| Komisyon Adı | : | DİJİTAL MECRALAR KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 22 .04.2026 |
BAŞKAN NAZIM ELMAS - Gruba yazı gönderdim ben, arkadaşlarımızın bir kısmı katılacağını söyledi, bazı arkadaşlarımız geç kalabileceklerini belirttiler. O yüzden şu anda burada olmamaları hiç katılmayacakları anlamına gelmiyor. Bize özel olarak bir yerde toplantıları olduğunu, trafiğe yakalandıklarını beyan ettiler. Zaten "Katılacağız." diye de söylemişlerdi, biz o görüşler üzerinden toplantıyı bugün, bu saatte yapmaya karar verdik.
Ben tekrar teşekkür ediyorum hatırlatmalarınız için.
BAŞKAN NAZIM ELMAS - Türkiye Büyük Millet Meclisi Dijital Mecralar Komisyonunun 28'inci Yasama Döneminin 15'inci toplantısını açıyorum.
Komisyonumuzun değerli üyeleri, bugünkü toplantımızın gündemini sosyal medya, dijital oyunlar ve çocuklar üzerindeki etkileri oluşturmaktadır. Bu kapsamda çocukların dijital ortamdan korunması, sosyal medya kullanımı, bunların zararlı etkilerinden korunmasına yönelik olarak yapılması gerekenleri toplantımıza davet ettiğimiz saygıdeğer hocalarımızın da katkılarıyla ele almaya çalışacağız.
Teknolojinin gelişmesinin bir sonucu olarak internet, hayatımızın artık ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Dijital çağda internet kullanımının her alanda artmasına bağlı olarak bilgi ve iletişim teknolojilerinde gerçekleşen yenilikler özellikle çocukların dijital dünyayla erken yaşta tanışmalarına, sosyal medya ve dijital oyunların onların yaşam biçimini derinden etkilemesine neden olmaktadır. Çocuklar da dâhil olmak üzere kullanıcıların dikkatini çekme ve daha fazla zaman geçirmelerini sağlama amacına yönelik olarak tasarlanmış dijital dünya daha geniş kullanıcı kitlelerine ulaşabilen çevrim içi deneyimler barındırmaktadır. Şüphesiz ki internet ve dijital ortam çocuklara daha hızlı öğrenme, ödevlerini yapma, oyun oynama, sosyalleşme gibi daha birçok alanda kolaylık ve fırsat sağlamaktadır ancak internet ve dijital ortam her zaman çocukların haklarını, güvenliklerini ve sağlıklı bir biçimde yetişmelerini dikkate alarak tasarlanmadığından çocukların yasa dışı veya zararlı içeriklere maruz kalma riskini de bünyesinde barındırmaktadır. Çocukların çevrim içi tehlikelere, bir diğer ifadeyle zararlı içeriklere maruz kalmalarının yanında bir diğer önemli sorun alanını da çocukların bağımlılık geliştirmeleri oluşturmaktadır. Çocuklarımızın dijital dünyanın neden olduğu bu şiddet potansiyelinden korunması ve bu korunmanın ne surette gerçekleştirileceği ise karşı karşıya kaldığımız en büyük sorun alanlarından bir tanesidir ve başında gelmektedir.
Bugün hepimizin ortak bir sorunu var: Avucumuzun içine sığan o devasa dijital dünya. Çocuklarımız bu dünyanın içinde doğdular ve orada bizden çok daha hızlı hareket ediyorlar ancak bu hız beraberinde kontrol edilmesi güç bir risk olan dijital şiddeti ve "Çocuklarımızı bu görünmez tehlikeden nasıl koruyacağız?" sorusunu da beraberinde getirmektedir. Özellikle şu hususu ifade etmek gerekir ki aslında bu sürecin sadece yasaklarla değil çocuklara yapılacak doğru bir rehberlikle yönetilmesi daha isabetli bir yaklaşım olacaktır. Yasaklardan önce yapılacak doğru rehberlikle çocuklara güvenli arama motorları açmanın oyunlardaki yaş sınırlarına dikkat etmenin, dijital dünyadaki birçok unsurun aslında bir kurgu olduğunun; dijital dünyada izlenen her şeyin gerçek olmadığının ve tıklanan her içeriğin aslında karşılaşılacak bir sonraki içeriğin ne olduğunu belirtilmesinin bilgisi verilmelidir. Diğer taraftan, dijital dünyada istismar, sömürü, siber zorbalık veya diğer uygunsuz materyallerle karşılaşıldığında bunun muhakkak ebeveynle paylaşılması gerektiği çocuğa öğretilmeli ve çocukta "Başıma bir şey gelirse ailem beni anlar ve bana yardım eder." düşüncesinin hâkim olduğu bir ortam oluşturulmalıdır. Ancak çocuklarımıza rehberlik edebilmemiz için ebeveyn olarak bizlerin de bazı konularda bilgi sahibi olmamız gerektiği yadsınamaz bir gerçektir. Dolayısıyla çocuklarımızı bir şeyden korumadan önce onları neye karşı korumamız gerektiğini bizim de bilmemiz gerekir. Dijital dünyadaki şiddetin sadece kan ve silah olmadığını, oyun odalarındaki veya sosyal medyadaki hareketlerin, dışlamaların ve tehditlerin birer psikolojik şiddet olduğunu, yaş sınırına uygun olmayan videoların, ani korku unsurlarının veya "meydan okuma" adı altında yapılan kendine zarar verme videolarının görsel ve işitsel şiddet olduğunu, nefret söylemi, ayırımcılık ve radikalleşme eğilimi barındıran içeriklerin birer ideolojik şiddet olduğunu bilmeli ve bunları çocuklarımıza öğretmeliyiz.
Ayrıca, çocukların dijital dünyanın risk ve tehditlerine karşı korunmasında okulların da önemli bir görev icra edebileceği unutulmamalıdır. Zira okullar aileyle birlikte dijital şiddetin ilk tespit edildiği ve önlendiği yerler olmalıdır. Bu bağlamda, dijital okuryazarlık, dijital etik bilgileri ilgili derslerde ve yeri geldiğinde işlenmeli, çocuklara sadece bilgisayar kullanmak değil, dijital dünyada karşılaştıkları bir şiddet unsuruna karşı nasıl tepki verecekleri öğretilmeli, okullarda siber zorbalık vakalarının anonim olarak bildirilebileceği güvenli platformlar oluşturulmalı, rehberlik servisleri de bu konularda uzmanlaştırılmalıdır. Diğer taraftan, öğretmen yetiştiren fakültelerin müfredatlarında güncellemeler yapılmalı, öğretmen akademilerinde dijital mecralarla ilgili üniteler konulmalıdır. Sonuç olarak, çocuklarımız biz onlara doğru rehberlik edersek dijital dünyada güvenle yol alabilirler.
Dijital mecralar çocukların istismar, sömürü, çocuk ticareti, siber zorbalık ve uygunsuz materyallerle maruz kalmak da dâhil olmak üzere birçok çevrim içi riskle, bir diğer ifadeyle dijital şiddetle karşı karşıya kalmalarına neden olmaktadır. Bunun sonucu olarak, dijital mecralara ilişkin politikalar geliştirilirken çocuğun üstün menfaati ilkesi göz önünde bulundurulmalı ve çocuklar bu politikaların merkezine yerleştirilmelidir. Bu bağlamda, bizlere ve dijital platformlar ile sosyal medya şirketleri gibi aktörlere de önemli görevler düşmektedir.
Nihayet dijital şiddetten korunma, kanunun gücü, teknolojinin denetimi ve eğitimin farkındalığıyla mümkün olacaktır. Kural koyucular çerçeveyi iyi çizmeli, uygulayıcılar ise bu çerçevenin dışına çıkarak her türlü içeriği teknolojik ve hukuki filtrelerle engellemelidir. Hedefimiz, internetten çocuklar için en güzel sonuçları çıkarmak, tehlikeli labirentlerden çocuklarımızı korumak ve bu alanı kontrollü bir alan hâline getirmektir.
Bu kısa bilgilendirmeden sonra işin ehli değerli hocalarımıza sözü vermek istiyorum. Kendisinin bir başka program için bileti de olduğundan ilk olarak Hatice Ferhan Odabaşı Hocamıza sözü veriyorum.
Hocam, buyurun, söz sizin.
BURCUGÜL ÇUBUK (İzmir) - Sayın Başkan...
BAŞKAN NAZIM ELMAS - Buyurun.