| Komisyon Adı | : | TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3588) |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 26 .03.2026 |
FERİT ŞENYAŞAR (Şanlıurfa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Mevcut uygulamada Devlet Su İşleri tarafından geçmiş yıllarda geliştirilen bazı hidroelektrik santral projeleri, 1997 tarihli yap-işlet-devret modeli kapsamında özel şirketlerle yapılan anlaşmalar çerçevesinde kurulmuş ve işletilmektedir. Bu projeler, daha sonra yürürlüğe giren enerji mevzuatından farklı olarak istisnai bir hukuki statüye sahip olmuş ve belirli bir süre boyunca normal lisans rejiminin dışında faaliyet gösterebilmiştir. Ancak bu geçiş süreci 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla sona ermektedir. Madde 17'yle bu sürenin 2040 yılına kadar uzatılması öngörülmektedir. Dolayısıyla mesele, santrallerin faaliyetini sürdürmesi değil, bu faaliyetlerin hangi hukuki rejim altında ve hangi eşitlik ilkesi çerçevesinde yürütüleceğidir. Bugün yeni bir yatırımcı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu lisansı almak, çevresel ve piyasa kurallarına uymak zorunda iken bu düzenlemeyle bazı eski projelerin lisans rejimi dışında tutulmaya devam edilmesi, belirli işletmelere tanınan ayrıcalıkların kanun yoluyla uzatılması anlamına gelmektedir. Aşağıdaki somut örnekler bu durumu açık biçimde ortaya koymaktadır.
Birecik Barajı; Fırat Nehri üzerinde kurulu olup 1990'lı yıllarda yap-işlet-devret modeliyle özel sektöre devredilmiştir. Uzun yıllar boyunca güncel elektrik piyasası mevzuatına tam olarak tabi olmadan faaliyet göstermiştir. Aynı kaynağı kullanan yeni yatırımlar lisans, ÇED ve denetim süreçlerine tabi iken bu tesis istisnai bir hukuk rejimiyle işletilmektedir. Kamuya ait bir su kaynağı kullanılırken eşit kurallar uygulanmamıştır.
Karkamış Barajı; Birecik ile aynı dönemde ve aynı model kapsamında kurulmuştur. Benzer şekilde uzun süre lisans dışı geçiş rejimi kapsamında faaliyet göstermiştir. Mevcut düzenlemeyle bu tür tesislerin ayrıcalıklı statüsünün 2040 yılına kadar uzatılması öngörülmektedir. Geçici olması gereken istisna, kalıcı hâle getirilmektedir.
Son yıllarda kurulan tüm hidroelektrik santraller; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu lisansı almak zorundadır, çevresel etki değerlendirme süreçlerinden geçmektedir, piyasa kuralları ve denetime tabidir. Buna karşılık eski yap-işlet projeleri aynı yükümlülüklerin önemli bir kısmından muaf tutulmaktadır. Aynı sektörde faaliyet gösteren işletmeler arasında hukuki ve ekonomik eşitsizlik oluşmaktadır.
Bu projeler yalnızca enerji üretimi değil, su yönetimi, tarım, ekosistem üzerinde doğrudan etkiye sahiptir. Bu ölçekte bu kamu varlığının kullanımında bazı işletmelere ayrıcalık tanınması, kamu yararı ve kaynak yönetimi açısından ciddi sorunlar teşkil etmektedir. Bu yüzden 17'nci madde geri çekilmelidir.