KOMİSYON KONUŞMASI

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, kıymetli Kamu Başdenetçisi ve kamu denetçileri, değerli bürokratlar, sevgili danışmanlar; hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlarken Sayın Şerif Yılmaz'a da çalışmalarında başarılar diliyorum.

Sayın Mahmut Tanal birçok şeyden bahsetti. Ben onlara girmeyeceğim. Bir çoğuna zaten hep birlikte katılıyoruz ama kuruma 2025 yılında yapılan başvuru sayısında 2024 yılına göre yüzde 42,49'luk bir artış yaşanmasına sevinsem mi üzülsem mi bilemiyorum doğrusu.

BAŞKAN SUNAY KARAMIK - Hak arama yönünden sevinelim.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Şimdi, elbette ki sizler kurumun tanıtımı neticesinde bu rakama ulaşıldığını söyleyeceksiniz ama bir yandan da bu ülkede bir Adalet Bakanlığı var, hukuk adına bu sayının giderek artıyor olmasının doğru olmadığını, Türkiye'de hukuk sistemimizin ne hâle geldiğini de gösteren bir veri olarak kabul ettiğimi söylemek isterim. Bu anlamda da en azından TÜİK'ten çok daha doğru bir şekilde veri verdiğiniz için sizi de kutlamak isterim Sayın Başkan.

Şimdi, 2025 yılında 21.034 başvuru ve 2024 yılından devreden 803 başvuruyla birlikte 21.837 adet şikâyet başvurusu, bunu değerlendirmek üzere işleme aldığınızı söylediniz. Dolayısıyla, bu rakam büyük bir rakam. Ben, kurumunuzun eleman sayısının ve bütçesinin buna yetip yetmediğini de merak ediyorum. Çok kabul edilebilir bir rakam değil bu, belli ki çok da ülkede hukuksuzluk arttıkça artacak, yükünüz de artacak. Dolayısıyla, bir dahaki dönem için bütçe hazırlanırken bize ışık tutması yönünden bu verilerden de bahsederseniz memnun olurum.

Az önce söylediğim gibi, Türkiye'de hukukun ne hâle geldiğini, başvuruda ilk 10'a girenler bölümünde de görmekteyiz. Siz her ne kadar "Ağırlıklı cezaevinden gelen." deseniz de o da tabii bizim adalet sistemi içerisinde yer aldığı için ve direkt insan hakları ve özgürlüklerini ilgilendirdiği için Adalet Bakanlığının 1'inci sırada olmasının Türkiye'deki hukukun gelmiş olduğu vahim durumu ikinci kere raporunuzda tescil ettiğini görüyoruz. Bu anlamda da size teşekkür ediyorum. Yine, çok önemli bir insan hakkı olan sağlık hakkını ilgilendiren Sağlık Bakanlığının da 2'nci sırada olması ayrıca düşündürücüdür diye eklemek isterim.

Sayın Başkan, 2025 yılında tavsiye yönünde verilen 1.214 adet kararın 1.039 adedi hakkında uyulup uyulmayacağı yönünde bilgi verilmişken 41 adedi hakkında kararın değerlendirme aşamasında olduğu ve 34 adet karara ilişkin de henüz bir cevap verilmemiş olduğunu söylemişsiniz raporunuzda, belirtmişsiniz. Ben yine kurumunuzu tebrik ediyorum, en azından bizim vermiş olduğumuz soru önergelerine Mecliste bu kadar cevap verilmiyor. Yani bu açıdan baktığımız zaman Meclisten ileri bir konumda olduğunuzun da altını çizmek isterim. Bunu da Sayın Meclis Başkanımız Numan Kurtulmuş nezdinde Meclisimizin ciddi bir şekilde düşünmesi gerektiğinin de altını çiziyorum. Yani vermiş olduğumuz soru önergelerine ilgili kurum, kuruluşlar, bakanlıklar bize cevap vermiyor, verdiği cevaplar da -eğer lütfedip verirse- çok niteliksiz cevaplar oluyor. İşte, "Bilgisayarınıza bakın. Siteye girin, bakın." gibi cevaplar alıyoruz.

Dolayısıyla, Sayın Mahmut Tanal, hani, rakamlarda bir oynamadan ziyade bahsetti, ben bu hususu da dikkate sunmak istiyorum, kayıtlara geçsin. Ama bu, idarenin cevap verdiği ve 617 adede idarelerin uyacağını dediği rakamıyla 422 adet karara ise uyulmayacağını demiş. Burada, uyulmayacağını belirtme rakamının da yüksek olduğunu düşünüyorum. Bu, kabul edilebilir değil. "Gerekçeleriyle bize bildirdi, yazdılar." duyuyorsunuz ama belki bu konunun da biraz daha... Hangi gerekçeler? Bu gerekçeler sizin kurumunuzca kabul edilen gerekçeler hâline sonradan gelmiş mi mesela, ben bunu merak ediyorum. Elbette siz zaten karar vermişsiniz, demek ki bunların ilk verdiği savunmalara riayet etmediniz. Dolayısıyla ama sonradan bu gerekçeleri haklı mı buldunuz, böyle bir inceleme yapıyor musunuz? Raporda -zannedersem- buna ilişkin bir bilgi ben göremedim. Dolayısıyla bu konuda bizi de aydınlatabilirseniz... Bu gerekçeler nedir ve ne kadar bu gerekçelere sonradan katıldınız, uyulmaması sonucunda herhangi bir yaptırımınız var mı bir cezalandırma yöntemi olarak -ödüllendirmeyi biliyoruz ama- bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yani bu 422 uyulmama rakamı önemli bir rakamdır, gerekçeleri ne olursa olsun, belli ki sizinle aynı düşünmüyorlar. O zaman, bizim bunlara, bu kararlara uyulması için ne yapmamız gerekiyor? Bu konuda hazırlanması gereken bir yasal değişiklik varsa bunu da bize iletirseniz memnun olurum.

Tekrar teşekkür ediyorum, emeği geçen herkese de şükranlarımı sunuyorum.