| Komisyon Adı | : | TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3588) |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 26 .03.2026 |
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Başkanım, teşekkür ediyorum.
Ben merak ettiğim bir soruyu... Yine tersten başlayacağım. Diyor ki: "Maddenin uygulanmasına ilişkin tanım, şekil, şart ve esaslar İklim Değişikliği Başkanlığının görüşü alınmak kaydıyla yönetmelikle düzenlenecek." İklim Değişikliği Başkanlığı nerede? Çevre ve Şehircilikte. Arkadaşlar, dalga mı geçiyoruz birbirimizle? Ya, şu iklim değişikliğini en çok ilgilendiren bana göre Tarım. Tarımın uhdesine neden almıyoruz? Meteoroloji en çok ihtiyacımız olan, tarımın. Şimdi, yine davul burada, tokmak orada; İklim Değişikliği Başkanlığının görüşüne göre hareket edecekmişiz. Yani abesle iştigal sayın imzacı arkadaşlar, hazırlayan arkadaşlar. Yani neyin görüşünü alacaksınız; Orman Genel Müdürlüğünün yetkisi mi yok, Orman Genel Müdürlüğü bu işi yapamıyor mu ki İklim Değişikliği Başkanlığından şey alacağız? Ama geliyoruz bu noktada, amaç... Bu ormanların zaten idam fermanını hazırlamışsınız; idam fermanı hazır ve ormanları çevreyi kirleten şirketlere maalesef para karşılığında peşkeş çekeceğiz.
"İklim kriziyle mücadele" adı altında Orman Genel Müdürlüğüne karbon yutak ormanları kurma, bedel karşılığı kurdurma ve tahsis etme yetkisi veriliyor. İyi, güzel ama nasıl olacak sonra? Bunları da özel şirketlere geçeceğiz. Özel şirketler diyecek ki: "Ya, ben çevreyi kirlettim, tekrar ormandan yer alayım da yutak şeyimi affedeyim kendimi, temizleyeyim." Arkadaşlar, dalga geçiyorsunuz bizimle. "Karbon yutak ormanı" olarak tanımlanan alanlar, karbon sertifikası karşılığında ticarete konu edilecek alanları kasteden bir sınıflandırmadan ibaret olup, bir etiketleme çalışmasıdır bu; etiketliyorsunuz.
Ve esas itibarıyla, Orman Genel Müdürlüğü piyasada sertifika dağıtıcısı hâline getirilirken ormanı fiyatlandırabilir, devredebilir, bir ticari metayı oluşturabilir yani parayla ormanları artık peşkeş çekeceğiz. Kimlere? Çevreyi yok edenlere, çevreyi kirletenlere; masum gözüksünler diye. Onlar kendilerine göre masum gözükecek ama geleceğimiz olan ormanları para karşılığında onlara vereceğiz. Yani şunu bilmemizde fayda var: Arkadaşlar, karbon yutmayan orman yoktur. Burada yapılan, tamamen badanayla yeşile boyuyorsunuz kendinize göre, bizim de burada yeşile boyanmış gibi anlamamızı veya sizi görmemizi istiyorsunuz ama biz, sizi o şekilde görmüyoruz. Siz yeşili farklı görüyorsunuz, yeşili siz nakit olarak görüyorsunuz. Biz ise yeşili, geleceğimiz, ülkemizin doğası, tabiatı olarak görüyoruz.
Emisyon ticareti ve offset mekanizmaları teoride karbon salımlarını dengeleme aracı olarak tasarlanmış olsa da uygulamada, kirletenlere "Ben burayı tahrip ettim ama şuraya ağaç diktim, hesap kapandı." Talan edecek, doğayı mahvedecek ama ben şu adrese ağaç diktiğim zaman sorun bitiyor. Ne kadar güzel değil mi? Evet.
Ve karbon azaltımını süresiz öteleyen bir yapıya dönüştürüyorsunuz arkadaşlar ve bu tür alan tahsisleriyle maden ruhsatları veya enerji üretim tesislerine verilen üretim lisansları süreçlerinde yaşanan çantacılığın da önünü açıyorsunuz ve kayıt dışı uygulamaya yol açılıyor. Şimdi, madenciler kazıyorlar; normalde orayı düzenlemesi lazım değil mi? Düzenliyorlar mı acaba, takip ediyor musunuz? Takip ediyorsunuz, acaba? Kesin mi? Ama tespit edersem, ispat edersem nasıl olacak? Arkadaşlar, hiç şeye girmeyelim... Maalesef, işi yapan yaptığıyla kalıyor; madeni çıkarıyor, ondan sonra vatandaş o çukurlarla ve tepelerle kalıyor ortada. Gel, Tekirdağ'da ben göstereyim, uzak değil. Ve geldiğimiz noktada... Ve hatta şunu söyleyeyim: Süleymanpaşa Belediyemiz bir özel firmanın kullanmış olduğu maden yerini "Bari dolgu sahası yapayım." diye uğraşıyor. "En azından orayı dolgu sahası olarak kullanayım da o adamın yapmadığını ben kapatayım. Orayı ben rehabilite edeyim." diye uğraşıyor ama nerede! Bak, ne kadar güzel geldi, seçim bölgeme de buradan bir selam göndermiş oldum. Onlara da destek olun da bari onlar da, o birilerine verilmiş olan, talan edilmiş alanın düzenlenmesi konusunda belediyeler de ellerinden gelen desteği sağlasınlar.
Bakınız, Anayasa’nın 169'uncu maddesinde yer alan, devlet ormanlarının mülkiyet devri yasağı karbon sertifikası mekanizmaları bahane ederek fiilen etkisiz hâle getiriliyor bu maddeyle. Bu usul, kurulacak ormanların korunmasına, amaç dışı kullanımının yasak olduğuna, devir yasağına dair sınırlayıcı düzenlemeyi de tamamen yok ediyor. Vallahi, Adem Başkan, çok çalışmışsın, eline sağlık; her şeyi yok ediyorsun, maşallahın var, nazar değmesin(!) Bir yanda, mevcut, olgun biyolojik çeşitlilik barındıran ormanlar, orman izni ve ormanlık alan dışında bırakma kararıyla yok edilirken öte yanda, yeni dikilen fidanlık düzeyindeki homojen plantasyonlar "karbon yutağı" adıyla piyasaya sürülmek istiyor yani "Ben bu ormanları mahvettim, şimdi diktiklerimle de siz karbon yutağı yaparsınız." diyor. Siz, asıl ormanların içinden geçin, talan edin, ondan sonra da fidan dikerek işi çözeceksiniz. Böylece bu yok ediş, fiilen bedeli karşılığında, satın alınabilir, belgeli ve yasal bir işleme dönüştürülmüş olacaktır.
Orman Genel Müdürlüğü fidanlık ve genç orman işletmeciliğindeki ticari mantığının karbon piyasasına taşınması ise koruma işlevinden çok, rant üretimine hizmet verecek arkadaşlar.
Sonuç itibarıyla, bu düzenleme, ormanları yaşayan ekosistem olarak korumak yerine, onları karbon muhasebesi kalemine indirgeyen, tahribatı meşrulaştıran ve devlet eliyle iklim krizinin bizzat derinleştirilmesine zemin hazırlayan bir mekanizmaya zemin hazırlamaktadır arkadaşlarımız. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kamu malı niteliğindeki mevcut ormanların karbon piyasası rayici üzerinden üçüncü kişilere tahsis edilerek ticari bir işletme mantığına kurban edilmesi, Anayasa’nın 169'uncu maddesine aykırıdır. Bilmenizi istiyoruz. Bu şey Anayasa Mahkemesine gidecektir, bilginiz olsun. İmzacı arkadaşlara ve getirenlere söylüyoruz çünkü aykırılık var. Bunlardan dolayı Anayasa Mahkemesine gideceğimizi de biliniz. Onun için, bu düzenlemeyi tekrar gözden geçirin diyoruz ve gelinen noktada doğamızı koruyalım.
Millî parkları da burada bağırdık; Orman Bakanlığı, Tarım Bakanlığı "Ben bakamıyorum." dedi, Genel Müdürlük şeyine gitti. Buradaki ormanları da karbon yutak bahanesiyle özel şirketlere açmayalım, gerekeni hep beraber yapalım; ormanlarımız bizim geleceğimiz diyoruz. İnşallah, iklim krizinden de ders almış oluruz, çevreden ders almış oluruz ve gelecek nesillere iyi bir çevre bırakırız diyorum.
Teşekkür ediyorum Başkanım.