| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 13 .05.2026 |
LATİF SELVİ (Konya) - Ben de her iki hocama teşekkür ediyorum.
Pınar Hanım'a bir sorum var, tekrara kaçmamak için kısa kısa sormayı düşünüyorum: Okulla çocuğun olumsuz içeriklerden yararlanmasıyla veya olumsuz içeriklere yönelmesiyle okulun ve ailenin davranışları ters düştüğünde ne yapmak gerekiyor; biri bu.
Bir diğer konu, okullarımızda yeterlilikler ön plana çıkıyor artık, eskiden davranışçı yöntem vardı ama şimdi yeterlilikler ön planda. Proje çalışmaları ve benzeri faaliyetleri oluyor çocuklarımızın, hem grup hâlinde hem yalnız çalışmalarını sürdürüyorlar. Öğretmen arkadaşlar büyük oranda artık yönlendirici nitelikte faaliyetlerde bulunuyor. Yalnız, şimdi, bu karşılaştığımız durum bizim okulun doğrudan faaliyet alanlarında değil, okullarımızın; dolayısıyla dışarıda kazanıp geldikleri şeylerle ilgili okul yapabilir, aile ne yapabilir?
Yine bir başka konu, tabii, tarım işçilerimizin isterlerse -isterlerse demeyelim- bilgisi ulaşırsa çalıştıkları yerlerde okuma imkânı var ama bir iletişimsizlik söz konusu. Niye? Aile orada çocukları da bir yardımcı gibi görüyor, okula giden çocukları; bu tabii, önemli bir problem. Eğitimden mahrum kalmaları sorun.
Rehberlik yalnız başına akademik rehberlik değil de -onu da yapıyorlar ama- büyük oranda öğrencilerimizin sosyopsikolojik durumlarıyla ilgili sorunları varsa bunları çözmeye gayret ediyorlar. Yalnız, Alperen Hocam, çok önemli bir noktaya değindiniz; burada yalnız başına rehber öğretmenin bilgisi ve tecrübesiyle değil de aynı zamanda psikiyatrinin, klinik hizmetlerinin de sistemin içerisinde olması gerekiyor. Burada kurumlar arası eş güdümle ilgili de zaman zaman aksaklıklar oluyor. Dolayısıyla da biz çözümü buluncaya kadar bazen su köprüyü bölüyor, böyle bir zemini var. Bu konuda inşallah, bu uyarınız önemli bir karşılık bulur.
Bir de bir noktanın altını çizmek istiyorum: Şimdi, akran zorbalığı okullarda çoktan beri konuşuluyor, bizim öğrencilik yıllarımızda da vardı, şimdi de bu tür şeyler var. Bunların oluşum süreçlerine baktığımız zaman, önemli miktarda okul bir alan oluşturuyor ama okulun dışında gelişerek devam ediyor; böyle bir zemini var. Bilmiyorum, bu hususta ne önerirsiniz Alperen Hocam?
Bir noktanın da değerlendirmesini yapmış olalım: Burada "Okullar Hayat Olsun" diye bir proje var okul ders saatlerinden sonra da etkinlik yapmaya dönük. Yalnız bu etkinliklerle büyük oranda okul ve çevre ilgileniyor. Bu konularda başkaca kurumların da katkısına ihtiyaç var. Bunların çoğu da sosyal etkinlik şeklinde gerçekleşiyor, bir planını amaca hizmet eden... Mesela, bu, dijital kullanımla alakalı -biraz önce aşağı yukarı bütün konuşmacılar da değindi- aileler ne tür bir önlem alabilir ve bu husustaki yeterliliği ne? Bunların sorunlarını yaşıyoruz. Bu konularda çözüm üretme açısından kurumlar bağlamında bizim önereceğimiz, devletin alacağı inisiyatifler veya bu konuda ailelerle ilgili ne yapılabilir? Şimdi, eğitim faaliyetleriyle ilgili şikâyetler oluyor, bunlar bir kısmı onların gözünde fantezi gibi görülüyor yani bir olay oluyor, hemen yükleniyorlar, "Bunu yapalım..." Mesela, bir bakıyorsunuz, tıpla ilgili de oluyor. İşte, hemen bir kuruluşumuz başvuruyor, diyor ki: "Sağlık sorunları çok önemli, mutlaka bir eğitim vermeliyiz." Doğru, söyledikleri de yanlış değil ancak bu bıkkınlık seviyesine döndüğünde... Yani neredeyse "Bütün işi bırakalım bu işlerle uğraşalım."a dönüyor. Bu konularda ne önerilir, onu da her ikinizden de dinlemek isterim.
Sağ olun.