KOMİSYON KONUŞMASI

CEVDET AKAY (Karabük) - Teşekkürler Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, değerli Komisyon üyeleri, Sayın Bakan Yardımcım, değerli bürokratlar; ben de hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Söz konusu kanun teklifi 13 farklı kanunda değişiklik yapıyor. Bir torba kanun yine. Tali komisyonlarda görüşülmeden ve meslek örgütlerinin görüşü alınmadan önümüze geliyor. Bir de Anayasa'ya uygunluk incelemesi de İç Tüzük'ün 38'inci maddesine göre yapılmamış.

Bu kanundan amaç, vergi adaletinin güçlendirilmesi, vergi dışında kalan alanların kapsama alınması, muafiyet ve istisna indirimlerinde azaltma sağlamak gibi, bir de vergide kolaylık sağlamak gibi sonuçlar bekleniyor. Baktığımız zaman öyle mi? Değerlendirdiğimiz zaman daha iyi imkânlar, daha iyi indirim ve muafiyet, istisnalar yapılabilir. Bir taraftan biz burada muafiyet, istisna ve indirimleri indirmeye çalışırken bir taraftan da Mecliste şu anda Millî Parklar Kanunu'yla muafiyet, istisna ve indirimleri artırıyoruz hem de ticari işletmelere, istenilen ticari işletmelere verilme imkânını sağlıyoruz. Bu nasıl oluyor? Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü döner sermayeli işletmeler kurabiliyor. Bu döner sermaye işletmelerinin harcama, gelir ve denetlenmesiyle ilgili kendisi yönetmelik çıkartarak bu işi yapabiliyor ve istediği işletmelere de 99 yıllığına kadar tahsis edebiliyor, muafiyet, istisna ve indirimi de vergisel açıdan ve gelir katkısı açısından istediği firmalara, istediği şekliyle, istediği faaliyet alanlarında verme yetkisini kendine alıyor, 5 tane bakanlık yetkisini kendini alıyor. Geçmişte de buna benzer uygulamalar oldu. Bakın, hatırlayın, İliç'teki Çöpler madenindeki kazada 9 canımız kayboldu orada, vefat ettiler biliyorsunuz. Burada o madenin işletmesini işleten Anagold firmasının ortaklarından... Esas sermayesi Kanadalı bir firma, mesela bu firma aynı yatırımı kendi ülkesinde Kanada veya Amerika'da yapsa 403 milyon dolar daha fazla vergi ve devlet payı ödeyecekti. Bizdeki teşvikler nedeniyle bu kadar daha az ödüyor. Yine, aynı zamanda, 7,2 milyon dolarlık vergi borcuyla ilgili indirim, silinme taksitlendirme yöntemleriyle yapıldı. O zamanki kurla 222 milyon TL'ydi. Bir taraftan bu imkânları sağlıyorsunuz, oradan sağladığı tasarrufla gidip kâr transferlerini yurt dışına yapıyor kendi grup firmalarıyla faturalaşarak, Artvin'de HOD madencilik firmasının da yüzde 40 hissesini 270 milyon dolara alabiliyor. Yani muafiyet, istisna ve indirim deyince buradaki teklifte çok yetersiz buldum.

Buradaki KDV'yle ilgili birtakım muafiyetlerden, istisnalardan bahsediliyor. Burada kitaplarla ilgili... Kanun maddelerinde gireceğiz, tabii, konuşulan konular var. Yasa teklifiyle geçerse bunlar hayata geçecek ama yetersiz.

Vergide adalet, yani vergide adaletin sağlanması için dolaylı, dolaysız vergiler ayırımında, dolaysız vergiler oranının mutlaka artırılması gerekiyor. Bakıyoruz, yıllardır yüzde 65-35 bandında, zaman zaman 62'ye iniyor, zaman zaman yüzde 67'ye çıkıyor ama bir türlü dolaylı vergileri biz aşağıya çekemiyoruz. Gelir dağılımını bozan önemli etkenlerden biri. Dolaylı vergileri mutlaka aşağı çekmemiz lazım.

Bakın, çalışanlar yıllardır söylüyor "Vergi dilimlerini ve tarifelerini ayarlayın." diyor. Yani üçüncü aydan itibaren net ücretlerinde ciddi düşmeler oluyor. Vergi dilimi 190 bin TL, eğer yeniden değerleme oranı kadar artırılarak devam etseydik ilk dilimin 530 bin TL olması gerekirdi. Bu ve buna benzer bir sürü sıkıntılar maalesef devam ediyor.

Şimdi, bu maddelerden bir tanesi de BOTAŞ'la ilgili 10'uncu madde. O kanun geldiğinde daha detaylı konuşacağız. Burada BOTAŞ'ın vergi borçlarıyla ilgili silinmeden bahsediyoruz, daha doğrusu mahsuplaşmadan. Geçmiş yılda da, 2021 yılında, 2022 yılında ve 2024 Temmuzunda toplam 308 milyarlık vergi borcuyla ilgili olarak görevlendirme giderleriyle ilgili kendilerine Hazineden ödenmesi gereken paradan mahsup işlemini yapıyoruz. Şimdi, bu kanun teklifiyle de 2026 dâhil, 500 milyar civarında doğal gaz ithalatında ödemesi gereken KDV, gümrük vergisi gibi vesair vergilerle ilgili olarak tutarı görevlendirme giderlerinden indireceğiz. Şimdi, bu doğru bir uygulama mı? Bu yanlış bir uygulama çünkü bütçede, bakıyoruz, görevlendirme giderleriyle ilgili 2026 bütçesinde 1 trilyon 389 milyarlık bir görevlendirme gideri tahmin ediliyor, eski tabiriyle görev zararı. Şimdi, mesela, BOTAŞ'ın bu görevlendirme giderleri içerisinde mahsup işlemi yapacağız; bu tutarın içerisinde bu meblağ var mı? Bu kadar aşağı mı düşürülecek? Bütçede bu kadar görülen tutar görevlendirme gideri olarak aktarılacak mı? Bir de vergi gelirleri var. Tahminî vergi gelirleriyle ilgili, toplam kamu gelirlerini 16,2 trilyon olarak öngördük. Şimdi, burada tahakkuk ediyor, mahsuplaşırken tahakkuk iptal mi ediliyor? Gelir ayrı, gider ayrı yazılıp gayrisafilik ilkesine uyuluyor mu? Bunun burada cevaplanmasını istiyoruz. Bu işlem fiiliyatta nasıl yapılıyor? Muhasebe tekniği açısından nasıl işleme alıp mahsuplaşma işlemini yapıyorsunuz? Bu konunun cevabını buradan yetkili arkadaşlar verirse memnun olacağız.

Bir tehlikeli madde diyorum artık, daha doğrusu açıklanıp bize detay anlatılması gereken, anlatıldığında belki bizim kabul edebileceğimiz, belki kabul etmeyeceğimiz bazı maddeler var. 11'inci madde, tüm kamu kuruluşlarının ihtiyaç fazlası bina, arsa ve benzeri gayrimenkullerinin Özelleştirme İdaresi tarafından satılmasıyla ilgili bir madde. Şimdi, bu madde hangi kamu kurum ve kuruluşlarına ait? 5018 sayılı Kanun'a ekli 2'nci, 3'üncü, 4'üncü listelerden bahsediliyor. Bunların bir kısmı özel bütçeli idareler, bir kısmı bağımsız denetleyici kurumlar, diğeri de işte Sosyal Güvenlik Kurumu ve Türkiye İş Kurumu gibi kurumlar. Şimdi, burada özel bütçelerde Orman Genel Müdürlüğü var, üniversiteler var, Karayolları Genel Müdürlüğü var; bunlara ait arsalar mı yoksa Sosyal Güvenlik Kurumuna ait gayrimenkuller mi? Bu konuyla ilgili kurum kurum listeleme yapılması, hangi gayrimenkulün hangi kuruma ait olduğunun bizlere mutlaka verilmesi gerekiyor. Biz bilmiyoruz şu anda. Bu çalışma yapıldığına göre biliniyor çünkü 230 tane gayrimenkulün Özelleştirme İdaresi Başkanlığıyla satılmasına karar veriyorsunuz. 5,5 milyon metrekarelik bir gayrimenkul yani büyüklükten bahsediyorsunuz. Şimdi, bunlar nedir, nasıl yapılıyor? Bunların değerleme işlemleri nasıl yapılıyor? Hangi gayrimenkul değerleme şirketlerine değerlendiriliyor? Bu konuyla ilgili bir anlaşma var mı? Özelleştirme İdaresi Başkanlığı herhangi bir değerleme şirketiyle anlaşma imzaladı mı? Bakın, bu özelleştirme konuları çok sıkıntılı konular. Varlık Fonu, mesela, 2016 yılından itibaren bünyesinde bulundurduğu Alsancak Limanı'nın -Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarına ait biliyorsunuz- işletme hakkını devrediyor. Şimdi, devrederken de -Alport diye bir firma- hangi bedelle, kaç yıllığına, nasıl devredildiğiyle ilgili bilgi yok. Yatırım taahhüdüyle ilgili ne yatırımlar yapacaklar, nasıl işlemler yapacaklar hiç bilmiyoruz, şeffaf değil, kamuoyuna açıklanmış değil. Bunu nasıl anlıyoruz? Sırf bu ihaleyi almak için 2026 Ocak ayında şirket kuruluyor -iştigal konusuna bakıyorum, bu limanı işletmekle ilgili, tamamen okuyabilirim ama uzun sürer, ticaret sicilden çıkardığımız konular- ve şubatta da gelip 18/2 tarihinde Varlık Fonunun TCDD'ye yazdığı yazıyla kendisine tahsis ediliyor; bunlar çok yanlış uygulamalar. Yani kaynakların düzgün kullanılması, etkin ve verimli kullanılması en çok dikkat ettiğimiz konular, tasarruf tedbirleri böyle.

Şimdi, yine otoyol ve köprülerin işletme hakkıyla ilgili bir ihaleden bahsediliyor; işte, kamuoyuna da yansıdı. Bakın, o köprü ve otoyollar devredilecek olsa bugün devletin elde edeceği gelir 15 milyar dolar civarında ama işletme hakkının yirmi beş yıl olarak düşünülen devir süresi boyunca bu işletme ve köprüleri devralacak firmaların 48 milyar dolarlık geliri olacak, aradaki fark 33 milyar dolar yani bunların açıklanması gerekiyor. Bakın, bu konuşuluyor, şurada ben size bir şey gösteriyorum, buradan görülüyor mu bilmiyorum: Otoyollar ve köprülerin özelleştirilmesine ilişkin finansal danışmanlık hizmetleri alımı 23/10/2025 tarihinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı danışmanlık hizmet alım ihalesiyle ilgili sözleşmeyi imzalamış. Kiminle imzalamış? Ernst&Young'la imzalamış, finansal danışmanlık verecek. Bu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının faaliyet raporunda yer alan tutar. Şimdi, ben buna bakarken burada bir şey daha dikkatimi çekti, hemen üstte, bakın: "Özelleştirme kapsamı ve programına alınmış veya alınacak olan taşınmazların özelleştirilmesine ilişkin danışmanlık hizmet alımı..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Sayın Akay, buyurun.

CEVDET AKAY (Karabük) - Toparlanıyorum Başkanım.

Bu sözleşme kiminle yapılmış? 2025 yılında Form Gayrimenkul Değerleme ve Danışmanlık Anonim Şirketi tarafından yapılmış. Şimdi, böyle de bir madde geldi. Bu değerleme işlemleri bu şirketle mi yapılacak? Bu şirketin ortaklık yapısı kimdir? Arka planında kimler var? Bu şirket bu ihaleyi aldıktan sonra SPK mevzuatına göre asgari ücret tarifesinin altında bir fiyat vermemesi gerekir. Fiyat vermiş asgari ücretin altında, Asgari Ücret Tespit Komisyonunun belirlediği asgari ücretin altında bir fiyat vermiş, onun altına inememesi lazım SPK mevzuatı gereği. SPK bir yazı yazmış -bunu da gösteriyorum, SPK yetkilileri burada- bu firmaya mahsus buradaki asgari ücret tarifesinin altında bir fiyatlama yapılmasına onay verilmiş. Yani bu sözleşme, bu ihale, bu danışmanlık anlaşması, bu ekspertiz değerleme şirketiyle ilgili sözleşme imzalandıktan sonra böyle bir yazı var. Buradan SPK yetkililerine soruyoruz: Böyle bir yazıyı niçin yazdınız?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CEVDET AKAY (Karabük) - Sizin kurallarınıza uymayan bir firmayla bu sözleşmeyi Özelleştirme İdaresi Başkanlığı niçin imzaladı? Bundan sonraki satılacak bu 230 gayrimenkulle ilgili değerlemeleri bu şirket mi yapacak yoksa başka bir şirkete mi verilecek? Bu konuyla ilgili de açıklamaları bekliyorum.

Teşekkür ederim.