| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'ın, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun 42’nci maddesi gereğince Merkez Bankasının faaliyetleri hakkında bilgilendirme sunumu |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 05 .05.2026 |
GÜLCAN KIŞ (Mersin) - Sayın Başkan, değerli hazırun; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Başkan Sayın Fatih Karahan'dan bugün Merkez Bankasının politikalarını dinledik ancak teknik sunumların ötesinde, rakamların söylediği ile vatandaşın yaşadığı arasındaki derin uçurum gerçeğini konuşmamız gerektiğini düşünüyorum çünkü burada anlatılanlar ile sahada yaşananlar örtüşmüyor. Merkez Bankasının temel görevi fiyat istikrarını sağlamaktır ancak geldiğimiz noktada tablo ortada. Nisan ayında enflasyon aylık yüzde 4,18; yıllık yüzde 32,37; yılın ilk dört ayında gerçekleşen enflasyon yüzde 14,64. Yıl sonu için açıklanan yüzde 16'lık hedefin yüzde 92'si daha dört ayda gerçekleşmiş durumda, kalan sekiz ayda enflasyonu yüzde 1,19'da mı tutacaksınız? Aylık ortalamayı yüzde 0,2'nin altına mı indireceksiniz? Cevap bekleyen acı sorular bunlar.
Sayın Başkan, bu program "dezenflasyon" diye anlatılıyor ama vatandaşın hayatında bunun karşılığı şudur: Asgari ücretin 4.110 lirası daha dört ayda erimiş, en düşük emekli maaşının yaklaşık 3 bin lirası yok olmuş, en düşük memur maaşında 9 bin liranın üzerinde kayıp oluşmuş yani enflasyon düşmüyor, vatandaşın geliri düşüyor. Vatandaşın bankalara olan borcu toplam 6,5 trilyon lirayı aşmış durumda. Vatandaş yılın daha ilk üç ayında 365 milyar lira bankalara faiz ödemiştir. Bu tablo bize diyor ki "Bu ülkede milyonlarca insan artık geçinmek için çalışmıyor, faiz ödemek için çalışıyor." Ama aynı dönemde bankalar ne yapıyor? Üç ayda 288 milyar lira net kâr açıklıyor. Çelişkiye bakalım; vatandaş borçlanıyor, KOBİ yüksek faize eziliyor, çiftçi krediyi ödeyemiyor ama bankalar rekor kâr açıklıyor. "Sistem kimin için çalışıyor?" diye de sormak isterim Sayın Başkan. KOBİ'lere gelince, toplam kredi 7 trilyon lirayı aşmış, batık kredilerde artış oranı yüzde 126.
Sayın Başkan, bir diğer kritik alan da rezervlerdir. Swap hariç net rezerv 36,4 milyar dolara gerilemiş durumda, sadece son yedi haftada 42,4 milyar dolarlık bir erime yaşanmış. Bu rezervler hangi müdahaleler için kullanıldı, hangi kur baskısını yönetmek için harcandı? Ve en önemlisi, bu sürdürülebilir mi? Ve tüm bu tabloya rağmen Türkiye'miz bugün, dünyada en yüksek enflasyona sahip 5'inci ülke, Avrupa'da ise açık ara 1'inci sırada. Avrupa'daki 31 ülkenin yıllık enflasyonu bizim bir aylık enflasyonumuzdan daha düşük, bu artık dış gelişmelerle açıklanabilecek bir durum da değildir. Elbette küresel krizler vardır, riskler vardır, savaşın, enerji fiyatlarının etkisi vardır ama yönetim zafiyetinizi, başarısız politikaların sonucunu sürekli dış faktörlere de bağlayamazsınız. Aynı dünyada yaşayan başka ülkeler bu süreci daha az hasarla atlatırken Türkiye neden enflasyon, faiz ve borç sarmalından bir türlü çıkamıyor? Bugün, icra dairelerine baktığımızda, derdest dosya sayısı 24 milyonun üzerinde. Bu, evine haciz gelen bir aileyi anlatıyor, kredisini ödeyemeyen bir esnafı anlatıyor, tarlasını ipotek eden bir çiftçiyi anlatıyor Sayın Başkan. Rakamları anlattık; enflasyonu, borcu, faizi, rezervleri söyledik ama bütün bu tablonun bir de sorumluluğu var.
Sayın Karahan, siz 3 Şubat 2024'ten bu yana Merkez Bankası Başkanlığını yürütüyorsunuz ve o günden bu yana Mecliste bu Komisyonda ve kamuoyunda hep aynı cümleleri duyuyoruz sizden: "Enflasyon düşecek, program çalışıyor. Biraz daha sabır, biraz daha kemer sıkma; önümüzdeki yıl rahatlayacağız." Ama aradan geçen zamanda enflasyon düşmedi, gelirler eridi, borç büyüdü, faiz yükü arttı; değişmeyen tek şey söylenen sözler oldu. Siz, bu tabloya rağmen hâlâ aynı cümleleri kurmaya devam mı edeceksiniz yoksa artık bu politikanın sonuçlarıyla yüzleşecek misiniz? Çünkü vatandaş artık biraz daha sabır değil gerçek bir çözüm duymak istiyor sizlerden diyor, teşekkür ediyorum.