| Komisyon Adı | : | SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU |
| Konu | : | Düzce Milletvekili Ercan Öztürk ve Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal ile 69 Milletvekilinin Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3566) |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 02 .04.2026 |
SÜMEYYE BOZ (Muş) - Şimdi, 4'üncü maddeye baktığımızda gerçekten de çok daha hassas konulardan biri. Yani bu kanun teklifinin bu kadar çokça hassas konuları içermesine rağmen, her birinin detaylı detaylı tartışılması gerekirken bu şekilde geçiyor olması da açıkçası rahatsızlık verici.
Şimdi, bu 4'üncü maddeye baktığımızda çocuk koruma sistemine ilişkin kapsamlı bir yeniden yapılandırma aslında öngörüldüğü ifade ediliyor. Ancak "ihtisaslaşma" "hızlı müdahale" "çocuğun yüksek yararı" gibi kavramları kullanmış olmalarına rağmen ne yazık ki sonucunda, çocuk koruma sisteminin niteliğini aslında topyekûn değiştiren yeni bir paradigmaya hizmet edermiş gibi bir durum ortaya çıkıyor aslında. Özellikle de suç mağduru veya kanunla ihtilaflı hâline gelmiş çocuklar gibi bir belirleme ya da bir alan belirtilmemiş aslında. Hedef kitlenin kim olduğuyla, hangi çocuklar olduğuyla ilgili çok net de bir beyan yok, muğlaklık teşkil ediyor burada. Bir gözetim altında tutulması burada bir davranış gözetimini, davranış kontrolünü de aslında beraberinde getirdiği için, acaba bu çalışma yapılırken kaç tane psikologla görüşüldü? Davranışlarının bir gözetim altında tutulma meselesinin çocukların davranışlarını nasıl etkileyeceğine dair bir etki analizi, bir değerlendirme, bir çalışma yapıldı mı, yapılmadı mı? Bu yapılmamışken bile bunun bu şekilde buraya alınmasını çok doğru bulmadığımı ifade etmem gerekiyor. Çünkü nitekim bu iktidar döneminde var olan, dijital mecralarda yayınlanan bir program sırf bu nedenle yasaklanmıştı hatırlarsanız, Biri Bizi Gözetliyor'un davranışlar üzerinde etkisinin ve topluma yarattığı etkinin ne olduğuyla ilgili bir tartışma yürütülmüştü vaktiyle ve yasaklanmıştı. Ancak şimdi, bu gözetleme mantığının, gözetleme sisteminin bir çocuk sitesi üzerinden çocuklara, davranışlarının tam da şekilleneceği olumlu ya da olumsuz bir dönemde yapılıyor olmasının hakikaten çok riskli olduğunu belirtmem gerekiyor. Çünkü çocuk koruma sistemi burada sosyal destek alanından çıkarılarak bir risk ve kontrol alanına dayandırılmış durumda ve bu hakikatten beraberinde çok büyük riskler getirecek. Sosyal hizmet anlayışından ziyade meseleyi güvenlik temelli bir duruma getiriyor ve çocukları yeniden belki de bu durumu tekrar edecek, pekiştirecek bir alana terk etmek anlamına da geliyor.
"İhtisaslaşma" söylemi açıkçası ayrıştırmaya ve kapalı yapıların genişlemesini meşrulaştıran bir duruma hizmet eder. Bu konularda da dikkat etmek gerekiyor, daha dikkatli, daha hassas davranmak gerekiyor. Çünkü çocukların kategorilere ayrılması, ayrı mekânlarda tutulması ve bu ayrı mekânlarda tutulurken bile bir gözetim sisteminin altında olması güvenlikli yapılar içerisinde izlenmesi meselesi çocukların etiketlenmesi, bununla beraber damgalanması ve kapalı sistemlere yönlendirilmesi riskini de beraberinde getirir. Hakikaten bu değerlendirmeler yapılmış mı, yapılmamış mı diye soruyorum çünkü eğer yapılmış olsaydı muhtemelen bu teklif önümüze bu şekilde gelmezdi. Lütfen, bu konuyu bir kez daha gözden geçirelim.
Hızlı müdahale mekanizması çocukların hak güvencelerini zayıflatabilir. Hızlı müdahale meselesini aslında bizim hem Mardin milletvekilimiz ama aynı zamanda mesleki anlamda da psikolog olan vekil arkadaşımız da dile getirdim. Çocukla ilgili meselelerde hızlı müdahaleyi gündemden çıkarmak, daha faydalı, daha detaylı, daha ayrıntılı bir şekilde üzerinde konuşmak ve tartışmak gerekir. Belki diğer yetişkinlerle ilgili meselelerde hız çoğu zaman sonuç odaklı olabilir ama çocuklarla ilgili durumlar hızın ortaya çıkaracağı sonuç daha yıpratıcı olabilir. Bu anlamda ilk müdahale ve değerlendirme merkezlerinin kurulduğu ve karar alma süreçlerinin hızlandırıldığı ifade edilmiş ancak sosyal inceleme süreçlerinin yüzeyselleşmesi, çocuğun görüşünün yeterince alınmaması, hukuki güvencelerin zayıflaması riskini beraberinde getireceği için de ayrı bir risk başlığı taşımaktadır diye belirtmek istiyorum.
Merkezî izleme ve veri toplama sistemi çocukların mahremiyetin de bu anlamda da tehdit eder. Yani hem kapalı alanlara teşvik ediyorsunuz ama aynı zamanda onları bir gözetim ve bir gözetleme mekanizmasına hapsediyorsunuz. Çocukların davranışında belli değişmelere sebep olabileceği gibi ama aynı zamanda onların mahremiyetini de tehdit eden bir duruma dönüşüyor. Bu çocukların özel yaşamının ihlali yani burada gerçekten çocukların güvenliğini mi takip ediyor yoksa dijital bir kontrol sistemi mi devreye giriyor diye sormak gerekiyor. Sürekli gözetim altında büyüyen bir çocuğun davranışının nasıl olacağı, güven ilişkisi yerine bir kontrol ilişkisi kurulması da ortaya çıkacak olan diğer sonuçlardan bazıları. Çocuk politikası sosyal politika olmaktan çıkıp idari ve güvenlik eksenine kayıyor bu durumda. O yüzden de çocuklara yönelik hizmetler sosyal destek alanı olmaktan çıkmakta, idari ve güvenlik temelli bir yapıya dönüşmekte, çocuğun yüksek yararını değil sistemin kontrol kapasitesini arttıran bir duruma dönüşmekte.
Yani sonuç olarak aslında, bu maddeye dair söyleyebileceklerimi sıralayabilirsem eğer, şöyle ifade edebilirim: Çocukları aslında güçlendirmekten ziyade, birey olarak görmek, değerlendirmekten ziyade onları kategorize eden, onları destekleyen değil izleyen, gözetleyen denetleyen, haklarını genişletmekten uzak olup denetim altına alan bir çocuk koruma sistemi kurulmakta. Çocuk koruma sistemi risk yönetimi olarak görülmemeli ki burada bir risk yönetimi olarak görülüyor. Bu da aslında başka bir problem. Yani hak ve gelişim odaklı bir alan olması gerekiyor çocuk koruma sisteminin. Çocukları korumak, onları sınıflandırmak ve izlemekten ziyade güçlendirmek, haklarını güvence altına almak ve özgür gelişimlerini sağlamak olmalı.
Yani hem hedef kitlenin muğlaklığı ama aynı zamanda gözetim işleminin mahremiyeti ihlal etmesi, güven ilişkisini zedelemesi ve bununla beraber davranışlarda da kalıcı, belki de onarılmayacak sonuçlar doğuracak ihtimali olması bakımından da riskli olduğunu tekrardan belirtmek istiyorum diyerek bu madde üzerindeki sözlerimi tamamlamış olayım.
BAŞKAN VEDAT BİLGİN - Teşekkür ediyorum.
Ümmügülşen Hanım, buyurun.
ÜMMÜGÜLŞEN ÖZTÜRK (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Arkadaşlar, sahadan değilsiniz. Sahadan olmayınca bekâra hanım boşamak kolay...
SÜMEYYE BOZ (Muş) - Bu büyük bir iddia, sahada olup olmadığımızı...
ÜMMÜGÜLŞEN ÖZTÜRK (İstanbul) - Evet. Ben dokuz yıl bakımevi işlettim.
SÜMEYYE BOZ (Muş) - Ben psikoloğum Sayın Vekilim.
ÜMMÜGÜLŞEN ÖZTÜRK (İstanbul) - Ben de çocuk hekimiyim, eşim çocuk psikiyatrisi, kızım çocuk psikiyatrisi, öbür kızım da erişkin psikiyatrisi. Bir psikiyatrist ailesindeyim.
SÜMEYYE BOZ (Muş) - Mesleki bilgilerden bahsedeceksek ben size bir sürü başvuruyu getiririm.
ÜMMÜGÜLŞEN ÖZTÜRK (İstanbul) - Ben sizi gayet dinledim.
SÜMEYYE BOZ (Muş) - Doğrudan hedef alarak söylüyorsunuz, ben cevap verme hakkımı...
ÜMMÜGÜLŞEN ÖZTÜRK (İstanbul) - Hayır, sen cevap verdin, ben seni hedef almadım, sen kendi kendine cevap verdin.
SÜMEYYE BOZ (Muş) - "Bilmiyorsunuz." diyorsunuz, "Alanda değilsiniz." diyorsunuz.
ÜMMÜGÜLŞEN ÖZTÜRK (İstanbul) - Herkese söylüyorum.
Ya, bir dinlemeyi öğren önce!
BAŞKAN VEDAT BİLGİN - Sayın Vekilim...
ÜMMÜGÜLŞEN ÖZTÜRK (İstanbul) - Bir dinlemeyi öğrenir misin!
SÜMEYYE BOZ (Muş) - Ses tonunu alçaltır mısınız, biraz üslubunuza dikkat eder misiniz. Öncelikle üslubunuza dikkat edin, uyarı tarzınızı değiştirin.
ÜMMÜGÜLŞEN ÖZTÜRK (İstanbul) - Dinlemeyi öğren!
BAŞKAN VEDAT BİLGİN - Siz konuşmanızı bitirin. Siz de lütfen müdahale etmeyin.
ÜMMÜGÜLŞEN ÖZTÜRK (İstanbul) - Arkadaşlar, dokuz yıl bakımevi işlettim ben hem de palyatif bakım merkezi.
BAŞKAN VEDAT BİLGİN - Arkadaşlar, bunu konuşmamıza gerek yok. Birlikte bir konuyu konuşabilme durumundayız, konuşabilecek durumdayız, hepimiz vekiliz.
SÜMEYYE BOZ (Muş) - "Sahada değilsiniz." ne demek Sayın Başkan?