| Komisyon Adı | : | (10/1912,3375,3376,3377,3378,3379) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Profesör Doktor Mahmut Koca, Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Pınar Akdoğan ve Cumhuriyet Savcısı Mahmut Nedim Başarangil tarafından yapılan sunumlara ilişkin görüşme |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 24 .03.2026 |
GİZEM ÖZCAN (Muğla) - Ben de kıymetli sunumları için çok teşekkür ediyorum Sayın Başsavcı Vekilimize, Savcımıza ve hocamıza.
Şimdi, aslında sıkıntı şöyle: Son nokta bu yargılama aşamasına gelmesi yani öyle bir noktada savcılığa geliyor ki dosya, size intikal ettiği anda aslında pek çok aşama atlanmış oluyor, son hâliyle geliyor; orada da nasıl, ne yapabiliriz noktasından bir bakış açısıyla aslında bu, burada anlatılıyor fakat işte, bunun katmanlarına inmedikten sonra, önleyici kısmını çözümlemedikten sonra, biraz önce bahsedilen o bir arada, eş güdüm içinde çalışılması, bakanlıkların eş güdümle çalışması noktası ötelendiğinde bir sıkıntı oluyor. Ben, iki noktaya şu anlamda katılıyorum yani çocuğun yaptığı fiili, gerçekleştirdiği eylemi anlaması bakımından çünkü "Bir oyuna benzetiyorlar bir süre sonra." dediniz, o kıymetliydi yani anlaması bakımından birtakım mahiyeti o önemli. İkincisi de savcıların da özel eğitimli olması yani ihtisas mahkemelerindeki gibi. Bu ikisini çok kıymetli buluyorum. Benim buradaki aslında sorum ve endişem şu: Şimdi, ben de 2 çocuk annesiyim, bu noktada görüyorum, çevremdeki ebeveynlerin şu andaki en büyük sıkıntısı güvenlikle ilgili yani okula giden çocukların... Ama bu sadece akran zorbalığıyla ya da yaşıtlarıyla ilgili yaşayacakları sıkıntılar değil, genel anlamda suça herhangi bir şekilde temas edebilmeleri bakımından. Ben şöyle düşünüyorum: Şimdi, ortalama 15 yaşında bir çocuk, bu anlamda, cezai anlamda bir yaptırımla ilgili -siz gerçi onunla ilgili net olarak, hani bir artırım değil de daha çok öncesiyle ilgili bir talepte bulundunuz, bu yapıcıydı- cezanın artırıldığını varsayalım, böyle bir tez üzerinden gidecek olursak bu noktada; şimdi, ben şöyle düşünüyorum: Bir çocuk var, 15 yaşında, diyelim ki bunun beş senesini böyle bir şekilde geçirdi -siz sahada direkt temas ettiğiniz için söylüyorum- 20 yaşında çıktı ve tekrar bu çocuğun önünde yaşayacağı sağlıklı yirmi otuz senelik bir ömür var ve toplumla iç içe olduğu böyle bir zaman dilimi var yani aslında kanun koyucunun ve yasa yapıcıların, mahiyette bu kalan yılları gerçekten o toplumda rehabilite olup topluma kazandırılma noktasında bir çabayla geçirilmesi endişesi var çünkü ne kadar yükselirse yükselsin, sonra tekrar toplumla temas edecek ve o sosyal çevre ve o dinamikler değişmediği müddetçe de aslında onu çok iyi algılamış olmayacak diye düşünüyorum. Bunun için şöyle bir öneriniz ya da şöyle bir modelleme, savcılık makamı açısından herhangi bir şekilde bir zorluğa sebebiyet verir mi ya da bunu nasıl düşünüyorsunuz? Şöyle düşünüyorum: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ve tabii ki bu en son nokta açısından... Çünkü bizim onarıcı adaleti işletmemiz gerekiyor ya, burada çocuğun rehabilite edilmesiyle ilgili süreçlerde, sosyal güvenlikle ilgili, sosyal hizmet uzmanlarıyla ilgili süreçlerde de savcılar ya da ilgili hâkimlik kararı veren bir takip aşamasında, bir yandan da Adalet Bakanlığı olarak bu anlamda bir dahli olsa bunun savcılık makamına bir yükü mü olur, yoksa en azından ailenin, sosyal hizmetlerin denetlenmesi bakımından bir faydası olabilir mi yani böyle bir modelleme savcılık, savcı sayımız açısından mümkün mü? Çünkü mesela, Almanya'da örnekleri var; rehabilitasyon süreçleri, demokratik kitle örgütlerinde çalışılması -buna ilişkin de sunum aldı Komisyon- Almanya'da, bu şekilde onun çeşitlenmesi, verilen cezanın çeşitlenmesi yani güvenlik tedbiri açısından mümkün görünüyor. Böyle bir süreç modellense Türkiye özelinde buna ilişkin altyapı var mı, nasıl bir zorluk yaratır; bunu sormak istiyorum.
Teşekkür ederim.