| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Komisyonun çalışma konularına, çalışma takvimine, Komisyonda görevlendirilecek uzmanlar ile Komisyona davet edilecek kişi, kurum ve kuruluşların tespitine ilişkin görüşme |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 06 .05.2026 |
ŞENOL SUNAT (Manisa) - Sayın Başkan, Değerli Komisyon üyeleri; Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan acı olaylar hepimizin yüreğini gerçekten dağladı ve ruhumuzda onulmaz yaralar açtı. Evet, okullarda çocuklarımızın defter açması gereken yerde silah sesleri duyuldu. Öğretmenlerimizin bilgiyle, sevgiyle, emekle var olması gereken sınıflarda kan aktı ve bir annenin sabah okula gönderdiği evladı akşam eve dönemedi. Evet, ölenlere Allah'tan rahmet diliyorum, yaralılara da acil şifalar diliyorum, Allah bir daha bu acıyı bu millete yaşatmasın diyorum.
Evet, bu olayın ardından bir komisyon kurduk, bu da olumlu bir gelişmedir ama sadece dijital platformlar, sosyal medya veya taklit kültürü üzerinden bu olayı açıklamanın doğru olmadığını ifade etmek istiyorum. Elbette dijital kültürü önemli, dijital platformların tahribatı önemli; elbette çocuklarımızın karanlık dijital ağlardan, şiddeti yücelten içeriklerden kesinlikle korunmasının önemini bir kere daha vurgulamak istiyorum ama bu saldırıyı sadece dijital ortamlara bağlamayı, Millî Eğitim Bakanlığının okul güvenlik sisteminin, rehberlik hizmetlerinin, aile ve silah denetimi mekanizmalarının sorumluluğunu örtme çabasını da asla kabul edemeyeceğimizi buradan ifade etmek istiyorum. Evet, bir çocuk Şanlıurfa'da okula pompalı tüfekle, Kahramanmaraş'ta da 5 tabanca ve 7 şarjörle girebiliyorsa burada bir denetimsizlik vardır, burada bir ihmal vardır, burada kurumsal bir körlük de vardır. Ki daha önce -biliyorsunuz- İstanbul'da da bir öğretmen hayatını kaybetti, bıçaklandı bir öğrencisi tarafından, Fatma Nur Öğretmen; onu da buradan rahmetle anıyorum. Burada "Bizde olmaz." diyerek uyuyan bir eğitim sistemi, eğitim yönetiminin de olduğunu görmemiz gerekiyor. Burada çocukların ruh hâlini, davranışlarını, risk sinyallerini göremeyen bir rehberlik sistemi de vardır diye düşünüyorum. Yine, okulu yalnızca bina, öğretmeni yalnızca memur ve öğrenciyi yalnızca sınav puanı gören anlayışın da olduğunu görüyorum.
Değerli Komisyon üyeleri, bu acı olayın ardından meseleyi dijital platformlara sıkıştırmak kolay bir çıkış kapısı aramaktır diye değerlendiriyorum. Hatırlarsanız, ilk, herkes, bütün siyasi parti grupları bir önerge vermişti, araştırma önergesi ve neticede hepsi toplanıp bu araştırma şey ama ilkinin ismi şeydi, hatırlayın, o yüzden rahatsızlık hissettiğimi söylemek için konuyu açtım. "Öğrencilerin dijital ortamlarda karşılaştıkları risklerin ve olumsuz etkilerinin tüm yönleriyle ele alınarak araştırılması..." gibiydi, sonra ısrar üzerine "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda meydana gelen olaylar ile..." diye devam etti şey. Yani söylemek istediğim belli kurumları koruyacağız diye olayların bazı kısımlarını örtmenin bir anlamı olmadığını ifade etmek istiyorum. Evet, dijital ortam bu tablonun bir boyutudur ama asıl mesele yapısaldır yani bireysel de değildir bu olay, bu olay bireysel bir sapmanın çok çok ötesinde devletin çocuk koruma politikasındaki büyük boşluğu göstermiştir hepimize. Yani bir okul sadece -bildiğiniz gibi- dört duvar değildir, okul devletin çocuğa verdiği sözdür; böyle bakmamız gerekiyor. Okul "Sen burada güvendesin." demektir aslında. Okul öğretmenin can güvenliğinin, öğrencinin beden ve ruh sağlığının, velinin de iç huzurunun teminatı olmalıdır; hep de öyleydi aslında yani insanlar çocuklarını okula çok güven dolu yolluyorlardı ama son olaylar gerçekten herkesi çok ürküttü çünkü alanlardayız, kiminle karşılaşsak o ilk olduğu zaman olayın söylenen şey "Çocuklarımızı nasıl okula yollayacağız?" oldu velilerin, özellikle annelerin.
İşte, bu yüzden çok yönlü meseleyi araştırmamız gerektiğini ifade etmek istiyorum. Bu saldırının, emin olun, en ağır sorunlarından biri de silaha erişimdir ki Türkiye'de şu anda ruhsatsız 32 milyon silahın olduğu ifade edilmektedir. Ruhsatlı olan silahlarda da bir evde 7 tane silahın ne anlamı vardır? Bunlar üzerinde durup, belki de kanun tekliflerini de ortaya koyacağımız bir konuyla yüzleşmemiz gerektiğini bilmek gerekir. Bu silahlar nasıl saklanmıştır? Bu silahların çocuk erişimine açık olması hangi denetim zafiyetinin sonucudur? Evde çocuk varsa silah güvenliği artık kişisel tercih değil, kamusal güvenlik meselesi hâline gelmiştir. Bir görevlide bu kadar çok silah -dedim biraz önce- neden vardır? Bugün, Türkiye'de bireysel silahlanma, ruhsatlı, ruhsatsız silah dolaşımı, evlerde silah saklama düzeni mutlaka değerlendirilmeli ve buna uygun öneriler ortaya konulmalıdır. Millî Eğitim Bakanlığının birinci görevi çocuklarımızın can güvenliğini, ruh sağlığını ve eğitim hakkını korumaktır ama bugün okullarımızda rehberlik hizmetlerinin çok yetersiz olduğunu çok sık dile getiren birisi olarak, bir eğitimci olarak da söylüyorum. Okul psikolojik danışmanlığı çoğu yerde kâğıt üzerindedir. Öğretmenler çok yalnız bırakılmıştır. İdareciler liyakatle değil, çoğu zaman sadakatle belirlenmektedir. Okulların sorunlarını bilen ve öğrencileri tanıyan, riskleri fark eden öğretmen ve idarecilerin sesi duyulmamaktadır. Üstelik Maraş olaylarında, Kahramanmaraş olaylarında da öğrencileri tanıyan ve velilerin çok da memnun oldukları idareciler bir ay önce görevden neden alınmıştır? Bunların mutlaka araştırılması ve hem velilerin hem de idarecilerin, başka yere atanan idarecilerin mutlaka dinlenmesi gerektiğini bu Komisyonda rica ediyorum özellikle.
Evet, Değerli Komisyon üyeleri, buradan açıkça söylüyorum, çok da uzatmak istemiyorum. Bu olay için bağımsız, çok yönlü, siyasi baskıdan uzak bir araştırma yapılmalıdır ve bu soruların cevabı verilmelidir. Bu okulda güvenlik tedbiri neydi? Fail okula nasıl girdi? Çantası veya üzerinde herhangi bir kontrol yapıldı mı? Okul idaresinin daha önce bildiği bir risk var mıydı? Bir ay önce çok takdir edilen bu -biraz önce de ifade ettiğim- müdür ve müdür yardımcıları neden görevde? Bunların, soruların cevapları mutlaka alınmalıdır diyorum ve Millî Eğitim Bakanlığı olay öncesinde Siverek'teki ve Kahramanmaraş'taki okul güvenliği sorunlarına ilişkin ne biliyordu? Daha da çok fazla uzatmadan, olaylardan sonra okulun öğretmenlerine, öğrencilerine, velilerine hangi psikolojik destek verildi? Bu Komisyonun görevlerinden biri de bu olmalıdır diyorum. Bu çocukların travması nasıl takip ediliyor? Bu konulara da girmemiz gerekiyor. Bu olay olduktan sonra taziye mesajı yayımlamak kolaydır, hepimiz söylüyoruz ama gerçekten yüreklerimizi çok yakan bir olay. Asıl devlet ciddiyeti olay olmadan önce çocuklarımızı koruyabilmektir, asıl sorumluluk çocuklarımızı toprağa verdikten sonra değil, okul kapısından içeri girerken koruyabilmektir. Asıl yönetim becerisi, facianın ardından kameralar karşısında üzgün görünmek değil, facianın gelmekte olduğunu gösterebilecek sistemleri kurabilmektir. İnşallah, bu Komisyonun çalışmaları ve ortaya koyduğu öneriler bu konuda yardımcı olur kurumlara.
Evet, bu olaydan sonra yapılması gerekenler bellidir Sayın Komisyon üyeleri. Bundan sonra yapılması gerekenler; her okul için güvenlik risk analizi yapılmalıdır, okullarda yeterli sayıda güvenlik personeli sağlanmalıdır, rehber öğretmen ve psikolojik danışman sayısı artırılmalıdır, riskli davranış gösteren öğrenciler için erken uyarı ve takip sistemi mutlaka kurulmalıdır, öğretmenlere şiddet sinyalleri, dijital tehditler, akran zorbalığı ve kriz yönetimi konusunda da eğitim verilmelidir, okul çevresindeki güvenlik, uyuşturucu, çeteleşme, şiddet ve tehdit riskleri düzenli izlenmelidir, dijital platformlarda şiddeti yücelten içerikler takip edilmelidir. BTK var, bilişim polisleri var ama bu takip özgürlükleri keyfî biçimde bastırmak değil, çocukları korumak için yapılmalıdır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.