| Komisyon Adı | : | İÇİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 04 .06.2026 |
BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Komisyonumuzun çok değerli üyeleri, Gazi Meclisimizde birlikte görev yaptığımız milletvekili arkadaşlarımız, Türkiye Kızılay Derneğimizin çok Kıymetli Genel Başkanı, kamu kurum ve kuruluşlarımızdan gelen çok değerli katılımcılar, basınımızın kıymetli mensupları, hanımefendiler, beyefendiler; hepinizi saygıyla selamlıyor, Komisyonumuzun 28'inci Yasama Dönemi 4'üncü Toplantısını açıyorum.
BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Toplantı yeter sayımız vardır.
Görüşmelere başlıyoruz, hayırlı olsun.
Gündemimizde Meclis Başkanlığınca 15 Mayıs 2026 tarihinde esas Komisyon olarak Komisyonumuza havale edilen (2/3690) esas numaralı Türk Kızılay Kanunu Teklifi yer almaktadır.
Kıymetli hanımefendiler, saygıdeğer beyefendiler; bir ülkenin ve devletin en önemli zenginliği, yarına bırakacağı en büyük mirası hiç şüphesiz köklü kurum ve kuruluşlar olarak değerlendirilebilir. Bugün bu tarihî miraslardan birini, milletimizin merhamet çınarı olan Türk Kızılayını ve onun geleceğini konuşmak için bir aradayız.
Şunu en başta bir büyük büyük gururla ifade etmeliyiz ki Kızılay milletimizin göz bebeği, ecdadımızın bize, bugüne ve geleceğimize emanetidir. İnsanımızın en zor günlerinde, savaşlardan seferberlik yıllarına, deprem, sel, yangın, afet gibi yürek yakan afetlerden yerinden yurdundan edilmiş mazlumlara uzatılan şefkat eline kadar Kızılay milletimizin ve ülkemizin iyilik ocağıdır. Kızılay afetlerde ocakta kaynayan aştır, fırtınada sığınılacak yuvadır, kimsesizlerin kimi, bu aziz milletin kan kardeşidir. Milletimiz bir afet bölgesindeki bir sel veya deprem yıkımındaki insanıyla dertlenip gözyaşını dökerken Kızılay gecenin bir yarısında bazen zemheri soğuğunda, bazen güneşin dudakları çatlattığı kavurucu öğlen sıcağında milletimize el uzatan, hem de karşılıksız el uzatan merhamet ve iyilik ocağıdır. Hepimizin çocukluğundan beri zihnine, kalbine kazınan, okullarımızda bize öğretilen iyilik hareketidir Kızılay. Ve bugün, inşallah, siz kıymetli milletvekillerimizin ve burada bulunan kamu kurum ve kuruluşlarımızın çok kıymetli temsilcilerinin ortak gayretiyle, Kızılayımızın ortak gayretiyle bu tarihî iyilik hareketini çok hak ettiği kıymetli kanunuyla beraber buluşturacağız inşallah. Bu ülkenin bir evladı olarak bugün böyle bir kanunun yüce Meclisimize gelmesinden ve Kızılayın müstakil kanunun bizim de içinde bulunduğumuz bu heyet tarafından değerlendirilmesinden, ele alınmasından ve yapılmasından büyük onur duyduğumu ifade etmek istiyorum. Bu vesileyle, teklifi ilk veren Sivas Milletvekilimiz Sayın Hakan Aksu ve Gümüşhane Milletvekilimiz Sayın Celalettin Köse başta olmak üzere, hazırlık aşamasında irade koyan Türk Kızılayına ve burada bulunan, bulunmayan emek veren bütün herkese huzurunuzda yürekten şükranlarımı sunuyorum. Çünkü hepimiz biliyoruz ki, bu kanunun her bir maddesi, kâğıda dökülen her bir satırı yarın Gazze'den Myanmar'a, Suriye'den Lübnan'a kadar yeryüzünün dört bir yanına döşenecek iyilik taşlarının ta kendisidir.
Kızılayın kuruluşundan bugüne kadar bu ulu çınara hizmet eden, milletin gönlünde taht kuran tüm yöneticilerine ve isimsiz gönüllülerine şükranlarımı ifade ediyorum. Ahirete irtihal edenlere Cenab-ı Allah'tan rahmet, hayatta olanlara sağlık, uzun ömür ve afiyet diliyorum.
Saygıdeğer hanımefendiler ve beyefendiler, Kızılayın ismi ve faaliyetleri bugüne kadar elbette çeşitli kanunlarımızda zikredilmektedir. Ancak ilk kez Gazi Meclisimiz Kızılayı kendi teşkilat yapılanmasının ve kapasitesinin güçlendirilmesinden, birtakım hayati hak ve temel ihtiyaçlarına kadar bağımsız, müstakil bir hüviyete kavuşturacak böyle bir kapsamlı çalışmayı gerçekleştirmektedir. Önümüzde 7'si esas, 2'si yürürlük ve yürütme olmak üzere toplam 9 maddeden ve 20 fıkradan oluşan bir teklif durmaktadır. Aslında bu teklif her şeyden önce devletimizin kendi merhamet çınarını özel bir kanunla güçlendirme ve geleceğe taşıma, Meclisimizin bu konudaki iradesinin eseridir. Takdir edersiniz ki, 6 Şubat deprem felaketini tüm Türkiye olarak müşahede ettik. En zor günlerimizde sadece milletimiz değil, milletimizin dışında da insanlık adına dünyanın dört bir yanından, 120 ülkeden arama kurtarmadan barınmaya, sağlık hizmetlerinden rehabilitasyona, iyileştirme ve yenilemeye kadar, altyapı hizmetlerine kadar ülkemize birçok yardım gelmiştir. Savaş zamanlarında, göç hareketlerinde, uluslararası çağrıya çıkılabilecek afetlerde uluslararası kapasiteyi kullanmanın zorunlu olduğunu biz de kendi afetlerimizde müşahede etmiş olduk. Bu sadece bizim ülkemiz için değil dünyadaki tüm ülkeler için ihtiyaçtır. Bu ihtiyacın ortak kurallarla bezenmesi de en temel zarurettir. Ülkemize zor zamanlarda yardım eden tüm dünya ülkelerine, dünya insanlarına, kurum ve kuruluşlarına tekrar İçişleri Komisyonu üyeleri olarak, buradaki hazırun olarak tekrar şükranlarımızı arz ediyoruz. Bu vesileyle tam da bu konuyla ilgili olarak aynı zamanda 1949 Cenevre Sözleşmelerinin getirdiği statüyü ve 2024 yılındaki 34'üncü Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Konferansı'nın "Millî cemiyetlerinizi özel kanunlarla güçlendirin." çağrısını da kendi iç hukukumuzla inşallah bu çalışmamızın neticesinde Gazi Meclisimiz onay verirse karşılamış oluyoruz. Tam da bu açıdan bugün dünyada 109 ülkenin hâlihazırda sahip olduğu bu hukuki zırhı bizler de altını çizerek söylemek isterim ki, ülkemiz olarak, ülkemizin hem devletimizin kapasitesi hem de sivil toplum örgütlerimizin kapasitesi olarak dünyada en fazla yardım eden, bazen birinci, bazen de ikinci olan ama hep önde yer alan, ülkemizin, milletimizin, sivil toplum kuruluşlarının, devletimizin bir onuru olan, merhamet bayrağını en önde taşıyan Türkiye Cumhuriyeti ve Gazi Meclisimiz olarak inşallah Kızılayımıza böyle bir müstakil kanunu tam da hak ettiğimiz ölçüde, katkılarınızla kazandırmış olacağız. Hem böylece uluslararası arenadaki gücünü ve iş birliğini kendi iç hukukumuzla da tahkim etmiş olacağız. Bu kanunun temel amacı, Kızılayın uluslararası hukuktan kaynaklanan özel statüsünün müstakil bir güvenceye kavuşturmak, teşkilat yapısını, kurumsal kapasitesini yarına çok daha güçlü, çok daha dinamik bir şekilde taşımaktır. Bu kapsamda, kanundaki "ihtiyaç sahibi" tanımını çağımızın getirdiği yeni zorluklara uygun şekilde genişletiyor, yasal zemini sadece maddi yoksullukla tanımlamıyor, göç, afet, yaşlılık, engellilik gibi çeşitli sebeplerle asgari yaşamını sürdüremeyen tüm incinebilir grupları da hukuken bu geniş şefkat şemsiyesinin teminatı altına almış oluyoruz. Sahadaki tecrübeyi devlet aklıyla birleştirmek, koordinasyon kapasitemizi en üst seviyeye çıkarmak için Kızılay şube başkanlarımızı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı mütevelli heyetlerine inşallah, Gazi Meclisimizin onayıyla da üye yapmayı teklif ediyoruz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın veri ağı ve kapasitesi diğer kurumlarımızla birlikte Kızılayın sahadaki gücüyle beraber yasalaştığı takdirde bu kanunla buluşmuş olacaktır. Üstelik Kızılayı olağanüstü hâllerde yurt dışından ülkemize gelecek yardımların bir muhatabı da kılarak kurumun evrensel ağırlığını ve devletimizin ve milletimizin onur duyduğu sonsuz güveni böylece perçinlemiş olur. Kanunla birlikte teşkilat yapısını hukuken güçlendirirken kurumun sahadaki cankurtaran reflekslerini hızlandırmak amacıyla birtakım muafiyetler ve istisnalar getiriliyor. Bu yüzden afet lojistiği, geçici barınma ve ilk yardım ürünlerinin Kamu İhale Kanunu'na tabi olmaksızın hızlıca ve doğrudan Kızılaydan temin edilebilmesinin de önü açılmaktadır. Ülkemizin can damarı olan güvenli kan temin sisteminin tek bir saniye bile aksamaması, mali bir darboğaza girilmemesi için çok stratejik bir adım atılmaktadır. Hastanelere verilen kan bileşenlerinin bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kaynağında kesilerek doğrudan Kızılaya aktarılmasını teklif ediyoruz. Ayrıca, tıbbi teşhis cihazlarında ve insan kaynaklı tedavi edici ürünlerde de gümrük vergileriyle ilgili birtakım muafiyetlerin mahkeme ve cezaevi yapı harcı muafiyeti getirerek de kurumun tek kuruşunun dahi ziyan edilmeden doğrudan bir merhamet ocağı olarak milletin hizmetine yönlendirilmesini temin ediyoruz ve elbette ki kanunla afet, savaş ve çatışma bölgeleri gibi en zorlu coğrafyalarda, ateş hattında canını dişine takarak görev yapan isimsiz kahramanlarımıza hak ettikleri vefa gösterilmektedir. Yüksek risk altında kırmızı hilali taşıyan fedakâr personelimizin doğrudan nakdi tazminat ve aylık kapsamına alınması teklif ediliyor, "Sen can kurtarırken geride bıraktığın ailen, ocağın devlete emanettir." diyerek onlara Türkiye Cumhuriyetinin güçlü ve şefkatli güvencesi sunulmaktadır.
Görüşmekte olduğumuz bu kanun teklifinin özellikle ülkemiz, milletimiz -tırnak içinde söylüyorum- kan kardeşimiz Kızılayı ve onun uzatacağı sıcak şefkat elini bekleyen tüm ihtiyaç sahipleri için hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, Komisyonumuzun toplantısının verimli geçmesini diliyor, milletvekillerimiz bir toplantımız da hazır bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının değerli temsilcilerinin, kanun teklifi görüşmelerindeki katkılarının bir iyilik hareketi olan milletimizin kan kardeşi Türk Kızılayına hayırlar getirmesini temenni ediyor ve çok teşekkür ediyorum.
Kıymetli milletvekili arkadaşlarım, saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler, Kıymetli Başkan; bugünkü toplantımızda, bildiğiniz üzere teklifin tümü üzerinde görüşmeler yapacağız. Bu görüşmelerde ilk olarak teklif hakkında Komisyonumuzu bilgilendirmek üzere teklifin ilk imza sahiplerine söz vereceğim. Daha sonra da istem sırasına göre söz talep eden Komisyon üyelerimize söz vereceğim ama onlardan önce, yine sizlerin de takdirleriyle, kanununu konuştuğumuz Türk Kızılayımızın Kıymetli Başkanına bir değerlendirme yapmak üzere söz vereceğim, ardından da diğer milletvekillerimizin söz taleplerini karşılayacağım.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından maddelere geçilmesini oylayacağız ve maddeler üzerindeki görüşmeleri de gerçekleştirmiş olacağız.