KOMİSYON KONUŞMASI

ÜMİT ÖZLALE (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, gazeteciler, basın mensupları, Meclisimizin değerli çalışanları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İlk önce bu torba yasada olmayan iki konu hakkında konuşmam lazım. İlk önce hemen yapmamız gereken şey, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in, İran'a karşı bu haksız saldırısı sonucunda bundan en başta etkilenecek tarım sektörümüz olmak üzere onlara bir can suyu vermek lazım, bu da eşel mobil sistemi hemen geri getirmek. Bu konuda burada Hazine ve Maliye Bakanlığının çok değerli bürokratları var. Bu konu çok önemli çünkü herkesin zannettiğinin aksine ilk olarak buradan etkilenecek olan sektör sanayi değil tarım; nakliye artacak, zaten enflasyon beklentileri oldukça kötüleşiyor, tarımda iyi durumda değiliz. Eğer bir an önce eşel mobil sistemi getirmezsek, ÖTV ve KDV'de bu vergi esnekliğini sağlamazsak önümüzdeki dönem enflasyon beklentileri, enflasyon tarım sektörü ve daha sonrasında sanayi sektörüyle beraber çok zorlu bir dönem yaşayacak. O yüzden bunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Üç aylık getirirseniz maliyeti yaklaşık 70 milyar, yıl sonuna kadar da 200 milyarı biraz aşıyor. Dolayısıyla bütçemiz de bunun için yer var. İnanın, eğer bu eşel mobil sistemi geri getirmezseniz tarıma ve sanayiye vereceği tahribat bunun çok üzerinde olur. O bakımdan, bu konuyu gündeminize getirmek istedim.

İkincisi, değerli milletvekillerinin de söylediği gibi bayram ikramiyesi. Baktığımız zaman 2018'de bin lira, 2019-2020-2021 1.100 civarı, seçim dönemi 2023'te 3 bin lira, şimdi 4 bin, tahmin ediyorum, seçim yılında tekrardan bir artış gelecek. Dolayısıyla burada artışların enflasyona göre değil de sanki Başkanlık seçimlerine göre yapıldığını hepimiz görüyoruzdur.

Torba yasayla ilgili genel itirazlarımız burada, 17 tane madde var, kripto varlıktan tutun vakıf üniversitelerinin hastanelerine kadar çok çeşitli konularda çok fazla bilgi sahibi olmayan ama çevremize sorarak bir görüş elde etmeye çalışan milletvekili olarak bir değerlendirmede bulunuyoruz oysa bir sürü komisyon var ve bu komisyonlara daha önceden gidilse daha iyi olurdu.

Kripto varlık vergilendirilmesi... Yine, burada kripto varlık yasası çıktığı zaman olumlu taraflarından bahsetmekle beraber vergilendirmenin daha iyi yapılması gerektiğini söylemiştik. Ben işlem vergisi ve net kazanç vergisinin aynı anda yapılmasının çifte vergilendirme olduğunu düşünerek buna muhalefet ediyorum. Yani vergilendirilsin, daha da yüksek vergilendirilsin ama bir işlem vergisinin vergi ilkesine aykırı olduğunu düşünüyorum. Mesela, diyelim ki siz cüzdanınızda bitcoinden tethere geçtiniz. Neden vergi veriyorsunuz? O sizin kişisel bir tercihiniz. Ondan dolayı bir kazanç elde ediyorsanız zaten kazancını veriyorsunuz. Dolayısıyla biz çoğu zaman verginin mantığını kaçırarak vergi koyuyoruz. Yüzde 10 vergi bence normal.

Kripto varlık piyasasıyla ilgili bence ikinci nokta şu: Biz yurt içindeki kripto varlık borsalarını yurt dışındaki kripto varlık borsalarıyla rekabet eder hâle mi getirmek istiyoruz? Eğer öyle getirmek istiyorsak bu düzenleme doğru bir düzenleme değil. Burada tercih tamamıyla bürokrasinindir ama önemli olan şey şu: Ben bir kripto varlık yatırımcısı olsam şu anda yurt içinde yüzde 10 stopaj, yurt dışında ise beyana dair. Dolayısıyla, o zaman ben kripto varlık yatırımcısı olsam yurt dışındaki kripto varlık borsasını tercih ederim.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Buyurun, cevap verin buna.

TAHSİN OCAKLI (Rize) - Soru sormuyor ki yorum yapıyor.

ÜMİT ÖZLALE (İzmir) - Ben şunu söylüyorum: Bu, bir tercih meselesidir. Gerçekten yerli kripto varlık borsasını geliştirmek istiyorsanız bu, onu geliştirmez ama geliştirmek istemiyorsanız ki bu da bir tercihtir ve burada bir kara para aklama, burada haksız kazanç sağlandığını düşünüyorsunuzdur o zaman da buna saygı duyuyorum ama dediğim gibi, iki tane amaç birbiriyle örtüşmüyor.

Bir başka nokta da şu: Yine, Türkiye'de kripto varlık borsasını ve arkasındaki blok zinciri teknolojisini geliştirmek istiyorsanız... Hindistan yüzde 30 vergi koydu ve çok ciddi zarara uğradı. Dolayısıyla burada önemli olan nokta şu: Biz burada birçok kanun teklifi dinliyoruz ve değerli bürokratların fikirlerini alıyoruz. Kripto varlık platformları ve kripto varlık borsasında ben sizin tarafın kafasının karışık olduğunu, net bir hedefiniz olmadığı için işe eğer kanun teklifi bir vergilendirme getiriyorsa tamamıyla vergi açısından baktığınızı, eğer kripto varlığın teknolojisini geliştirmek, arkasındaki teknolojiyi geliştirmek gerekiyorsa bambaşka bir kanun teklifiyle geldiğinizi düşünüyorum. Dolayısıyla burada böyle bir eleştirim var.

Bir başka nokta bedelli askerlik düzenlemesi. Bana göre eşit vatandaşlık ilkesine aykırıdır, çok net yani 400 küsur bin lira verdiğiniz an bir ay yapıyorsunuz, vermezseniz altı ay yapıyorsunuz. Oysa bizler en başta vatandaşımızı, gencimizi birbirine eşit hissettirmek isteriz. Eğer böyle bir şey yapacaksınız, bedelli askerliğin önünü de açacaksanız o zaman bununla ilgili maddi gücü olmayan bir gencimize de sıfır faizli ya da ödeme koşulları çok kolay olan bir kredi verin, bunu vermiyorsunuz. O zaman da insanlar şöyle düşünüyor: "Benim param yok, askere gidiyorum, parası olanlar bedelli yapıyor." Bu, en başta vatandaşın birbirine olan güvenini zedeleyen bir şeydir. Yok eğer bedelli askerliği bütün vatandaşlar için aynı şekilde kolaylaştırmak istiyorsanız erişimini artırırsınız. Bankalarla, kamu bankalarıyla anlaşırsınız, burada çok uygun kredi ya da sıfır faizli kredi verirsiniz, yaparsınız.

Lüks tüketimde ÖTV çoktan beridir eleştirdiğimiz bir şeydi, o yüzden olumlu buluyorum.

Vakıf üniversiteleriyle ilgili burada sizin eğitim ve yüksek öğrenim politikanızı eleştirmemiz gerekiyor. Neden? Ben çeyrek asır vakıf üniversitelerinde ders anlattım, Türkiye'de vakıf üniversitelerinde ders anlatım. Siz bütün vakıf üniversitelerine tıp fakültesi açma izni verdiğiniz zaman ve o tıp fakültelerine yeterli kalifikasyonda, yeterli sayıda öğretim üyesi almadığınız zaman ne oluyor biliyor musunuz? O tıp fakültesinden çıkan öğrenci birincisi, çok iyi bir tıp eğitimi almıyor, bunu iyi denetlemiyorsunuz. İkincisi, Tıpta Uzmanlık Sınavı'nda (TUS) o vakıf üniversitesinin tıp fakültesini kazanan ve onun hastanesinde öğrenim görmeye başlayan öğrenci de şöyle bir problem oluyor: Tıp fakültesi yatırım yapmadığı için, orada yeterince hoca olmadığı için bu çocuk esas uzmanlık sağlayacağı yani uzmanlık geliştireceği alanda, orada tamamıyla o vakıf üniversitesinin tıp fakültesinde, o hastanede ucuz emekçi olarak çalışmaya başlıyor; bu çocuğa da yazık. Biz bunu Plan ve Bütçe Komisyonunda ilgili Bakanlığın bütçesinde söylemiştik, Bakan da bunu kabul etti. Dolayısıyla, burada yaptığınız düzenleme doğru bir düzenleme kesinlikle yani vakıf üniversitelerinin açtığı tıp fakültesi hastanelerinin kurumlar vergisinden kesinlikle muaf tutulmaması lazım ama benim sizden beklediğim şey şudur: Hukuk fakültesi gibi, tıp fakültesi gibi insana dokunan çok önemli fakültelerde vakıf üniversitelerinin kalitesini ilk başlarda orada denetlemeniz gerekiyor. Şu anda vakıf üniversitelerinin tıp fakülteleri ve onların hastaneleri ciddi anlamda kalite eksikliği çekiyor. O bakımdan, bu vergi düzenlemesi doğru ama bunu sizin o hastanelerin kalitesini orada TUS'u kazanıp uzmanlığını geliştirecek olan öğrencilerin mesleki kariyerlerini de düşünmeniz gerekiyor.

BOTAŞ düzenlemesiyle ilgili Orhan Vekilim biraz önce söyledi bu BOTAŞ neden zarar ediyor diye. Doğrudur, sübvansiyonla doğal gaz satıyor. Elektrikte de doğal gazda da böyle bir problem var. Ben bu problemi şöyle eleştirmek istiyorum: Birincisi, elektrik faturasından da doğal gazda da aynı şey var; bana bin lira elektrik faturası geliyor, bunun 500 lirasını devlet ödüyor ama diyelim ki apartman görevlisine 300 lira elektrik faturası geliyor, onun 150 lirasını devlet ödüyor. Dolayısıyla ben devletten 500 lira yararlanıyorum, üst orta gelirli bir vatandaşım; dar gelirli vatandaş sadece 150 lira yararlanıyor.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Elektrikte bir kademelendirme var; 4 binin altında sübvanse var, üstüne yok.

ÜMİT ÖZLALE (İzmir) - 4 bindi, onu düzeltecekler, tamam.

Şimdi, buradaki problemi size anlatmak istiyorum, buradaki problem şu: Yanlış sübvansiyon politikası izliyorsunuz. Dolayısıyla üst orta gelirli bir vatandaş kendisine ne kadar elektrik faturası geldiğini bilmezken, elektriği deli gibi harcarken çünkü onun yüzde 50'sini siz sübvanse ediyorsunuz, dar gelirli vatandaş için bu geçerli olmuyor.

Bir de şöyle bir şey var Orhan Vekilim, şunu da ekleyeyim size, şöyle bir daha söyleyeyim: Üst orta gelirli vatandaşlar gelir durumlarından dolayı her zaman enerji verimliliği yüksek beyaz eşyalar kullanıp ısı yalıtımlı yerlerde kalıyorlar. Esas problemi yaşayan dar gelirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÜMİT ÖZLALE (İzmir) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.

Dolayısıyla burada biz enerji yoksulluğunu azaltmak istiyorsak, hem EÜAŞ'ın üzerindeki o devasa görev zararlarını hem de BOTAŞ'ın üzerindeki görev zararlarını azaltıp dar gelirli vatandaşımızın enerji yoksulluğunu bitirmek istiyorsak sübvansiyon mantığını değiştirelim. Bunun için yapmamız gereken şey de şu: Çok iyi bir tespit yaparsınız, ihtiyacı olan haneleri dar gelirli haneleri tespit edersiniz, onlara direkt olarak nakit desteği yaparsınız; bu çok sınırlı miktarda yapılıyor. Geçenlerde Sayın Enerji Bakanı da böyle bir ihtiyaçtan bahsetti. Burada hem BOTAŞ'ın daha az zarar etmesini istiyorsanız hem EÜAŞ'ın daha az zarar etmesini istiyorsanız ve dar gelirli vatandaşların herhangi bir şekilde ısınma ya da aydınlanma problemi yaşamasını istemiyorsanız sübvansiyon mantığını değiştirmeniz gerekiyor. Dar gelirli vatandaşları tespit edin, onlara belli bir kilovatsaate kadar ücretsiz elektrik ya da doğal gaz verin ama bizler üst, orta gelirler bu sübvansiyonlardan yararlanmayalım. O zaman göreceksiniz, hem EÜAŞ hem BOTAŞ daha az görev zararı yapacak, aynı zamanda biz Türkiye'deki dar gelirli vatandaşların ısınma ve aydınlanma problemini bitirmiş oluruz diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.