| Komisyon Adı | : | (10/1912,3375,3376,3377,3378,3379) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 22 .01.2026 |
GİZEM ÖZCAN (Muğla) - Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli bürokratlar, kıymetli Komisyon üyeleri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum. Öncelikle sunumlarınız için teşekkür ediyorum. Tam da biraz önce bahsi açılan konudan devamla bugün tabii, dünyanın başka yerlerinde nasıl bu sorunların ele alındığı üzerine de bir tartışma yürüdü. Bu bağlamda, ben de Portekiz modelini özellikle dikkatlerinize sunmak istiyorum hem de yapılan Komisyon faaliyetlerine katkı sunması bakımından çünkü aslında bu model tam da bizim bugün yaşadığımız sorunların eksikliğini yaşadığımız yere işaret ediyor.
Sayın Bakan, Portekiz modeli, çocukların suça sürüklenmesini cezai aşamaya gelmeden önce önlemeyi amaçlıyor ve merkezî iktidarla yerel yönetimlerin bir arada çalıştığı bir model ve çok paydaşlı, rızaya dayalı, erken bir müdahale mekanizması. Bu, bir erken müdahale modeli ve amaç suç oluşmadan önce müdahale etmek; ceza hukukundan önce devreye giriyor ve müdahale eşiği de suç değil, risk. Aslında siz biraz önce 3 bölge için sanırım bu çalışmayı yapmışsınız benim gördüğüm kadarıyla.
AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ - Yok, çok daha fazla yaptık.
GİZEM ÖZCAN (Muğla) - Çok daha fazla mı? o zaman örnekler 3 bölgedeydi.
Yoksulluk, okuldan kopuş, aile içi şiddet, ihmal, maddeyle temas... Türkiye'de sistem ne yazık ki ne zaman çalışıyor? Suç olduktan sonra. Çocuk erken yaşta kriminalize ediliyor ve devlet çocuğa ilk temasını ceza eliyle değil, sosyal hizmet eliyle kuruyor. Tabii, burada önemli bir adım da yerel yönetimlerle iş birliği yapılıyor olması. Bugüne kadar ben bu noktada bu soruyu da yöneltmek istiyorum: Sizin bu yönde bir çalışmanız oldu mu? Çok bakanlıkla iletişim hâlindesiniz çünkü alanı çok geniş, çok katmanlı; Sağlık Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, pek çok bakanlığı aynı anda ve kurumu aynı anda ilgilendiriyor. Yerel yönetimlerle herhangi bir bu yönde temasınız, faaliyetiniz herhangi bir çalışmanız oldu mu?
Burada iktidarla birlikte Portekiz modelinde belediyenin de imkânlarının çünkü kullanılması mümkün. Erken müdahalenin en kritik unsuru da elbette ki hız çünkü risk birikirken bir tarafta, aylarca onu bekleyemezsiniz, orada hızlı bir şekilde ve etkin bir şekilde müdahale edilmesi gerekiyor. Bir önemli hususu da bu modelin tabii ki ciddi bir disiplinli yapıya sahip olması. Bu model Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'yle ve Avrupa Konseyi çocuk adaleti ilkeleriyle de keza tam uyumlu, özellikle de şu ilkeyi bire bir karşılıyor: Çocuğun adalet sistemiyle mümkün olan en geç aşamada temas etmesi.
Tabii, bu çerçevede bunu anlattıktan sonra somut sorularımla da aslında erken müdahalenin bugüne kadar neden çok hızlı bir biçimde hayata geçirilmediğini, çocukların neden suçtan sonra hatırlandığını ve sosyal hizmetin geç kaldığını da somut sorularla sormak istiyorum. Özellikle son dönemde suça sürüklenen çocukların faili olduğu eylemlerdeki artışı hep birlikte kaygıyla takip ediyoruz, büyük bir üzüntüyle onu ifade etmek istiyorum ama bu sadece bir adli vaka değil, aynı zamanda Komisyonumuz da zaten sadece bir adli vaka olmaması değil, tüm yönleriyle araştırılması amacıyla kuruldu, bundan hareketle kuruldu. Bu noktada sosyal, ekonomik ve hukuki boyutlarıyla topyekûn ele alınması gerekiyor ve devletin doğrudan sorumluluğunu gerektiren, çok yönlü, çok katmanlı bir toplumsal sorun var önümüzde. Bu noktada da şu hususları iletmek istiyorum: Bugün ceza infaz kurumlarında bulunan her 10 çocuktan 1'inin tutuklanmadan önce eğitim hakkına erişemediği anlaşılmakta. Bu çocuklar eğitim sisteminin dışına itilmişken -devletin sosyal hizmet mekanizmaları- bu anlamda Bakanlığınızın çalışması oldu mu; bunu sormak istiyorum. Bu çocuklar hakkında neden daha önce koruyucu ve destekleyici tedbirler alınmamıştır? Eğitimden kopuş bu kadar görünürken Bakanlığınız hangi aşamada devreye girmiştir? Kolluğun çocuk birimi korunmaya ihtiyacı olan ya da suça sürüklenen çocuklar hakkında işlem başladığında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bildirimde bulunmak zorunda, bununla yükümlü. Bu bağlamda, 2023, 2024, 2025 yıllarında Bakanlığınıza kaç çocuk hakkında bildirim yapılmıştır? Bu bildirimler sonucunda çocuklar hakkında hangi somut adımlar atılmıştır?
Eğer hızlı gidiyorsam not almanız için yavaşlayabilirim.
Ceza infaz kurumlarında bulunan çocuklardan kuruma alınmadan önce Çocuk Koruma Kanunu kapsamında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı alınmış olan çocuk sayısı kaçtır? Yani soruyorum: Devlet bu çocukların kaçına suça sürüklenmeden önce direkt bir şekilde temas etmiştir, dokunabilmiştir?
Bir başka kritik başlığı da dikkatlerinize sunmak istiyorum. Bakanlığınıza ait kurumlarda bakım tedbiri altında bulunan çocuklardan kaçına soruşturma veya kovuşturma açılmıştır. Devletin bakım sorumluluğu altındaki bir çocuğun suçla karşı karşıya gelmesi başlı başına idari ve politik bir başarısızlık değil midir?
Tahliye edilen tutuklu ya da hükümlü çocuklara da bu noktada değinmek istiyorum. Tahliye edilen çocuklarla ilgili olarak hangi tedbirler alınmaktadır Bakanlığınızca?Bakanlığınızın tahliye edilen çocuklara yönelik özel bir hizmet modeli var mıdır? Somut olarak soruyorum: Tahliye edilen çocukların kaçı hakkında sosyal inceleme raporu düzenlenmiştir? Kaçı hakkında eğitim, danışmanlık, sağlık, barınma ya da bakım tedbiri alınmıştır? Yoksa çocuklar cezaevinden çıkıp yeniden aynı yoksulluk ve risk ortamına mı temas etmiştir?
Yine, mahpusların çocuklarına ilişkin konuya da değinmek istiyorum. Bakanlığımız bu konuda hangi hizmetleri yürütmektedir? Çünkü annesi ya da babası ceza infaz kurumlarında olan çocuklarımız var ve bunların kaçı hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı alınmıştır? Kaçı hakkında yine sosyal inceleme raporu düzenlenmiştir.
Sayın Bakan, bir de önemli bir hususa vurgu yapmak istiyorum. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi Türkiye hakkında yayımladığı sonuç gözlemlerinde çocuk adalet sistemiyle sosyal hizmetler arasında koordinasyon bulunmamasını üç yıl önce açıkça eleştirmişti yani burada bir koordinasyon sorunu olduğuna özellikle dikkat çekmişti. Aradan geçen bu üç yıllık sürede bu 2 sistem arasındaki somut koordinasyon adımlarını attınız mı? Hangi yapısal değişiklikleri hayata geçirdiniz?
Son olarak şunu sormak istiyorum: Çetelerin, suç örgütlerinin -biraz önce de ifade edildi yine- sosyal medya üzerinden çocuklara ulaştığı artık bir gerçek, bunu herkes biliyor, aileler de bununla ilgili tedbirlerin alınmasını istiyor. Bu noktada, bu platformlarda çocukların korunmasına yönelik hangi somut adımlar atılmıştır? Kaç sosyal medya hesabı hakkında savcılığa Bakanlığınızca ihbarda bulunulmuştur ya da bu konuda bir tespit çalışması yapılmıştır. Bunların yanıtlanmasını sizden isteyeceğim.
Çok teşekkür ediyorum.