KOMİSYON KONUŞMASI

ERHAN USTA (Samsun) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli bürokratlar, sizler de hoş geldiniz.

Değerli milletvekilleri, şimdi, genel tespitlerden sonra ben şu sorunun cevabını aramak istiyor: Bu emekli aylıkları meselesini çok tartışıyoruz, gerçekten emekliler bu toplumda bir yük mü, emeklilere çok mu para veriliyor, emeklilerin maaşını artırma konusunda niye bu kadar zorlanıyoruz, kabahat emekli tarafında mı, bunlar az prim ödediği için mi bu iş oluyor veya sayıları çok olduğu için mi, yoksa kabahat ülkenin yönetilme tarzında mı? Ben biraz bu soruların cevabını aramaya çalışacağım.

Şimdi, tabii, en düşük emekli maaşı üzerinden bir şeyi konuşmak bir defa başlı başına bu ülke açısından çok ayıp yani işte, ücreti asgarisinden konuşuyoruz, asgari ücreti konuşuyoruz, en düşük emekli maaşını konuşuyoruz, her şeyin en kötüsü, en düşüğü neyse onun üzerinden bir şey konuşuyoruz, onun üzerine hak talep ediliyor; bu bir defa başlı başına ülkenin aslında geldiği durumu, geldiği noktayı gösteriyor. Bu olmamalı. Eğer bu ülke kalkınıyorsa, büyüyorsa, biz yüksek gelirli ülkeler grubunda geçtiysek bir şeyin en küçüğüne, en düşüğüne razı olmamamız lazım, en düşüğü üzerinden de bir tartışma veya talep yürütmememiz lazım normal şartlarda ama maalesef böyle. Yani şu anda 20 bin lira en düşük emekli maaşı oluyor ve 16.881'den 20 bin liraya çıktığı zaman da 907 bin kişi buraya yeni ilave katılıyor ve toplam 4,9 milyon, yaklaşık 5 milyon insan -20 bin lira olması durumunda- en düşük emekli maaşı alacak. Şimdi, 20 bin lira işte, böyle, bir sürü yapıldı, edildi, formülasyondan gelen 18.939 liraydı, yaklaşık 1.060 lira ilave verildi ve 20 bin lira yapıldı ama arkadaşlar, bu 20 bin lira dediğimiz şey TÜRK-İŞ'in açlık sınırının bugün itibarıyla 10 bin liradan fazla altında. Bu 20 bin lira en asgari bir defa hazirana kadar sabit kalacak, o zaman 13 bin lira altında olacak yani en düşük emekli maaşı açlık sınırının üçte 2'sinin altına düşüyor. Biz biliyoruz ki 5 milyon kişi var yani yüzde 5 üzerinde olan... Bakın, o 19 bin lira ile 20 bin lira arasında yüzde 5'lik bir artış farkı var yani yüzde 5'ten yaklaşık 1 milyon kişi geldi, muhtemelen diğer yüzde 5'te de 1 milyon kişi daha gelecek yani en düşük emekli maaşının yüzde 10 üzerinde alan da yaklaşık 7-8 milyon insan. Dolayısıyla hani en düşüğü konuşuyoruz da diğerleri de en düşükten daha yüksek falan da değil.

Şimdi, meseleyi böyle görünce arkadaşlar, bu insanlar geçinmek durumunda. Bunların hepsinin evi falan da yok. İşte, bunun için istatistikler var yani bütün çalışma hayatı boyunca bir ev sahibi olamamış bir sürü de emekli var, bir sürü kirada oturan emekli var. Ne olacak? Bu insanların konut fiyatlarının, kira fiyatlarının, kiraların nerelere geldiğini hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla, burada başka şey yapmak gerekiyor. Bir defa Cumhurbaşkanının seyyanen sözü var memurlar için, daha doğrusu memur emeklileri için; bu söz tutulmadı. 2023 11 Mayısta "tweet"i var, "tweet" hâlâ duruyor. Ya, bir Cumhurbaşkanı söz verir de tutmaz mı? Böyle bir şey olabilir mi, bu kabul edilebilir mi? Ama söz verdi ve seçime gitti, oy aldı ama o söz tutulmuyor. Zaten bunu da başlı başına kabul etmek mümkün değil. Dolayısıyla, bütün emekliler için sadece memur emeklileri için de değil ama memur emeklilerine verilen o sözün bir defa tutulması lazım yani bir Cumhurbaşkanının sözünün yere düşmemesi lazım ama maalesef, Cumhurbaşkanının tabii kendi saygınlığını kendisi düşünmesi lazım yani sadece bizim düşünmemizle bu iş olmuyor.

Şimdi biraz istatistiklere bakalım. Şimdi, arkadaşlar, mesela bununla ilgili sendikaların çalışmaları var, DİSK-AR'ın çalışmalarından alacağım ben bir kısım verileri.

GSYİH içerisinde emekli aylığının payı... Tablo 2010'dan başlıyor; yüzde 6,8 yani emeklilere ödenen paranın millî gelir içerisindeki payı yüzde 6,8. Ve bakın, bu rakamın 2010'dan 2020'ye kadar 7'ye çıktığı da olmuş ama ortalama 6,8-6,9 civarında yani emekli aylıklarının millî gelire oranı yüzde 7 civarında. 2021'den sonra bir düşüş gözüküyor. Rakamlara güvenmek pek mümkün değil ama o düşüşün nedeni, buralara yapılan şey nedir? Biliyorsunuz, enflasyon yanlış ölçüldü, emekli aylıkları ciddi bir şekilde aşağı çekildi. Ondan sonra dolayısıyla millî gelir içerisindeki payı düştü. Yani yoksa sistemin iyileşmesinden kaynaklanan bir şey değil ama en son, 2024 yılı itibarıyla emekli aylıklarının millî gelir içerisindeki payı yüzde 6,1. Bakın, burada hani "EYT" falan deniliyor, EYT'ye suç bulunuyor. EYT'ye rağmen -eğer EYT bir yükse size göre- emekli aylıklarının millî gelir içerisindeki payı düşmüş, düşmüş çok net, bu hesaplara siz de bakın. Bir kısım arkadaşlar rakamlara bakmadığı için, öyle bir alışkanlığı olmadığı için, AK PARTİ Grubu için söylüyorum, kusura bakmayın çünkü böyle bir konuşma yapma ihtiyacınız olmadığı için muhtemelen de çalışmıyorsunuz. Ama çalışıyorsanız vicdanınıza sesleniyoruz o zaman, bu rakamları sizin de biliyor olmanız lazım arkadaşlar. Yani düşüyor, emekli aylıklarının millî gelir içerisindeki payı düşüyor. Dünyanın neresinde düşüyor? Ya, nüfusumuz yaşlanıyor, nüfus yaşlanırken bunun normal şartlarda artması lazım. Ha, artması iyi, kötü ayrı bir şey ama bunu düşürüyorsak biz burada bir problem var demektir. Neye rağmen düşüyor? Emeklilerin nüfus içerisindeki payı 2010 yılında -nüfus payı bu sefer- yüzde 12'ymiş, şu anda 2024'te yüzde 18,5'e gelmiş yani nüfus içerisindeki payı artıyor fakat pastadan aldığı pay düşüyor. Bunun anlamı nedir arkadaşlar? Bu sefalete mahkûm etmekten başka bir şey değil, başka hiçbir veriye bakmaya ihtiyacımız yok bizim aslında. Burada hani "Emeklilere çok para veriyoruz, artık bu iş sürdürülebilir olmaktan çıktı." filan değil. Emekli sayımız evet artıyor oransal olarak; normal. Her ülkede artar bu ama baktığımızda... Mesela, mukayese edelim. Bizde yüzde 18,5 olan oran yani emeklilerin toplam nüfus içindeki payı Almanya'da yüzde 29, Fransa'da yüzde 30,9, İtalya'da yüzde 26,7. Elbette, şunu kabul ediyorum: Avrupa ülkeleri bizden daha yaşlı, onlardan daha fazla olması lazım ama arada 12, 13, 14 puan fark var. Yani şimdi, bakıyorsunuz, Almanya'nın 84 milyon nüfusu var, bizim 86 milyon nüfusumuz var ama bizde 16 milyon emekli var ama Almanya'da 24 milyon emekli var. Böyle baktığınız zaman da böyle çok fevkalade emekli sayımız çok fazla olmuş da bu oranlar bize çok yük getirmiş, o zaman bunların maaşını sınırlı tutalım diye bir analiz doğru bir analiz değil. Neresinden bakarsanız bakın, doğru bir analiz değil.

Şimdi, biraz devam edelim. Ortalama emekli aylığı ve asgari ücret ilişkisi. Buna niye bakıyoruz? Çünkü toplumda bir denge olması lazım arkadaşlar. Zaten herkes asgariden geçinmeye çalışıyor emekli de olsa. "Efendim, o çalışıyor, öbürü emekli." O da zamanında çalışıyordu, prim ödedi, prim yatırdı ve şu anda hakkını istiyor sizden, başka bir şey istemiyor.

Arkadaşlar da ifade etti ama tekrar söyleyeceğim. Demek ki anlaşılmıyor bunlar ısrar ediyorsunuz hâlâ. Birazdan parmaklar emeklinin aleyhine kalkacak burada.

Bakın, 2002 yılı ortalama emekli aylığı asgari ücretin yüzde 122'siymiş yani yüzde 22 üzerindeymiş, şu anda yüzde 0,78'e düşmüş. Yani ne oluyor? Yüzde 22 altına gelmiş. Şimdi, buna ne hakkımız var? Ha bu, asgari ücreti çok yüksek arttığı için mi oldu? Hayır, değil. Asgari ücretli de hâlâ açlık sınırının altında. Asgari ücret 28 bin lira, açlık sınırı bugün 30 bin lira. Asgari ücret yıl sonuna kadar 28 bin lira olarak kalacak. Mehmet Şimşek'in enflasyon hedefi tutarsa yıl sonunda açlık sınırı -enflasyonu yaklaşık yüzde 21 almış olsak, işte, 30'un üzerine yüzde 20'sini koyun- 6 bin daha koyun, 36; bileşikle gittiği için biraz daha fazla, 37-38 bin lira olacak. Yani neredeyse asgari ücretli yılın sonunda açlık sınırının 10 bin lira altına gelecek.

Asgari ücreti çok artırdığımız için değil, emeklinin durumunu çok daha fazla bozduğumuz için bu rasyo bozulmuş. Yani siz iktidara geldiğinizde emekliler asgari ücretten yüzde 22 fazla alıyormuş -ortalama emekli aylığı için söylüyorum- şimdi yüzde 22 altına düşmüş. Yani bu emeklinin kabahati ne, bunu anlamak mümkün değil. Bunu nasıl kabul ediyorsunuz? Hâlâ neye istinaden bunu yapıyorsunuz? Bu tavrı anlamak mümkün değil.

Devam edelim. Bir de şimdi, az önce dedik ya her şeyi asgariden konuşursak, arkadaşlar, en düşük emekli maaşından... SGK Başkanı burada. Sayın Başkan, şimdi, her şeyi en düşük emekli maaşından konuşursak siz SGK olarak nasıl prim toplayacaksınız? Ben niye yüksek miktardan prim vereyim? Niye yüksek gün sayısından prim yatırayım? En düşüğü neyse oradan yaparım. Yani ister istemez insan böyle yapar. Zaten herkesin durumu iyi falan da değil, değil mi? Yani dolayısıyla en düşük emekli maaşı üzerinden konuşmak zorunda kalıyoruz. Bunun üzerinde bıraktılar bizi.

Ama şunu ısrarla söylüyoruz: En düşük emekli maaşında yapılan artış, bir defa, mutlak surette bütün emeklilere yapılmalıdır rakam ne olursa olsun. Öğleden sonra bizim de önergelerimiz olacak buna ilişkin. Mutlak surette bütün emeklilere yapılmalıdır. Yani zamanında 9000 gün, 10000 gün ve yüksek miktarlarda prim ödemiş insanların suçu ne? Şimdi, bakıyorsunuz, bakın, rasyo ortada arkadaşlar, her şey, rakamlar ortada.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) - Geriye bile gitmeye gerek yok, 2019 Ocağında alınmış bu. Ortalama emekli aylığının en düşük aylığa oranı, bakın, altı yılda nasıl bozulmuş: En düşük emekli aylığı 100'se ortalama emekli aylığı 209'muş; 2,1 katıymış bundan altı yıl önce, şimdi 1,2 katına düşmüş. Yani görüyor musunuz? Artık, ortalama emekli aylığı bile en düşük emekli aylığına bu kadar yaklaşmış. Siz bu sistemi nasıl sürdüreceksiniz? Bakın, bunlara bir yıl, iki yıl diye bakmayın, bu sistem, bu işler -biz Planlamadayken öyle yapıyorduk; şimdi yapılıyor mu yapılmıyor mu, bilmiyorum- en az elli yıllık çalışılır sosyal güvenlik sistemi bu anlayış içerisinde. Herkes böyle düşünürse, "Nasıl olsa günün sonunda hepimiz en düşük emekli aylığı alacağız." derse insanlardan nasıl prim alacaksınız? Alamayacaksınız. Bu da zaten sistemi, kendi kendini sürdüremez hâle getirecektir.

Dolayısıyla, tekraren söylüyorum; mutlak surette, yani diğer emeklilere de sadece... En düşük emekli aylığını artırmamız lazım, insanca bir seviye getirmek gerekiyor tedricen. Bir anda gelmeyeceğini biz de biliyoruz çünkü Türkiye çok kötü yönetildi, kamu maliyesi çok bozuldu, bu ülkede yolsuzluk, arsızlık almış başını gitmiş. Birkaç tane örneği daha çok sıcak verdik. Şimdi "Kaynak nerede?" diyenlere de o kaynağı göstereceğim. Orada el kaldırın, gelin kaynağı bulalım beraber; var kaynak burada ama hırsızlık yapmaktan kaynak kalmıyor arkadaşlar. Bu kadar çok hırsızlığın olduğu bir memlekette gidip gidip emekliden kesiyorsunuz.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Bunu da aç. Nedir bu?

ERHAN USTA (Samsun) - Bakın, şimdi, "Ortalama emekli aylığının kişi başı millî gelire oranı -tamam mı- arttı." diyorlar ya, 17 bin dolar oldu, "17 bin dolar olacak kişi başı gelir." diyor Cevdet Yılmaz; bakalım buna: 2002 yılında...

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Bunu aç, aç yani aç.

ERHAN USTA (Samsun) - Açacağım. Ya, EPDK'yi burada saatlerce anlattım. Başkan 2 defa "Cevap ver." dedi EPDK Başkanına. Cevap verebildi mi? Beraber yaşadık burada. Neyi "Aç... Aç..." diyorsun!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÜMİT ÖZLALE (İzmir) - 53 milyar dolarlık vurgun var.

ERHAN USTA (Samsun) - Daha ne açacağım! 53,1 milyar dolar hırsızlık yapıldı! Konuşabildi mi? Yanında oldu ya! Yanında oldu! Konuşabildi mi EPDK Başkanı, bir tane cevap verebildi mi? "Excel dosyalarını göndereyim." dedim. Ne konuşuyorsun sen! Benim canımı sıkma! İnsanın canını sıkma!

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Bu ne biçim tavır ya!

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Değerli arkadaşlar...

ERHAN USTA (Samsun) - "Aç... Aç..." diyorsun. Beraber yaşadık ya! Başka yerde söylenmiş bir şey değil, beraber yaşadık burada.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Hâlâ konuşuyorsun!

ERHAN USTA (Samsun) - Konuşma!

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Sayın Usta...

ERHAN USTA (Samsun) - Benim canımı sıkma!

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Bir milletvekiline yakışmayan tüm üslup var sende, tüm üslup var!

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Sayın Usta... Değerli arkadaşlar...

ERHAN USTA (Samsun) - Sende var değil mi! Canımı sıkma benim!

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Değerli arkadaşlar, bakın...

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Sen buradayken düzgün dersin, oraya gidince her şey yamuk öyle mi?

ERHAN USTA (Samsun) - Burada hesap ortaya koyuyorum kardeşim ben, hesap ortaya koyuyorum. Ya kafan çalışmıyor ya da bilerek yapıyorsun, böyle bir şey olamaz!

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - O zaman suç duyurusunda bulun. Madem öyle, suç duyurusunda bulun.

ERHAN USTA (Samsun) - Hâlâ ne diyor? "Detay ver, detay ver." Daha ne detayı vereyim!

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Suç duyurusunda bulun.

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Değerli arkadaşlar...

ERHAN USTA (Samsun) - Konuşma! Suç duyurusunda mı bulunayım? Hukuk bıraktınız değil mi!

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Değerli milletvekilleri...

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Karşındakileri kendin gibi görüyorsun sen!

ERHAN USTA (Samsun) - Bu para hepimizin parası.

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Sayın Usta...

ERHAN USTA (Samsun) - Bu para hepimizin parası. Sadece benim param çalınmıyor, hepimizin parası çalınıyor. Bak, gitti, emekliyi buna mahkûm ediyorsunuz. Olmasın istiyorum ben, onun için konuşuyorum, onun için gırtlak patlatıyorum.

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Değerli milletvekilleri...

ERHAN USTA (Samsun) - Oradan çıkıp bana hâlâ "Detay ver, detay ver." diyorsun.

NİLGÜN ÖK (Denizli) - Ama itham ediyorsunuz.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - İtham ediyorsun.

ERHAN USTA (Samsun) - İtham ediyorum tabii! Çaldınız diyorum ya, çalıyorsunuz diyorum ya! Daha nasıl denilebilir?

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Sen çalmıyordun değil mi?

ERHAN USTA (Samsun) - Çalıyorsunuz denilir.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - O zaman çalanların içinde sen de vardın.

ERHAN USTA (Samsun) - Trendyol işte, Trendyol, en yakını burada, 1,5 milyar dolar...

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Değerli milletvekilleri, lütfen...

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Sen çalınca buradaydın, buradaydın ya! Çalanların içinde sen de vardın ya!

ERHAN USTA (Samsun) - Konuşma! Susturun şunu Allah aşkına ya!

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Değerli arkadaşlar... Değerli milletvekilleri...

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Git suç duyurusunda bulun o zaman.

ERHAN USTA (Samsun) - Hukuk var değil mi?

CAVİT ARI (Antalya) - Meclisin tutanaklarına geçen bir konu var, resen işlem yapsınlar, ne suç duyurusu?

ÜMİT ÖZLALE (İzmir) - İsmail Ağabey, Bakan savunamadı EPDK Başkanını ya!

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Değerli milletvekilleri...

CAVİT ARI (Antalya) - Resen işlem yapsınlar.

ERHAN USTA (Samsun) - Daha açık nasıl söylenebilir? 50 milyar doları burada tane tane hesap etmiş, ortaya koymuşum...

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Değerli arkadaşlar...

ERHAN USTA (Samsun) - ...sen hâlâ diyorsun ki "İtham ediyorsun."