KOMİSYON KONUŞMASI

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Teşekkür ederim.

Öncelikle şunu söyleyeyim: Yüzde 35 ya da yüzde 30 yerli tütün kullanmayan firmalara cezai müeyyide uygulamakla bu işi geçiştirmek ülke tarımına ve tütüncülüğe vurulmuş en büyük darbedir. O gün de o kanunun çıkma biçimine itiraz etmiştik, bugün de itiraz ediyoruz. Buna bir parasal yaptırım değil, o şirketin, o firmanın üretimden ve pazarlamadan çıkmasını sağlayacak mekanizmayı kurmak zorundayız.

Bakın, şimdi size bir şey söyleyeceğim: 2002-2003 yılı 70 bin ton ithalat var, 234 milyon dolar ödeme var. 2023-2025... 2024 yılında 116.644 ton ithalat var, ödenen para 750 milyon dolar. 2025 yılında 114.243 ton ithalat var, ödenen para 840 milyon dolar. 2002-2023; 2025 sonu itibarıyla 2 milyon 156 bin 194 ton tütün ithalatı var, 11 milyar 497 milyon 946 bin dolar ödeme var. Şimdi, bu gidişatla sürekli ithalatın arttığı bir döneme geçiyoruz. Kaldı ki bizim yerel tütünlerimiz zaten yok oldu. Bugün Diyarbakır, Malatya, Mardin, o bölgeye de firmalar girdi. Bugün için çiftçinin elinde tütün var. Sözleşmeli tarım yapan firmalar -maliyet 280 lira- 220 lira ila 250 lira arasında tütüncüye fiyat vermekteler, çiftçinin canı çıkmış. Yani para meselesi bu işi çözmez. Bu, para meselesi değil. Eğer gerçekten ülke tütününden yanaysak, ülke üreticisinden yanaysak, ülke topraklarından yanaysak buraya sahici bir yaptırım koymak zorundayız. Bu şey gibi "Parayı öderim, işime bakarım." Öyle yapıyor zaten firmalar. Getirdiğiniz bütün kanunlar da böyle. Yani niye o zaman 180 lira getiriyorsunuz? Demin veterinerlere 500 bin lira ceza yazıyorsunuz ya! O şirkete niye 1 milyon koymuyorsunuz, neden 2 milyon koymuyorsunuz, neden 5 milyon koymuyorsunuz? Akrabamız mı onlar? O yüzden, tütünün canına okuyorsunuz; rakamlar burada, benim değil TÜİK'in, sizin rakamlarınız. Olacak şey değil. 70 lira, 150 lira, 160 lira kilogram başına iş, bir iki yıl sonra yine yok olur. Dolayısıyla, eğer gerçekten samimiyet varsa bu ülkenin toprağından yana, bu ülkenin üretim biçiminden yana, çiftçisinden yana, böyle, firmayı caydıracak bir ceza koyalım, net bir ceza koyalım, bu rakam ciddi bir rakam olabilir. Koyun, 5 bin lira koyun kilo başına, yapmasın, ne olacak ya yüzde 35? Bakın, Yunanistan bunu yıllarca yaptı Avrupa Birliği sürecinde, Değerli Başkan bilir, çok iyi bilir. Yunanistan'ın Avrupa Birliği sürecinde firmalara dedikleri aynen şu: "Bizim ülkemizde sattığınız tütün kadar benim topraklarımda tütün alacaksınız. Yunanistan'da 10 bin ton tütün satıyorsan, benden de benim topraklarımdan da 10 bin ton tütün alacaksın." Biz daha en başta teslim olduk. Dolayısıyla firmalar da... Ya, bakın, tütünde -bu lafı söylemek zorundayım- 1900'lü yılların başına gidiyoruz, reji şu anda reji, reji dönemindeyiz, ne kadar tütün ekileceğine yabancı şirketler karar veriyor, 4 tane firma; British American Tobacco, Philip Morris ve benzeri 4 firma, hangi tütünün ekileceğine onlar karar veriyorlar, ne kadar ekileceğine onlar karar veriyorlar, hangi parayla alacaklarına da onlar karar veriyorlar. Hani bizim çiftçimiz? Hani bizim tütünümüz? Hani bizim toprağımız? Reji, reji...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN VAHİT KİRİŞCİ - Buyurun.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - O günün rejisi 1926-1936 yılları arasında TEKEL kurularak ve büyük paralar ödenerek defedildi. Şimdi, tekrar, AKP sayesinde tütün rejiye teslim oldu; çok uluslu şirketlerin kontrolünde şu anda tütün, görmüyor musunuz bunu? Ya görmüyorsunuz, görmemek mümkün değil ya da bilerek yapıyorsunuz arkadaşlar. Asla kabul etmiyoruz, asla! Lütfen...