| Komisyon Adı | : | (10/1912,3375,3376,3377,3378,3379) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | İbn Haldun Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Saliha Merve Kaya ve Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanı Meral Gökkaya'nın yaptıkları sunumlara ilişkin görüşme |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 10 .02.2026 |
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Orada bir iletişim kopukluğu olmuş olabilir, meseleyi anladık, takip edelim, iletişim kopukluğu da olmuş.
Ben bir iki yorumda bulunmak ve soru sormak istiyorum.
Şimdi, öncelikle Saliha Hanım'ın şöyle bir önerisi oldu: İş yükünün çok fazla olması ve bazen de yargılama süreçlerinin uzun sürmesinden dolayı, mesela bir eğitim tedbiri alınıyor fakat çocuk 18 yaşını geçtiği için ya da 18 yaşını doldurduğu için bu, havada kalan bir tedbir olarak kalıyor. Dolayısıyla, bunlar için sadece koruyucu ve destekleyici güvenlik tedbirlerinin alınacağı bir mahkeme kurulmasını önerdi. Bu bana aslında çok makul bir öneri gibi geldi ama bunu nasıl tahayyül etmeliyiz, birazcık detaylandırır mısınız? Bunu soracağım.
Bir de sizden anladığım kadarıyla yani mesela eğitim tedbiri alınmış çocukların sayısı sadece 6 diyorsunuz; 6 mahkemede 6 olsa yüzde 100 olur ama bunun böyle olmadığını anlıyoruz, yüzlercesinden sanırım 6 gibi geliyor. Burada neden bu tedbirler... Sadece eğitim tedbiri değil niye diğer tedbirler tam anlamıyla uygulanmıyor ya da alınmıyor? "İş yükü bunun sebeplerinden biri." dediniz. İş yükünü artırıcı nasıl bir model tasavvur etmeliyiz? Bunun üzerinde biraz durmak istiyorum.
Bir de biraz evvel bir örnekten bahsettim, mesela bir evladımız -dediğim gibi- 12 yaşındaki bir çocuk bisikletinin frenlerini söküyor ve çocuk çok yüksekten düşüp vefat ediyor. Bu çocuklar 12 yaşında olduğu için hiçbir şeyi yok, cezai sistemin içine girmiyor fakat bu da hakikaten hem toplumun güvenliği açısından hem ileride o çocuğun nasıl bir çocuğa dönüşeceğinin yol haritası bakımından burada bir boşluk var gibi gözüküyor. Bu çocuğun mutlaka ve mutlaka bir şekilde bir rehabilitasyon sürecine tabi tutulması lazım. Evet, 12 yaşında olduğu için belki anladığımız klasik sistemde adli sistemin içinde olamayacak ama ya da mesela Konya'da bir örnek yaşamıştık, o zaman fail 12 bile değil 10 yaşında. Arkadaşına bir yumruk atıyor ve kalbi durup diğer çocuk vefat ediyor. Burada da güvenlik tedbirlerinin tanımlı olması, zorunlu rehabilitasyonlar, zorunlu bazı yaptırımlar, en azından bir suç işlediğinin idrakine varması için bir sistemin gelişmesi gerekir gibi diye düşünüyorum.
Beni UNICEF'in Türkiye temsilcisi ziyaret etti, bu arada şeyde de ağırlayacağız zaten, Komisyonumuza da zaten davet edecektim; belki davet etmeyeceğimi düşünerek önden benimle görüşme ihtiyacında bulunmuş. Bize Türk toplumuyla yapısı bakımından, benzerlik açısından ve başarılı bir örnek olarak İngiltere'yi önerdi aslında. Şu açıdan benzeyebilir: İngiltere, eski İngiltere değil artık gerçekten çok fazla göçmen barındıran bir yer, daha böyle mozaik yapıda bir ülkeden bahsediyoruz. Ben de İngiltere sistemini aslında yakın hissediyorum kendime yani aileye yaptırım uygulanması gibi şeyler benim çok aklıma yatıyor. Bir de orada UNICEF'in önermesi ilginç çünkü bir taraftan cezai ehliyet yaşını yükseltmemizi önerirken bir taraftan İngiltere örneğini bize tavsiye ediyor, 10 yaşından itibaren başlıyor. Acaba böyle 10-12, 12-14, 14-16 16-18 gibi kırılımlar olmalı mı diye düşünmüyor değilim çünkü dediğim gibi, bu dijital riskler, dijital örgütlenmeler ve suçun mahiyetinin değişmesi bazen 12 yaşında da korkunç neticeler verebiliyor. Kaldı ki Atlas evladımızın faili, katili ya da... Hani, niye "katil" demeye de artık şey yapamıyorsak? Yani çok kötü bir şekilde evladımızı kaç bıçak darbesiyle katletmiş, 18 yaşın altında bir bireyden bahsediyoruz. Bu 14 yaşında ve on birinci yargı paketindeki değişim mesela onun cezasını artırmayacaktı ya da değiştirmeyecekti. Biraz daha diğer ülke modellerini de inceleyerek buraları, açık kalan alanları doldurmamız gerekiyor diye düşünüyorum.
Bir de Meral Hanım, siz dediniz ki: "Diversiyon sistemine tabi tutulan çocuklarda belli oranda başarı kaydedildi." Fakat anladığım kadarıyla orada bir şey var, terk ediş de var ki programı tamamlayanlardaki bir başarıdan bahsediyorsunuz. Bunun mecburi olması gerekmez mi? Niye mecburi değil? Öyle opsiyonel bir şey olmaması lazım yani bir suç işlediyse bu kabahatinin, işte, diversiyonda yaptırımı neyse -diyelim ki bir sivil toplum örgütüne çalışmak mesela- bu opsiyonel olmamalı ama anladığım kadarıyla bir opsiyonellik durumu mu var ki "Tamamlayanlarda başarı böyle." dediniz yoksa ben mi yanlış anladım? Bunları sormak isterim.
Bir de Elif Esen Vekilimiz bugün burada olmamakla beraber birkaç tane soru göndermiş. Zaman kısıdından dolayı hepsini değil ama bir ikisini size yöneltmek isterim: "Sosyal inceleme raporlarının hâkim dosyayı kapatmak için bir zorunluluk hâline gelmesinin önüne geçmek için bir çalışmanız var mı?" diye sormuş. "SSÇ'lerle uğraşan denetimli serbestlik çalışanları ve/veya pedagojik formasyon almış herhangi bir fakülte mezununun tükenmişliğini aşmak için yapılan bir şey var mı?" diye sormuş. Bir de "Sosyal inceleme raporu sebebiyle maddi gerçek doğru olarak ortaya çıkarılamamış, çocuk kendine zarar vermiş, çocuk tekerrüre düşmüş olduğu hâlde sosyal inceleme raporunu yazan memurun sorumluluğunu düzenleyen bir çalışma var mı?" Özellikle son soruyu ben de önemsiyorum çünkü yani bu sistem...
ADALET BAKANLIĞI ADLİ DESTEK VE MAĞDUR HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANI MERAL GÖKKAYA - Son soruyu tekrar alabilir miyim?
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Şöyle: Sosyal inceleme raporu sebebiyle maddi gerçek doğru olarak ortaya çıkarılamamış yani sosyal inceleme raporu aslında amacına ulaşamamış bir şekilde, çocuk kendine zarar vermiş veya çocuk suçta tekerrüre düşmüş olduğu hâlde sosyal inceleme raporunu yazan memurun sorumluluğunu düzenleyen bir çalışmamız var mı? Aileyle ilgili bazı yaptırımlar düşünülürken bu sosyal koruma, çocuk adli sisteminde memurların görevini yapmama ve ihmalinden dolayı onlara bir yaptırım uygulama fikri bana hiç de uzak gelmiyor. O yüzden bunu da sormak istedim.
Çok teşekkür ediyorum.
Buyurun.
ADALET BAKANLIĞI ADLİ DESTEK VE MAĞDUR HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANI MERAL GÖKKAYA - Sayın Başkan, şimdi, öncelikle sizin sorduğunuz bir soru var "İhtiyari mi, bu çocuk bu programı niye terk ediyor?" diye. Aslında bu karşılıklı bir sistem yani çocuğa belli yükümlülükler yüklüyoruz, çocuk ona her zaman uymuyor ya da işte, belirli aralıklarla diyelim ki görüşmeye gelmesi gerekiyor; diyelim ki iki görüşmeye geldi, üçüncüye gelmedi yani burada bizim gidip zorla almamız gibi bir şey yok ama çocuk buraya gelmediğinde önce sebebini araştırıyoruz, makul bir sebebi var mı? Mesela, çocuk çok hastalanmış, gelemeyecek durumda da o nedenle mi gelmemiş? 2 kez ihtar ediyoruz, diyoruz ki: "Bak, şuna şuna uy, senin yükümlülüklerin var." Bizim adli kontrol sistemimizde var, denetimli serbestlik tarafından yürütülüyor, benzer süreçler bizde var. Burada tamamen onun ihtiyarine bırakmıyoruz yani sistem karşılıklı birbirini tetikleyen ya da destekleyen bir sistem ama burada katılım gerekiyor. Karşı taraf katılmadığında ya da işte, diyelim ki "Madde kullanma tekrar." diyoruz, çocuk tekrar madde kullandığında artık kullanmış oluyor yani burada çocuğu yok sayan bir zorlayıcılıktan bahsedemeyiz çünkü bu, karşılıklı iş birliğini gerektiren bir şey yani kişinin davranış değişikliğine sebep olabilecek bir model oluşturmaktan bahsediyoruz. Kişinin davranış değişikliğine sebep olacak model mutlaka kişinin iradesini ve isteğini içermeli yani bunu mutlaka hekimlerimiz ya da bu alanda çalışan psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı gibi uzmanlarımız bizden çok daha iyi bilebilir yani kişi kendi istemediği sürece o kişiyi belli bir sisteme... Yani ceza infaz kurumuna koyar, hürriyetini tahdit ederseniz ama bir tedavi programına uymasını, bir eğitim programına uymasını... Yani başında birini sürekli bekletmemiz ya da "Mutlaka şunu yapacaksın." dememiz mümkün değil. Rehberlik süreci yürütüyoruz, mentörlük süreci yürütüyoruz, bilgilendiriyoruz, uyarıyoruz; bunları yazılı olarak yapıyoruz, işte, kanuni temsilcisiyle paylaşıyoruz vesaire, tüm süreçlere dâhil ediyoruz ama burada çocuk illa gelmezse... Mesela, çocuğun okula da gitmesi gerekiyor ama çocuk okula gitmiyor ya da okuldan kaçıyor. Burada tıkanılan noktalar muhakkak var; bu yetişkinler için de söz konusu, sadece çocuk için değil; hani çocuk, yaşı nedeniyle bunu anlayamıyor da yapamıyor değil yapmamayı tercih edebiliyor, gelmemeyi tercih edebiliyor. Yani burada mutlaka süren bir iş birliği gerekiyor. O nedenle bir tamamlayamama durumu söz konusu olabiliyor Başkanım.
Elif Vekilimizin sorularıyla ilgili olarak da sosyal inceleme raporlarında zorunluluktan bahsetmiş, yargılamayı kapatmak için. Aslında orada söylenen şey şu, ben öyle anlıyorum mevzuatla ilgili, sosyal inceleme raporu alınması gerekiyor çocukla ilgili olarak, özellikle 12-15 yaş için zorunlu, almazsa gerekçesinin belirtilmesi gerekiyor hâkime ama burada sosyal inceleme raporu aşamasını biz önceye çekmek istiyoruz, bizim amacımız bu. Burada amaç, çocuğun gerçekten içinde bulunduğu durumu doğru tespit etmek. Eğer durumu daha önce tespit edersek çocuğu koruyucu tedbirleri de daha erken aşamada alabiliriz. Böylece çocuğun tekrar suç işlemesinden önce biz devlet olarak almamız gereken tedbirleri almış oluruz, asıl o zaman koruruz yani zaten kanun koyucu bu çocuğa "suça sürüklenen çocuk" diyerek çocuğun yani bizim toplumun ya da ailenin koruyamaması sebebiyle ya da işte, herhangi bir sistemin, eğitim sisteminin -ne derseniz adına- koruyamaması sebebiyle çocuğun suça sürüklendiğini kabul ediyor. Bu yönüyle, aslında suça sürüklenen çocuğun da bir mağdur olduğunu kabul ediyor ama burada şunu da söyleyebiliriz, hani toplumda o kadar büyük, işte, suçlar işleniyor ki ya da infial uyandıran suçlar işleniyor ki "Bunlar mı çocuk?" ya da 17 yaş 364 günlük çocuk da çocuk, mesela 12 yaş 1 günlük çocuk da çocuk yani Ceza Kanunu'nda ceza ehliyeti bakımından. Evet, farklılık var; 12-15 için ayrı, 15-18 için farklılıklar var, ceza artırılıyor, ceza ehliyeti varsa 12-15 için azaltılıyor. 15-18 için bu araştırmaya girmeden ceza ehliyetinin olduğunu kabul ediyoruz. 1/3 oranından daha yüksek cezalarda da belirli miktarlarda indirim kanun koyucu öngörmüş. Burada aslında kanun koyucu bize belli çerçeve sunmuş: "Şu cezalarda, işte, hapis cezasıyla sınırlandırılıyorsa 1/3 ama müebbet hapiste şu kadar, ağırlaştırılmış müebbet hapiste bu kadar." demiş. Burada bize o sınırlar içerisinde 18-24'se süre 18'e yakın mı olacak, 24'e yakın mı olacak? Yani tavandan mı verecek, asgariden mi verecek, onu hâkime bırakmış, bize böyle bir takdir yetkisi vermiş ama buradaki sosyal inceleme raporu aslında bizim çocuğun cezai ehliyetiyle ilgili olarak ya da çocuğun içinde bulunduğu durumla ilgili olarak konuyu anlamamıza done olabilecek bir şey. Sosyal incelemenin nasıl yapıldığı, aslında nasıl yapılması gerekirken nasıl yapıldığıyla ilgili eleştiriler getirilebilir. Evet, ama biz burada da hem uzmanlarımıza eğitimler veriyoruz. Uzmanlarımızın olmadığı yerde de bu raporları hem diğer kurumların hem Millî Eğitimin öğretmenlerinin hazırladığı yerler var. Her bir kurumun da bu işin nasıl yapılacağına dair hem eğitimleri hem eğitim içerikleri oluşturulmuş durumda. Bu soruyu böyle cevaplamış olayım.
Bir de "Tükenmişlikle ilgili olarak neler yapıyorsunuz?" dediniz. Biz her eğitimimizde bununla ilgili, işte, stresle başa çıkma, ikincil örselenmesinin engellenmesi, tükenmişlikle başa çıkmayla ilgili eğitimlere dâhil ediyoruz kendi uzmanlarımız açısından.
Yine, "SİR sebebiyle sonuç olarak olumsuz bir sonuç olduğunda personelin sorumluluğuna gidiliyor mu?" dedik. Aslında, burada, normalde Türk Ceza Kanunu'nun memurun sorumluluğuyla ilgili genel hükümleri bunlar için de uygulanabilecek durumda. On birinci yargı paketi için bir hazırlık çalışması yapılmıştı. Orada, aslında çocukla ilgili düzenlemeler de tek tek tartışılmıştı, biri de bu memurların sorumluluğuydu. Orada bu cezanın artırılmasıyla ilgili, bu hususa özel yani Çocuk Koruma Kanunu'nda tedbirleri almak ve uygulamakla görevli sadece psikolog, pedagog, sosyal çalışmacıyla sınırlı da değil herkes için farklı bir suç öngörülmesi ve ceza öngörülmesiyle ilgili bir taslak çalışma olmuştu ama bu işi esas olarak Komisyonun çalışmasında ortaya koyacağı öneriler ve rapor sonucunda yapılmasıyla ilgili bir değerlendirme olduğu için onların hepsi şu anda beklemede diyebilirim. Burada Meclisimizin ne dediği, Komisyonumuzun burada nasıl bir sonuç ortaya koyduğu asıl önemli olan. Yani siz yaklaşımı belirledikten sonra ya da kurumlara görev verdikten sonra biz kurumsal olarak üzerimize düşen her şeyi yapmaya hazırız Başkanım.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Teşekkür ederiz.
Saliha Hanım, size de vardı sorularım.
Buyurun.
İBN HALDUN ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ KAMU HUKUKU BÖLÜMÜ DR. ÖĞRETİM ÜYESİ SALİHA MERVE KAYA - Öncelikle, bunu öneren Gökten Hanım'dı bir çalıştayda, emekli hâkim kendisi. Belki iletişim bilgilerini de sizlerle paylaşabilirim kendi görüşü olduğu için.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ayrı bir mahkeme kurulması için, diversiyon için.
İBN HALDUN ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ KAMU HUKUKU BÖLÜMÜ DR. ÖĞRETİM ÜYESİ SALİHA MERVE KAYA - Evet, evet.
Belki daha ayrıntılı düşüncelerini aktarabilir, daha sağlıklı olabilir.
Ama burada kastettiği şey, bu sistemin çok düzgün bir şekilde uygulanmaması sebebiyle yani tedbirler gerektiği gibi verilmiyor, çocuğa tedbir verilmesi gerekiyor ve mahkeme almıyor. Bundan çekinmesinin sebebi...
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ama zaten anladığım kadarıyla, tedbirler konusunda bile bir boşluk var. Bir kere, mesela, ceza ehliyeti yaşı 12 yaşın altını kapsamadığı için yani cinayetle bile sonuçlansa onunla ilgili bir tedbir alma süreci yürümüyor.
ADALET BAKANLIĞI ADLİ DESTEK VE MAĞDUR HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANI MERAL GÖKKAYA - Aslında var.
İBN HALDUN ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ KAMU HUKUKU BÖLÜMÜ DR. ÖĞRETİM ÜYESİ SALİHA MERVE KAYA - Koruyucu ve destekleyici tedbir her türlü çocuğa verilebiliyor, onda bir sıkıntı yok.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Veriliyor, veriliyor.
İBN HALDUN ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ KAMU HUKUKU BÖLÜMÜ DR. ÖĞRETİM ÜYESİ SALİHA MERVE KAYA - Ama güvenlik tedbiri ihtiyari.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ama zaten koruyucu değil, konumuz SSÇ olduğu için güvenlik tedbirinden bahsediyorum. Yani mesela, işte, belli bir STK'de çalışma tedbiri, anlatabiliyor muyum? Ama o şeye girmediği için, yargılama olmadığı için...
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Ama yargılama olmadığı için güvenlik tedbiri veriliyor yani suçlu olup olmadığı belli değil ya.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - İşte, sadece böyle mahkemeler kurulsa... Siz yokken bir örnek verdim, mesela, bir çocuğumuz, bisikleti, arkadaşı...
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Ben vardım o zaman.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Evet, mesela, onunla ilgili bir güvenlik tedbiri uygulansa o çocuğun hiç değilse bu suçunu idrak etmesi, bir daha yapmaması, orası... Burada bir açıklık var, onu kastediyorum yani diversiyon mahkemeleri olsa...
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Belki koruyucu tedbirler...
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Güvenlik tedbirleri...
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Yok, koruyucuyu genişletmek gerekebilir.
İBN HALDUN ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ KAMU HUKUKU BÖLÜMÜ DR. ÖĞRETİM ÜYESİ SALİHA MERVE KAYA - Aslında, ikisini ayrı ayrı tartışmamız lazım.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - İkisi ayrı şey ama.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Biliyorum, biliyorum.
İBN HALDUN ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ KAMU HUKUKU BÖLÜMÜ DR. ÖĞRETİM ÜYESİ SALİHA MERVE KAYA - Yani "Koruyucu ve destekleyici tedbirler neden suça sürüklenen çocuklar için de verilmiyor?" bir soru, "Çocuğun eğitime ihtiyacı var, yargılama sürecinde ya da soruşturma evresinde niye verilmiyor?" bu ayrı bir soru.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Verilir de verilmiyor.
İBN HALDUN ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ KAMU HUKUKU BÖLÜMÜ DR. ÖĞRETİM ÜYESİ SALİHA MERVE KAYA - Bir de 0-12 yaş grubu çocuklara, bir suça karışmış ve bu karışması sebebiyle güvenlik tedbirinin ihtiyari mi olması gerekiyor, zorunlu mu olması gerekiyor ya da... Bunu Hâkime Gökten Hanım'a sormuştum ve bana şey demişti... "Acaba zorunlu mu olması gerekiyor?" diye sordum çünkü çocuk bir şekilde bulaşmış yani suça ve hâkim vermek zorunda değil güvenlik tedbirini. O da bana "Zorunlu olmamalı bence çünkü çocuğa hiçbir şekilde verilmemesi gereken bir durum da söz konusu olabiliyor uygulamada." dedi. Dolayısıyla oranın ihtiyari olmasında bir sıkıntı yok. Sıkıntı şurada: Güvenlik tedbiri kovuşturması yapılması gerekiyor yani bunun yapılması gerektiği muhakkak.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Anladım.
Çok teşekkür ediyorum.
İBN HALDUN ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ KAMU HUKUKU BÖLÜMÜ DR. ÖĞRETİM ÜYESİ SALİHA MERVE KAYA - Rica ediyorum.
SİR'lerle ilgili belki birkaç bir şey ekleyebilirim; kanun maddesini de açtım, önümde. Çocuk Koruma Kanunu'nun 35'inci maddesinin (3)'üncü fıkrası diyor ki: "Mahkeme veya çocuk hâkimi tarafından çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması hâlinde, gerekçesi kararda gösterilir." Dolayısıyla 15-18 yaş grubu suça sürüklenen çocuklar hakkında da eğer sosyal inceleme raporu almadıysak bunun gerekçesini belirtmemiz gerekiyor ama hâkimler genelde şöyle yazıyorlar... Gerekçesini normalde ne düşünürüz, 15-18 yaşında bir çocuk ve sosyal inceleme raporu alınmadı? Bunun gerekçesi "Çocuk 15-18 yaş grubunda olduğu için sosyal inceleme raporu almadık." olmamalı. Ama neredeyse incelediğim tüm 15-18 yaş grubu çocuklarda sosyal inceleme raporunun alınmamasının gerekçesi olarak bunu gördüm. 12-15 yaş grubunda almasa zaten Yargıtay bozuyor sosyal inceleme raporu almadığı için, ceza sorumluluğuna sahip olup olmadığına ilişkin, muhakkak alması gerekiyor sosyal inceleme raporunu. Belki soru biraz yerinde çünkü hâkim 12-15 yaş grubu arasında da alıyor ama mesela, hâkimler bunu kendileri söylediler bizzat, diyorlar ki: "Adli Tıbbı daha çok önemsiyoruz. Sosyal inceleme raporlarını biraz daha böyle tedbirlerde göz önünde bulunduruyoruz." Belki hâkimlerin de ya da hani sistemi bütün şeklinde düşünmek lazım aslında, bazı hâkimler bunu yapıyordur, bazıları yapmıyordur; şimdi, benim denk geldiklerim bunu söyledi. Dolayısıyla sosyal inceleme raporunun soruşturma evresinde alınması da çok önemli çünkü şöyle oluyor: Diyelim ki soruşturma evresinde sosyal inceleme raporu almadınız, üç sene geçti, kovuşturma evresinde almak istediniz. Çocuğun ceza sorumluluğuna sahip olup olmadığını -belki o dönem sahip değildi, şimdi sahip- anlayamıyorsunuz bunu. Bu durumda ne olacak? Böyle de bir sıkıntı var mesela orada.
ADALET BAKANLIĞI ADLİ DESTEK VE MAĞDUR HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANI MERAL GÖKKAYA - Biz uzun zamandır bununla ilgili bir çalışmanın içerisindeyiz. Bununla ilgili duyurular yaptık biz sahaya dönük olarak, eğitimlerde de buraya yer veriyoruz ama yasal bir zorunluluk olmadığı noktada hâkim, daha doğrusu cumhuriyet savcısı bunu erteleyebiliyor. Biz burada sosyal inceleme raporu alınmasının tüm çocuklar için iddianamenin iadesi sebebi olması... Yani "iddianamenin iadesi" ne demek? Kamu davası açamayacak demek, açtıysa da mahkeme bunu "Bunu da tamamla." diye iade edecek demek, yargılama aşamasına o çocukla ilgili geçemeyecek demek. Eğer bu bir zorunluluk olarak kanuna koyulursa tüm savcılar soruşturma aşamasında çocuklar hakkında... Burada 12-15 için mi zorunlu kılınır yoksa 15-18 olaya dâhil edilir, hepsi için mi alınır...
OTURUM BAŞKANI MUSTAFA KÖSE - Bu konuda Yargıtayın içtihadı yok mu?
ADALET BAKANLIĞI ADLİ DESTEK VE MAĞDUR HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANI MERAL GÖKKAYA - Şöyle: 12-15 için zaten zorunlu. O Adli Tıptan alınan, cezai ehliyeti olup olmadığıyla ilgili raporun temel altyapısını sosyal inceleme raporu oluşturduğu için 12-15'te zaten alınması gerekiyor; 15-18'de de almazsa mahkemenin gerekçesini yazması gerekiyor ama bu hep mahkeme aşamasına kadar taşınmış oluyor yani soruşturmada değil. Soruşturma olsa belki olay hemen olduktan sonra alacağı için sosyal inceleme de çocuğun neye ihtiyacı olduğunu erken evrede öğrenmiş olacak. Eğer yargılamaya taşarsa bu, diyelim ki dava açılması iki yıl süre aldı -deliller toplandı, vesaire, bir şey oldu- orada biz çocuk gerçekten suçlu mu, değil mi bile bilmiyoruz.
OTURUM BAŞKANI MUSTAFA KÖSE - "Hazırlık aşamasında alınsın." diyorsunuz.
ADALET BAKANLIĞI ADLİ DESTEK VE MAĞDUR HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANI MERAL GÖKKAYA - Evet, hazırlık aşamasında alınsın yani bu en başta alındığında o çocuk hepimiz için çocuk ve korunmaya ihtiyacı var.
OTURUM BAŞKANI MUSTAFA KÖSE - Doğru.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Yasal anlamda da öyle aslında.
ADALET BAKANLIĞI ADLİ DESTEK VE MAĞDUR HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANI MERAL GÖKKAYA - Yasal olarak hiçbir engel yok ama zorunluluk olmadıkça hâkimler bunu almayabiliyorlar ya da işte, savcı almıyor, mahkemeye bırakıyor alınmasını ama biraz önce sizin ya da hocamızın da dediği gibi... Ya, çocuk, şimdi, 13 yaşındayken...
OTURUM BAŞKANI MUSTAFA KÖSE - "Bunu bir hüküm olarak kanuna koyalım." diyor hocalarımız.
ADALET BAKANLIĞI ADLİ DESTEK VE MAĞDUR HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANI MERAL GÖKKAYA - Evet yani şöyle: Bu, sizin takdirinizde. Yasal olarak diyelim ki çocuk 13 yaşındayken sosyal inceleme raporu almak ile 15 yaşındayken almak... Diyelim ki çocuk... Çok işlenen suçlar hırsızlık, mala zarar verme, konut dokunulmazlığını ihlal; üçü bir arada işleniyor çoğu zaman. Şimdi, çocuğun her bir suç için ceza ehliyeti olup olmadığıyla ilgili Adli Tıp raporunun alınması gerekiyor. Bunun temelini ne oluşturuyor? Sosyal inceleme raporu oluşturuyor. Şimdi, ben çocukla mülakat yaptığım tarihte bir hekim olsam ona soracağım sorulara verdiği cevapları "Acaba iki sene önce buna ne cevap verirdi?" diye düşünerek bulmaya çalışıyorum ya da işte, çocuk 18 yaşını da geçmiş, 21 yaşına gelmiş; Yargıtaydan dosya bozularak gelmiş; orada diyoruz ki: "Acaba bu çocuk o yaşta nasıldı?" Yani verdiğiniz her karar aslında tamamen tahmine dayalı ve objektif olmayan bir sonuca götürüyor insanı yani o anda bulunduğu durumla geçmişini anlamaya çalışıyorsunuz.
OTURUM BAŞKANI MUSTAFA KÖSE - Aslında uygulamada çoğunlukla söylediğiniz yapılıyor yani sosyal inceleme raporu aslında hazırlık aşamasında alınıyor ama "Bu bir zorunluluk olsun." diyorsunuz anladığımız kadarıyla.
ADALET BAKANLIĞI ADLİ DESTEK VE MAĞDUR HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANI MERAL GÖKKAYA - Ya, zorunluluk olursa kaçak olmaz yani ve erken aşamada aldığımız için...
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Alınmazsa da zaten o arada çok daha suç da işliyor.
ADALET BAKANLIĞI ADLİ DESTEK VE MAĞDUR HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANI MERAL GÖKKAYA - Evet. Yani, şimdi, bazı çocuklar aileleri tarafından suça sevk ediliyor. Mesela, Bursa'da bir çocuğumuz vardı, 180 kere hırsızlık suçu işlemiş, "Beni ailemden alın." diyor. Orada biz Çocuk Adalet Merkezini kurduk, çocuklara özel yargılamaları ayrı çocuk adliyesinde yapıyoruz, daha önceki sunumumuzda anlatmıştım. Şimdi, o çocuğu biz ne zaman tespit ediyoruz? Bir sürü suç işledikten sonra -sosyal inceleme raporu- başka başka savcılarda bir sürü dosya olduktan sonra tespit ediyoruz; eğer bunu en başta yaparsak ve ona uygun, çocuklar... SSÇ de olsa hani sadece korunmaya ihtiyacı olan çocuklar için alınması gerekmiyor bu tedbirlerin; her çocuk için alınabilir Çocuk Koruma Kanunu'ndaki tedbirler yani illa güvenlik tedbiri hâline geldiğinde verilmesi gerekmiyor, yargılama sürecinde de bu tedbirler alınabilir. Burada hâkim, savcılar için farkındalık çalışmalarının artırılması gerekiyor; kanuna eğer iddianamenin iadesiyle ilgili bir sebep olabilirse bu sürecin işletilmesi gerekiyor. Yani çocuk defalarca suç işledikten sonra, o cezalar artık içtima edildikten sonra o çocuğu kurtarmanın imkânı yok.