| Komisyon Adı | : | TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3588) |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 26 .03.2026 |
NEJLA DEMİR (Ağrı) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Şimdi, arkadaşlar, açılışta, açılış konuşmasını yapan Sayın Adem Korkmaz, Profesör, öyle bir giriş yaptınız ki, dediniz ki: "Doğa bir bütündür, ekosistem bir bütündür, ağacıyla, deresiyle, içinde yaşayan hayvanlarıyla bu bütünlüğü korumak gerekir ve biz de bir tarım ülkesiyiz, bizim de olmazsa olmazımız temiz topraklardır, sahip çıkılması gereken topraklardır; bizim toprağımıza sahip çıkmamız gerekiyor." Yani "Aha, bu işte; beklediğim konuşma, gerçekten galiba bazı şeyler oluyor, bazı şeyler değişiyor." dedim. Böyle bir sevindim, biraz da ağlayasım geldi Profesör. Sonra döndüm baktım, açık açık bu düzenleme... Niyet farklı yani teklifinize bakıyorum, teklifin içeriği, iddiası farklı; dönüp amaca bakıyorum, amaç daha farklı; hedef bambaşka gerçekten. Şimdi, açık açık şu görülüyor: Bu düzenleme doğayı korumak için değil, Avrupa Birliğiyle ticaret yapan şirketlerin karbon yükümlülüklerini kolayca yerine getirmesi için hazırlanmış bir teklif, açık açık. Yani mesele öyle iklim meselesi, iklim krizi; "Başa çıkmamız gereken derin, detaylı bir sorun; biz bunun için yanıyoruz..." Öyle bir mesele değil yani. Şimdi, derdiniz ormanlaştırma değil, ormanlaştırma olsa bir bütün olarak ekosistemin devam edebilirliği gözetilse tahrip olan, yanan ormanların niteliğini değiştirmek ya da faaliyet alanlarını dönüştürmek yerine o alanları yenilemek ve doğaya tekrar kazandırmak olurdu. Pratiklerin böyle olması gerekirdi. Siz gayet bilincindesiniz, biz de gayet farkındayız, burada amaç kesinlikle ticaret, mesele "Sermayedarların aman kılına zarar gelmesin." meselesi. Bakın, bir yandan şirketlere karbon kotası koyuyorsunuz, diğer yandan bunun önündeki engelleri işte, bu şekilde torba yasalarla tek tek kaldırmaya çalışıyorsunuz. Niye? Çünkü bir anlaşma imzalandı yani bir Paris İklim Anlaşması imzalandı, her şey bir şekilde buna uygun olmalı, yol böyle gidilmeli; karbon yutak ormanları da bu uygunluğu oluşturmak için iyi bir fikir, herhangi bir yere birkaç ağaç dikerek konuyu kapatıp "Olay çözülmüştür." gibi bir fikir ortaya atılıp çözülmeye çalışılıyor ama şimdi, "orman" dediğimiz şey -Adem Hoca da belirtmişti- öyle tek başına ağaçtan oluşan bir şey değil yani "orman" dediğimiz şey sadece ağaç değildir; orman sudur, topraktır, biyoçeşitliliktir, ekosistemdir yani yaşamın ta kendisidir ama bu teklif ormanı bir sertifika üretim alanına indirgemektedir.
Daha vahimi var: Orman sınırındaki taşınmazların karbon kaynağı sayılması, köylünün, yurttaşın, küçük üreticinin toprağını tehdit etmektedir. Bu ne demek? Bu, mülkiyet hakkının dolaylı biçimde gasbedilmesi demek. Bugün "karbon yutak alanı" diyerek el koyarsanız yarın o alanı madencilik şirketlerine, enerji şirketlerine de çok rahat bir şekilde tahsis edersiniz. Biz buna daha önce şahit olduk, Bergama'da siyanürle altın arama adı altında doğa talan edildi, köylüler yıllarca direndi, mücadele etti ama elleri boş kaldı. Bugün yine Ağrı'nın Diyadin ilçesinde -kendi memleketimde, seçim bölgemde- buna benzer bir süreç yaşanıyor; fay hatlarının üzerine, su havzalarının ortasına projeler dayatıldı, hâlâ dayatılıyor. Uzmanlar uyarıyor, ekoloji örgütleri uyarıyor ama siz sermayenin sesini dinliyorsunuz. Bugün de yine aynı şeyin yapıldığını görüyoruz, şahidiz. Hâl böyleyken, bizden de bu teklifle -iddia edildiği gibi- iklim kriziyle mücadele ettiğinize inanmamızı beklemeyin. Bir yandan şirketlere karbon kotası sağlıyorsunuz, diğer yandan hukuki engelleri temizliyorsunuz. Yani belli başlı şirketlere dediğiniz, anlatmak istediğiniz şey şu: "Ekonomik faaliyetleriniz aksamasın, gönlünüzce kirletin doğayı; biz daha sonra karbon yutak ormanlarıyla durumu aklarız, paklarız; sorun kalmaz." Anayasa’nın 169'uncu maddesi çok açık: Ormanlar korunur, genişletilir, devredilemez diyor. Tabii, bu madde sizi ne kadar enterese ediyor, onu da bilmiyorum çünkü siz ormanları korumuyorsunuz, üzgünüm, bunu söyleyeyim, onu piyasaya açıyorsunuz. Dolayısıyla, bu madde iklim krizine çözüm değildir, ekolojik bir planlama değildir, kamusal bir yaklaşım hiç değildir. Bu teklif karbon piyasasına uyum yasası, şirketlerin ihracatını kolaylaştırma yasasıdır. Bu madde kesinlikle ve kesinlikle çekilmelidir.
Teşekkür ediyorum.