| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve Samsun Milletvekili Orhan Kırcalı ile 50 Milletvekilinin Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3393) |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 04 .12.2025 |
ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.
Ben de bugün itibarıyla bütün katılımcı arkadaşları, hazırunu selamlıyorum.
Şimdi, 21'inci maddeyle ilgili konuşuldu, burada izahat yapıldı, eleştiriler yapıldı ve neden değişiklik yapılması gerektiği noktasında maddeye ilişkin değerlendirmeler söylendi. Burada bizim vermiş olduğumuz önerge var. Önerge, muhtemelen zaten birazdan konuşulacak, söylenecek ama önergeye geçmeden önce hem bizim hem Cumhuriyet Halk Partisinin bütün bu kaygılarını giderme adına, bu noktada bu kaygıları giderme adına bizim önergemizin gerekçesinin tümünü okumuyorum, sadece ilgili kısmı okuyup hani belki bu maddeye bu ekleme yapılırsa aslında bütün kaygılarını da giderebileceğini belirtmek istedim.
Şöyle demişiz: "Bu madde hükümleri, barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşleri sırasında geçici olarak trafik akışının etkilenmesi hâllerini ve eylem kapsamında trafiğin akışının durdurulması hâllerini kapsamaz, bu tür eylemler suç oluşturmaz." Yani illaki bu yazılacak değil ama bu minvalde eğer bir düşünce varsa, değişiklik yapılabilirse belki bütün bu kaygılar da giderilmiş olabilir çünkü anayasal bir güven kapsamından söz ediyoruz.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sayın Uçar, ben önergeyi gördüm, Adalet Bakan Yardımcımız bir açıklama yapacak herhâlde şimdi. Pardon, siz sözünüzü bitirin de ondan sonra yapalım.
ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Yok, sadece bunu söyleyecektim.
Bu noktadaki bütün kaygıları bitirecek bir yaklaşımdır. Yani illaki bizim önergemizdeki cümleler olsun demiyoruz ama bu kaygıları giderecek bir yaklaşımla, belki bu düzenlemeye hani biz de belki katkı sunmuş oluruz.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Buyurun Değerli Hocam.
DOÇ. DR. SELMAN DURSUN - Şimdi, bu, aslında getirilen hükmün tarihsel gelişimine baktığımızda, eski Ceza Kanunu'nun 384'üncü maddesinde benzer bir suç tipi mevcuttu fakat eski kanunda zor kullanılarak, nüfuz kullanılarak, tehdit kullanılarak ya da hile kullanılarak suçun işlenmesi düzenlenmişti. Fakat örneğin, kişinin keyfî olarak bir kişinin önünü kesmesi fakat hiçbir tehdit, cebir, hile kullanmadan ulaşımını engellemesi cezasız kalıyordu. O yüzden yeni kanun "Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla..." şeklinde bu fiilleri de aslında kapsamına almış vaziyette. Burada dikkat edilirse cebir ve tehdit veya hukuka aykırı gibi bir durum değil hepsi alternatif olarak seçimlik hareketli bir suç tipi. Dolayısıyla, hâlihazırda da zaten hukuka aykırı davranış unsuru suç olarak düzenleniyor. Sadece farklı olan cebir veya tehdidin kapsamdan çıkarılması. Dolayısıyla, cebir veya tehdit kullanılarak ulaşım engellenmişse ilave olarak cebir veya tehditten dolayı da...
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Ama cebir ve tehdit zaten hukuka aykırı, şeyi tam anlayamadım çünkü sırf "cebir veya tehdit"in çıkartılmış olması orada bir şeyi değiştirmiyor aslında çünkü "ya da hukuka aykırılık" diyor.
DOÇ. DR. SELMAN DURSUN - Şöyle: Yani mevcut hâlinde cebir veya tehdit dışındaki diğer hukuka aykırı fiilleri kapsamak üzere konulmuş bir ifade. Şimdi, "cebir veya tehdit"i çıkardığımızda cebir veya tehdit, ayrıca kullanıldığından (4)'üncü fıkrayı da dikkate aldığımızda ayrıca ceza verilmesi söz konusu olacak.
Şimdi suçla ilgili diğer bir husus: "Suç ne zaman oluşur?" dediğimizde, "maddi unsurlar" dediğimizde, bu, aslında sadece hukuka aykırı davranışın yapılması değil engelleme neticesinin, durdurma neticesinin ya da başka yere götürme gibi neticeler... Buna ilişkin kastın da olması lazım, kişinin davranışının hukuka aykırı olduğunu da bilmesi ve bu davranışı sonucunda trafiği engellediğini ya da başkasının ulaşımını engellediğini bilmesi; bunların da kastın kapsamında olması gerekiyor.
O da yetmez, "hukuka aykırılık" unsuruna geldiğinizde birçok hukuka uygunluk nedeni var bu davranışın hukuka aykırı olmasını ortadan kaldıracak olan yani kanunundan kaynaklanan yetkiler, bir polisin durdurma yetkisi ya da suçüstü hâlinde birinin yakalanması araçla kaçan birinin, meşru savunma kapsamında saldırganın durdurulması ya da hakkın kullanılması çerçevesinde Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Kanunu'na uygun olarak bir engelleme, gösteri kapsamında fiilen böyle bir durum ortaya çıkmışsa tabii ki hakkın kullanılması yahut ilgilinin rızası ya da zorunluluk hâli söz konusuysa, kusurluluk kapsamında bu fiiller zaten cezalandırılmayacaktır suç oluşturmadığı için veya kusurlu olmadığı için.
Yine, kısa süreli durdurmadan bahsedildi. Kısa süreli durdurmalarda zaten belirli bir ağırlığa ulaşması lazım engellemenin, hürriyeti tahdit eden bir kişiyi bir saniyeliğine tutmanız haksızlık içeriği açısından çok azlık teşkil ettiği için cezalandırmama sonucu doğurabilir.
Bir diğer mesele, yeni mevcut teklifte şöyle bir farklılık var: Ceza noktasında bir kademelendirmeye gidilmiş ki bu önemli bence; engelleme ve durdurma ayrı bir ceza, mevcut durumun durdurulması, engellenmesi belirli bir ceza gerektirirken, aracın, kara aracının yönünün değiştirilmesi daha ağır yaptırımla karşılanmış ki bu ayrımın gözetilmesi önemli.
Fakat (2)'nci fıkrada, suçun konusunun deniz veya demir yolu ulaşım aracı olması hâlinde üç yıldan yedi yıla kadar hapis şeklinde burada da ceza artırılıyor fakat (1)'inci fıkradaki ayrım burada da belki gözetilebilirdi yani deniz, demir yolu araçlarının sadece engellenmesi ve durdurulmasında belirli bir artırım, başka yere götürülmesinde farklı bir artırım ya da farklı bir ceza öngörülmesi en azından (1)'inci fıkrayla paralellik açısından daha uygun olabilir.
Son fıkraya baktığımızda -tabii, bunu Süleyman Bey de söyledi- fikrî içtima bağlamında normalde tek cezayla cezalandırılabilecek hâller daha ağır cezayla cezalandırılmış oluyor. Yalnız şunu da ayırmak lazım: Burada engelleme fiilleri ile sırasında işlenen her türlü suç değil yani toplantı, gösteri yürüyüşünün kanunsuz hâle gelmesi değil bu suçların işlenmesi amacıyla ya da işlenmesi sırasında başka bir suçun işlenmesi hâlinde uygulanması söz konusu olacak; cebir veya tehdit, hürriyeti tahdit olabilir ki zaten mevcutta da ayrıca cezalandırılması söz konusu. Bu da bu fiillerle daha etkin mücadele noktasında fikrî içtimada tek ceza verilmesi ilkesinden ayrılındığını gösteriyor ama ağır bir ceza mıdır, tabii, bu tartışılabilir.