| Komisyon Adı | : | (10/1912,3375,3376,3377,3378,3379) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Ankara 1 Nolu Barosu ve Ankara 2 Nolu Barosu temsilcilerinin yaptıkları sunumlara ilişkin görüşme |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 11 .03.2026 |
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Teşekkür ediyorum.
Ben de iki baroya da hoş geldiniz diyorum, katkıları için de teşekkür ediyorum.
İlk baronun sunumunda burada değildim. O yüzden, eğer bir eksiklik olursa lütfen affolsun, sadece sunumları inceleyebildim. Ben de aynı soruyu soracaktım aslında. "Fiilin anlam ve sonuçlarının kavranması hâlinde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz." şeklinde gibi bir şey var. Fiilin anlam ve sonuçlarını kavrama noktasındaki yetkinliğin ben barolarda olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Psikiyatri dernekleri zaten buraya geldiler, suç olgusunun çocuklar üzerindeki nöropsikolojik bağlantılarını aktardılar, suç ve cezada çocukların nasıl algıladığını konuştular. Dolayısıyla, bence bu meseleye biraz psikiyatristlerin ve psikologların perspektifinden bakmanın, çocuğu anlamanın, çocuğun zihinsel gelişimini anlamanın daha önemli olduğunu düşünüyorum.
Şimdi, burada aileye dair bir vurgu var, elbette aile gözetimi altında yetiştirilmelerine, aile politikalarına, çocuğu aileye bağlayan, yardımların da doğrudan ailedeki kadın üzerinden verilmesine yönelik bir vurgu var fakat ben bu meselenin kendisinin sadece aileyi güçlendirerek çözümlenmesi ya da ailede de kadın üzerinden yürütülmemesi gerektiğini düşünüyorum. Yani aile içerisinde bir çocuk varsa politikalarımızı biz anneye göre değil, aileye göre değil, çocuğa göre öğretmeliyiz. Elbette çocuğa dair yürüttüğümüz politikalar aileyi güçlendirebilir, güçlendirirse ne güzel olur ama buradaki esas hedefin çocuk olduğunu, çocuk odaklı olması gerektiğini ve aynı zamanda denetimi aileyle paylaşmanın ama esas denetimin yine devlette ve devlet mekanizmalarında olduğu vurgusunu yapma ihtiyacı duydum.
Bir de gerçekten çok üzülerek 1 Nolu Baronun sunum belgesinde bir şeye rast geldim. Hifa İkra Şengüler'in annesi için "psikolojisi bozuk annesinin elinden alınması" gibi bir ifade var. Ben bu ifadenin kendisinin çok talihsiz olduğunu düşünüyorum. Bir kere, hayatını kaybetmiş bir anne ve kızından bahsediyoruz. Hayatını kaybetmiş ve Türkiye'de infial yaratmış bu olay üzerinden kadını "psikolojisi bozuk anne" gibi nitelendirmenin kendisini bir kadın olarak kesinlikle kabul etmeyeceğimi, kabul edemeyeceğimi ve bu "psikolojisi bozuk" kısmını yazmaya kimsenin hakkının olmadığını düşünüyorum ve bu sunum içerisinden çıkarılmasını da talep ediyorum yani böyle bir şey olabilir mi? Bu mesele hepimizi en derinden etkilemiş, hepimiz için bir hüzün kaynağı olmuş; anneyi psikolojisi bozuk olarak nitelendirmek ne demek yani? Burada mekanizmaların eksikliğini konuşabiliriz ama annesinin psikolojisinin bozuk olmasının burada dillendirilmesi, elinizde de bir şey yokken buna dair bu söylem ben çok rahatsız etti; bunu da söylemeden edemedim.
Şimdi, ben 1 Nolu Baroya dair de bir şeyler söylemek istiyorum. Yani özellikle bir cümle geçti, aslında tam olarak onu anlamak istiyorum. Sosyal hizmet uzmanlarının ve uzmanların aileyi ziyaret ederken yani çocuğun bulunduğu sosyal çevreyi ziyaret ederken bazı güvenlik sıkıntıları yaşadığını ve bununla beraber de bir polisle ya da güvenlikle birlikte gidilmesi gerektiğini söylediniz; bunu mu söylediniz? Eğer bunu söylediyseniz buna dair de bir şerhim olduğunu ifade etmek isterim. Çünkü kollukla birlikte bir çocuğun yaşamının devam ettiği yere gitmenin zaten ilişkiyi bloke edeceğini bilmek gerekir. Dolayısıyla, belki üniformasız olabilir, işte resmî bir araç olmayabilir, sivil olabilir, başka türlü şeyler olabilir ama bunu biraz detaylandırmanızı ya da kafanızdaki şeyi tam olarak aktarmanızı rica edebilirim.
1 Nolu Baronun bahsettiklerinin, sahada bahsettiklerinin ben çok önemli olduğunu düşünüyorum ve bir soru sormak isterim. Size göre mevcut düzende ivedilikle düzenlenmesi gereken üç başlık nedir? Yani bu Komisyonun önüne bir iş planını koyacak olsaydınız bu ilk üç ne olurdu, ilk üçte ne olurdu? Ayrıca, Komisyona sunabileceğimiz ilk, orta ve uzun vadede çalışma programı ne olmalı? "Hangi değişim gerçekten çocuklar üzerinde ciddi bir değişime sebep olabilir?" sorusu var.
SİR'lerden bahsettiniz. Yani SİR'lerin daha kapsamlı olabilmesi için neler yapılabilir? Belki sosyal hizmet uzmanları bunları cevaplasa daha iyi olur çünkü bu doğrudan onların meslek alanları ve yaşadıkları zorlukları en iyi onlar bilir. Belki Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğinden uzmanları da sahada yaşadıkları zorlukları anlamak adına davet edebiliriz Sayın Başkan -bilmiyorum mümkün olur mu- çünkü çok paydaş çalışıyorlar gerçekten.
Çocuk adalet merkezlerinden bahsettiniz yani aslında açtınız ama biraz daha açıp, detaylandırıp daha kavrayabileceğimiz şekilde somutlaştırırsanız ben memnun olurum.
Çok teşekkür ediyorum katkılarınız için.