| Komisyon Adı | : | DİLEKÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu ile Mersin Milletvekili Ali Bozan'ın (D28-18852) numaralı Dilekçe ile aynı mahiyetteki 4 dilekçe hakkında Başkanlık Divanı kararlarına itirazlarına ilişkin görüşme |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 17 .02.2026 |
İBRAHİM ARSLAN (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Şimdi, her iki arkadaşımın da görüşlerine katılmakla birlikte bir iki veri vermek isterim.
Şimdi, bu vergi ve SGK alacaklarıyla ilgili kısımda Sayın Hazine ve Maliye Bakanı 1 Kasım 2024 tarihinde yapmış olduğu bir açıklamada, değerlendirmede ki Gelir İdaresi Başkanlığı kamuoyunda "vergi yüzsüzleri" olarak bilinen listeyi yayınlamıştı, vergi borcu 5 milyon ve üzeri olan mükellefler listesi ve Sayın Bakan orada bir cümle kullanmıştı. Rakamı da tam vereyim ki tutanaklara doğru geçsin: Kamunun alacağı olan 914,9 milyar liradan 812,8 milyar liranın tahsil imkânının kalmadığını ifade etmişti; tarih Kasım 2024. Sonrasında aynı Bakanımız, 2025 yılında da Gelir İdaresi Başkanlığının yine veri yayımlamasıyla birlikte yeni verileri yayınladı. Bu rakamın, tahsil edilemeyen vergi ve cezaların rakamının 1,5 trilyon liraya ulaştığını ne yazık ki belgeleriyle ortaya koydu ve bunun yaklaşık olarak da yüzde 89'unun tahsil imkânının kalmadığını, hepimiz biliyoruz on yıllık zaman aşımı meselesini. Devletin bilançosuna baktığınız zaman alacaklar bölümünde yer alır ama on yılın bitmesi beklenir ki işte terkin yapılsın, hesaplardan düşülsün; bu mükelleflerin büyükçe bir kısmından bu vergi alacaklarının tahsil edilemeyeceği de ortaya çıktı.
Şimdi, bunu şunun için anlatıyorum: Eş zamanlı olarak iki şeyin işletilmesi lazım, uzun zamandır Türkiye'de bu tartışılıyor. Bir yandan, şu ya da bu şekilde vergi ödeme güçlüğü içinde olan yurttaşlarımızın, gerçek ve tüzel kişilerin bu vergileri ödemesine kolaylığı sağlamak, ödeyebilecek olanlardan bunu elde etmek ama bunu yaparken vahşi bir şekilde, olağanüstü büyük oranlarla faiz işleterek, ceza işleterek değil, onların var olan sorunlarını kolaylaştırıcı yapılandırma içerisinde çözmek. Diğer taraftan, ödemelerini düzenli yapan gerçek ve tüzel kişiler için de mağdur etmeyen hani ödemesini zamanında yapanları işte, sanki, çok özür dileyerek -tırnak içerisinde- ahmak pozisyonuna düşürmeden, o insanları da ödüllendirici bir sisteme ihtiyacımız var. Üç, bunu yaparken de kamunun içerisinde ya da gerçek ve tüzel kişiler içerisinde de uygulamada hiçbir ayrımın yapılmaması lazım. Örneğin, "belediyeleri silkeleyin" kavramında olduğu gibi çünkü belediyeler -herkes unutuyor- Anayasa’nın 126 ve 127'nci maddelerinde idari yapımız tanımlanmış, bir tarafta merkezî idare, bir tarafta mahallî idare. Dolayısıyla kamu olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. O nedenle, yapılandırmayı yurttaşlarımızın ödeme kolaylığını yaratacak şekilde önlem alınması açısından önemsiyorum.
Diğeri, bugünlerde, dün ya da bugün otomobil sektörüyle ilgili yeni veriler de açıklandı, önceki yılın ocak ayına göre, otomobil üretimimizde yanılmıyorsam yüzde 17'lik bir düşüşe de tanık olduğumuz gerçeğiyle karşı karşıyayız. Dolaylı vergiler öylesine artırılmıştır ki -Nurhayat Hanım çok somut örnekten de sizlere belge sundu- aracın değeri kadar neredeyse bir değer de vergi olarak karşımıza çıkıyor ve çalışma hayatını buradan da ilişkilendirelim. Geçmişte, yurttaşlarımız emekli olma hayali kurarken ya da kamuda, özel sektörde çalışırken kıdem tazminatını aldığında bir araba, bir ev hayali kurabiliyorlardı, bugün o hayalden de uzaklaştılar. Neden? Orada da dolaylı vergilerin olağanüstü artırılmış olmasından kaynaklı. O nedenle, elbette yasal düzenlemeyi gerektiren bir unsurdur, bunu kabul ediyoruz ama yasama ve yürütmeye buradan kurulacak komisyon marifetiyle bir telkinin, tavsiyenin gitmesinde yarar olduğunu düşünüyorum.