KOMİSYON KONUŞMASI

EMRE ÇALIŞKAN (Nevşehir) - Sayın Bakanım, Hocam; bu arada hemen bir noktaya dikkat çekmek istedim. Şimdi, protez, ortez noktasında gerçekten özellikle protez kullananların çok ciddi sıkıntıları var. Dediğiniz gibi, Ankara'daki bütün merkezlerde diyelim ki aynı diz altı protezinde -farklı farklı- hem çıkan ürünler ortada hem de bunun hayata geçmesinde, uyum noktasında yaşadıkları problemler, bakım, onarım problemleri. Bir de şöyle bir sıkıntı var Sayın Bakanım, mesela SGK pin sistemli bir diz altı protezine şu an 14.200 lira ödüyor, yüzde 10'unu da kesiyor, 12.800 liraya düşüyor bir protez için ödediği, en kötü bir protez 100 bin liradan başlıyor yani aradaki 80 bin liraya yakınını da kendi cebinden vermesi gerekiyor. Şimdi ben bu noktada şuna özellikle dikkat çekmek istiyorum. Ben bir fizyoterapistim. Ben mezun olmadan önce AFO yaptım, DAFO yaptım, bizzat kendim diz altı protez yaptım, diz üstü protez yaptım; bizzat uygulayarak, bunun dersini alarak mezun oldum ve gerçekten zor şartlarda öğrenerek, bizzat gecelere kadar çalışıp bunu yapmış bir fizyoterapistim. Benim gibi yüzlerce, binlerce fizyoterapist meslektaşım var.

Biliyorsunuz Hocam, gecelere kadar beraber çalıştık şehir hastaneleri planlamasında. Hepsinde protez, ortez atölyeleri de planladık, hâlihazırda var bütün şehir hastanelerimizde; protez, ortezle alakalı bölümleri planladık, metrekarelerini, hangi odada ne yapılacağını, hepsi var biliyorsunuz; Bilkentte de var Etlikte de var. Biz şu an niye kendimiz Gazilerdeki gibi kendi hastanelerimize protezimizi, ortezimizi kendi fizyoterapistlerimizle ya da fizik tedavi teknikerleriyle üretmiyoruz, üretemiyoruz? Niye böyle bir şeyin içerisine girmiyoruz? O noktada bence çok büyük bir eksik var. Bunu yaptığımızda hem istihdam noktasında hem de... Bir fizyoterapist düşünün, kendi hastasına protez yapıyor; bundan güzel bir şey yok. Bizzat çalıştırıyor, santimi santimine ölçüp uyum sürecinde yapması bence çok önemli, değerli. Bu noktada Bakanlığımızın da sizlerin de... Hocam, bu işin en başından beri başındasınız.

YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. EVREN YAŞAR - Sayın vekilim, şöyle arz edeyim, acı çeken taraftayız, biz de öyle. Bir söz vardır askerlikten kalan, "Yapmayan yaptıramaz." diye. Yapmayan onu bilemez, eksiklerini de bilemez; aynı şekilde ben de asistanlığımda ona ellemiş şanslılardan biriyim. Tabii, bizzat fizyoterapistin işi değil bu, fizyoterapist sadece onun uyumuyla veya hazırlanmasıyla ilgilidir, burada ortez, protez teknikerleri filan şeyi var. Sayın Vekilim, fizibilite yaptığımda... Ben bu konuda çok düşündüm, yıllardır da düşünürüm. Hatta Bilkent ve Etlikte o konuda da planlama yapmamızın, sadece bir atölye yapmamızın nedeni şöyle: Bu teknolojiler sürekli değişiyor. Teknolojiler ve kaynaklar sürekli geliştiğinden devletin bunu normal şartlarda Gaziler gibi özel bir grup hariç yakalaması maliyetler açısından mümkün değil. O yüzden, bununla ilgili ortez, protez firmaları veya -biraz önce Aylin Hanım söyledi işte- bu konuda dışarıda fabrikalar var, yerli üretim, yabancı. Oraya da geleceğim eğer uygun görürseniz. Ben bu konuda doğru yönlendirme adına bir fizyoterapistin fizik tedavi doktoruyla beraber onun kontrol mekanizmasında yer almasının çok daha sağlıklı olduğunu âcizane düşünüyorum ve fikrim o yönde. Eğer özel, spesifik bir grup değilse Gaziler gibi, bunun hastanenin içinde olması hastaneyi bir bakıma... Şu an Gaziler açısından baktığınız zaman sürdürülebilir, hatta kârlı bir iş olarak görülebilir ama standart bir eğitim-araştırma hastanesi veya hastane açısından öyle olmuyor Sayın Vekilim. Şuna katılıyorum, işi bilen adamlar, dayak yiyen adamlar olması lazım, eksisini artısını gören; bunların artması lazım. Böyle olunca, biz bir protezi veya ortezi gördüğümüzde eksiklerini, hatalarını, yürüyüşteki katkılarını veya dezavantajlarını görebiliyoruz. Bunu yapmayan birinin görmesi mümkün değildir.

Şimdi, depremden bir örnek vereyim ben müsaade ederseniz. Şimdi, depremde bir travma yaşadık Sayın Bakanım. Travma da hızlıca geldi ve başlangıçta Bakanlığımızda travmayı emen gruplar vardı. Travmayı emen gruplar nerelerdi? Ortopedi, beyin cerrahisi, cerrahi gruplar. Biz de aynı gün itibarıyla Bakanlık emrinde TÜSEB'te -Emre Vekilim bilir- bunun çalışmalarına başladık. Bu, kaba tabiriyle "casualty" noktasında "Bize ampute hasta yükü ne kadar olacak?" diye. Şimdi, normal şartlarda yükü yüzde 3 ila 5 beklerken biz çok daha az sayıda hastayla karşılaştık ve bunu da çok iyi domine ettiğimizi düşünüyorum. İşte, biz toplantılarda Ali Hoca, Emre Hoca, Engin Hocayla beraber bölgesel bir yapılanma içine girdik. Bu bölgesel yapılanmalar içinde 16 ila 17 merkezde bu işi planladık ve baktık Sayın Vekilim... Bu, arada da -Aylin Vekilimin dediği gibi- yerli firmalar sürekli gelmeye başladı -ben o konudaki şeyimi arz edeyim sizlere- "Biz protez yaparız." diye, "Tamam." dedik, biz herkese kapımızı açtık. Hatta "TÜSEB koordinasyonunda proje çıkaralım, destekleyelim." dedik Sayın Bakanım. Bir travma yaşadık ama buradan ders alıp ikincil, üçüncül aşamada da bunun yolunu açalım veya "Nereye götürebiliriz bunları destekleyerek?" diye proje kapıları da açtık. Ondan sonra baktık ki buradaki sektördeki bazı... Ne diyeyim, kimseyi de suçlamak istemiyorum, yanlış anlaşılmalar veya işte, belki de maliyetleriyle ilgili konulara baktığımızda... Söylenilenin karşılığını alamadığımızı gördük. Siz hekimsiniz, en basit örneğini nasıl görürsünüz? Bir protez reçetelersiniz, Emre Vekilimin dediği gibi, onun reçete tanımlamaları var, işte, tanımlarsınız, akıllı protez veya işte sabit protez, "Bunu yapın." dersiniz, tamam mı? Yerli şeyle yaptı, getirdi ama hasta uyumunda sıkıntılar yaşadı. Şimdi, depremzede düşünün... Bakın, ben Silahlı Kuvvetler mensubu birisi olarak inanılmaz şeyler gördüm askerlerde. Travma rehabilitasyonuyla uğraştım yıllarca, ağladığım olmadı ama depremden sonra başhekimken ağlayarak çıktığım bir sürü oda oldu. Birden fazla kişiyi kaybetmiş, tek başına kalmış, çocuğuyla vesaire, bir de ampütasyonla. Triple ampütasyonlar, bir de felçli kollarla uğraştık. O hastaları işte fonksiyon mühendisliği babında ayağa kaldırmaya çabaladık ve bunu da başardık Allah'a çok şükür.

Buradaki uyum... Şöyle yapamazsınız bu hastaya: "Tamam, ben yazdım, sen bunu alıp kullanmak zorundasın." Öyle değil mi Sayın Vekilim, bunu diyemezsin. Öyle deyince ne oluyor? Hasta hem kullanamıyor hem şey... Ama biz bunu öngördük. Kimden öngördük biliyor musunuz? Gazilerden. Gazilerin yıllardır tecrübesi var. Size de geliyorlardır, bütün vekillerime geliyorlardır eminim. Gazi, birisine "Bana bu yerli protezi verdiler, ben bunu kullanamıyorum, şu protezi istiyorum..." Bu protezde, tabii, buradaki AR-GE çalışmaları inanılmaz boyutta. Firma isimleri de vereyim, işte Ottobock'un yaptığı, Össur firmasının yaptığı. Şimdi, bunlarla ölçülebilir durumda değiliz o yüzden o yaptığımız yerli protezlerin çoğunu ekstra belki şeylerle -onu bile devletimiz karşıladı, Allah razı olsun- yabancı protezlere çevirdik, şu an onunla mutlular.

Ve öyle bir planlama yaptık ki Sayın Vekilim o dönemde -hâlâ da devam ediyor- 17 bölgede bu protezlerin geri dönüşü veya rehabilitasyon süreçlerini de tamamladık. Ve yine FTR'yle ilgili -bunu gururla söyleyebilirim, burada Emre Vekilimin de katkısı var, bütün bakanlarımın, bütün vekillerimin katkısı var- şu an deprem bölgelerindeki FTR imkânları cihaz ve yatak kapasitesi olarak "upgrade" edildi. Onların bizzat içindeydim, işte Ali Bey de teyit edecektir, diğer arkadaşlarımız da. Bunu çok açık yüreklilikle ifade edebilirim. Yani devlet bazen üstüne düşeni fazlasıyla yapıyor, sadece biz insanla ilgili yani mevzuat değil de insanla ilgili bir entegrasyon sorunu yaşıyoruz, bunu da çözmek çok zor değil.

Saygılarımı arz ediyorum. Teşekkür ediyorum hepinize.