünyada Hürmüz krizinden sonra yolunu arayan bir sermaye var. Bu sermaye eğer nitelikli olduğu ölçüde ülkemize gelmesinde herhangi bir beis yok. Fakat ilgili kanun maddesi şöyle bir şey söylüyor arkadaşlar: "Yurt dışında kazancının hiç kaynağını sormadan siz paranızı buraya getirin ve ben bundan vergi almayacağım, bunun hesabını, kaynağını sormayacağım." Yani dünyadaki bütün oligarklara diyorsunuz ki: "Bu parayı dünyada nasıl kazandıysan kazan, benim için çok önemli değil, bu parayı yeter ki buraya getir." Ve bunun buradaki karşılığı, jargondaki karşılığı da döviz kazandırıcı faaliyet ya da dövizi ülkeye getirici faaliyet oluyor. O zaman şimdi size bir soru sorayım: Bizim bugün bütün partilerin en hassasiyetle üzerinde durduğu konulardan bir tanesi nedir? Yasa dışı bahisle mücadele, öyle değil mi? Daha bugün yasa dışı bahisle mücadelede çok ciddi bir operasyon yapıldı ve birçok kişi gözaltına alındı. Biz de yasa dışı bahse karşıyız ama yasa dışı bahsin yasak olmadığı ülkelerde bizzat buradaki yasa dışı bahis çeteleriyle iş birliği yapan, onlara entegre olan yasa dışı bahis patronu ülkeye parasını getirirse biz onun kaynağını sormuyoruz. Ya, burada bir gariplik yok mu arkadaşlar? Biz burada yasa dışı bahisle mücadele ediyoruz, buradaki çetenin yurt dışında bağlı olduğu, entegre olduğu sistemin başındaki yasa dışı bahsin patronu ülkeye parasını getiriyor ve biz onun kaynağını merak etmiyoruz. Bununla ilgili mutlaka bir açıklama yapmanız gerekiyor.

Devam ediyorum, İstanbul Finans Merkezi'yle ilgili... İstanbul Finans Merkezi'nin Abu Dabi ya da Dubai'nin yerini almasını biz tabii ki isteriz ama bunun için biraz da Abu Dabi, Dubai ya da Singapur modellerinden bahsetmemiz gerekiyor. Şimdi, oraya baktığınız zaman, yirmi yıl boyunca istikrarlı bir döviz kuru, yüzde 2-3'ten daha fazla olmayan bir enflasyon, son derece net bir vergi mevzuatı ve kanun var. Bunların hiçbiri olmadan, makroekonomik istikrarı sağlamadan, aylık enflasyonun yüzde 4 olduğu -Dubai'deki ya da Abu Dabi'deki yıllık enflasyondan daha yüksek- bir yerde sizler İstanbul Finans Merkezi'nin cazibesini artıramazsınız. Güvenlik gerekçesiyle şirketlere el konulabildiği bir ortamda nitelikli yabancı bir yatırımcıyı İstanbul Finans Merkezi ya da Türkiye'de yatırım yapmaya çok zor ikna edersiniz.

Nitelikli hizmet merkezleri... Şimdi, burada da birkaç tane soru var. İlk başta tabii ki buraya biz nitelikli iş gücünün gelmesini isteriz, nitelikli hizmet merkezleri yoluyla şirketlerin burada faaliyetlerine devam etmesini isteriz. Burada benim Sayın Gülsoy'dan yani kanun teklifini veren arkadaşlardan isteğim şu: Nitelikli hizmet merkezinin bize geniş bir tanımını yapar mısınız? Bunun içerisinde hangi meslek kolları var, bu meslek kollarında hangi kişileri istihdam edeceğiz? Şöyle bir şey söyleyeyim size: İstanbul Finans Merkezi ve onun hemen yanında iki tane şirket, birbiriyle rekabet eden iki tane şirket düşünün. Bir tanesi Türk sermayeli olsun, bir tanesi nitelikli hizmet merkezi unvanını alsın. Şimdi, siz bir nitelikli çalışan olarak nerede daha rahat istihdam edilirsiniz? Nitelikli hizmet merkezi belgesi alan dolayısıyla size çok fazla vergi avantajı sağlayan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÜMİT ÖZLALE (İzmir) - Sayın Başkanım, bu sırada, ben partim adına konuştuğum için yirmi dakika konuşma sözü almıştım.

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Yok, onar dakika zaten.

ÜMİT ÖZLALE (İzmir) - Sözcüler de mi onar dakika?

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Evet, evet.

ÜMİT ÖZLALE (İzmir) - Tamam.

O yüzden, ben burada, çalışanlar açısından ve şirketler açısından Anayasa'daki eşitlik ilkesinin ciddi anlamda tahrip edildiğini söylüyorum.

Son olarak da imalatçı ihracatçılar ve ihracatçılar için kurumlar vergisi avantajı var, tabii ki bu olumlu. Yalnız şu konuda dikkatinizi çekeyim: Burada sizin de aranızda, AK PARTİ'li arkadaşların arasında da hem imalat sanayisinde hem ihracatçılarla beraber çalışan çok değerli, kıymetli vekiller var. Neden dışarıdan, yurt dışından sermaye getirmeyle ilgili bütün kanun hükümleri 1/1/2026'dan itibaren başlarken imalat sanayi için bu öngörülen kurumlar vergisi indirimi 1/1/2027'den itibaren başlıyor? Hemen başlatın. Bizler imalat sanayisinin gelişmesini istemiyor muyuz? İmalat sanayisine dayalı bir ihracat rekabetçiliği geliştirmek istemiyor muyuz? Diğer bütün finansal sermayeye avantaj sağladığınız düzenlemeleri 2026'nın başında başlatırken imalat sanayisine verdiğiniz ve bizim de desteklediğimiz bu indirimleri neden 2027'de başlatıyorsunuz?

Son olarak, varlık barışıyla ilgili tek bir şey daha söylemek istiyorum. Varlık barışı 31 Temmuz 2027'de bitiyor. 31 Temmuz 2027'den sonra bir seçim olacak ve seçimle beraber bizler iktidarın değişeceğini düşünüyoruz. Şöyle bir durumla karşı karşıya kalacağız: Bizler iktidarı devraldıktan sonra, geçmişte kayıt dışı faaliyette bulunduğunu tespit ettiğimiz, kazancını beyan etmediğini tespit ettiğimiz kişilerle ilgili inceleme başlatamayacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÜMİT ÖZLALE (İzmir) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Buyurun.

ÜMİT ÖZLALE (İzmir) - Aslında, şöyle bir şey: Seçimlerden hemen önce, sizler kayıt dışı faaliyette bulunan, parasını bir şekilde yurt dışından getiren insanları bizim incelememizden uzaklaştırıyorsunuz, onu imkânsız hâle getiriyorsunuz. Bununla ilgili de kanun teklifi veren sayın vekilden ben bir açıklama bekliyorum diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.