KOMİSYON KONUŞMASI

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Yani belki de bir yerde parlamenter sisteme geri dönmek gerekiyor sorunları daha da azaltmak için.

Nedeni şu: Artık öyle bir noktaya evrildi ki bu komisyonlara yalnızca iktidar partisi milletvekillerinin getirdiği kanun teklifleri geliyor. Sanki muhalefet veya demokratik kitle örgütleri bir tarafından olumsuzluğu giderecek önermelerde bulunursa bir kaybedilmişlik duygusu oluşacakmış gibi şiddetle önermelere karşı çıkıyorlar. Söylenenlerin işe yarayıp yaramadığından çok kimin söylediğine bakılıyor ve bu da çıkan kanunların yarım yamalak çıkmasına, sonra bir kısmının Anayasa Mahkemesinden geri gelmesine vesile oluyor. Anayasa'ya aykırılıklar üzerinde de görüş belirtildiği hâlde değerlendirilmiyor, sonra da Anayasa Mahkemesi iptal ediyor ve tekrar o kanunları görüşüyoruz. Anayasa Mahkemesi geçen yıl 300'e yakın kanun maddesini iptal etmiş, yeniden bir daha görüştüğümüzde milletvekili yapmış oluyor.

Bakınız, şimdi, buraya getirilen kanun teklifinde doğal olarak bu konuda Ercan Bey daha önce de bu kurumlarda çalıştığı için iyi niyetle hazırladıkları noktalar var ama sıkıntı olan alanlarda var. Siz de Bakanlık yaptınız, Bakanlığınız döneminde önünüze çok kere gelmiş konular var.

Birincisi, burada doğum izniyle ilgili düzenleme var ama kadınların iş hayatına başlamadan önceki annelik süreçlerinin de sigorta kapsamına alınmasıyla ilgili talepleri dikkate alınmamış, oysa alınması gerekir. Niye? Erkeklerde askerlik nasıl alınıyorsa kadınlar için de iş hayatına başlamadan önceki annelik süreci de onlar için hak olarak verilmeli; o yok, konulması gerekir.

Sonra, çocukların suça sürüklenmesiyle ilgili... Şimdi, Aile Bakanlığı kuruldu. Ne bekliyorsunuz? Türkiye'de aile yapısının ve dokusunun nitelikli bir kavrama ermesi yönünde de var olan mevcudu kültürüyle, kimliğiyle destekleyecek politikalar geliştirilecek diye bakıyorsunuz ama öyle olmadı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı seçim öncesinde ilgili partinin broşürlerini dağıtan, onların yardım paketlerinin hangi partiye oy verdiyse ona göre düzenlenmesini sağlayan, kendi elemanlarını siyasi amaçla kullanan bir doku olarak kullanılıyor ve ben bunu bizzat örnekleriyle gördüğüm için de önergeler de verdim, kimse o tarafına bakmıyor.

Burada kadın konukevlerinin kuruluş amacı doğruydu ama yönetiliş biçimi farklı oldu; kimse yerini bilmeyecekti, o kadın kamuoyuna teşhir edilmeyecekti. Orada koyduğunuz liyakate dayalı olmayan kadrolar veya görevlilerin varlığında kim, nerede, nereye konuldu, herkes bildi. Şimdi, onlara bir ücret desteği sağlanarak ekonomik özgürlüklerine kavuşturulacakları sanılıyor. Oysa bunları çalışma yaşamı içinde değerlendirip onların sorunlarına daha çözümcü bir yaklaşımla bu sorunlar ele alınabilir.

Şimdi "aile" dediğimiz kavramın... 18 yaş altında olanları "çocuk" sayıyoruz, değil mi? En çok da siz ilgilendiğiniz için şimdi birkaç konuyu söyleyeceğim, bana "Vedat Başkan oradaymış, Bakanımıza bir aktar." dediler, bir daha aktarıyorum: Şimdi, 18 yaşına gelmiş çocuğu statü olarak Bakanlığa sorduğumuz zaman diyor ki: "Bunlar çocuktur, çocuk işçi sayılamaz." Sonra TÜİK de diyor ki: "Bunlar genç işçidir, Türkiye'de genç işsizliği azalttık." 1 milyon stajyer öğrenci kamuoyuna açıklarken "işçi" diye açıklıyorlar. Burada bir tuhaflık var. Geçen yıl 50'ye yakın çocuğumuz stajda öldü. Yani, bırakın çocuğun uyuşturucu kullanmasını, çocuğun yaşamsal olarak olması gereken dönüşüme katkıyı, stajda çalıştırılan "Olur." verilen çocuğun iş cinayetlerinde ölmesi gerçekleşti. Buna karşı yapılan bir düzenleme var mı? Büyük bedenlere yüklenen yükü yüklüyorsunuz ama o çocukları işçi saymıyorsunuz, düşük bir ücretle tam bir sömürü alanına dönüştü. Bununla ilgili var mı bir şey? Yok. Taşeronla ilgili, sizin de katkılarınızla belli bir kesim hizmet alım sözleşmesi dışındakiler kadroya alındı ama hizmet alım sözleşmesi diye bir şey çıkarıldı, onunla 150 bin kişi şu anda taşeronda kaldı. Kendisiyle aynı şartlarda ve koşullarda çalışan arkadaşlarının yanında bunlar kadro dışı. Belediye şirket işçiliği oluşturuldu, 500 bine yakın belediye şirket işçisi var, dolaylı bir taşeron. Niye belediye kadrosunda değil, ihtiyaç varsa kadrosunda olmalı. Bununla ilgili de bir şey olmadı, biliyorum.

BAŞKAN VEDAT BİLGİN - Şimdi, Ömer Fethi Bey, biliyorsunuz, o zaman müdahale etmek için değil de bir şey olsun diye söylüyorum, sizin söylediğinizin üstü kapanmadan: O zaman biz bu çalışma statülerini belirlemek için kapsamlı bir düzenleme yaptık. 36 tane sözleşmeli personel statüsü vardı Fethi Bey, onu 2'ye indirdik. Dedik ki: "Sözleşmeli personel çok uzmanlık gerektiren, teknik bir mevzu, yeni bir şey çıkmış ortaya. Onun için alınabilir sözleşmeli." ama onun dışındakileri kaldırdık. Fakat işte, önce belediyeler açıyor, sonra kamunun diğer kuruluşlara açıyor, yeniden başladılar bu şeye.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Ama yasa düzenlemeye el veriyor.

Bunun yanında, "Esnafa, çiftçiye 9000 prim günü 7200'e düşecek." diye Sayın Cumhurbaşkanının seçiminden önce attığı "tweet" hâlâ duruyor. Seçim biteli üç yıl oldu, bu konuda da bir kanun teklifi gelmedi, burada da öyle bir madde yok.

BAŞKAN VEDAT BİLGİN - Bu biraz daha sınırlı bir şey.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - EMADDER meselesi, bu emeklilikte adalet arayanlar konusu da sizin ilgi alanınıza girdiği için biliyorum, onlarla ilgili problem var, onlarla ilgili de bir şey gelmiyor. Şimdi, çocuk...

BAŞKAN VEDAT BİLGİN - Ama gelenler çok önemli. Şimdi burada konuşacağız maddelere geçince.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Önceliğe bakıp...

BAŞKAN VEDAT BİLGİN - Çok kapsamlı...

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Sayın Başkan, önceliğine baktığınız zaman...

BAŞKAN VEDAT BİLGİN - Bu dedikleriniz yok, benim de beklediğim, benim de istediğim birtakım düzenlemeler var.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Sayın Başkan, önceliğine baktığınız zaman insanlar aç, aç!

BAŞKAN VEDAT BİLGİN - Onlar da yok ama her şeyi burada getiremeyiz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Sayın Başkan, insanlar aç. Bakınız, açlık sınırı 32 bin lira TÜRK-İŞ açıkladı. Orada biliyorsunuz, tereyağı, kaşar falan da yok. Normalde Türkiye nüfusunda emekli ve asgari ücretliyle birlikte 50 milyon kişinin aç yaşadığı yerde kısmi kurumlarda düzenleme ihtiyaç olsa da önceliğin insanın karnını doyurmaktan geçtiğine inanıyorum. Sayın Vekilim -Elâzığ Vekilimiz- az önce dedi: "İşte, şu komisyona geldiniz mi, bu komisyona geldiniz mi?" Ben Elâzığ'a geldim, üzüm para etmiyordu. Mesela, Vekilin o konuda üzümle ilgili bir konuşmasını görmedim. Şimdi de kalkıp ona onu mu sorayım? Senin bölgende...

EROL KELEŞ (Elazığ) - Konu bu mu ya?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Yani, ben de ona bu sorayım?

EROL KELEŞ (Elazığ) - Konu bu mu şimdi yani?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Şimdi, olay şu: Milletvekilinin asli...

BAŞKAN VEDAT BİLGİN - Erol Bey yeniden söz aldığı zaman bu üzüm mevzusuna girecek.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Milletvekilinin asli sorumluluğu ve görevi toplumda olanları buraya aktarmak. Burada parti kimliğiyle bakıp da "Kim ne konuşuyor?"a indirirsek olayı, çözümcü bir yaklaşımla sorunları ele almayız.

EROL KELEŞ (Elazığ) - Sayın Vekilim, size orcik göndereyim üzümden yapılmış.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Bakın, Sayın Bakanım, bunu vicdanen söylerken de üzülüyorum. Bunu ben bir kez daha söyledim, tekrarlıyorum: Çakmak gazını çeken kız çocuğunun anası beni onda arıyor "Kurtar Vekilim." diyor. Önermede de bulundum: "Siz muhafazakâr bir partisiniz. Alkolden vergi alıyorsunuz, tütünden vergi alıyorsunuz, şans oyunlarından vergi alıyorsunuz, bunlarla da millete maaş diye veriyorsunuz. O maaşı vermeyin, oradan vermeyin, onu ayrı bir hesapta toplayın, şu çocukların tedavisi için tedavi merkezleri oluşturun." Bakın, saat sekizden sonra Anadolu'nun çoğu bölgesinde parka gidemiyorsunuz. Çocukların o hâle düşmesinin sorumlusu mevcut yönetimin vurdumduymazlığıdır. Çok net söylüyorum bunu.

Yani, onun için, buradaki getirilenlerde yetimleriyle ilgili düzenlemeyi de Ercan Bey'e de ilettim. Daha önceki bakanlarımızdan Akın Gönen beni on kere aradı, dedi ki: "Burada kazanılmış haklar geriye gidiyor. Ne olur yapmayın." Bunu ben Ercan Bey'e de söyledim mesela işe girmeleri...

BAŞKAN VEDAT BİLGİN - Ömer Fethi Bey, şimdi, zamanımız güzel kullanalım lütfen.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Kullanalım, işe yarayacak laflar söylüyoruz, boş laflar konuşmuyoruz ki Sayın Bakanım.

BAŞKAN VEDAT BİLGİN - Yok, boş laf konuştuğunuzu söylemiyorum ama doğrudan doğruya konumuza biraz...

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Konuya geldim, yetimlerle ilgili işler, yapılan düzenlemede diyor ki... "Burada yetimlerin kazanılmış hakları ellerinden alınıyor, daraltılıyor, kapsamı genişletilmesi lazımken."

BAŞKAN VEDAT BİLGİN - Maddeye geldiğimizde önerilerinizi söylersiniz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Bununla ilgili de düzenleme yapılsın diyor, teşekkür ediyorum.