KOMİSYON KONUŞMASI

İBRAHİM ARSLAN (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanlarımız.

Çok değerli Kamu Denetçiliği Kurumunun Başkan ve temsilcileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Siz de bize iyi bakarsanız biz de sizi iyi görmeye özen gösteririz. Elinizde engeliniz mi var bu ülkede bu kadar eksiklikler, sorunlar yaşanıyor yirmi beş yıllık, yirmi dört yıllık kesintisiz...

MEHMET TAYTAK (Afyonkarahisar) - Onları gündeme...

İBRAHİM ARSLAN (Eskişehir) - Beyefendi, dinler misiniz.

Kesintisiz bir iktidarda...

MEHMET TAYTAK (Afyonkarahisar) - Ayıp ediyorsunuz.

İBRAHİM ARSLAN (Eskişehir) - Beyefendi, siz bize atıfla konuştuğunuz için böyle konuşmak zorunda kalıyorum. Bakın, ne kadar nezih gidiyordu, bir konuştunuz ortalığı karıştırdınız, gerek yok.

MEHMET TAYTAK (Afyonkarahisar) - Yok, İstanbul raporu deyince...

İBRAHİM ARSLAN (Eskişehir) - Elbette burada eksikler de konuşulacak, var olan olumluluklar da konuşulacak, bu Komisyonda temsil edilen bütün arkadaşlarımız düşünce, öneri ve taleplerini de ortaya koyacak ki talepler her yıl tekrarla geliyor. Bu beklentiler bölümü var ya, bakın o Kurumun temsilcileri orada her yıl bu raporun sonuna yazıyorlar. Sonuç? Sonuç yok.

MEHMET TAYTAK (Afyonkarahisar) - Hangi konuda? Hiç çözülmeyen bir şey var mı?

İBRAHİM ARSLAN (Eskişehir) - Şimdi konuşacağım.

BAŞKAN SUNAY KARAMIK - Karşılıklı atışmayalım lütfen.

İBRAHİM ARSLAN (Eskişehir) - Şimdi, sevgili arkadaşlar, tablo şu: Elbette bu rapor üzerine izleyen haftalarda çok görüşmeler yapılacak ve nihai aşamasında Genel Kurulda da konular değerlendirilecek, o nedenle bugün sadece ön değerlendirmeler... Çünkü yüzlerce sayfadan oluşan raporları bir anda analiz etmek, yorumlamak kolay değil, izleyen günlere bırakacağız ama temeline bakmamız lazım. Temeli nedir? Değerli arkadaşlar, şuradan başlayalım: İdarenin her türlü iş ve işlemi, eylemi, tutum ve davranışı neyle ölçülebilir? Hak, insan hakları, demokrasi penceresinden baktığımızda Anayasa ve hukuk devleti penceresinden değerlendirilebilir çünkü orta yerde hukuku kaldırırsanız konuşulacak çok şey de kalmaz.

Şimdi, başvuru sayısı 86 milyona göre baktığımız zaman yeterli midir? Ayrı bir tartışma konusu. Artış oranı hak ihlallerinin arttığı anlamına mı gelir? Buradan baktığımızda başka bir tartışma konusu. Hepimizin mail kutuları dolu değil mi? Toplumun bütün kesimlerinden her birimize binlerce mail geliyor. Bu sorunlar hak arama kültürünün gelişmesi vesaire penceresinden de değerlendirildiğinde başka tartışmaları da tetikler ama en başına şunu koyalım arkadaşlar: O ki "Anayasa" diyoruz, o ki "hukuk" diyoruz, bakın bu kurul... Tekrarlamak zorundayım, Hatay Milletvekili Can Atalay'ı bir kez daha saygıyla selamlıyorum buradan. İnsan Hakları İnceleme Komisyonunun üyesiydi, bu Karma Komisyonun da üyesi olacaktı. Hakkında Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karara rağmen bu kurul kendi milletvekiline, kendi Komisyon üyesine, onun haklarına sahip çıkamamışsa konuşulacak geriye çok şey kalmıyor, buradan bakmak lazım.

Şimdi, değerli arkadaşlar, görevi söylüyoruz, Sayın Başkanımızla da zaman zaman görüşüyoruz, bütçe görüşmelerinde de değerlendirmelerimizi yaptık. Sayı 20 bin, 25 bin, 30 bin aralığında değil mi? Bakın, şu rapora şimdi sadece hızlı bir şekilde göz atmaya çalıştım -çok teşekkür ederim, özel bir çalışma- bundan etkilenen milyonlarca insan var bu ülkede ya. Yani şunu diyebilir miyiz: "Ya, bu ülkede bu sorun yok, emeklilerin sorunu yok." Bu Komisyon yurt dışından gelen bir dilekçeyle "Çifte vatandaşlık ve emeklilik meselesiyle ilgili yerinde tespit edelim mi, etmeyelim mi?"yi tartışırken milyonlarca emeklisinin sorunuyla -ki 2024 yılında 100 bin dilekçe başvurusu geldi bu Komisyona- ilgilenemedi, ilgilenmedi. İlgilendiğini var sayalım, sonuç ne oldu yani yürütme, idare hangi iş ve işlemi yaptı? Bakın, kendi adıma söylüyorum -Sayın Tanal da konuşmasının bir bölümünde söyledi- ya bu Komisyonun üyesi olarak eğer denetim yetkisini bir milletvekili olarak yerine getiremiyorsam, engelleniyorsam bununla ilgili başvuru kaynaklarımdan bir tanesi Dilekçe Komisyonuysa, Dilekçe Komisyonu bana verdiği yanıtta "Ne yapalım canım, bu konuda sorumlu olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı." deyip konuyu oraya havale ediyorsa, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı da "Ne yapalım canım, işte, verdirmeye çalışıyoruz ama bakanlar vermiyorsa..." noktasından bakıyorsa arkadaşlar, hepimizin, bakın, siyasi parti ayrımı gözetmeksizin söylüyorum, herkesin şapkasını önüne koyması lazım. Bu sistemde bakanlar, idare almış olduğu yetkiyi farklı şekilde kullanarak hiçbirimizi takmıyor ya, takmıyor ya! Soru soruyorsun, cevap vermiyor; araştırma önergesi veriyorsun, araştırılmıyor, sorunlar çoğalarak çoğalarak gidiyor. Hani o iş bulma umudunu kaybeden insanların kenara çekilmesi gibi insanlar artık hak arama umudunu da yitirmeye başladı. Biliyor ki yahu, çözüm çıkmayacak, idarede bir şey yok, Mecliste bir şey yok, Komisyona gitse bir şey yok. Şimdi, o nedenle, sevgili arkadaşlar, meseleyi bu pencereden de değerlendirebilmeliyiz.

Bir başka yanı, her toplantıda ifade etmeye çalışıyorum, canları çıkıyor temsilcilerin. O beklentiler var ya, yapılması gereken, kim yapacak arkadaşlar? Anayasa Mahkemesine dava açma yetkisi var mı kurulun? Yok. Resen yaptırım yetkisi var mı? Yok. Kamu idareleri üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunma şansı, hakkı var mı? Yok. Şimdi, yıllardır feryat ediliyor, her raporun sonuna hedef ve beklentiler konuluyor, konulmaya da muhtemelen devam edecek. Peki, çözümü nasıl çıkaracağız? Kim yapacak bu işleri?

Şimdi, arkadaşlarımız haklı sorular soruyor. 600'ü -tavsiye kararı- yerine getirilmiş, 400'ü niye getirilmemiş? Şimdi, buraya girdiğimiz zaman de ki "Tespit yaptık." Şu anda da hep tespit yapıyoruz zaten. Bakın, emekliler, emeklilere maaş bağlama katsayı oranları, kadına yönelik şiddet, tespitler, çocukla ilgili kısmını sevgili Başkanım ifade etmeye çalıştı. Raporu derinlemesine analiz ettiğimiz zaman çok ciddi sorunlar, kaygılar, sıkıntılar... Çözümü üretebilmemiz lazım. Çözümün üretilmesinde de bizim Komisyonun Kamu Denetçiliği Kurumuna güç vermesi lazım. Oradan alacağı güçle de idarenin buna uygun, yasamayla birlikte yol yürümesi lazım. Aksi takdirde, üzgünüm, bunları, yıllarca burada aynı şeyleri konuşmaya devam ederiz. Sadece şu anda şekil şartı yerine gelmiştir. Ben teşekkür ediyorum hazırlanan rapor için.

Sayın Tanal'a katılıyorum, tasarruf tedbirleri belediyeleri kapsarken herhâlde, idarelerin tamamını da kapsamalıdır diye düşünüyorum. Aslolan şekil şartı değil, niteliktir, içeriktir. İçeriği tartışabilmemiz lazım.

İzleyen günlerde raporu farklı farklı boyutlarıyla ele alacağız.

Ben burada noktalamış olayım.

Teşekkür ederim.