KOMİSYON KONUŞMASI

AYKUT KAYA (Antalya) - Kıymetli hazırunu saygıyla selamlıyorum.

Önümüze yine iktidarın alışık olduğumuz torba yasa tekliflerinden biri getirilmiş durumda. Teklifin genel gerekçesinde ne yazıyor? Vergi adaleti güçlendirilecek, istisnalar sınırlandırılacak. Kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi? Ancak teklifin içine girip o süslü kelimelerin arkasına baktığımız da adaletin kırıntısını bile göremiyoruz ne yazık ki. Gördüğümüz tek şey yoksuldan alıp yandaşa, bana vatandaşı ezip iyi yönetilmeyen kamu kurumlarının zararını vatandaşa yükleyen ve kamu mallarının satışının önünü açan o bildik anlayışın yeni bir perdesini görüyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu teklifin 10'ucu maddesiyle BOTAŞ'a devasa bir af getiriyorsunuz. BOTAŞ'ın vadesi geldiği hâlde ödemediği vergileri, idari para cezalarını ve bunlara binen gecikme faizlerinin tek kalemde siliyorsunuz. Hazineden olan sözde görevlendirme bedeli alacaklarına mahsup edip geçmişe dönük faizlerini affediyorsunuz. Şimdi, ben Antalya Milletvekili olarak soruyorum: Benim Antalyalı esnafım. serasında ter döken çiftçim vergisini, SGK primini bir gün geciktirse devletin şefkatli elini mi görüyor, yoksa banka hesabına anında konan e-haczi mi görüyor? Vatandaşın yakasına yapışırken aslan kesilen bu iktidar kötü ve liyakatsiz yönettiği kurumlara gelince neden pamuk gibi oluyor? BOTAŞ'ın ödemediği o faizlerin bedelini kim ödeyecek? Ne yazık ki yine dolaylı vergilerle ezilen bu millet ödeyecek.

Sayın milletvekilleri, 11'inci maddede ise çok tehlikeli bir kapı aralıyorsunuz. Kamu idarelerinin, KİT'lerin ve bağlı şirketlerin ellerinde ne kadar taşınmaz varsa ihtiyaç fazlası kılıfı uydurarak Özelleştirme İdaresi üzerinden satmaya hazırlanıyorsunuz. Yirmi üç yılda elde avuçta satacak fabrika, liman tesis bırakmadınız; şimdi, bütçe açığını kapatmak için kurumların arazilerine, binalarına, arsalarına da göz diktiniz. Özelleştirme gelirini de kurumlara aktararak âdeta "Taşınmazı sat, bütçeni denkleştir." diyorsunuz. Bu maddeyi, kamu kurumlarının elindeki taşınmazların satışını hızlandıran ve kurumların mali ve kurumsal yapısını zayıflatabilecek bir düzenleme olarak görüyorum.

9'uncu maddeyle ise işçinin alın terine el uzatıyorsunuz, Cumhurbaşkanına İşsizlik Sigortası Fonu'na devletin yaptığı yüzde 1'lik katkıyı yarıya indirme yetkisi veriyorsunuz. Siz, zaten yıllarca bu Fon'u işçiden çok işvereni fonlamak, yandaşları kurtarmak için kullanmadınız mı? Şimdi de bütçe açığını kapatmak için devletin Fon'a koyması gereken parayı kesmenin yolunu açıyorsunuz. Bir ülkeyi yönetenler işçiden bu kadar mı uzak olur? Krizin faturasını işsize ve emekçi kesmekten, işçinin kumbarasına el uzatmaktan artık vazgeçin.

Son olarak, 17'nci maddeyle ilgili değerlendirmemi paylaşmak istiyorum. Bu maddede 6 Şubat depremlerinden etkilenen bölgelerdeki hak sahiplerine yönelik bir düzenleme yer alıyor. Buna göre, konut borcunu bu yıl sonuna kadar peşin ödeyenlere yüzde 74 oranında indirim yapılması öngörülüyor. Ancak şu soruyu sormak gerekir: Evi yıkılmış, iş yeri enkaz altında kalmış, tüm birikimini kaybetmiş ve bugün hâlâ konteynerlerde yaşam mücadelesi veren bir depremzede bu parayı nasıl ve nereden bulup da tek seferde ödeyecek? Elbette ödeme gücü olan bazı vatandaşlarımız olabilir ancak deprem bölgesinde çok sayıda aile zaten depremden önce de ciddi ekonomik zorluklar içindeydi. Bu nedenle, getirilen bu düzenleme, fiilen ödeme gücü olan sınırlı bir kesime avantaj sağlayan bir uygulama olarak karşımıza çıkabilir. Deprem gibi büyük bir afetten sonra sosyal devletin görevi, vatandaşına yeni borçlar yüklemek değil, barınma sorununu adil ve kalıcı bir şekilde çözmektir. Afetzedelerin konut meselesi bir finansman meselesi değil, bir sosyal devlet meselesidir.

Sonuç olarak, vitrinine "vergi adaleti" yazılan ancak bazı maddeleri itibarıyla kamu varlıklarının satışının önünü açan, işçinin fonunu zayıflatan ve vergide eşitlik ilkesini zedeleyen bu teklifin doğru bir yaklaşım olmadığını düşünüyoruz.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak rantı ve israfı değil halkın, işçinin ve depremzedenin hakkını savunmaya devam edeceğiz.

Saygılarımı sunuyorum.