| Komisyon Adı | : | TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3588) |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 26 .03.2026 |
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Şimdi, Sayın Bakanım, buradaki maddede "Ekim alanı ile "Sözleşme" tanımlaması özelleştirilen fabrikalarla ortaya çıkan problemleri gidermeye yönelik mi, değil mi? Bunun bir açıklanmasında yarar var çünkü şöyle bir durum var: Bazı fabrikalar farklı alanlardan kendi bölgeleri dışına çıkarak pancar teminine yöneliyorlar. Bu pancar teminine yönelmek kotayla ilgili farklı şirketleşmeleri getiriyor ve buralarda şirketler kotaları topluyor, kotaları topladıktan sonra çiftçinin kazancının da şirkete devri söz konusu olan bir yeni yapılanma oluştu; bunlar özelleştirmeyle ortaya çıkan problemler. Bir de burada amaçlanan, örneğin, pancarın ekildiği yerlerde suya yönelik sorunların varlığında buralara üretim izni verilmemesine yönelik bir çalışma mı? Bu iki konuyu bir açıklarlarsa onun üzerinden bir değerlendirme...
BAŞKAN VAHİT KİRİŞCİ - Ben size çok teşekkür ediyorum Sayın Gürer çünkü gerçekten bu soruları soralım ki bu maddede murat edilen nedir, biz de anlamış olalım.
Buyurun.
TÜRKŞEKER GENEL MÜDÜR YARDIMCISI AHMET AÇIKGÖZ - Sayın Başkanım, sayın vekillerim...
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Şeker Kurumu mu, TÜRKŞEKER mi?
TÜRKŞEKER GENEL MÜDÜR YARDIMCISI AHMET AÇIKGÖZ - TÜRKŞEKER efendim.
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Şeker Kurumu adına konuşmuyorsunuz, TÜRKŞEKER adına.
TÜRKŞEKER GENEL MÜDÜR YARDIMCISI AHMET AÇIKGÖZ - TÜRKŞEKER ama genel bilgi vereceğim.
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Tamam.
TÜRKŞEKER GENEL MÜDÜR YARDIMCISI AHMET AÇIKGÖZ - Şimdi, yüz yıldır, 1926'da kurulan ilk şeker fabrikasından itibaren sözleşmeli tarımın öncülüğünü yapmış bir sektörden bahsediyoruz. 2018'de yapılan özelleştirme çalışmaları sonrasında da yine aynı sistem devam ediyor, özel fabrikalarımız da sözleşmeli tarım kapsamında pancarları tedarik ediyor. Kendi bölgeleri var, kendi bölgelerindeki çiftçilerle, üreticilerle sözleşme yapıyorlar. Dolayısıyla burada pancar tarımının tam tersi sürdürülebilirliği çok önemli. Yani malumunuz, kotalar dâhilinde yapılan üretim kapsamında bir üretim yapılmakta, daha fazla yapılan üretimler aslında lüzumsuz bir üretim hâline gelmekte çünkü pancarın esas itibarıyla tek kullanım alanı şeker üretiminde kullanılan bir ham madde olması. Onun dışında, bundan kalan yaklaşık yüzde 30 civarında da posa olarak kullanılmaktaydı. Dolayısıyla burada ekim alanlarının kanunda belirlenmesiyle beraber bu münavebe kurallarına uygun bir şekilde ve sözleşme yapılmadan ekim yapılmasının önlenmesi ve sürdürülebilir bir tarım, pancar tarımının sağlanması amaçlanmakta. Hem sözleşme hem ekim alanı bu nedenle kanuna konularak hukuki anlaşmazlıkların giderilmesi önerilmektedir.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Şimdi şöyle bir şey var: Onu biraz evvel de söyledim, şirket gidiyor, kotayı alıyor, çiftçinin ekonomik durumu nedeniyle de şirkete devri sağlanıyor. Daha sonra, şirket oraya bir tahakküm oluşturuyor, tekelleşiyor. Tekelleşmeyle fabrika-şirket ilişkisi çiftçiyi devre dışı bırakıyor. 78 bin pancar çiftçimiz kaldı, işte 400 binlerden buralara geldik ama verimle işi kapatmaya çalışıyoruz. Verimle kapatmaya çalıştığımız süreçte şirketleşen doku, çiftçiyi dolaylı sömürü noktasına da getiriyor. Bu sözleşmeli ham madde üretim ve tesisi yapmak gibi yeni gelen düzenlemede bunlara karşı bir önlem yok.
İkincisi, şeker pancarını TÜRKŞEKER nasıl alırdı? Çiftçi tam böyle pancar oluştuğu, verimli, faydalı ve getirisi olduğu dönemde sökerdi, giderdi onu kantara teslim ederdi. Kantarda altı ay durur, altı ay sonra şeker fabrikası onu işler ve oradaki fire doğrudan devlete kalırdı. Ama şimdi özel sektör diyor ki: "Ben sana ne zaman dersem o zaman getireceksin." Tabii, siz işin içinde olduğunuz için daha iyi bilirsiniz. Şekerin böyle tam kilo yapacağı dönemde "Almıyorum senin ürününü, ben dediğim zaman getir." diyor. O zaman çiftçi onu söktüğünde 10 lira yerine 5 lira kazanıyor. Daha sonra da geçmişte küspe ücretsizken küspeyi bile parayla satıyor. Şimdi, bunlara yönelik düzenlemeler de buralarda yer alsa anlamlı olacak. Çünkü yaşanan bir örnek var, özelleştirmeyle şeker fabrikalarındaki yapısal değişimlerin yarattığı problemler oluştu, bunlara yönelik bir çözüm yok ama sözleşmeli üretim doğru.
Suyun varlığına yönelik de suyun yetersiz olduğu yerde şeker pancarından, domatesten, buna benzer ürünlerden küresel iklim değişikliği nedeniyle bizim hızla çekilmemiz gerekiyor. Örneğin, Zengen bölgesinde yer altından su çıkıyor, her tarafta domates ekiliyor, pancar ekiliyor. Ya, su yok, bunlar su isteyen ürünler. Onun ötesinde, biraz evvel söylendiği için söylüyorum, biliyorsunuz, Türkiye 2 milyon 800 bin tonluk ürünü varken, stoklarda ürün bulunurken gitti ithalat yaptı. Bu yeni gelen özelleştirme mantığında, bu sınırlamalardan sonra yarın fabrikalar "Benim tesisim var, ekim alanımı daralttınız, benim ürünüm yok ama ben bu işi sürdürmek istiyorum. Bana şeker ithal edeceksiniz, bana bunun yolunu aç." derlerse ne yapacaksınız? Bu anlamda da burada oluşan bir durum var. Yani talebi karşılayacak sözleşmeli üretim mi yoksa belli kurallar getirilmiş, talep karşılanmasa da sen şu alanın dışına çık ama nereye iz bıraktıysan oradan ürün mü üretilecek anlayışı getiriliyor? Bunu anlamamız lazım çünkü TÜRKŞEKER'in dışında bu iş, benim sorduklarım.