| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 03 .06.2026 |
TAHSİN OCAKLI (Rize) - Sayın Başkan, Komisyonumuzun değerli üyelerini, basın emekçilerini ve bürokratlarımızı saygıyla selamlıyorum.
Teklif 22 maddeden oluşuyor ve biliyoruz ki teklif günün sonunda buradan oylanarak geçecek. Bunda bir kuşku yok. Elbette bu torba yasayla ilgili birkaç cümle söyleyeceğim ve bu torba yasanın bütünü üzerinde baktığımda, aslında çokça tartışılacak bir şey yok, biraz eksik yönlerini belki söylemek doğru olabilir. Mesela, nedir bunlar? Polis memurlarının veya amirlerinin ilişiği kesilenlerle ilgili yeniden atanabilmelerini düzenleyen teklif metninde, burada bence herhangi bir sakınca yok. Zaten bunu Cumhurbaşkanı, isteseniz de istemeseniz de istediği gibi yapıyor ama asıl siz, polis memurlarının özlük haklarıyla ilgili, çalışma saatleriyle ilgili ya da maaşlarıyla ilgili ne yapabildiniz, bununla ilgili teklifin içinde ne var? Yok. Dolayısıyla, bu yönüyle eksik ve güdüktür.
Mesela, bütün konuşmacı arkadaşlarım aynı şeyleri söylediler, ben de aynı, ortak kanaatteyim. Ticari taksilerle ilgili düzenlemelerde, evet, yüzde 3'lük bir noter harcı dışında başka bir vergi, gelir vergisi gibi bir şey yoktu. Buradaki hususta, Mustafa Bey'le sohbet arasında, Mustafa Bey de "Evet, eksiktir, o da düzenlenecek" diye ifade etti bana. Yani, çok sayıda, 100'ün, binin, 2 binin üzerinde plaka sahibi olup üçte 1 sermaye sahibi olanların, yıl içinde çeşitli alışverişleri olduğu hâlde, satın almaları olduğu hâlde ya da bu işten ticari bir kazanç elde ettikleri hâlde vergilendirilmemeleri de başka bir eksik açıkçası.
Akaryakıt ve LPG istasyonları için de tahsilat güvenliğinde teminat miktarlarının 2 katından 5 katına çıkarılması falan, bu da aslında bizi çok zora sokan bir şey değil ama Basın İlan Kurumu tarafından yazılı ve görsel basına uygulanan müeyyidelerin Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle, iptal kararıyla hukuki bir zemin oluşturulması için düzenlenmesinde, burada bir art niyet görüyorum. Düzenlemeyle internet ve haber sitelerinin kontrolünün daha fazla yapılması yani basına sansür uygulanmasının hedeflendiği açıkça burada görülüyor.
Bir diğer konu da Orman Kanunu'nun 17'nci maddesiyle ilgili. Burada da başlıkta itiraz edilecek hiç bir hâl yok, "engelli ve yaşlı bireylere yönelik bakım ve rehabilitasyon merkezlerinin hazırlanması" diye ifade ediliyor. Kim buna karşı gelebilir? Elbette karşı gelmeyiz ama şunu ifade etmek isterim: Türkiye'nin neredeyse bütün şehirlerinde, özellikle Doğu Karadeniz'in bütün şehirlerinde yüzde 70 ile yüzde 95 arasında maden sahalarına ruhsatlandırma yapabilen bir anlayış nasıl olur da Hazine arazilerinde böyle bakım ve rehabilitasyon merkezi için bir yer bulamaz, nasıl olur da oraları ağaçlandırmayı düşünmez? Yani, niye ormanların içine dalarsınız? Nerede böyle ticari bir şey olsa hemen orman arazilerine saldırılmaya kalkılıyor. Elbette, Orhan Bey'den de duydum "Bu, sadece kamu kurumları için düzenleniyor." dedi yani "Kamu yatırımları olarak rehabilitasyon merkezleri yapılması..." denildi ama uzun vadede bunun da özel sektöre verilmeyeceğine dair bir düzenlemenin de olmaması biraz kuşku verici, işin doğrusu.
Şimdi, size bir şey daha anlatayım: Mesela, bugün bunu konuşuyor olmalıydık, çok temel sorun bu. Mesela, çay üreticisinin bir sorunu var, Doğu Karadeniz'de 210 bin aileyi ilgilendiren bir sorun bu. 35 liraya çay fiyatı açıklandı ama açıklanan çay fiyatını herkesin bilmesine rağmen bugün, şimdi yani şu anda çayını satamayan üretici 27 liraya, 26 liraya çayını özel sektöre vermeye mahkûm oluyor. Özel sektöre verdiği için kaybına bir bakın, kilogramında 7 lira kaybı var; bu, üreticinin kaybı. Bir de devletin kaybına dikkat çekiyorum arkadaşlar. Devlet parasını verdiği, 35 lirayı verip aldığı çayın nakliyesini, yüklemesini yapamadığı için -bu beceriksiz yönetimden dolayı- alım yerlerindeki ambarlarda çayları yakıyor, 3 ton çay bugün yakılmıştır. Mesela, Güneysu ve Rize'nin Ardeşen ilçesinde o yanan çayların bedelini de burada oturan bürokratlar da ödüyor, biz de ödüyoruz, sokağımızdaki insan da ödüyor, dolmuşa binen adam da ödüyor. Yani, bizim asıl ilgilenmemiz gereken şey, çiftçinin temel sorunu, onunla ilgili gerçekçi bir şeyler yapabilmektir. Hazır adam çayını toplayabilmiş, hazır satabilmiş, siz bunu alıp işleyemiyorsunuz "Ben yeni rehabilitasyon merkezi yapacağım." diye burada milleti avutmayın.
Arkadaşlar, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar; bugünkü temel sorunumuz aslında şu mutlak butlan meselesidir. Bu mutlak butlan meselesi Cumhuriyet Halk Partisinin veya Cumhuriyet Halk Partililerin birbirilerini şikâyet etmeleri gibi bir sunumla böyle geçiştirilemez; bu, Türkiye'deki bir demokrasi meselesidir. Bugün, seçilmiş genel başkanların böyle yargı eliyle... Yetkisi olmayan konularda kararlar alarak yargının bunu AK PARTİ'ye yaptığını bir düşünün, MHP'ye yaptığını bir düşünün, böyle bir şeyi kabul etmek mümkün müdür? Ama Türkiye'nin 1'nci partisinin Genel Başkanına, parti yöneticilerine operasyon yapılacak ve parlamenterler buna sessiz kalacak, elini ovuşturacak; böyle bir şey olamaz arkadaşlar. Seçme ve seçilme hakkı için yargının yaptığı hatayı gidermek üzere bu partinin 2 milyon üyesi diyor ki: "Yahu, gelin, yeniden seçim yapalım, 2 milyon üyeyle seçim yapalım." Buna "Yok." deniliyor. "Yahu, gelin, delegelerle seçim yapalım." deniliyor. Buna "Yok." deniliyor. "Yahu, gelin, parti meclisi üyelerinin kararıyla yapalım, her şekilde bir seçim yapalım." deniliyor. Karşısında, atanmış olan, sizin yargı eliyle atanmış olan Genel Başkan tutuyor, diyor ki: "O işler sekiz ay sonra, dokuz ay sonra..." Yani bu, sizin baskın seçimde yapacağınız, Cumhuriyet Halk Partisini örgütsüz bırakıp baskın seçimde puanını düşürüp iktidarın yolunu kapatmak için hazırladığınız bir oyundur arkadaşlar, bunun herkes farkında ve kimse bundan dolayı...
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Sayın Kılıçdaroğlu bizim adam mı oldu yani şimdi?
TAHSİN OCAKLI (Rize) - AKP sıralarına söylüyorum, şuna emin olun: Seçim günü, ister ekimde ister kasımda ister önümüzdeki yazda ne zaman olursa olsun bu partiyi ikiye de bölseniz dörde de bölseniz -belediyelerimize yaptığınız operasyonla CHP'li belediyelerin ne kadarını AKP'ye geçirdiğinizi herkes görüyor- bütün bunların karşısında bu millete karşılık o sandık geldiğinde duramayacaksınız, hesap veremeyeceksiniz, bu millet günü geldiğinde bu hesabı sizden soracak. O yüzden söylediğim şey şudur: Türkiye'de bir demokrasi sorunu vardır şu anda. Türkiye'de bir atanmışlar ile elde edilmiş muhalefeti belirleme sorunu vardır; AKP'nin iktidar olarak bu yoldan derhâl vazgeçmesi lazım.
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Aranızda anlaşın aranızda, aranızda anlaşın!
TAHSİN OCAKLI (Rize) - Türkiye'nin otokrasiye veya demokrasiye karşı tercihini yakın tarihte göreceksiniz, bunun cevabını sandık verecek. Ben yine de sizi, Parlamentoda görev yapan milletvekillerini bu hususta bir tutum almaya, demokrasiye sahip çıkmak için böyle cesaretli davranmaya davet ediyorum ama bunu yapmayacağınızı da biliyorum.
Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.