| Komisyon Adı | : | BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 15 .01.2026 |
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Konuşacağız ama benim başka da şeylerim de var, geneli üzerine konuşacağım tabii ama jeoloji ağırlıklı olacak.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, çok Değerli Bakan Yardımcımız, bürokrasinin değerli üyeleri ve ilgili sivil toplum örgütü, demokratik kitle örgütü başkanları; hepinizi saygıyla selamlıyorum öncelikle.
Tabii, bu Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin öncelikle her arkadaşımızın da belirttiği gibi klasik bir torba kanun olduğu; burada üniversitelerin, sivil toplum örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin, ilgili meslek odalarının ve özellikle yerel yönetimlerin görüşleri alınmadan önümüze getirildiğini bir kez daha buradan müşahede etmiş oluyoruz. Bu çok önemli, sanki öyle bir şey yaratılıyor ki ülkede yerel yönetimler başka bir ülkenin vatandaşları tarafından seçilmiş, merkezi yönetim bir başka ülkeye hitap ediyor. Yani burada toplumsal olarak gerçekçi ve samimi önlemler almak yerine ne yazık ki sanki yerel yönetimlerin yetkilerini kısıtlamak, onları devre dışı bırakıp tamamen merkezileştirip yerel yönetimlerin devre dışı bırakıldığı bir sistemi görüyoruz burada. Bu, bir kere kabul edilebilir bir şey değil. AKP'yi bu konuda samimi olmaya ve gerçekten getirdikleri kanun teklifinde tüm vatandaşları kapsayacak ve kucaklayacak kanun tekliflerinin buraya getirilmesi konusunda bir kere daha uyarmış olalım buradan.
Değerli milletvekilleri, değerli hazırun; tabii, şimdi, burada baktığımız zaman, çok yakın bir süre önce, neredeyse üçüncü yılına gireceğimiz 6 Şubat depremlerini ne yazık ki yaşadık, 53 binden fazla insanımızı kaybettik; ondan önce de Bayraklı depremini yaşadık, -27'nci Dönemde- ne yazık ki yine 167'ye yakın vatandaşımızı kaybettik ve sonrasında kurulan deprem komisyonlarında yer aldım. Burada şunu özellikle vurgulamak isterim: Her iki deprem komisyonunda da birinde 500 sayfalık bir üretim yapıldı, birinde bin sayfalık üretim yapıldı ve çok ciddi önermeler; pek çok kuruluş, sivil toplum örgütü, kurumlar dinlenerek çok ciddi önermeler ortaya konuldu. 1959'dan beri yürürlükte olan örneğin Afet Yasası üzerinde bir çalışma yapmıyorsunuz Bakanlık olarak neden yapılmıyor? 1959'dan bugüne kadar bunca afet yaşadık, her yıl neredeyse ortalama yüzlerce insanın öldüğü depremler yaşanıyor. Tabii, sadece depreme de indirgememek lazım, onlarca afeti yaşıyoruz ülkemizde; buna dair bir köklü değişiklik yapmak yerine bakıyoruz ki böyle palyatif, günü kurtaran şeyler getiriyorsunuz ortaya.
İki, 1953'ten beri bir yasaklama var, fay zonları üzerine yapılaşmayı yasaklayan bir kanun var 1953'ten beri. Peki, neden bugüne kadar izin verildi? Ben sadece AKP olarak söylemiyorum bunu, bugüne kadar gelen yönetimler neden bu fay zonları üzerindeki yapılaşmayı yasaklamadı? Siz yirmi dört yıldır neden buna dair bir önlem almadınız, bunu da sormak isterim doğrusu.
Üç, 1968'den beri zemin etütleri zorunlu. Peki, aradan elli sekiz yıl geçmiş, kaç zemin etüdü yapıldı, bunlar ne kadar kontrol edildi, bunlara dair ne kadar ciddi çalışmalar yapıldı, bunu da buradan doğrusu sormak isterim.
Şimdi, biz ne yapıyoruz, deprem sonrası yara sarmaya dönük... Ya kardeşim, her yıl yüzlerce insanı kaybediyoruz depremlerde, lütfen bu konuda samimi olunsun. Bakın, maalesef, inşaat lobilerine ihale yaratan ve tamamen insanları rezerv alanı adı altında... Sevgili Vekilim, siz Hatay Milletvekilisiniz, ben de bölge Milletvekiliyim, Adana'da depremi birebir yaşayan biri olarak depremi ve rezerv alanlarını gerekçe göstererek zeytinliklere, mülkiyet alanlarına çökülüyor. Aslında bu kent tamamen yıkılmış bir kent, yerle bir olmuş bir kentken buranın fay zonunun, zemin etütlerinin düzgün bir şekilde yapılıp yine Asi kenarına mülkiyet haklarının korunarak daha dağlık, daha zemini sağlıklı yerlere alınması gerekirken buna dair bir yapılanma yerine "Nasıl ihaleye çıkabiliriz?" Ne yazık ki toplumsal bakış açısı da bu. "Nasıl TOKİ'ye ihaleler yaratabiliriz?" bağlamında bir yaklaşım var.
ADEM YEŞİLDAL (Hatay) - On bin yıllık bir geçmişi olan şehri "Taşıyın." diyorsunuz.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Bir kere, bakın, ben bitireyim isterseniz siz sonra yanıtlayın.
BAŞKAN ADİL KARAİSMAİLOĞLU - Müzeyyen Hanım, buyurun, devam edin.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Bakın efendim, sıfırlanmış bir kentten bahsediyoruz. Belki çok özür dilerim "Fırsat." demek çok yanlış bir şey ama yeniden yapılanma açısından bir fırsattı bu ama geldiniz yine Asi kenarına. Mülkiyet haklarını koruyarak bir başka yere ve cazibe merkezi olarak hastaneleri, kamu kurumlarını vesaireyi oralara getirerek yeniden bir yapılanma sağlanabilecekken gene Asi'nin kenarına kuruyorsunuz şu anda kenti; bu sadece Hatay özelinde.
Efendim, devam ediyorum, çok önemli çünkü her yıl içimiz yanıyor, yüzlerce insanımızı kaybediyoruz. Burada eğer bir yasa çıkarılacaksa sahici bir yasa çıkarılması gerekiyor. Bakın, şimdi, bugün bu 4 madde yani 21, 22, 23 ve 24 hangi gerekçeyle getirildi, çok merak ediyorum. Yani nedir gerekçe? Bize diyorsunuz ki: "Efendim, afete duyarlı kentler oluşturmak için." Bunun şemsiyesi adı altında bize 4 tane madde getiriyorsunuz ve çok önemli olması gereken jeoloji mesleğini ve jeoloji bilimini kullanmanız gereken yerde kullanmıyorsunuz, bugün durduğu yerde çöken binalar görüyoruz, hiçbir bina durduğu yerde çökmez, bilimi ve aklı kullanmadığımız için jeoloji mesleğinin bize sunduğu, jeotekniğin bize sunduğu o aklı kullanmadığımız için durduğu yerde binalar... 4 insanımızı kaybettik, efendim, köprüler akıyor, bilmem, yollar heyelana uğruyor vesaire bunun gibi pek çok şey var.
Şimdi, baktığımız zaman, 24 il 110 ilçe, 500 köy ve mahalle doğrudan fay zonu üzerinde yer alıyor. Burada kentsel dönüşüme ilişkin nasıl bir çalışma yapıldı? Buna dair bir çalışma yapmıyorsunuz arkadaşlar. Yani bataklığı kurutmamız gerekiyor. Bakın, 3194 sayılı İmar Kanunu, yine 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu, yine 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu; bunlarda ciddi revizyona ihtiyaç var. Yapı Denetim Kanunu etkin uygulanmadığı için... Gerçekten özellikle bakın 4 mühendislik birimi var. Benim burada alnımın damarı çatladı iki tane deprem Komisyonunda jeoloji mühendislerinin en azından subasmanına kadar kontrolde... Bir elektrik tesisatı bozulduğunda ne olur? Hiçbir meseleyi küçümsemiyorum, yanlış anlamayın, yeniden yapabilirsiniz ama bir zemin ve bina ilişkisini yeniden kurgulamanız mümkün değil can kaybı olduktan sonra. O yüzden en azından subasmanına kadar bir jeoloji mühendisi tarafından denetimin yapılması; bunun da Yapı Denetim Kanunu'na konulmasıyla ilgili burada alnımın damarı çatladı; bunu ne yazık ki hayata geçiremedik. Bu tarz düzenlemeler yapmanız gerekiyor Sayın Bakanım, yani sizlerden toplumun beklentisi bu. Bakın, imar planları ve kentsel dönüşüm süreçlerinde jeolojik, jeoteknik, etüt raporları, mikro bölgeleme çalışmaları zorunlu olmalı." demişiz biz bu deprem raporlarında, verdiğimiz komisyon raporlarında.
Yine yüksek riskli alanlarda fay zonları ve sıvılaşma riski olan alanların imar kısıtlamaları getirilmeli, önermeler içerisinde var. Diri fay haritaları, sıvılaşma haritaları, jeolojik veriler karar süreçlerinde esas alınmalı. MTA tarafından özellikle hazırlanan... Bakın, Maraş depremlerinde biliyorsunuz İRAP raporları var, il afet raporları; orada neredeyse bir tek saatini bilmemiş bu İRAP raporu; yerini, büyüklüğünü söylemiş, buna dair bir önlem alınmıyor arkadaşlar yani bunları biz konuşmayacak mıyız? Bu hepimizi ilgilendiren, hepimizin çocuklarını ve geleceğini ilgilendiren bir şey değil mi bu ülkede? Yani ben sizi sadece AKP olarak suçlamıyorum, bunca yıldır bu önlemlerin alınmaması nedeniyle bu tür can kayıplarıyla karşı karşıya kalıyoruz.
Şimdi, belediyelerde, çevre ve şehircilik il müdürlüklerinde, AFAD il müdürlüklerinde yeteri kadar jeoloji mühendisi çalışmıyor arkadaşlar, bunlardan yararlanmıyoruz. Binlerce jeoloji mühendisi işsiz, şimdi siz bu getirdiğiniz 21, 22, 23 ve 24'üncü maddeyle buna 7 bin daha işsiz mühendisi katacaksınız çünkü serbest mühendisliği ortadan kaldırıyorsunuz, Bakanlığa bağlıyorsunuz. Şimdi, bu konuda karneniz iyi değil arkadaşlar yani siz Adana'da diyelim 100 tane serbest mühendislik bürosu varsa bunu 5'e indirgeyeceksiniz ve bunu Bakanlık denetleyecek. Karneniz çok özür dilerim ama bu konuda iyi değil, yandaş birilerini oraya atamayacağız ne belli, bir. İki: Jeoloji mühendisleri açısından da çok büyük bir iş gücü kaybı. Zaten işsizlikle boğuşan ve zaten yeteri kadar yer bilimlerinden yararlanılmayan bu süreçte jeoloji mühendislerle şiddetle ihtiyaç duyulan üç tarafımız depremlerle çevrili bu ülkede -sadece deprem değil tabii, tüm afetler için geçerli- bu önlemlerin alınmasının önemine bir kere daha burada vurgu yapmak istiyorum.
Elbette ki eğitim müfredatına jeoloji, afet bilimi eklenmeli. Bu ülkede bir afet bakanlığının kurulmasına dönük çalışma yapmanızı beklerdik, keşke böyle bir çalışma olsa. Gerçekten tüm birimlerin koordine hâlinde olduğu ve ne yazık ki depremde üç gün boyunca devletin birtakım kurumlarının eş güdüm olmadığı için oraya ulaşmadığı bir süreçte bir afet bakanlığının da acilen kurulması gerekir diyorum.
Ben maddelerle ilgili de sırası geldiğinde görüşlerimi bildireceğim.
Teşekkür ederim.